rush - Türkçe İngilizce Sözlük

rush

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

rush — Definition

Anlamı ve Tanımı:
acele etmek, ani akın
Okunuş (IPA):
(AmE /rʌʃ/ – BrE /rʌʃ/)
Terim Türü:
İsim: rush (rushes); Fiil: rush (rushes – rushed – rushing)
Zaman baskısıyla hızlı hareket etmeyi ya da yoğun ve ani yönelimi tanımlayan kelimedir. Eski Fransızca russer kökünden evrilmiştir. Psikoloji ve ekonomi anlatımlarında ani yoğunluk artışını betimler.
Eş Anlamlılar:
hurry, surge
Zıt Anlamlılar:
linger

"rush" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 115 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
rush i. telaş
There is a sweet rush all over the world on February 14.
14 Şubat'ta tüm dünyada tatlı bir telaş var.

More Sentences
rush i. acele
You obviously painted this in a rush.
Belli ki bunu aceleyle çizmişsiniz.

More Sentences
rush f. acele etmek
She rushed out the door as soon as she hung up.
Telefonu kapatır kapatmaz aceleyle kapıdan çıktı.

More Sentences
rush f. koşturmak
I rushed upstairs.
Ben üst kata koşturdum.

More Sentences
rush f. telaş etmek
rush f. acele ettirmek
Genel
rush i. rağbet
There seems to be a rush on hand-made ceramics these days.
Görünen o ki bugünlerde el yapımı seramiklere rağbet var.

More Sentences
rush i. koşuşturma
Singing on stage is always such a rush.
Sahnede şarkı söylemek her zaman bir koşuşturma oluyor.

More Sentences
rush i. hücum etmek
Everybody rushed towards me.
Herkes bana doğru hücum etti.

More Sentences
rush f. aceleye getirmek
I don't want to rush into any decisions.
Kararımı aceleye getirmek istemiyorum.

More Sentences
rush f. yetiştirmek
Fadil rushed Layla to the hospital.
Fadıl, Leyla'yı aceleyle hastaneye yetiştirdi.

More Sentences
rush f. hücum etmek
Everybody rushed towards me.
Herkes bana doğru hücum etti.

More Sentences
rush f. sıkıştırmak
Take your time. No one is rushing you into making a decision.
Ağırdan alabilirsin. Karar vermen için seni sıkıştıran yok.

More Sentences
rush f. hızla akmak
We could hear water rushing through the pipes.
Borulardan hızla akan suyun sesini duyabiliyorduk.

More Sentences
rush f. koşturmak
I rushed upstairs.
Ben üst kata koşturdum.

More Sentences
rush f. saldırmak
He was arrested for rushing a security guard.
Bir güvenlik görevlisine saldırdığı için tutuklandı.

More Sentences
rush f. koşmak
At present, enlargement seems reminiscent of lemmings rushing to the sea.
Şu anda genişleme, denize koşan yaban domuzlarını andırıyor.

More Sentences
rush f. (amerikan futbolu) topla koşmak
Brady was the one to rush touchdown.
Sayı kazanmak için topla koşan Brady oldu.

More Sentences
rush f. aceleyle göndermek
She rushed copies of the agenda to the meeting room.
Gündemin kopyalarını aceleyle toplantı odasına gönderdi.

More Sentences
rush f. akın etmek
Thousands of people rushed to Nome.
Binlerce insan Nome'a akın etti.

More Sentences
rush f. acele etmek
She rushed out the door as soon as she hung up.
Telefonu kapatır kapatmaz aceleyle kapıdan çıktı.

More Sentences
Teknik
rush f. koşmak
At present, enlargement seems reminiscent of lemmings rushing to the sea.
Şu anda genişleme, denize koşan yaban domuzlarını andırıyor.

More Sentences
Botanik
rush i. kamış
Rush is a perfect material for weaving baskets and rugs.
Kamış, sepet ve kilim dokumak için mükemmel bir malzemedir.

More Sentences
Genel
rush i. kızartı
rush i. atılma
rush i. hücum
rush i. furya
rush i. saldırış
rush i. kur
rush i. üşüşme
rush i. sıçrama
rush i. önemsiz şey
rush i. kofa
rush i. hamle
rush i. koşma
rush i. hasırotu
rush i. akın
rush i. acele etme
rush i. hız
rush i. saldırma
rush i. saz
rush i. toplanma
rush i. saldırı
rush i. istek
rush i. talep
rush i. koşuşturmaca
rush i. koşturmaca
rush i. yoğun arz
rush i. ani talep
rush i. (yeni bir yere) akın etme
rush i. istila etme
rush i. dolup taşma
rush i. altına hücum
rush i. (okulda veya üniversitede) sınıflar arası güç yarışı
rush i. sınıflar arası rekabet
rush i. (uyuşturucu etkisi ile) mest olma
rush i. (uyuşturucu etkisi ile) kendinden geçme
rush i. tatmin olma
rush i. coşkunluk hissi
rush i. enerjik his
rush i. kadının kur yapana karşılık vermesi
rush i. hafif kadın
rush i. hızla girmek
rush i. üyelik zamanı
rush f. üstüne atılmak
rush f. seğirtmek
rush f. akın yapmak
rush f. şiddetli esmek
rush f. çabucak halletmek
rush f. düşünmeden girişmek
rush f. sıkboğaz etmek
rush f. asılmak
rush f. atılmak
rush f. hızlı akmak
rush f. püskürtmek
rush f. acele ile göndermek
rush f. aceleyle yapmak
rush f. kur yapmak
rush f. koşuşturmak
rush f. üstüne çullanmak
rush f. aşıkmak
rush f. birden yükselmek
rush f. birden baskın hale gelmek
rush f. püskürmek
rush s. alacalı
rush s. telaşlı
rush s. aceleci
rush s. ivedi
rush s. (kızlara özgü) üyesi olunan sosyal grup faaliyetleri ile ilgili
rush s. maksimum harekette
rush s. aşırı hareketli
rush N. ani akın
Konuşma Dili
rush i. yoğun keyif/zevk (özellikle uyuşturucu vs gibi uyarıcı maddelerin yarattığı etki sonucunda)
Ticaret/Ekonomi
rush f. seğirtmek
Botanik
rush i. sazak
rush i. juncus ve scirpus cinsi bitki
rush i. hasırotuna benzer bitki
rush i. saza benzer bitki
rush i. kıfa
Eğitim
rush i. (yunan kültüründe) üniversitede kızlar birliğine katılma
Coğrafya
rush i. irlanda'da yerleşim yeri
rush i. new york eyaletinde yerleşim yeri
Spor
rush i. (futbol) top sürme
rush i. hücum oyunu
rush i. şut atan veya pas veren oyuncuyu geçme
rush i. (buz hokeyi) paka hakim takımın hücumu
rush f. top tutuculuk yapmak
rush f. top tutucu pozisyonunda oynamak
rush f. topu fırlatmak
rush f. top sürmek
rush f. topu ilerletmek
rush f. savunma yapmak
Sinema
rush i. günlük
rush i. günlük iş kopyası
rush i. yönetmen veya yapımcının çekimlerin değerlendirilmesi için işlediği görüntü kopyası

"rush" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
rush mat i. hasır
Genel
rush hour i. kalabalık saat
rush forward i. atılma
gold rush i. altına hücum
rush hour i. iş gününde trafiğin en yoğun olduğu zaman
rush order i. acele sipariş
rush-hour i. yoğun
rush-bed i. sazlık
paper rush i. papirüs
egyptian paper rush i. papirüs
rush hour i. işe gidiş-geliş saatleri
rush hour i. trafiğin en yoğun olduğu saatler
rush hours i. acele veya sıkışık zaman
rush hour i. iş çıkış saati
rush hour i. paydos saati
moving rush i. taşınma telaşı
sweet rush i. tatlı telaş
rush of moving i. taşınma telaşı
rush of emotions i. duygu seli
endorphin rush i. endorfin patlaması
adrenaline rush i. adrenalin patlaması
rush to help i. yardıma koşmak
rush transcript i. hızla yazılmış video dökümü
rush transcript i. hızla yazılmış transkript
gold rush i. kısa yoldan zengin ve başarılı olma çabası
rush job i. ivedi görev
rush-bearing i. yıl dönümünde kiliseye adanan, ingiltere'nin kırsal yerlerinde kutlanan eski bir dini kutlama
rush job i. son dakika işi
rush in f. aceleye getirmek
rush somebody off one's feet f. sıkboğaz etmek
rush a bill through f. bir kanun tasarısını acele ile meclisten geçirmek
rush into extremes f. aşırıya kaçmak
rush into f. akın etmek
rush forward f. ileri atılmak
rush forward f. ileri çıkmak
rush up f. körüklemek
rush somebody off one's feet f. acele ettirmek
rush somebody clean off his feet f. iki ayağını bir pabuca sokmak
rush in f. dalmak
rush into f. dalmak
rush out of the room f. odadan fırlayıp çıkmak
rush somebody f. sıkboğaz etmek
rush about f. koşuşturmak
rush out f. fırlamak
rush about f. koşuşmak
rush somebody off his feet f. iki ayağını bir pabuca sokmak
rush in f. üşüşmek
rush someone to hospital f. apar topar hastaneye götürmek
rush towards record f. rekora koşmak
rush someone to the hospital f. birini hastaneye yetiştirmek
rush [canada] [us] f. garanti altına almaya çalışmak
rush [canada] [us] f. kesinleştirmek için uğraşmak
rush [canada] [us] f. muhafaza etmeye çalışmak
from the on rush zf. başlangıcından
Öbek Fiiller
rush along f. boyunca hızla gitmek
rush along f. acele ile gitmek
rush along f. hızla katetmek
rush something into print f. baskıya yetiştirmek
rush upon f. saldırmak
rush something off to someone f. birine bir şey yetiştirmek
rush for something f. aceleyle bir yere gitmek
rush at someone f. birine doğru koşmak/saldırmak
rush something through f. bir şeyi hızla/aceleyle bir yerden geçirmek
rush off from f. bir yerden aceleyle çıkmak/ayrılmak
rush back f. geriye koşturmak
rush into f. bir işe düşünmeden/hızla girişmek
rush outside f. dışarıya kaçmak/akın etmek
rush back f. aceleyle geri dönmek
rush around f. koşuşturmak
rush over f. çabucak gitmek
rush over f. hızla gitmek
rush over f. aceleyle gitmek
rush through f. çabucak bitirmeye/yapmaya çalışmak
rush through f. paldır küldür yapmaya/bitirmeye çalışmak
rush through f. aceleyle tamamlatmaya çalışmak
rush through f. aceleyle bitirmeye çalışmak
rush through f. bir yerden çabucak geçmek
rush through f. aceleyle yaptırmaya çalışmak
rush through f. hızla/aceleyle bir yerden geçirmek
rush through f. aceleyle yapmaya çalışmak
rush through f. bir yerden çabucak geçirmek
rush through f. apar topar yapmaya/bitirmeye çalışmak
rush through f. hızla/aceleyle bir yerden geçmek
rush through f. çabucak tamamlatmaya/yaptırmaya çalışmak
rush through f. apar topar yaptırmaya/tamamlatmaya çalışmak
rush through f. paldır küldür yaptırmaya/tamamlatmaya çalışmak
rush into (something) f. aceleye getirmek
rush into (something) f. acele hareket etmek
rush into (something) f. hazırlıksız girişmek/dalmak
rush into (something) f. telaşla içeri sokmak
rush into (something) f. aceleyle girmek
rush in f. hazırlıksız girişmek/dalmak
rush in f. düşünmeden girişmek/dalmak
rush into (something) f. hızla girmek
rush in f. aceleyle içeri sokmak
rush in f. acele hareket etmek
rush into (something) f. dikkatsizce hareket etmek
rush in f. dikkatsizce hareket etmek
rush into (something) f. aceleyle içeri sokmak
rush into (something) f. içeri dalmak
rush in f. telaşla içeri sokmak
rush into (something) f. düşünmeden girişmek/dalmak
rush in f. aceleyle girmek
rush off f. aceleyle ayrılmak
rush at f. (sinirli bir halde) bir şeye doğru yürümek
rush off f. topuklamak
rush away f. topuklamak
rush at f. üstüne yürümek
rush away f. aceleyle ayrılmak
rush at f. birine doğru gitmek
rush off f. hızlıca uzaklaşmak
rush away f. hızlıca uzaklaşmak
rush for (someone or something) f. (bir şeye) sahip olmak için acele etmek
rush at (someone or something) f. sinirle (birine) doğru gitmek
rush to (someone or something) f. (birine/bir şeye) yetiştirmek
rush at (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üstüne koşmak/yürümek
rush to (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye) üşüşmek
rush to (someone, something, or some place) f. (birine/bir şeye) doğru hızla/aceleyle gitmek/koşmak
rush to (something) f. (bir şeye) koşmak
rush for (someone or something) f. (birine/bir şeye) doğru hızla/aceleyle gitmek/koşmak
rush (something) to print f. (bir şeyi) aceleyle bastırmak
rush out of f. -den fırlayıp çıkmak
rush at (someone or something) f. koşup (birine/bir şeye) saldırmak
rush out of (something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) hızla tahliye etmek
rush to (something) f. (bir şey) için acele etmek
rush for (someone or something) f. hızlıca (bir şeye) erişmeye çalışmak
rush out of (something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) hızla çıkarmak
rush (something) to print f. (bir şeyi) aceleyle baskıya yetiştirmek
rush to (something) f. (bir şeyi) yapmak için acele etmek
rush out of f. -den dışarı fırlamak
rush out of (something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) dışarı fırlamak
rush to (something) f. (bir şey) yapmak için hemen koşmak
rush for (someone or something) f. çabucak (bir şey) elde etmeye çalışmak
rush at (someone or something) f. sinirli bir halde (birine/bir şeye) doğru yürümek
rush out of (something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) fırlayıp çıkmak
rush for (someone or something) f. (birine/bir şeye) üşüşmek
rush out of (something or some place) f. (bir şeyden/bir yerden) hemen çıkmasını sağlamak
rush up (to someone or something) f. hızla (birine/bir şeye) kadar gelmek/ulaşmak
rush up (to someone or something) f. aceleyle (birinin/bir şeyin) yanına gitmek
rush up (to someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanına koşmak
rush up (to someone or something) f. hızla gelip (birine/bir şeye) dayanmak
İfadeler
rush the growler f. (barda kovada veya sürahide) bira almak
with a rush zf. acele ile
at a rush zf. koştura koştura
at a rush zf. aceleyle
at a rush zf. paldır küldür
with a rush expr. birdenbire
with a rush expr. çabucak
with a rush expr. paldır küldür
Atasözü
fools rush in where angels fear to tread cesaret budalalıktır