hurry - Türkçe İngilizce Sözlük

hurry

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hurry — Definition

Anlamı ve Tanımı:
acele etmek, telaş
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈhɝːi/ – BrE /ˈhʌri/)
Terim Türü:
İsim; Fiil: hurry (hurries – hurried – hurrying)
Hızlı hareket etme ihtiyacını veya telaşı anlatan sözcüktür. Orta İngilizce hurien, baskı ve sürat fikrini taşır.
Eş Anlamlılar:
rush
Zıt Anlamlılar:
delay

"hurry" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
hurry i. telaş
This hurry, this hatred is not in vain.
Bu telaş, bu nefret boşuna değil.

More Sentences
hurry i. acele
Why are you in a hurry?
Neden acelen var?

More Sentences
hurry f. acele etmek
Ezra hurried through the street to get there on time.
Ezra oraya zamanında varabilmek için acele ederek caddeyi geçti.

More Sentences
Genel
hurry i. acele
Why are you in a hurry?
Neden acelen var?

More Sentences
hurry f. koşmak
Dorian heard him first stopping, and then hurrying after him.
Dorian onun ilkin durduğunu, sonra da peşinden koştuğunu duydu.

More Sentences
hurry f. acele ettirmek
Please stop hurrying me into accepting this.
Lütfen bunu kabul etmem için beni acele ettirmeyi bırakın.

More Sentences
hurry f. hızlı şekilde iletmek
The first aid was hurried to the accident location.
İlkyardım hizmeti kaza mahalline hızlı şekilde iletilmiştir.

More Sentences
hurry i. ivedi
hurry i. evmek
hurry i. acelecilik
hurry i. acele etme ihtiyacı
hurry i. tekrarlayan rahatsız edici ses
hurry f. ivedilenmek
hurry f. aceleye getirmek
hurry f. ivmek
hurry f. sıkıştırmak
hurry f. aceleyle getirmek
hurry f. hızlandırmak
hurry f. çabuklaştırmak
hurry f. çabuk olmak
hurry f. aceleleştirmek
hurry f. ivdirmek
hurry f. aceleyle götürmek
hurry f. hız vermek
Futbol
hurry i. (amerikan futbolunda) savunma oyuncusunun oyun kurucuyu acele ettirmesi
Müzik
hurry i. dramatik müzikte heyecanlı bölümlerde yapılan titretme
Eski Kullanım
hurry f. acele etmeye zorlamak

"hurry" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
hurry up f. acele etmek
Genel
hurry-scurry i. yangından mal kaçırır gibi
hurry-scurry i. gümrükten mal kaçırır gibi
hurry [dialect] [uk] i. kargaşa
hurry [dialect] [uk] i. tartışma
hurry [dialect] [uk] i. hengame
hurry-scurry i. telaş
hurry [dialect] i. ufak rahatsızlık
hurry-skurry i. gerginlik
hurry-skurry i. kargaşa
hurry [obsolete] i. kafa karışıklığı
hurry up f. çabuk olmak
be in a hurry to f. bir an evvel (yapmak) istemek
hurry something up f. hızlandırmak
hurry up f. elini çabuk tutmak
be in no hurry to f. bir şey yapmaya can atmamak
do something in a hurry f. aceleye getirmek
be in a hurry to f. çabuk (yapmak) istemek
be in a hurry f. acelesi olmak
hurry up f. aceleye getirmek
be done in a hurry f. aceleye gelmek
hurry needlessly f. atlı kovalamak
hurry up f. acele ettirmek
be in a hurry f. acele etmek
hurry (up) f. aceleci davranmak
hurry (up) f. acele etmek
be in no hurry f. acelesi olmamak
hurry something up f. sürat vermek
hurry something up f. süratlendirmek
hurry something up f. süratini artırmak
hurry up f. hızlanmak
hurry up and do something f. hemen/çabuk olup bir şeyler yapmak
be in a hurry to grow up f. büyümek için can atmak
be in a hurry to grow up f. büyümek için acele etmek
hurry up f. telesmek
hurry up f. aşıkmak
be in a hurry f. aşıkmak
hurry-scurry f. gereksiz acele ve karmaşa ile hareket etmek
hurry-skurry f. acele etmek
hurry [dialect] [uk] f. taciz etmek
hurry [dialect] [uk] f. rahatsız etmek
hurry-skurry s. bodoslama uçan
hurry-scurry s. gergin
hurry-up s. ivedi
hurry-scurry s. kargaşalı
hurry-up s. acil
hurry-skurry s. telaşlı
hurry-scurry s. bodoslama uçan
hurry-up s. hızlandırılmış
hurry-up s. acil müdahaleye uygun
hurry-up s. acele
in a hurry zf. acele
in a hurry zf. acele ile
in a hurry zf. çabuk çabuk
in a hurry zf. acele acele
in a great hurry zf. yel yeperek
in a hurry zf. aceleyle
in a hurry zf. telaş içinde
in a hurry zf. alelacele
in a great hurry zf. acele bir şekilde
in a great hurry zf. aceleyle
hurry-skurry zf. kafası karışık bir şekilde
hurry-scurry zf. acele ile
hurry-scurry zf. kafası karışık bir şekilde
hurry-skurry zf. acele içinde
hurry-skurry zf. telaşla
hurry up! ünl. çabuk ol!
hurry up! ünl. hadi bakalım!
Öbek Fiiller
hurry back f. hemen dönmek
hurry back f. çabuk dönmek
hurry away f. aceleyle uzaklaşmak
hurry away f. hızla sıvışmak
hurry away f. aceleyle ayrılmak
hurry off f. aceleyle çıkmak
hurry away f. aceleyle çıkmak
hurry off f. aceleyle ayrılmak
hurry someone in to something f. hızla birilerini bir yere sokmak
hurry down to somewhere f. aceleyle/hızla aşağıya inmek/gitmek
hurry someone along f. acele ettirmek
hurry out f. aceleyle çıkmak
hurry over f. acele etmek
hurry on f. hızlı hareket ettirmek
hurry on f. hızlı olmak
hurry on f. acele etmek
hurry on f. acele ettirmek
hurry on f. çabuk olmak
hurry on f. elini çabuk tutmak
hurry on f. hızlandırmak
hurry along f. çabuklaştırmak/hızlandırmak
hurry down (to some place) f. hızlıca/hemen (bir yere) inmek
hurry in f. çabucak (bir yere) yetiştirmek/sokmak
hurry (someone or something) along f. (birini/bir şeyi) çabuklaştırmak/hızlandırmak
hurry (someone or something) along f. (birini/bir şeyi) hızlı/acele hareket ettirmek
hurry down f. aceleyle/hızla aşağıya inmek/gitmek
hurry (someone or something) along f. (birini/bir şeyi) acele ettirmek
hurry back to (someone or something) f. (birinin/bir şeyin yanına/bir yere) hızlıca dönmek
hurry along f. acele ettirmek
hurry (someone or something) in(to some place) f. (birini/bir şeyi) aceleyle/hızlıca (bir yere) sokmak/yetiştirmek
hurry in f. aceleyle/hızlıca (bir yere) sokmak/yetiştirmek
hurry along f. hızlı/acele hareket ettirmek
hurry back to (someone or something) f. (birine/bir şeye) hemen/çabucak dönmek
hurry (someone or something) in(to some place) f. (birini/bir şeyi) çabucak (bir yere) yetiştirmek/sokmak
Konuşma Dili
be in a hurry to do something f. acele içinde bir şey yapmak
be in a hurry to do something f. bir şey yapmaya can atmak
be in a hurry to do something f. aceleyle/çabucak bir şey yapmaya çalışmak
be in a hurry to do something f. bir şey yapmak için sabırsızlanmak
be in a hurry to do something f. telaş içinde bir şey yapmak
hurry! expr. çabuk ol!
hurry! expr. haydi!
hurry back expr. çabuk dön
hurry back expr. hemen dön
get a hurry on expr. çabuk ol
get a hurry on expr. acele et
get a hurry on expr. elini çabuk tut
in one hell of a hurry expr. çok acele içerisinde
not in a hurry expr. vakit var
not in a hurry expr. acelesi yok
not in a hurry expr. yeterli/bol vakit var
not in any hurry expr. yeterli/bol vakit var
not in a hurry expr. pek istekli değil
not in any hurry expr. şart değil
not in any hurry expr. acelesi yok
not in any hurry expr. vakit var
not in any hurry expr. ille de gerekli değil
not in any hurry expr. pek istekli değil
not in a hurry expr. can atmıyor
not in a hurry expr. şart değil
not in any hurry expr. aceleye/telaşa lüzum yok
not in any hurry expr. can atmıyor
not in a hurry expr. aceleye/telaşa lüzum yok
not in a hurry expr. ille de gerekli değil
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha hayatta yapmam
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha ölsem yapmam
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha asla yapmam
hurry! exclam. acele et!
Deyim
a tearing hurry i. büyük bir acele
a tearing hurry i. aşırı acele
a tearing hurry i. koştur koştur
a tearing hurry i. büyük bir hız
get a hurry on f. paçası tutuşmak
get a hurry on f. elini çabuk tutmak
get a hurry on f. acele etmek
hurry up and wait f. çabuk/erken yapıp beklemek
hurry one on one's way f. birini acele ettirmek
hurry one on one's way f. birinin bir yere yetişmesine yardımcı olmak
be in a tearing hurry [uk] f. koştur koştur koşturmak
be in a tearing hurry [uk] f. aşırı acelesi olmak
hurry one on way f. birinin bir yere yetişmesine yardımcı olmak
hurry one on way f. birini acele ettirmek
in a hurry zf. aceleyle