in a hurry - Türkçe İngilizce Sözlük

in a hurry

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"in a hurry" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 12 sonuç

İngilizce Türkçe
General
in a hurry zf. acele
Are you still in a hurry?
Hâlâ aceleniz var mı?

More Sentences
in a hurry zf. alelacele
Tom came home, packed his bags in a hurry, and left.
Tom eve gelip, alelacele eşyalarını toplayıp çıktı.

More Sentences
in a hurry zf. acele ile
The book was written in a hurry, so it is riddled with errors.
Kitap acele ile yazılmış, bu yüzden hatalarla dolu.

More Sentences
in a hurry zf. aceleyle
That is something which we will not forget in a hurry.
Bu, aceleyle unutmayacağımız bir şeydir.

More Sentences
Idioms
in a hurry zf. aceleyle
I did that in a hurry.
Bunu aceleyle yaptım.

More Sentences
in a hurry expr. çabucak
Let's finish up in a hurry.
Çabucak bitirelim.

More Sentences
General
in a hurry zf. çabuk çabuk
in a hurry zf. telaş içinde
in a hurry zf. acele acele
Idioms
in a hurry expr. hemen
in a hurry expr. ivedilikle
in a hurry expr. telaşla

"in a hurry" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be in a hurry f. acele etmek
be done in a hurry f. aceleye gelmek
do something in a hurry f. aceleye getirmek
be in a hurry to f. çabuk (yapmak) istemek
be in a hurry to f. bir an evvel (yapmak) istemek
be in a hurry f. acelesi olmak
be in a hurry to grow up f. büyümek için can atmak
be in a hurry to grow up f. büyümek için acele etmek
be in a hurry f. aşıkmak
in a great hurry zf. yel yeperek
in a great hurry zf. aceleyle
in a great hurry zf. acele bir şekilde
Colloquial
be in a hurry to do something f. acele içinde bir şey yapmak
be in a hurry to do something f. telaş içinde bir şey yapmak
be in a hurry to do something f. aceleyle/çabucak bir şey yapmaya çalışmak
be in a hurry to do something f. bir şey yapmaya can atmak
be in a hurry to do something f. bir şey yapmak için sabırsızlanmak
in one hell of a hurry expr. çok acele içerisinde
not in a hurry expr. acelesi yok
not in a hurry expr. vakit var
not in a hurry expr. yeterli/bol vakit var
not in a hurry expr. aceleye/telaşa lüzum yok
not in a hurry expr. pek istekli değil
not in a hurry expr. ille de gerekli değil
not in a hurry expr. şart değil
not in a hurry expr. can atmıyor
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha hayatta yapmam
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha ölsem yapmam
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha asla yapmam
Idioms
(be in) a tearing hurry/rush [uk] i. aşırı bir acele (içerisinde olmak)
(be in) a tearing hurry/rush [uk] i. aşırı bir koşturma (içerisinde olmak)
(be in) a tearing hurry/rush [uk] i. büyük bir hız (içerisinde olmak)
(be in) a tearing hurry/rush [uk] i. büyük bir acele (içerisinde olmak)
be in a tearing hurry [uk] f. aşırı acelesi olmak
be in a tearing hurry [uk] f. koştur koştur koşturmak
in a tearing hurry zf. bir hışımla
in a tearing hurry zf. büyük bir hızla/aceleyle
(one) won't be (doing something) again in a hurry expr. bir daha hayatta gitmem/yapmam anlamına gelen bir deyim
(one) won't (do something) again in a hurry expr. bir daha hayatta gitmem/yapmam anlamına gelen bir deyim
(one) won't (do something) again in a hurry expr. (biri bir şeyi) bir daha ölse yapmaz
(one) won't (do something) again in a hurry expr. (biri bir şeyi) bir daha asla yapmaz
(one) won't be (doing something) again in a hurry expr. (biri bir şeyi) bir daha ölse yapmaz
(one) won't be (doing something) again in a hurry expr. (biri bir şeyi) bir daha asla yapmaz
(one) wouldn't (do something) again in a hurry expr. (biri bir şeyi) bir daha ölse yapmaz
(one) wouldn't (do something) again in a hurry expr. (biri bir şeyi) bir daha asla yapmaz
(one) wouldn't (do something) again in a hurry expr. (biri bir şeyi) bir daha hayatta yapmaz
Speaking
no wonder you're in a hurry expr. acele etmene şaşmamalı
where are you going in such a hurry? expr. acele ile nereye böyle?
I'm in a hurry expr. acelem var
I am in a hurry expr. acelem var
we're in a hurry expr. acelemiz var
we're in a bit of a hurry expr. biraz acelemiz var
why are you in such a hurry? expr. nedir bu acelen?
where are you going in such a hurry? expr. nereye gidiyorsun böyle aceleyle?
where are you going in such a hurry? expr. nereye gidiyorsun böyle acele acele?