gravity - Turkish English Dictionary

gravity

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

gravity — Definition

Meaning:
yerçekimi, ciddiyet
Pronunciation (IPA):
(AmE /ˈɡrævɪti/ – BrE /ˈɡrævɪti/)
Part of speech:
İsim: gravity (uncountable)
Synonyms:
seriousness
Antonyms:
levity

Meanings of "gravity" in Turkish English Dictionary : 42 result(s)

English Turkish
Common Usage
gravity n. yer çekimi
As we get older, gravity becomes our biggest enemy.
Yaşımız ilerledikçe yer çekimi en büyük düşmanımız haline gelir.

More Sentences
General
gravity n. ciddilik
I am well aware of the gravity of the situation.
Durumun ciddiliğinin farkındayım.

More Sentences
gravity n. çekim
Despite the huge distances between galaxies their powerful gravity is always at work.
Galaksiler arasındaki devasa mesafelere rağmen güçlü çekim güçleri her zaman iş başındadır.

More Sentences
gravity n. ağırlık
As your body changes, so does your center of gravity and sense of balance.
Vücudunuz değiştikçe ağırlık merkeziniz ve denge duygunuz da değişir.

More Sentences
gravity n. vahamet
I think she doesn't realize the gravity of the situation.
Sanırım durumun vahametinin farkında değil.

More Sentences
gravity n. ciddiyet
The president spoke with great gravity about the veterans.
Başkan gaziler hakkında büyük bir ciddiyetle konuştu.

More Sentences
gravity n. yerçekimi
There is no gravity in space.
Uzayda yerçekimi yoktur.

More Sentences
Technical
gravity n. yerçekimi
There is no gravity in space.
Uzayda yerçekimi yoktur.

More Sentences
Automotive
gravity n. çekim
Despite the huge distances between galaxies their powerful gravity is always at work.
Galaksiler arasındaki devasa mesafelere rağmen güçlü çekim güçleri her zaman iş başındadır.

More Sentences
Physics
gravity n. ağırlık
As your body changes, so does your center of gravity and sense of balance.
Vücudunuz değiştikçe ağırlık merkeziniz ve denge duygunuz da değişir.

More Sentences
gravity n. çekim
Despite the huge distances between galaxies their powerful gravity is always at work.
Galaksiler arasındaki devasa mesafelere rağmen güçlü çekim güçleri her zaman iş başındadır.

More Sentences
gravity n. yer çekimi
As we get older, gravity becomes our biggest enemy.
Yaşımız ilerledikçe yer çekimi en büyük düşmanımız haline gelir.

More Sentences
Star Wars
gravity n. yerçekimi
There is no gravity in space.
Uzayda yerçekimi yoktur.

More Sentences
General
gravity n. büyüklük
gravity n. peslik
gravity n. cazibe
gravity n. ağırbaşlılık
gravity n. ehemmiyet
gravity n. temkin
gravity n. önem
gravity n. vakar
gravity n. tehlike
gravity n. yerçekim
gravity n. düşünülebilirlik
gravity n. değerlendirilebilir olma
gravity n. ölçülebilirlik
gravity n. değer biçilebilir olma
gravity n. yerçekimi ivmesi
gravity n. özgül ağırlık
gravity adj. yerçekiminden faydalanan
gravity adj. yerçekimi ile çalışan
gravity adj. mekanik yollarla devir daim olan bir sıvı yerine ısıl taşınım akımlarından faydalanan
Law
gravity n. ehemmiyet
gravity n. temkin
Technical
gravity n. yerçekim kuvveti
Automotive
gravity n. yoğunluk
Physics
gravity n. cazibe
gravity n. gravite
gravity n. kütleçekim
gravity n. önem
gravity n. yerçekim kuvveti
Geography
gravity n. iowa eyaletinde şehir

Meanings of "gravity" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
force of gravity n. ağırlık
quantum gravity n. kuantum yerçekimi
gravity meter n. ağırlık ölçer
gravity meter n. yerçekimölçer
force of gravity n. çekim
force of gravity n. ağırlık kuvveti
gravity conveyor n. desansör
gravity meter n. gravimetre
the centre of gravity n. ağırlık merkezi
attraction of gravity n. yerçekimi
pull of gravity n. yerçekimi
center of gravity n. siklet merkezi
gravity-free environment n. yerçekimsiz ortam
zero-gravity environment n. yerçekimsiz ortam
center of gravity n. dikkati en çok çeken şey
center of gravity n. odak noktası
the gravity of the moment n. anın ağırlığı
gravity [obsolete] n. yetkililik
gravity-assist n. yerçekimi yardımı
gravity wave n. yerçekiminin sabit seviyeyi koruma eğiliminden ötürü sıvıların yüzeydeki katmanlarında oluşan dalga
gravity-assist n. (uzay uçuşunda) çekim alanı sayesinde enerji elde etmek için gezgin bir cisme yakın geçen güzergah
gravity [obsolete] n. nüfuz
gravity wave n. kütleçekimsel dalga
gravity [obsolete] n. bir hitap şekli
gravity wave n. yerçekiminin dengeleyici kuvvet olduğu atmosfer gibi bir sıvıda oluşan dalga
incongruous with gravity adj. yerçekimine aykırı
by gravity adv. gravite ile
by gravity adv. doğal akış
by gravity adv. yerçekimi ile
against the gravity adv. yerçekimine aykırı
Idioms
bed gravity n. yatağın çekim gücü
bed gravity n. yatak miskinliği
bed gravity n. yatak çekmesi
Speaking
you don't get the gravity of the situation. expr. durumun ciddiyetinin farkında değilsiniz
Trade/Economic
gravity model n. çekim modeli
Law
center of gravity n. ağırlık merkezi
Insurance
specific gravity n. özgül ağırlık
Technical
zero gravity n. sıfır yerçekimi
gravity filtration n. gravite temizleme
specific gravity n. özgül ağırlık
center of gravity n. ağırlık merkezi
gravity pressure n. çekim basıncı
gravity flow n. özağırlık akımı
gravity drainage system n. cazibeli drenaj sistemi
gravity bar n. ağırlık çubuğu
gravity irrigation n. öz ağırlıkla sulama
force of gravity n. yerçekimi kuvveti
gravity tank n. gravite tankı
gravity dam of triangular section n. üçgen kesitli ağırlık barajı
force of gravity n. çekim kuvveti
apparent specific gravity n. birim hacim ağırlığı
earth's gravity n. yerçekimi
gravity irrigation n. yerçekimiyle sulama
gravity lubrication system n. çekim ile çalışan yağlama sistemi
gravity flow n. cazibeli akım
gravity weir n. ağırlık bendi
acceleration of gravity n. yerçekimi ivmesi
specific bulk gravity n. birim hacim ağırlığı
center of gravity n. kütle merkezi
earth gravity n. yerçekimi
gravity irrigation n. cazibe sulaması
apparent specific gravity n. zahiri özgül ağırlık
specific bulk gravity n. birim oylum ağırlığı
gravity filtration n. gravite süzme
gravity arch dam n. kemer ağırlık barajı
gravity retaining wall n. ağırlık dayanma yapısı
gravity fault n. çekim fayı
centre of gravity n. ağırlık merkezi
apparent specific gravity n. birim oylum ağırlığı
gravity spring n. yerçekimi kaynağı
gravity of the electrolyte n. asit yoğunluğu
gravity retaining wall n. ağırlık istinat duvarı
gravity circulation n. tabii sirkülasyon
gravity flow n. kendi ağırlığı ile oluşan akım
position of the center of gravity n. ağırlık merkezinin yeri
gravity drainage n. yerçekimi ile drenaj
curved gravity dam n. kemer ağırlık baraj
apparent specific gravity n. birim ağırlık
gravity filtration n. gravite filtreleme
gravity feed n. çekim ile besleme
gravity flow n. yerçekimi akımı
gravity pipe n. cazibeli boru
gravity circulation heating n. tabii sirkülasyonlu ısıtma
drainage by gravity n. cazibe ile drenaj
theoretical gravity n. teorik yer çekimi
acceleration due to gravity n. yerçekimi ivmesi
concrete gravity dam n. beton-ağırlık baraj
specific-gravity bottle n. yoğunluk şişesi
gravity system n. yerçekimli sistem
gravity meter n. gravimetre
gravity system n. doğal akıntılı sistem
gravity feed n. kendi ağırlığı ile besleme
gravity-flow heating system n. doğal dolaşımlı ısıtma sistemi
gravity feed n. doğal akışlı besleme
gravity meter n. yerçekimölçer
gravity plane n. vargel rampası
gravity tank n. doğal dağıtmalı su deposu
gravity filling n. kendi ağırlığıyla ikmal
gravity draining n. kendi ağırlığıyla boşaltma
viscosity-gravity constant n. viskozite-özgül ağırlık sabiti
artificial gravity n. suni yer çekimi
drainage of fluids by means of gravity or negative pressure n. sıvıların yer çekimi veya negatif basınç yoluyla dışarı alınımı
zero gravity n. sıfır yer çekimi
baume gravity n. baume yoğunluğu
bulk specific gravity n. kitle özgül ağırlığı
gravity die casting n. kokil döküm
gravity hammer n. düşer çekiç
gravity segregation n. ağırlık farkı birikimi
gravity concentration n. ağırlık derişimleştirme
counter-gravity casting n. zıt ağırlıklı döküm
gravity thickener n. yerçekimsel yoğunlaştırıcı
drainage systems operating under gravity n. cazibeli çalışan boşaltım sistemleri
gravity drainage systems n. cazibeli drenaj sistemleri
determining the location of the centre of gravity n. ağırlık merkezinin yerinin tayini
gravity assist n. yerçekimi yardımı
api gravity n. api gravitesi
anti-gravity suit n. yer çekimine dayanaklı elbise
specific-gravity balance n. özgül ağırlık terazisi
gravity cell n. elektrotların bağıl yoğunluklarındaki farktan ötürü iki ayrı tabakaya ayrılmış farklı iki elektrolitte bulunduğu elektrolitik hücre
gravity scale n. sıvıların izafi yoğunluklarını veren bir ölçek
operating under gravity adj. cazibeli olarak çalışan
suitable for gravity systems at atmospheric pressure adj. atmosfer basıncındaki serbest yüzeyli akışa sahip sistemler için uygun
gravity-controlled adj. yerçekimi kontrollü
loaded or unloaded as liquids by gravity or pressure discharge adj. yer çekimi veya basınç yoluyla sıvı olarak doldurulabilen veya boşaltılabilen
anti-gravity adj. yer çekimine karşı
Computer
gravity well n. yerçekimi kuyusu
Telecom
gravity gradient boom n. hacıyatmaz çubuğu
Mechanic
gravity sintering n. ağdırmalı külçeleme
Construction
gravity retaining wall n. ağırlık dayanma duvarı
gravity abutment n. ağırlık dayanağı
gravity masonry wall n. masif taş duvar
gravity force n. yerçekimi kuvveti
gravity quay wall n. ağırlık rıhtımı duvarı
gravity wall n. ağırlık duvarı
gravity dam n. ağırlık barajı
gravity spillway dam n. dolu savaklı ağırlık barajı
gravity arch dam n. kemerli ağırlık barajı
hollow gravity dam n. boşluklu ağırlık barajı
specific gravity n. özgül ağırlık
operating essentially under gravity adj. esas olarak cazibe ile çalışan
Automotive
specific gravity n. özgül gravite
gravity gasoline tank n. akışkanlıkla beslemeli yakıt deposu
gravity braking system n. ağırlıkla frenleme sistemi
gravity feed n. ağırlıkla besleme
center of gravity n. ağırlık merkezi
gravity bleeding n. ağırlıkla hava alma
api gravity n. apı gravitesi
specific gravity n. özgül ağırlık
gravity casting n. yerçekimli kalıba döküm
counter gravity casting n. ters döküm