ileri sürmek - Turkish English Dictionary
History

ileri sürmek



Meanings of "ileri sürmek" in English Turkish Dictionary : 54 result(s)

Turkish English
Common Usage
ileri sürmek bring forward v.
ileri sürmek assert v.
ileri sürmek allege v.
ileri sürmek propound v.
General
ileri sürmek throw out v.
ileri sürmek propound v.
ileri sürmek plead v.
ileri sürmek contend v.
ileri sürmek propel v.
ileri sürmek publish v.
ileri sürmek put forward v.
ileri sürmek bring something forward v.
ileri sürmek interpose v.
ileri sürmek affirm v.
ileri sürmek put forth v.
ileri sürmek broach v.
ileri sürmek set forth v.
ileri sürmek urge v.
ileri sürmek put something forward v.
ileri sürmek set forward v.
ileri sürmek set up v.
ileri sürmek present v.
ileri sürmek drive on v.
ileri sürmek introduce v.
ileri sürmek observe v.
ileri sürmek profess v.
ileri sürmek hold out v.
ileri sürmek press home v.
ileri sürmek propose v.
ileri sürmek advance v.
ileri sürmek prefer v.
ileri sürmek come up with v.
ileri sürmek hold forth v.
ileri sürmek lay v.
ileri sürmek enunciate v.
ileri sürmek suggest v.
ileri sürmek pronounce v.
ileri sürmek raise v.
ileri sürmek bring about v.
ileri sürmek wheel out v.
ileri sürmek weigh in with v.
ileri sürmek propone v.
ileri sürmek argue v.
ileri sürmek submit v.
ileri sürmek weave v.
Phrasals
ileri sürmek thrust on v.
Trade/Economic
ileri sürmek assert
ileri sürmek allege
ileri sürmek claim
Law
ileri sürmek adduce
ileri sürmek contest
ileri sürmek submit
ileri sürmek assert
ileri sürmek allege

Meanings of "ileri sürmek" with other terms in English Turkish Dictionary : 21 result(s)

Turkish English
General
ileri sürmek (emin bir şekilde) assert v.
tekrar ileri sürmek reassert v.
emin bir şekilde ileri sürmek aver v.
(fikir) ileri sürmek suggest v.
ileri sürmek (fikir) submit v.
en önemli dayanakları ileri sürmek bring up one's big guns v.
sebep ileri sürmek come up with a reason v.
sebep ileri sürmek show cause v.
bir konu ileri sürmek raise an issue v.
bir konu ileri sürmek bring up an issue v.
fikir ileri sürmek put forward an idea v.
fikir ileri sürmek bring forward an idea v.
gerekçe ileri sürmek put forward a reason v.
ileri doğru sürmek propel v.
(kanıt) ileri sürmek adduce v.
kanıt ileri sürmek adduce evidence v.
delil ileri sürmek provide evidence v.
yeniden ileri sürmek reallege v.
Law
iddiayı esastan ileri sürmek propone
Politics
koşul ileri sürmek stipulate
Technical
ileri doğru sürmek propel