make something - Turkish English Dictionary
History

make something



Meanings of "make something" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
General
make something out of nothing v. yoktan var etmek
make much of something v. mübalağa etmek
make something good v. telafi etmek
make a vow to do something v. bir şey yapmaya ant içmek
make something good v. ödemek (zararını)
make something over to v. bir şeyi birinin üstüne yapmak
make something bleed v. kanatmak
make up for something v. telafi etmek
make a practice of doing something v. bir şeyi adet edinmek
make something good v. yerine getirmek
make something of v. anlam çıkarmak
make the most of something v. bir şeyden azami derecede faydalanmak
make heavy weather of something v. birşeye olması gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
make sure something is ok v. kontrol etmek
make something public v. aleniyete vurmak
make something happen v. mümkün kılmak
make something tingle v. bir şeyi tatlı bir şekilde ürpertmek
make something bitter v. acılaştırmak
make much of something v. büyütmek
make something go with v. yakıştırmak
make heavy weather of doing something v. birşeye olması gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
make something public v. bir şeyi ilan etmek
make much of something v. izam etmek
make something into v. bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek
make amends to someone for something v. bir şeyin zararını telafi etmek
make something creak v. gıcırdatmak
make something clear v. bir şeyi belirtmek
make (something) active v. aktif kılmak
make somebody scapegoat for something v. hedef göstermek
make something stick v. kanıtlamak
make something rustle v. hışırdatmak
make something reasonable v. akla uydurmak
make amends to someone for something v. birinden bir şey için özür dilemek
make something clear v. açıklamak
make something a current issue v. gündeme getirmek
make something clear v. bir şeyi belli etmek
make something tingle v. bir şeyi çınlatmak
make sacrifices (for the sake of something/someone) v. fedakarlıktan kaçınmamak
make something work v. çalıştırmak
make great strides in something v. aşama kaydetmek
constantly make something the main topic of conversation v. aynı şeyi durmadan ve her yerde tekrarlamak
make somebody drool at the mouth over something v. ağzını sulandırmak
make somebody smell something v. koklatmak
make do with something v. ile idare etmek
cause somebody to make a habit of something v. alışkanlık yapmak
make a big deal out of something v. sorun haline getirmek
make a big deal out of something v. problem haline getirmek
make something stick v. ispatlamak
make something eligible v. elverişli hale getirmek
make something up v. paket yapmak
make something up v. hazırlamak
make something up v. yerini doldurmak
make something up to someone v. telafi etmek
make something up v. tamamlamak
make up for something v. karşılamak
make something up v. uydurmak
make something up v. karşılamak
make something public v. meydana çıkarmak
make something public v. meydana dökmek
try to make (something) clear v. açıklamaya çalışmak
make someone listen to something v. dinletmek
make something work v. çalışmasını sağlamak
make a hole in something with a nail v. çivi ile delmek
make something run v. çalışmasını sağlamak
make something unrecognizable v. tanınmaz hale sokmak
make something unrecognizable v. tanınmaz hale getirmek
make something safe v. güvenli kılmak
make something unnecessary v. gereksiz kılmak
make somebody use something v. kullandırmak
make something obligatory v. zorunlu hale getirmek
make something unnecessary v. lüzumsuz kılmak
make (something) horizontal v. yatay hale geitrmek
make something superior v. üstün kılmak
make something widespread v. yaygın hale getirmek
make a story out of something v. hikayeleştirmek
make something profitable v. karlı hale getirmek
make something pleasurable v. zevkli kılmak
make something harmless v. zararsız kılmak
make something obligatory v. zorunlu tutmak
make something compulsory v. zaruri kılmak
make something obligatory v. zaruri kılmak
make something harmless v. zararsızlaştırmak
make something harmless v. zararsız hale getirmek
make something harmless v. zararsız hale sokmak
find a way to make (something illegal) look legal v. kitabına uydurmak
make it possible (for somebody) to do something v. zemin sunmak
make something nonfunctional v. işlevsizleştirmek
make something important v. önemli kılmak
make something unavoidable v. kaçınılmaz hale getirmek
make something unavoidable v. kaçınılmaz kılmak
make something inevitable v. kaçınılmaz kılmak
make something inevitable v. kaçınılmaz hale getirmek
make something ineluctable v. kaçınılmaz kılmak
make something apparent v. görünür hale getirmek
make something needless v. gereksizleştirmek
make something unnecessary v. gereksizleştirmek
have (someone) make (something) v. yaptırmak
make something done v. yaptırmak
make something independent v. bağımsız kılmak
make (something) come true v. gerçeğe dönüştürmek
make (something) a reality v. gerçeğe dönüştürmek
make something meaningful v. anlamlı kılmak
make something permanent v. daim kılmak
make something critical v. kritik etmek
make something interesting v. ilginç kılmak
make someone do something v. birisine bir şey yaptırmak
make something permanent v. kalıcılaştırmak
make something a principle v. prensip haline getirmek
make something permanent v. kalıcı hale getirmek
make something soluble v. çözünürleştirmek
make something unworkable v. çalışamaz hale getirmek
make something inoperable v. çalışamaz hale getirmek
make something nonfunctional v. çalışamaz hale getirmek
make something unservicable v. çalışamaz hale getirmek
make something inoperative v. çalışamaz hale getirmek
make good use of something v. bir şeyi iyi kullanmak
make good use of something v. bir şeyi heba etmemek
make (something/someone) dominant (over) v. hakim kılmak
make something sellable v. satılabilir hale getirmek
make something marketable v. satılabilir hale getirmek
make something available for v. emrine hazır bulundurmak
make the necessary measurements on something v. gerekli ölçümlerden geçirmek
make the necessary measurements on something v. gerekli ölçümden geçirmek
make the required measurements on something v. gerekli ölçümden geçirmek
make the required measurements on something v. gerekli ölçümlerden geçirmek
make out the meaning of something v. mana çıkarmak
make something important v. önemli hale getirmek
make up for something v. eksiği gidermek
make something usable v. kullanılır hale getirmek
make something capital v. başkent yapmak
make something useful v. kullanışlı hale getirmek
make something handy v. kullanışlı hale getirmek
make something serviceable v. kullanışlı hale getirmek
make something appeal v. birşeyi istenir hale getirmek
make something appeal v. birşeyi çekici kılmak
make something appeal v. birşeyi çekici hale getirmek
make something appeal v. birşeyi istenir kılmak
make something interesting v. ilginçleştirmek
make something interesting v. ilginç hale getirmek
make something functional v. işlevsel hale getirmek
make something functional v. işlevsel hale sokmak
make something look like v. gibi göstermek
make so bold as to do something v. (bir şeyi yapmaya) cesareti olmak
make so bold as to do something v. (bir şeyi yapmak için) cesaretini toplamak
want to make something for oneself v. kendisi için bir şeyler yapmak istemek
make something look like v. -miş gibi göstermek
make money off something v. bir şeyden para yapmak/kazanmak
make someone believe that something is true v. (bir şeyin) doğruluğuna inandırmaya çalışmak
make a secret of something v. bir şey/şeyler saklamak
make something valuable v. işe yarar hale getirmek
make something valuable v. bir şeye değer kazandırmak
make something valuable v. değerli yapmak/kılmak/hale getirmek
make something for dinner v. akşam yemeği için bir şeyler yapmak
make something move v. bir şeyi haraket ettirmek
Phrasals
make off with someone or something v. (biriyle veya bir şeyi) çalıp kaçmak
make off with someone or something v. (biriyle veya bir şeyi) kaptı kaçtı yapmak
make off with someone or something v. aşırmak
make (something) through v. atlatmak
make (something) through v. üstesinden gelmek
make something tidy v. (odayı vb) düzeltmek
make (some amount of money) in (something) v. (bir şeyden belli bir miktar) para kazanmak
make (some amount of money) in (something) v. (bir şeyden belli bir miktar) para yapmak
make something in something v. bir girişimden para kazanmak
make something in something v. bir işten para kazanmak
make something in something v. bir işte para yapmak
make up (something) from (something) v. (bir şeyden başka bir şey) uydurmak/yapmak
make up (something) from (something) v. (bir şeyleri) bir araya getirip (başka bir şey) yapmak
make up (something) from (something) v. (bir şeyleri) bir araya getirip (başka bir şey) yaratmak
make up (something) from (something) v. (bir şeyleri) bir araya getirip (başka bir şeyler) uydurmak
make up (something) from (something) v. (bir şeyler) uydurup yapmak
make something up from something v. bir şeyden başka bir şey yapmak/yaratmak
make something at someone v. birine el kol hareketi yapmak
make something at someone v. birine hareket çekmek
make something at someone v. biriyle belli hareketlerle selamlaşmak
make something at someone v. birine eliyle
make something at someone v. başıyla işaret vermek
make something at someone v. biriyle işaretleşmek
make something at someone v. birine kaş göz etmek
make something at someone v. birine kaş göz işareti yapmak
make something at someone v. biriyle bakışmak
make something at someone v. birine göz süzmek
make something at someone v. birini kesmek
make something at someone v. birine pas vermek
make something at someone v. birine baygın baygın bakmak
make something at someone v. birine hayran/işveli bakışlarla bakmak
make ground against (something) v. (finans) bir şeye karşı değer kazanmak
make ground against (something) v. (bir şey) karşısında öne geçmek
make something from something v. bir şeyi bir şeyden yapmak
make toward (something) v. (bir şeye/yere) doğru hızla ilerlemek
make toward (something) v. (bir şeye/yere) doğru hızla gitmek
make toward (something) v. (bir şeye/yere) doğru hızla yol almak
make toward (something) v. (bir şeye/yere) doğru kaçarcasına ilerlemek
make something with something v. bir şeyi bir şeyle yapmak
make with something v. bir şeyi teslim etmek
make with something v. bir şeyi vermek
make with something v. bir şeyi söylemek
make with something v. bir şeyi iletmek
make with something v. bir şeyi temin etmek
Colloquial
make a to-do about something v. mesele yapmak
make something a problem v. sorun haline getirmek
make something a problem v. problem haline getirmek
make cock-up of something v. yüzüne gözüne bulaştırmak
make out like (something is the case) v. (bir şey öyleymiş) gibi davranmak
make out like (something is the case) v. (bir şey öyleymiş) gibi yapmak
make it (something) v. (bir şey) yapalım
make it (something) v. (bir şey) olarak değiştirelim
make it (something) v. (bir şey) olarak düzeltelim
make it (something) v. (bir şey) daha iyi olur
make it (something) v. (bir şekilde) yapmak
make it (something) v. (belli bir şekilde) yapmak
make it (something) v. (bir şey) olsun
make it (something) v. (bir şey) olarak hazırlayın
make it (something) v. (bir şey) olarak gelsin
make it (to something or some place) v. (bir şeye/yere) varabilmek
make it (to something or some place) v. (bir şeye/yere) ulaşabilmek
make it (to something or some place) v. (bir şeye/yere) ulaşmayı başarmak
make it (to something or some place) v. (bir şeye/yere) varmayı başarmak
make it (to something or some place) v. (bir şeye/yere) yetişmek
make it (to something or some place) v. (bir şeye/yere) zamanında varmak
make it (to something or some place) v. (bir şeye/yere) vaktinde yetişmek
make it (to something or some place) v. (bir aşamaya/mertebeye) ulaşmak
make it (to something or some place) v. (bir şeyin) sonunu getirmeyi başarmak
make it (to something or some place) v. (bir aşamaya) kadar ilerlemeyi başarmak
make it (until something) v. (bir şeye kadar) dayanmak
make it (until something) v. (bir şeye kadar) sabretmek
make it to something v. (bir şeye kadar) dayanmak
make it to something v. (bir şeye kadar) sabretmek
make it as far as something v. (bir şeye kadar) dayanmak
make it as far as something v. (bir şeye kadar) sabretmek
make (something) from (other things) v. (bir şeyleri) birleştirip (bir şey) yapmak
make (something) from (other things) v. (bir şeyleri) bir araya getirip (bir şey) oluşturmak
make (something) from (other things) v. (bir şeylerden) başka (bir şey) çıkarmak/uydurmak
make (something) from (other things) v. (bir şeylerden) başka (bir şey) yaratmak/meydana getirmek
make that (something) v. (bir şey) olarak değiştirelim
make that (something) v. (bir şey) diyelim
make that (something) v. (bir şey) yapalım
make that (something) v. (bir şeye) alalım
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen vermek
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen söylemek
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen yapmak
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen teslim etmek
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen temin etmek
able to make (something) v. (bir şeye, toplantıya, etkinliğe) katılabilecek olmak
able to make (something) v. (bir şeye, toplantıya, etkinliğe) katılabilmek
able to make (something) v. (bir şeye, toplantıya, etkinliğe) katılmak için müsait olmak
able to make (something) v. (bir şeye, toplantıya, etkinliğe) gelebilecek/gidebilecek olmak
able to make (something) v. (bir şey, toplantı, etkinlik) için müsait olmak
want to make something of it expr. erkeksen al/yap gibi meydan okuma ifade eden bir söz
Idioms
not able to make head or tail of something v. -den hiçbir şey anlamamak
make no apology for (something) v. hata/yanlış yaptığını kabullenmemek
make a long arm for (something) v. uzanmak
make (something) up as (one) goes (along) v. yaptıkça/ilerledikçe doğaçlama yapmak
make no apology for (something) v. hatalı olduğunu kabullenmemek
make a long arm for (something) v. kol uzatmak
make (something) up as (one) goes (along) v. yaptıkça/ilerledikçe uydurmak
make no apology for (something) v. yaptığından pişman olmamak
make (something) up as (one) goes (along) v. yaptıkça/ilerledikçe sallamak
make (something) up as (one) goes (along) v. kafadan atmak
make (something) up as (one) goes (along) v. bir işi yapmaya devam ederken doğaçlama yapmak/uydurmak/sallamak
make (something) up as (one) goes (along) v. bir işin kalanını doğaçlama/uydurma/sallama ile tamamlamak
make (something) up as (one) goes (along) v. kervanı yolda düzmek
make (someone or something) out to be (something) v. olduğundan farklı göstermek/resmetmek
make (someone or something) out to be (something) v. yaftayı yapıştırmak
make (someone or something) out to be (something) v. yok/boş yere (bir şeyle) suçlamak
make (someone or something) out to be (something) v. (bir şey) olduğunu iddia etmek
make something out to be (something else) v. olduğundan farklı göstermek/resmetmek
make something out to be (something else) v. yaftayı yapıştırmak
make something out to be (something else) v. yok/boş yere (bir şeyle) suçlamak
make something out to be (something else) v. (bir şey) olduğunu iddia etmek
make a better fist of (something) v. (bir şeyde birinden) daha iyi iş çıkarmak
make a better fist of (something) v. (bir şeyde birinden) daha başarılı olmak
make a better fist of (something) v. (bir şeyde birinden) daha iyi olmak
make a poor fist of (something) v. çok kötü bir iş çıkarmak
make a poor fist of (something) v. bir işi becerememek
make a poor fist of (something) v. kötü yapmak
make a poor fist of (something) v. iyi yapamamak
make (something) by (one's) own fair hand v. kendi güzel elleriyle/elceğiziyle yapmak
make (something) by (one's) own fair hand v. kendi başına yapmak
make (something) by (one's) own fair hand v. kimseden destek/yardım almadan yapmak
make (something) by (one's) own fair hands v. kendi güzel elleriyle/elceğiziyle yapmak
make (something) by (one's) own fair hands v. kendi başına yapmak
make (something) by (one's) own fair hands v. kimseden destek/yardım almadan yapmak
make common cause against (someone or something) v. (birine veya bir şeye) karşı güçlerini birleşmek
make common cause against (someone or something) v. (birine veya bir şeye) karşı birlikte mücadele etmek/savaşmak
make common cause against (someone or something) v. (birine veya bir şeye) karşı işbirliği yapmak
make a big play of something v. abartılı bir şekilde dikkat çekmek
make a great play of something v. abartılı bir şekilde dikkat çekmek
make a big thing out of something v. abartmak
make a pitch for something v. aklını çelmeye çalışmak
make way for something v. alan/yer yaratmak
make a habit of something v. alışkanlık haline getirmek
make some sense out of something v. anlam vermek
make some sense out of something v. anlamak
make much of something v. aşırı önem vermek
make someone or something tick v. birini/birşeyi harekete geçirmek/çalıştırmak
make the most of something v. bir şeyden olabileceğince faydalanmak
make a dog's breakfast of something v. bir şeyi berbat etmek/çok kötü yapmak
make something of your life v. başarmak
make something right v. bir şeyi rayına oturtmak
make a federal case out of something v. bir şeyi gereğinden fazla abartmak
make a song and dance about something v. bir şeyi olduğundan daha önemli/ciddi imiş gibi göstermek
make a federal case out of something v. bir şeyi fazla abartmak
make hard work of doing something v. bir işin için haddinden fazla uğraşmak/didinmek
not able to make head or tail of something v. bir şeye akıl erdirememek
make hard work of something v. bir işin için haddinden fazla uğraşmak/didinmek
get/make something straight v. bir yeri toparlamak/düzeltmek
make something to order v. bir şeyi siparişe göre yapmak/imal etmek
make a meal of something v. bir şeyler yemek
make one's way through something v. bir yerden başlayarak hareket etmek
make something good v. bir şeyi rayına oturtmak
make a good fist of something v. bir şeyi iyi yapmak
make something of yourself v. başarmak
make a good fist of doing something v. bir şeyi iyi yapmak
make something of your life v. başarılı olmak
make a big deal about something v. bir şeyi gereğinden fazla büyütmek
make one's way along something v. bir şeyin yanından (yavaşça/dikkatlice) geçmek
can't make heads or tails of something v. bir şeyden hiçbir şey anlamamak
make something of yourself v. başarılı olmak
make a federal case out of something v. bir şeyi gereğinden fazla büyütmek
make a study of something v. bir şeyi özellikle incelemek
make a federal case of out of something v. bir şeyi çok büyütmek
make a practice of something v. bir şeyi adet haline getirmek
make something clear to someone v. bir şeyi birine açıklığa kavuşturmak
make hard work of doing something v. bir şey için gerekenden daha fazla uğraşmak
make a great show of something v. bir şeyi göstere göstere (gözünün içine soka soka) yapmak
make something up out of whole cloth v. bol keseden atmak
make a point of something v. bir şeyi büyütmek/abartmak
make a big deal about something v. bir şeyi gereğinden fazla abartmak
make a song and dance about something v. bir şeyi abartmak/büyütmek
make hard work of something v. bir şey için gerekenden daha fazla uğraşmak
make your peace with something v. bir şeyi kabullenmek/ile barışık olmak
can't make heads or tails out of something v. bir şeyden hiçbir şey anlamamak
make a big deal about something v. bir şeyi fazla abartmak
make an issue of someone or something v. bir şeyi büyütmek/abartmak
make something a practice v. bir şeyi adet haline getirmek
make much of something v. çok önem vermek
make a good fist of doing something v. çok iyi bir iş çıkarmak
make a stab at something v. denemek
make a case for something v. gerekli görmek
make something from scratch v. en baştan başlamak
make a meal out of something v. gerektiğinden fazla önemsemek
make much of something v. fazlasıyla önemsemek
make a meal of something v. gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
make a stab at something v. girişimde bulunmak
make a meal out of something v. gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
make a meal of something v. gerektiğinden fazla önemsemek
make a living from something v. geçimini bir şeyden çıkarmak
make light of something v. hafife almak
make a case for something v. gerekçesini açıklamak
make a living by doing something v. geçimini bir şeyden çıkarmak
make a dent in something v. etki etmek
make a production of something v. işleri (bir şeyleri) karmaşıklaştırmak/ daha karmaşık hale getirmek
make something up out of whole cloth v. işkembeden atmak
make overtures about doing something v. ilk adımları atmak
make a living from something v. ile geçinmek
make a good fist of something v. iyi bir iş çıkarmak
make a right badge-up of something v. içine etmek
make a production out of something v. işleri (bir şeyleri) karmaşıklaştırmak/ daha karmaşık hale getirmek
make a living by doing something v. ile geçinmek
make a good fist of doing something v. iyi bir iş çıkarmak
make a pitch for something v. ikna etmeye çalışmak
make a study of something v. kendine iş edinmek
make a big thing out of something v. önemini abartmak
make a noise about something v. mızırdanmak
make light of something v. küçümsemek
make a pitch for something v. kandırmaya çalışmak
make a point of (doing something) v. önem vermek
make a point of (doing something) v. özen göstermek
make light of something v. önemsememek
make something out of nothing v. olayı büyütmek
make it one's business to do something v. kendine vazife edinmek
make a noise about something v. mızmızlanmak
make good (at something) v. sonuca ulaşmak/başarmak
make a federal case out of something v. pireyi deve yapmak
make a meal of something v. pireyi deve yapmak
make a song and dance about something v. pireyi deve yapmak
make a meal out of something v. pireyi deve yapmak
make a big thing out of something v. pireyi deve yapmak
make overtures about doing something v. razı olduğunu belirten bazı adımlar atmak
make something from scratch v. sıfırdan başlamak
make a noise about something v. sızlanmak
make a big deal out of something v. pireyi deve yapmak
make a federal case of something v. pireyi deve yapmak
make a noise about something v. şikayetçi olmak
make a big thing of something v. pireyi deve yapmak
make light of something v. tınmamak
make a day of doing something v. tüm gününü (bir şey yaparak) harcamak
make a pitch for something v. teklifte bulunmak
make a pass at something v. üzerinden geçmek/uçmak
make something clear to someone v. (bir için) bir şeye açıklık getirmek
make a living from something v. -den geçimini sağlamak
make good on something v. (bir borcu) geri ödemek
make a hole in something v. (bütçede) delik açmak
can't make head or tail of something v. (bir şeyden) hiç anlamamak
make overtures about doing something v. yaklaşımda/tekliflerde bulunmak
make one's way through something v. (ağaçlık/sazlık vb) arasından dikkatle ve ağır ağır ilerlemek
make something right v. yoluna sokmak
make money on something v. -den para kazanmak
make a mess of something v. -i berbat etmek
make a stab at something v. yeni veya farklı bir şey denemek
make one's way back to something v. (dönüş) yolunu bulmak
make something good v. yoluna sokmak
make it a point to (do something) v. (bir şeyi yaptığından) emin olmak
make an issue of someone or something v. (bir şeyi) mesele haline getirmek
make something out of nothing v. yok yere olay çıkarmak
make a point of something v. (bir şeyi) mesele haline getirmek
make a meal of something v. üzerinde gerekenden fazla durmak
make a meal of something v. üzerine gerektiğinden fazla düşmek
can't make head nor tail of something v. (bir şeyden) hiçbir şey anlamamak
can't make head or tail of something v. (bir şeyden) hiçbir şey anlamamak
make a living by doing something v. -den geçimini sağlamak
make a meal out of something v. üzerinde gerekenden fazla durmak
make something seem like a picnic v. (bir şey başka bir şeyin) yanında çocuk oyuncağı gibi kalmak
make something up out of whole cloth v. uydurmak
make a meal out of something v. üzerine gerektiğinden fazla düşmek
make a lot of money on something v. (bir şeyden) çok para kazanmak
make a drama out of something v. bir şeyden drama yaratmak
make a drama out of something v. bir şeyi dramatize etmek
make a drama out of something v. bir şeyi/olayı dramaya çevirmek
make a drama out of something v. bir şeyi/olayı büyütmek
make a drama out of something v. bir şeyi/olayı abartmak
make a poor fist of (something) v. kalitesiz (bir iş) yapmak
make a poor fist of (something) v. (bir işi) kalitesiz yapmak
make a poor fist of (something) v. yetersiz bir iş çıkarmak
make a good fist of (something) [uk] v. (bir şeyi) iyi yapmak
make a good fist of (something) [uk] v. (bir işi) yapma girişiminde iyi olmak
make a good fist of (something) [uk] v. iyi (bir iş) yapmak
make a good fist of (something) [uk] v. iyi bir iş çıkarmak
make a difference (to/in somebody/something) v. (biri/bir şey) üzerinde bir etkisi olmak
make a difference (to/in somebody/something) v. (biri/bir şey) üzerinde bir farklılık yaratmak
make no difference (to/in somebody/something) v. (biri/bir şey) üzerinde bir etkisi olmamak
make no difference (to/in somebody/something) v. (biri/bir şey) üzerinde bir farklılık yaratmamak
make some difference (to/in somebody/something) v. (biri/bir şey) üzerinde bazı değişiklikler yaratmak
make some difference (to/in somebody/something) v. (biri/bir şey) üzerinde bazı etkileri olmak
make great play of/with something v. çok vurgulamak
make great play of/with something v. üzerinde çok durmak
make great play of/with something v. şiddetle/önemle vurgulamak
make great play of/with something v. bir şeyi önemle belirtmek
make much play of/with something v. çok vurgulamak
make much play of/with something v. üzerinde çok durmak
make much play of/with something v. şiddetle/önemle vurgulamak
make much play of/with something v. bir şeyi önemle belirtmek
make (something) by (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kendi elleriyle yapmak
make (something) by (one's) own fair hands v. elcağızıyla yapmak
make (something) by (one's) own fair hands v. (bir şeyi) tek başına yapmak
make (something) by (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kimseden yardım almadan yapmak
make (something) by (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kendi kendine yapmak
make (something) by (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kendi elleriyle yapmak
make (something) by (one's) own fair hand v. elcağızıyla yapmak
make (something) by (one's) own fair hand v. (bir şeyi) tek başına yapmak
make (something) by (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kimseden yardım almadan yapmak
make (something) by (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kendi kendine yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kendi elleriyle yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. elcağızıyla yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. (bir şeyi) tek başına yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kimseden yardım almadan yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kendi kendine yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kendi elleriyle yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. elcağızıyla yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. (bir şeyi) tek başına yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kimseden yardım almadan yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kendi kendine yapmak
make it as far as (something or some place) v. (bir şeye/bir yere) kadar gitmek
make it as far as (something or some place) v. (bir şeye/bir yere) ulaşmak
make it as far as (something or some place) v. (bir yere/bir şeye) kadar gelmek
make something a breeze v. bir şeyi kolaylaştırmak
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeyi) berbat etmek
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeyi) mahvetmek
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeyi) batırmak
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeyin) canına okumak
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeye) yazık etmek
make a dog's dinner (of something) v. (bir şeyi) rezil etmek
make a dive (for someone or something) v. (birinin/bir şeyin) önüne atlamak
make a dive (for someone or something) v. (birini/bir şeyi) tutmak için uçmak
make a dive (for something) v. (bir şeyi tutmak için) dalış yapmak
make a dive (for something) v. (bir şeyi tutmak için) atlamak
make a dive (for something) v. (bir şeye ulaşmak için) ileri atılmak
make rapid strides (in something/in doing something) v. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı gelişim göstermek
make rapid strides (in something/in doing something) v. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı ilerleme kaydetmek
make rapid strides (in something/in doing something) v. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı aşama kaydetmek
make rapid strides (in something/in doing something) v. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) çabuk gelişme göstermek
make rapid strides (in something/in doing something) v. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı başarı kaydetmek
make ground on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) başarısını/popülerliğini başka birinin/bir şeyin yararına kullanmak
make ground on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) başarısını/popülerliğini kötüye kullanmak
make a joke of something v. bir şeyle alay etmek
make a joke of something v. bir şeyi alay konusu yapmak
make a joke of something v. bir konuda şaka yapmak
make a joke of something v. ciddi bir konuyla alay etmek
make a joke of something v. ciddi bir konuda şaka yapıp gülmek
make a joke of something v. ciddi bir şeye gülmek
make heavy going of (something) v. (bir şeyi/işi) zorlaştırmak
make heavy going of (something) v. (bir şeyi/işi) daha zahmetli hale getirmek
make heavy going of (something) v. (bir şeyi/işi) yorucu hale getirmek
make something of v. kavga çıkarmak
make something of v. alınmak
make something of v. kafa tutmak
make something of v. meydan okumak
make (one's) way to (something or some place) v. (bir şeye/birine) doğru ilerlemek
make (one's) way to (something or some place) v. (bir şeye/birine) doğru yönelmek
make (one's) way to (something or some place) v. (bir şeye/birine) doğru gitmek/yol almak

Meanings of "make something" with other terms in English Turkish Dictionary : 1 result(s)

Turkish English
General
make (something) run smoothly rayına oturmak v.