put something on - Turkish English Dictionary
History

put something on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "put something on" in Turkish English Dictionary : 9 result(s)

English Turkish
General
put something on v. numara yapmak
put something on v. takınmak
put something on v. sahneye koymak
put something on v. bir şeyi giymek
put something on v. belirli bir miktar artırmak
put something on v. ileri almak
put something on v. -e bir değer biçmek
put something on v. -e bir fiyat koymak
Trade/Economic
put something on v. pazara sunmak

Meanings of "put something on" with other terms in English Turkish Dictionary : 269 result(s)

English Turkish
General
put the lid on something v. engellemek
put a damper on something v. zehir etmek
put down a deposit on something v. depozito ödemek
put down a deposit on something v. depozito vermek
put something on the market v. satışa çıkarmak
put something on the market v. piyasaya sürmek
put something on the agenda v. gündeme almak
put down a deposit on something v. kapora vermek
put something on to boil v. kaynamaya bırakmak
put something on the market v. piyasaya sokmak
put (something) on the right track v. hal yoluna koymak
put on something more comfortable v. üzerine rahat bir şeyler giymek
put on something comfortable v. üzerine rahat bir şeyler giymek
Phrasals
put (something) over on (one) v. (birini bir şeyle) kandırmak
put (something) over on (one) v. (birini) bir şakaya alet etmek
put (something) over on (one) v. (birini) bir şakanın kurbanı yapmak
put (something) over on (one) v. (birine) bir şakayı yedirmek
put (something) over on (one) v. (birini bir şeyle) işletmek
Colloquial
put too much on (something) v. (bir şeye) gereğinden fazla anlam yüklemek
put too much on (something) v. (bir şeyi) gereğinden fazla ciddiye almak
put too much on (something) v. (bir şeye) aşırı tepki göstermek
put too much on (something) v. (bir şeyi) olduğundan fazla önemsemek
Idioms
put the squeeze on someone/something v. birini bir şey yapmaya zorlamak
put the squeeze on someone/something v. mecbur bırakmak
put the squeeze on someone/something v. birini bir şey yapması için sıkıştırmak
put the squeeze on someone/something v. birine yüklenmek
put the squeeze on someone/something v. birinden para almaya çalışmak
put the squeeze on someone/something v. boğazına/ümüğüne yapışmak
put the squeeze on someone/something v. sıkıştırmak
put the squeeze on someone/something v. silkelemek
put the squeeze on someone/something v. birini bir şey yapmaya zorlamak
put the squeeze on someone/something v. mecbur bırakmak
put the squeeze on someone/something v. sıkıştırmak
put the squeeze on someone/something v. yüklenmek
put (something) on the block v. satışa koymak
put (something) on the block v. müzayedeye çıkarmak
put the blocks on (something) v. önünü tıkamak
put the blocks on (something) v. önüne taş koymak
put the blocks on (something) v. taş koymak
put the blocks on (something) v. tekerine çomak sokmak
put a new complexion on (something) v. (bir şeye) yepyeni bir hava kazandırmak
put a new complexion on (something) v. (bir şeye) yepyeni bir bakış açısı kazandırmak
put a new complexion on (something) v. (bir şeye) yeni bir yorum getirmek
put a new complexion on (something) v. (bir şeye) yeni bir anlam kazandırmak
put a different complexion on (something) v. (bir şeye) yepyeni bir hava kazandırmak
put a different complexion on (something) v. (bir şeye) yepyeni bir bakış açısı kazandırmak
put a different complexion on (something) v. (bir şeye) yeni bir yorum getirmek
put a different complexion on (something) v. (bir şeye) yeni bir anlam kazandırmak
put a hold on something v. askıya almak
put something on ice v. askıya almak
put flesh on the bones of something v. ayrıntılandırmak
put too fine a point on something v. ayrıntılara saplanıp kalmak
put something on back burner v. bir şeyi rafa kaldırmak
put a brave front on something v. boyun eğmemek
put a lid on something v. bu gidişe dur demek
put balls on something v. bir şeyi daha güçlü/kuvvetli/gür hale getirmek/yapmak
put something on ice v. bir şeyi buza/buzluğa koymak
put a tighter leash on something v. bir şeyi dizginlemek/denetim altına almak
put something on ice v. bir şeyi rafa kaldırmak
put a bow on something v. bir şeyi noktalamak
put a brave face on something v. boyun eğmemek
put something on the cuff v. borca almak
put something on the line v. bir şeyi riske atmak
put one's dibs on something v. birşeyin üzerinde hak iddia etmek
put something on the map v. bilinirliğini sağlamak
put the mockers on something v. bir şeye engel olmak
put the mockers on something v. bir şeyin içine etmek
put too fine a point on something v. bir şeyin üzerinden gereğinden fazla durmak
put a lid on something v. bir şeye son vermek
put something on the cuff v. borca yazdırmak
put the brakes on something v. bir şeye son vermek
put a damper on something v. bir şeye gölge düşürmek
put a hold on something v. bloke etmek
put the brakes on something v. bir şeyi durdurmak
put a dampener on something v. burnundan getirmek
put flesh on the bones of something v. daha elle tutulur/anlaşılır şekle getirmek
put something on the line v. dobra dobra konuşmak
put/set the seal on something v. çözüme ulaştırmak
put something on the map v. çok güzel bir yer haline getirmek
put flesh on the bones of something v. detaylandırmak
put a brave face on something v. cesaretle karşılamak
put a premium on something v. değerini yükseltmek
put a premium on something v. değerini/fiyatını arttırmak
put a premium on something v. değerini/fiyatını yükseltmek
put a brave front on something v. cesaretle karşılamak
put a price tag on something v. fiyat söylemek
put a price tag on something v. fiyat/paha biçmek
put a price tag on something v. fiyat vermek
put something on ice v. ertelemek
put a brave front on something v. göğüs germek
put a price on something v. fiyat söylemek
put a dampener on something v. gölge düşürmek
put flesh on the bones of something v. ete kemiğe büründürmek
put a price on something v. fiyat/paha biçmek
put something on the back burner v. geri plana atmak
put a price on something v. fiyat vermek
put something on the cuff v. hesaba yazdırmak
put a brave face on something v. göğüs germek
put something on the back burner v. ikinci plana atmak
put a dampener on something v. içine etmek
put something on paper v. kağıda dökmek
put a hold on something v. kullanıma kapatmak
put a cap on something v. limit koymak
put a brave face on something v. mutluymuş gibi davranmak
put a dampener on something v. keyfini kaçırmak
put a brave front on something v. mutluymuş gibi davranmak
put something on the front burner v. ön plana almak
put a premium on something v. prim yaptırmak
put something on the shelf v. rafa kaldırmak
put something on someone's shoulders v. sorumluluğu/suçu başkasına yüklemek
put something on someone's shoulders v. sorumluluğu/suçu başkasının omzuna yüklemek
put a bow on something v. son eklemeleri yapmak
put something back on track v. rayına oturtmak
put a cap on something v. sınırlamak
put a cap on something v. sınır koymak
put something on the cuff v. veresiye almak
put a brave face on something v. yıkılmamak
put a brave face on something v. üzülmemiş numarası yapmak
put a brave front on something v. yıkılmamak
put a dampener on something v. zehir etmek
put something on the fast track v. (bir süreci vb.) hızlandırmak
put something on the street v. (bir haberi/sırrı) açıklamak/ifşa etmek/sağda solda/uluorta konuşmak/etrafa duyurmak
put something on paper v. yazıya dökmek
put wear (and tear) on something v. zamanla yıpratmak/aşındırmak
put a brave front on something v. üzülmemiş numarası yapmak
put something on the map v. ün kazandırmak
put a downer on something v. gölge düşürmek
put a downer on something v. tadını kaçırmak
put a downer on something v. mahvetmek
put a downer on something v. keyfini kaçırmak
not put (one's) finger on (something) v. (bir şeyi) tam olarak hatırlamamak
not put (one's) finger on (something) v. (bir şeyi) net hatırlamamak
not put (one's) finger on (something) v. (bir şeyi) doğru hatırlamamak
not put (one's) finger on (something) v. (bir şeyi) doğru dürüst hatırlamamak
not put (one's) finger on (something) v. (bir şeyi) düzgün hatırlamamak
not put your finger on something v. neyin yanlış/farklı olduğunu tam olarak söyleyememek
not put your finger on something v. tam çıkaramamak
not put your finger on something v. tam şudur diyememek
not put your finger on something v. nokta atışı yapamamak
not put your finger on something v. farklı/yanlış olanın tam ne olduğunu söyleyememek
not put your finger on something v. tam ne olduğunu söyleyememek
not put your finger on something v. tam ne olduğunu çıkaramamak
put something on the long finger v. bir şeyi ertelemek
put something on the long finger v. bir şeyi uzatmak
put something on the long finger v. bir şeyi sündürmek
put something on the long finger v. bir şeyi geciktirmek
put something on the long finger v. bir şeyi ağırdan almak
put something on the long finger v. bir şeyi oyalamak
put something on the long finger v. bir şeyi savsaklamak
put something on the long finger v. bir şeyi sürüncemede bırakmak
put something on the long finger v. bir şeyi süründürmek
put something on the long finger v. bir şeyi uzun süre ertelemek/geciktirmek
put something on the long finger v. bir şeyi çok uzatmak
put a different complexion on (something) v. (bir şeye) farklı bir görünüm kazandırmak
put a different complexion on (something) v. (bir şeye) farklı bir yorum katmak
put a different complexion on (something) v. (bir şeyin) çehresini değiştirmek
put a new complexion on (something) v. (bir şeye) yeni bir görünüm kazandırmak
put a new complexion on (something) v. (bir şeye) yeni bir yorum katmak
put a new complexion on (something) v. (bir şeyin) çehresini yenilemek
put a new/different complexion on something v. (bir şeye) yeni/farklı bir görünüm kazandırmak
put a new/different complexion on something v. (bir şeye) yeni/farklı yorum katmak
put a new/different complexion on something v. (bir şeyin) çehresini yenilemek/değiştirmek
put a new/different complexion on something v. (bir şeye) yepyeni/farklı bir hava kazandırmak
put a new/different complexion on something v. (bir şeye) yepyeni/farklı bir bakış açısı kazandırmak
put a new/different complexion on something v. (bir şeye) yeni/farklı bir yorum getirmek
put a new/different complexion on something v. (bir şeye) yeni bir anlam kazandırmak
put one over on somebody/something v. biri/bir şey üzerinden fayda sağlamak
put one over on somebody/something v. birinden/bir şeyden yararlanmak
put one over on somebody/something v. biri/bir şey üzerinden çıkar sağlamak
put one over on somebody/something v. biri/bir şey üzerinden çıkar elde etmek
put one over on somebody/something v. birinden/bir şeyden istifade etmek
put one over on somebody/something v. biri/bir şey üstünden menfaat elde etmek
put a gloss on something v. bir şeyi örtbas etmek
put a gloss on something v. bir şeyin üstünü kapatmak
put a gloss on something v. bir şeyi daha olumlu, kabul edilebilir, makul göstermek
put the tin hat on (something) v. (bir şeyi) bitirmek
put the tin hat on (something) v. (bir şeyin) bittiği/sonlandığı işaretini vermek
put the tin hat on (something) v. (bir şeye) noktayı koymak
put the tin hat on (something) v. (bir şeyi) sona erdirmek
put the tin hat on (something) v. (bir şeye) son noktayı koymak
put (one's) hands on (someone or something) v. (birine/bir şeye) elini koymak
put (one's) hands on (someone or something) v. (birine/bir şeye) eliyle dokunmak
put (one's) hands on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne elini koymak
put (one's) hands on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) eliyle taciz etmek
put (one's) hands on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) dokunarak taciz etmek
put (one's) hands on (something) v. (bir şeye) el koymak
put (one's) hands on (something) v. (bir şeyi) elde etmek
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birine/bir şeye/bir hayvana) elini koymak
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birine/bir şeye/bir hayvana) eliyle dokunmak
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birinin/bir şeyin/bir hayvanın) üstüne elini koymak
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birini/bir şeyi/bir hayvanı) bulmak
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birini/bir şeyi/bir hayvanı) ele geçirmek
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birini/bir şeyi/bir hayvanı) yakalamak
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birini/bir şeyi/bir hayvanı) tutmak
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birini/bir şeyi/bir hayvanı) eline geçirmek
put one's hands on (someone, something, or an animal) v. (birini/bir şeyi/bir hayvanı) yerini tespit etmek
put one's hands on (someone, something) v. (birinin/bir şeyin) yakasına yapışmak
put somebody straight (about/on something) v. birinin (bir şeyi) doğru anladığından emin olmak
put somebody straight (about/on something) v. birinin (bir şey hakkındaki) unsurları yanlış anlamadığından emin olmak
put somebody straight (about/on something) v. birini (bir konuda/bir şey hakkında) düzeltmek
put somebody straight (about/on something) v. (birinin (bir konuda) yanlış anladığı unsurları düzeltmek
put a lid on something v. bir şeyin üzerini örtmek
put a lid on something v. bir şeyi bastırmak
put a lid on something v. bir şeyi gizli tutmak/saklamak
put a lid on something v. bir şeyi örtbas etmek
put the mouth on (someone or something) v. (birine/bir şeye) nazar değdirmek
put the mouth on (someone or something) v. (biri/bir şey) hakkında olumsuz/kötü konuşmak
put the mouth on (someone or something) v. (biri/bir şey) hakkında atıp tutmak
put the mouth on (someone or something) v. (birine/bir şeye) laf etmek
put salt on the tail of (someone or something) [obsolete] v. (birini/bir şeyi) yakalamaya çalışmak
put salt on the tail of (someone or something) [obsolete] v. (birini/bir şeyi) elde etmeye çalışmak
(put something) on the slate v. hesaba yazdırmak
(put something) on the slate v. veresiye almak
(put something) on the slate v. veresiye yazdırmak
(put something) on the slate v. veresiye defterine yazdırmak
(put something) on the slate v. sonra ödemek
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyi) imzalamak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) kaşesini vurmak/basmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) onayını basmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) damgasını basmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) mührünü basmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) imzasını atmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz tarzında yapmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz yorumuyla yapmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) kendi tarzını/yorumunu koymak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz tarzında üretmek
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyde) kendi eşsiz tarzını/yorumunu göstermek
put someone or something on ice v. bir cesedi, uzvu, organı çürümemesi için buza/buzluğa/soğutucuya koymak
put someone or something on ice v. biriyle/bir şeyle olan etkileşimi ertelemek
put someone or something on ice v. biriyle/bir şeyle olan etkileşimi ileri bir tarihe almak
put someone or something on ice v. biriyle/bir şeyle olan bir etkileşimi sonraya bırakmak
put someone or something on ice v. biriyle/bir şeyle olan bir etkileşimi askıya almak
put something on ice v. bir gıda maddesini soğuması için buza/buzluğa/buzdolabına/soğutucuya koymak
put something on ice v. bir gıda maddesini soğutmak
put a crimp on something [us] v. bir şey üzerinde kötü bir etkisi olmak
put a crimp on something [us] v. bir şey üzerinde negatif/olumsuz bir etkisi olmak
put a crimp on something [us] v. bir şeye köstek olmak
put a crimp on something [us] v. bir şeye engel olmak/teşkil etmek
put a crimp on something [us] v. bir şeyi zora sokmak
put a crimp on something [us] v. bir şeyi kötü/olumsuz etkilemek
put a stopper on (something) v. (bir şeyi) durdurmak
put a stopper on (something) v. (bir şeye) bir son vermek
put a stopper on (something) v. (bir şeyi) sonlandırmak
put a stopper on (something) v. (bir şeyi) bitirmek
put a stopper on (something) v. (bir şeyi) kesmek
put a stopper on (something) v. (bir şeyi) gidermek
put a stopper on (something) v. (bir şeyi) bırakmak
put a stopper on (something) v. (bir şeyden) vazgeçmek
put a stopper on (something) v. (bir şeyi) bitirmek
put a stopper on (something) v. (bir şeyi) sona erdirmek
put the stopper on (something) v. (bir şeyi) durdurmak
put the stopper on (something) v. (bir şeye) son vermek
put the stopper on (something) v. (bir şeyi) sonlandırmak
put the stopper on (something) v. (bir şeyi) bitirmek
put the stopper on (something) v. (bir şeyi) kesmek
put the stopper on (something) v. (bir şeyi) gidermek
put the stopper on (something) v. (bir şeyi) bırakmak
put the stopper on (something) v. (bir şeyden) vazgeçmek
put the stopper on (something) v. (bir şeyi) bitirmek
put the stopper on (something) v. (bir şeyi) sona erdirmek
put something on one side v. bir şeyi bir kenara bırakmak
put something on one side v. bir şeyi bir yana koymak
put something on record v. resmi olarak açıklamak
put something on record v. yazılı olarak açıklamak
put something on record v. resmi olarak yayınlamak
put something on record v. resmi/yazılı olarak beyan etmek
Slang
put the skids on something v. içine etmek
British Slang
put the mockers on (something) v. bir son vermek
put the kibosh on (something) v. bir son vermek