put something on - Turkish English Dictionary
History

put something on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "put something on" in Turkish English Dictionary : 9 result(s)

English Turkish
General
put something on v. numara yapmak
put something on v. takınmak
put something on v. sahneye koymak
put something on v. bir şeyi giymek
put something on v. belirli bir miktar artırmak
put something on v. ileri almak
put something on v. -e bir değer biçmek
put something on v. -e bir fiyat koymak
Trade/Economic
put something on pazara sunmak

Meanings of "put something on" with other terms in English Turkish Dictionary : 92 result(s)

English Turkish
General
put down a deposit on something v. depozito vermek
put the lid on something v. engellemek
put something on the market v. satışa çıkarmak
put a damper on something v. zehir etmek
put down a deposit on something v. depozito ödemek
put something on the market v. piyasaya sürmek
put something on the agenda v. gündeme almak
put down a deposit on something v. kapora vermek
put something on to boil v. kaynamaya bırakmak
put something on the market v. piyasaya sokmak
put (something) on the right track v. hal yoluna koymak
put on something more comfortable v. üzerine rahat bir şeyler giymek
put on something comfortable v. üzerine rahat bir şeyler giymek
Idioms
put a damper on something bir şeye gölge düşürmek
put something on ice bir şeyi rafa kaldırmak
put something on back burner bir şeyi rafa kaldırmak
put something on paper kağıda dökmek
put something on the line dobra dobra konuşmak
put something on paper yazıya dökmek
put a brave front on something cesaretle karşılamak
put a brave face on something cesaretle karşılamak
put a brave front on something göğüs germek
put a brave face on something yıkılmamak
put a brave front on something üzülmemiş numarası yapmak
put a brave front on something mutluymuş gibi davranmak
put a brave front on something boyun eğmemek
put a brave face on something mutluymuş gibi davranmak
put a brave front on something yıkılmamak
put a brave face on something göğüs germek
put a brave face on something üzülmemiş numarası yapmak
put a brave face on something boyun eğmemek
put something on the fast track (bir süreci vb.) hızlandırmak
put a lid on something bir şeye son vermek
put a lid on something bu gidişe dur demek
put something back on track rayına oturtmak
put the brakes on something bir şeyi durdurmak
put the brakes on something bir şeye son vermek
put something on the front burner ön plana almak
put a cap on something limit koymak
put a cap on something sınırlamak
put a cap on something sınır koymak
put something on someone's shoulders sorumluluğu/suçu başkasının omzuna yüklemek
put something on someone's shoulders sorumluluğu/suçu başkasına yüklemek
put a dampener on something keyfini kaçırmak
put a dampener on something gölge düşürmek
put a dampener on something burnundan getirmek
put one's dibs on something birşeyin üzerinde hak iddia etmek
put a dampener on something içine etmek
put a dampener on something zehir etmek
put something on the back burner geri plana atmak
put something on the back burner ikinci plana atmak
put too fine a point on something bir şeyin üzerinden gereğinden fazla durmak
put too fine a point on something ayrıntılara saplanıp kalmak
put flesh on the bones of something detaylandırmak
put flesh on the bones of something ete kemiğe büründürmek
put flesh on the bones of something daha elle tutulur/anlaşılır şekle getirmek
put flesh on the bones of something ayrıntılandırmak
put something on ice askıya almak
put something on ice bir şeyi buza/buzluğa koymak
put something on ice ertelemek
put something on the map çok güzel bir yer haline getirmek
put the mockers on something bir şeyin içine etmek
put the mockers on something bir şeye engel olmak
put something on the shelf rafa kaldırmak
put a premium on something değerini/fiyatını arttırmak
put a premium on something değerini yükseltmek
put a premium on something değerini/fiyatını yükseltmek
put a premium on something prim yaptırmak
put a price on something fiyat vermek
put a price tag on something fiyat/paha biçmek
put a price tag on something fiyat vermek
put a price tag on something fiyat söylemek
put a price on something fiyat söylemek
put a price on something fiyat/paha biçmek
put something on the map bilinirliğini sağlamak
put something on the map ün kazandırmak
put/set the seal on something çözüme ulaştırmak
put something on the street (bir haberi/sırrı) açıklamak/ifşa etmek/sağda solda/uluorta konuşmak/etrafa duyurmak
put balls on something bir şeyi daha güçlü/kuvvetli/gür hale getirmek/yapmak
put wear (and tear) on something zamanla yıpratmak/aşındırmak
put something on the cuff borca yazdırmak
put something on the cuff veresiye almak
put something on the cuff hesaba yazdırmak
put something on the cuff borca almak
put a hold on something kullanıma kapatmak
put a hold on something bloke etmek
put a tighter leash on something bir şeyi dizginlemek/denetim altına almak
put a hold on something askıya almak
put something on the line bir şeyi riske atmak
Slang
put the skids on something içine etmek
British Slang
put the mockers on (something) bir son vermek
put the kibosh on (something) bir son vermek