engellemek - Turkish English Dictionary
History

engellemek



Meanings of "engellemek" in English Turkish Dictionary : 122 result(s)

Turkish English
Common Usage
engellemek block v.
engellemek hamper v.
engellemek prevent v.
engellemek restrain v.
engellemek inhibit v.
engellemek hinder v.
engellemek obstruct v.
engellemek avert v.
General
engellemek resist v.
engellemek keep from v.
engellemek put the lid on something v.
engellemek baulk v.
engellemek deter v.
engellemek foreclose v.
engellemek cumber v.
engellemek crimp v.
engellemek obstruct v.
engellemek fetter v.
engellemek hinder v.
engellemek frustrate v.
engellemek hedge v.
engellemek impede v.
engellemek cross v.
engellemek stop v.
engellemek stem v.
engellemek cramp v.
engellemek dam up v.
engellemek save v.
engellemek detain v.
engellemek counterwork v.
engellemek hedge around v.
engellemek constrain v.
engellemek debar from v.
engellemek stem the tide of v.
engellemek scotch v.
engellemek stymie v.
engellemek keep down v.
engellemek handicap v.
engellemek foil v.
engellemek bar v.
engellemek encumber v.
engellemek hold up v.
engellemek hedge about v.
engellemek interfere with v.
engellemek balk v.
engellemek interrupt v.
engellemek prevent from v.
engellemek trammel v.
engellemek intervent v.
engellemek snag v.
engellemek defeat v.
engellemek circumvent v.
engellemek preclude v.
engellemek dam v.
engellemek clamp the lid on something v.
engellemek thwart v.
engellemek stymy v.
engellemek hobble v.
engellemek surety v.
engellemek embarrass v.
engellemek shut out v.
engellemek check v.
engellemek incumber v.
engellemek curb v.
engellemek get under control v.
engellemek interfere v.
engellemek intercept v.
engellemek stimy v.
engellemek exclude v.
engellemek stunt v.
engellemek inhibit from v.
engellemek overslaugh v.
engellemek stonewall v.
engellemek forfend v.
engellemek avoid v.
engellemek curtail v.
engellemek gridlock v.
engellemek disable v.
engellemek accumber v.
engellemek tackle v.
engellemek taboo v.
engellemek tabu v.
engellemek check v.
engellemek remorate [obsolete] v.
engellemek thraw [scottish] v.
engellemek baffle v.
engellemek make [dialect] v.
engellemek esloin [obsolete] v.
engellemek occlude n.
Phrasals
engellemek tie up v.
engellemek bear off v.
engellemek keep back v.
engellemek shut up v.
engellemek choke up v.
engellemek act counter v.
engellemek work against v.
engellemek design out v.
engellemek cut off v.
engellemek fend away v.
engellemek keep off v.
Idioms
engellemek stack the cards against v.
engellemek stack the odds against v.
engellemek put off v.
engellemek cramp someone's style v.
engellemek stem the tide v.
engellemek buck the tide v.
engellemek cut someone's water off v.
engellemek throw a spanner in the works v.
engellemek put a spanner in the works v.
engellemek throw a monkey wrench into the works v.
engellemek throw a monkey wrench in something v.
engellemek get into the way v.
Trade/Economic
engellemek enjoin v.
Law
engellemek disrupt v.
Politics
engellemek restrain v.
Technical
engellemek intercept v.
engellemek clog v.
engellemek interfere v.
engellemek prevent v.
engellemek inhibit v.
engellemek hamper v.
Medical
engellemek inhibit v.

Meanings of "engellemek" with other terms in English Turkish Dictionary : 184 result(s)

Turkish English
General
iple ayırarak girişi engellemek rope off v.
büyümesini engellemek nip v.
engellemek (darbeyi) ward off v.
bir şeyi engellemek set something back v.
kanatlarının ucunu kesmek (kuşun uçmasını engellemek için) pinion v.
soluk almasını engellemek stifle v.
yasaklamayla engellemek embar v.
çürümesini engellemek için tahtaları cıva klorid ile doyurmak kyanise v.
engellemek (birinin) (bir şey yapmasını) stop someone from v.
nefes almayı engellemek block breathing v.
gelişmesini engellemek smother v.
bir şeyin ilerlemesini engellemek head something off v.
bir şeyi engellemek head something off v.
kapıyı kilitleyerek birinin bir yere girmesini engellemek lock someone out of v.
girmesini engellemek shut out v.
gelişimini engellemek strangle v.
birinin ilerlemesini engellemek head someone off v.
parlamentoyu engellemek filibuster v.
gelişimi engellemek cramp v.
birini engellemek stand in someone's way v.
birinin bir şey yapmasını engellemek restrain someone from v.
başından engellemek nip in the bud v.
başından engellemek nip something in the bud v.
erişimi engellemek block off v.
en başından engellemek nip in the bud v.
gelişmesini engellemek stifle v.
önce davranıp engellemek forestall v.
zarar görmesini engellemek hold harmless v.
gelişmesini engellemek stunt v.
olmasını engellemek prevent the occurrence of v.
deniz kirliliğini engellemek prevent marine pollution v.
krizi engellemek prevent the crisis v.
silahların sınırdan yasa dışı yollarla kaçırılmasını engellemek prevent weapons from being illegally smuggled across the border v.
silah kaçakçılığını engellemek prevent weapons smuggling v.
(dövüş sporlarında) rakibin hamlesini kol ile kesmek/engellemek arm block v.
silah kaçakçılığını engellemek prevent arms smuggling v.
girmesini engellemek block out v.
gecikmeyi engellemek prevent the delay v.
çürümesini engellemek için tahtaları cıva klorid ile doyurmak kyanize v.
girişini engellemek exclude v.
(bilgi vb.) erişimi engellemek lock v.
erken davranıp engellemek forestall v.
bir yöne doğru eğilimi engellemek detrend v.
engellemek ya da ertelemek taigle v.
bir şeyin olmasını (araya girerek) engellemek get in the way v.
(hokeyde) rakibin hamlesini engellemek check v.
tükenmelerini engellemek için av hayvanlarını korumak preserve game v.
performansını engellemek encomber [obsolete] v.
arkadaşlığı engellemek unfellow v.
yoldaşlığı engellemek unfellow v.
eşlik etmeyi engellemek unfellow v.
dolaştırarak engellemek entrammel v.
dört nala giden yarış atını durdurarak kazanmasını engellemek pull v.
bariyerle engellemek barrier v.
görüşünü engellemek unsight v.
çürümesini engellemek için tahtaları cıva klorid ile doyurma kyanising n.
yeni yürümeyi öğrenen çocukların düşmesini engellemek için tasarlanmış düzenek gocart n.
çürümesini engellemek için tahtaları cıva klorid ile doyurma kyanizing n.
izinsiz girişleri engellemek için çimenlere yerleştirilen alçak tel trip wire n.
Phrasals
ilerlemesini engellemek throw back v.
yayınlanmasını engellemek crowd out v.
girmesini engellemek hem out v.
yaklaşmasını engellemek bear off v.
geçişini engellemek shut off v.
hareket etmesini engellemek tie down v.
büyümesini engellemek keep down v.
görülmesini engellemek shut out v.
(rakibin) sayı atmasını engellemek shut out v.
ilerlemesini engellemek hold up v.
görüşünü kapatmak/engellemek block something out v.
nefes almasını engellemek choke off v.
içeri girmesini engellemek close out v.
birinin birşeye sahip olmasını hile ile engellemek do out of v.
birisinin bir yere girmesini engellemek bar someone from some place v.
birisinin bir yere girişini engellemek bar someone from some place v.
birinin bir yere girmesini engellemek close someone out v.
birini çıkmasını/gitmesini engellemek hold over somebody v.
birisini engellemek cross someone up v.
birinin bir yere girmesini engellemek close someone out of something v.
birini bir şeyden engellemek/alıkoymak hinder someone from something v.
birini çıkmasını/gitmesini engellemek hold somebody over v.
ilerlemesini engellemek set back v.
ses çıkarmasını engellemek keep someone still v.
-den engellemek preclude from v.
yayını engellemek black something out v.
(birinin bir şey yapmasını) engellemek deter someone from v.
yapılmasını/olmasını engellemek/yasaklamak prohibit from v.
(bir şeyi) çitle çevirerek (birinin/bir şeyin) girmesini engellemek fence (someone or something) off from (something) v.
çitle çevirerek bir şeyin girmesini engellemek fence out v.
çitle çevirerek bir şeyin girmesini engellemek fence (someone or an animal) out v.
(bir şeyin) yapılmasını engellemek keep away (from someone or something) v.
yasa dışı yollarla engellemek get to (someone or something) v.
ulaşımı engellemek bar off v.
erişimi engellemek bar off v.
birini/bir şeyi engellemek impinge upon someone or something v.
birini/bir şeyi engellemek impinge on someone or something v.
(birinin) ilerlemesini engellemek keep (someone) down v.
bir şeyin artmasını engellemek keep something down v.
ilerlemesini/gelişmesini engellemek keep down v.
(birini/bir şeyi) sürtünmeyi engellemek için yağlamak lube (someone or something) up v.
yağlayıp kayganlaştırarak sürtünmeyi engellemek lube up v.
(birini/bir şeyi) bir şeyle engellemek shackle (someone or something) with (something) v.
olumsuz hava koşulları iş görmesini engellemek weather in v.
(iki kişinin) karşılaşmasını engellemek usher out v.
Phrases
bunu engellemek için to prevent this expr.
Colloquial
rahatsız edici kişileri engellemek için e-posta hesabında oluşturulan bir filtre bozo filter n.
Idioms
zorla engellemek put the thumbscrews on v.
zorla engellemek tighten the thumbscrews on v.
bir sorunun daha da büyük sorunlara yol açmasını engellemek stop the bleeding v.
golü engellemek clear (one's) lines v.
başından engellemek nip in the bud v.
birisini engellemek put the brakes on someone v.
birisini engellemek head someone off v.
birisini engellemek cut someone off at the pass v.
birinin bir şeyi elde etmesini engellemek dash the cup from one's lips v.
birinin işini engellemek cook someone's goose v.
başarısını engellemek cook someone's goose v.
bir şeyin olmasını engellemek pull the plug on v.
bir şeyin yayılmasını/gelişmesini engellemek keep a lid on something v.
eylemini engellemek cut the ground out from under v.
ilerlemesini engellemek put the kibosh on v.
ikna edici bir şekilde konuşarak kendini öldürmesini engellemek talk someone off the ledge v.
intihar eden kişiye moral vererek kişinin intihar girişimini engellemek talk someone off the ledge v.
işini engellemek spike someone's guns v.
işini engellemek spike somebody's guns v.
önüne geçip yolunu engellemek cut in v.
trafiği engellemek tie traffic up v.
(birinin bir şeyi) öğrenmesini engellemek keep someone in ignorance about something v.
kapıyı birinin veya bir şeyin geçmesini engellemek için kapatmak shut the door upon someone or something v.
kapıyı birinin veya bir şeyin geçmesini engellemek için kapatmak shut the door on someone or something v.
kapıyı birinin veya bir şeyin geçmesini engellemek için kapatmak close the door on someone or something v.
kapıyı birinin veya bir şeyin geçmesini engellemek için kapatmak close the door to someone or something v.
yanlış olan bir şeyi baştan engellemek/bertaraf etmek knock something on the head [uk] v.
bir şeyin büyümesini baştan engellemek knock something on the head [uk] v.
(birine) kötü bir şey olmasını engellemek save (one's) hide v.
birine/kendine kötü bir şey olmasını engellemek save somebody’s (own) neck v.
birine/kendine kötü bir şey olmasını engellemek save somebody’s (own) skin v.
birine/kendine kötü bir şey olmasını engellemek save somebody’s (own) hide v.
(birinin) dürüstlüğünü bozmasını/yalan söylemesini engellemek keep (one) honest v.
birinin dürüstlüğünü bozmasını/yalan söylemesini engellemek keep someone honest v.
Trade/Economic
fiyat düşüşünü engellemek maintain a price v.
üretimi engellemek impede the production v.
üretimi engellemek hinder the production v.
üretimi engellemek prevent the production v.
bir işçiye fazla çalışma ücreti ödenmesini engellemek için standart çalışma saatleri dahilinde verilen izin compensatory time n.
firmaların birbirlerinin çalışanlarını ayartıp kendi bünyelerinde çalıştırmalarını engellemek amacıyla imzaladıkları anlaşma no-poaching agreement n.
Law
silah kaçakçılığını engellemek prevent weapons smuggling v.
silahların sınırdan yasa-dışı yollarla alınması/kaçırılmasını engellemek prevent weapons from being illegally smuggled across the border v.
bir kişinin ülkeyi veya yargı yetkisinin alanını terk etmesini engellemek için kullanılan adli karar ne exeat n.
sigorta poliçesinde sorumluluğun düzenleme tarihinden sonraki yıllara sarkmasını engellemek için konulan kloz sunset provision n.
sigorta poliçesinde sorumluluğun düzenleme tarihinden sonraki yıllara sarkmasını engellemek için konulan kloz sunset clause n.
Politics
kadın ve erkek arasındaki farklılıkların kişilerin yaşam koşullarını olumsuz etkileyecek sonuçlara yol açmasını engellemek gender mainstream v.
sefaleti ve gıda kıtlığını engellemek için nüfus artışının kontrolü doktrinini destekleyen neo-malthusian adj.
Technical
hareketini engellemek (tekerlek vb) scotch v.
tekerleğin dönmesi engellemek trig v.
tekrarlayan bir saatin çarpma mekanizmasını engellemek için sallanan çentikli bir yay veya bir kol racktail n.
Computer
yazmayı engellemek write-protect v.
uygunsuz içeriği engellemek için kulanılan bir program websense n.
e-posta hesabına sinir bozucu, uygunsuz postaların gelmesini engellemek için kullanılan filtre bozo filter n.
veri kurtarmayı engellemek için kullanılan üzerine yazma programı eraser n.
Textile
boyama işlemi sırasında boyanın dağılmasını engellemek amacıyla işleme katılan kimyasal madde antimigrant n.
Marine
(geminin) şiddetli bir biçimde bir şeye çarpmasını engellemek fend off a boat v.
geminin başını rüzgara döndürüp hareket etmesini engellemek heave a ship to v.
geminin sürtmesini engellemek bear off v.
sürüklenmesini engellemek amacıyla gemiden atılan aygıt sea anchor n.
Medical
beyin omurilik sıvısının akışını engellemek obstruct the cerebrospinal fluid drainage v.
spermatogenezi engellemek prevent spermatogenesis v.
(hastalık vb.) ilerlemesini engellemek arrest v.
bakteriyi öldürmeksizin büyümesini engellemek bacteriostasis n.
Forestry
bir bitki örtüsü alanında yaklaşan büyük bir yangını engellemek için oluşturulan yangın şeridi escape fire n.
Environment
balık ve yüzen madde geçişini engellemek için dere içine yerleştirilmiş ızgara trashrack n.
Geography
çürümesini engellemek için tahtaları cıva klorid ile doyurmak kyanise v.
çürümesini engellemek için tahtaları cıva klorid ile doyurmak kyanize v.
çürümesini engellemek için tahtaları cıva klorid ile doyurma kyanizing n.
çürümesini engellemek için tahtaları cıva klorid ile doyurma kyanising n.
Military
karşı tarafın muhtemel saldırısını engellemek amacıyla yapılan saldırı pre-emptive strike n.
düşmanın yaklaşmasını engellemek amacıyla tahkimatın önüne veya yanına yerleştirilen engel entanglement n.
Baseball
oyun kurucuyu hücum hattının gerisinde pas atmadan önce engellemek sack v.
Photography
fotoğraf filminin yüzeyinde renklerin cansız olmasını engellemek üzere fotoğrafın banyoda hareket ettirilmesi turbulation n.
Ornithology
kuşların paraziti engellemek için tüylerinin arasına karıncaları koyması anting n.
Slang
gelişmesini engellemek nip v.
birisini engellemek chill someone's action v.
birini frenlemek/dizginlemek/engellemek put the clamps on someone v.
birini frenlemek/dizginlemek/engellemek put the clamps on v.