root - Turkish English Dictionary

root

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Meanings of "root" in Turkish English Dictionary : 84 result(s)

English Turkish
Common Usage
root n. köken
This would not, however, get to the root of the current problem.
Ancak bu, mevcut sorunun kökenine inmeyecektir.

More Sentences
root n. kök
We should take care that this sentiment does not arise in the first place, and that, if it does, it can be rooted out.
Bu hissin ilk etapta ortaya çıkmamasına ve ortaya çıkması halinde de kökünün kazınmasına özen göstermeliyiz.

More Sentences
General
root n. kaynak
True, that is the problem of the moment but, ladies and gentlemen, this is not the root of the problem.
Doğru, şu anki sorun bu ama bayanlar ve baylar, sorunun kaynağı bu değil.

More Sentences
root n. temel
Many maintain that globalisation is the root cause of the state of the economy in the poorest countries.
Pek çok kişi, en yoksul ülkelerdeki ekonomik durumun temel nedeninin küreselleşme olduğunu savunuyor.

More Sentences
root n. kök
We should take care that this sentiment does not arise in the first place, and that, if it does, it can be rooted out.
Bu hissin ilk etapta ortaya çıkmamasına ve ortaya çıkması halinde de kökünün kazınmasına özen göstermeliyiz.

More Sentences
root v. tutmak
Which team are you rooting for?
Hangi takımı tutuyorsun?

More Sentences
root v. köklendirmek
Rooting your Android device lets you access many of the features that aren’t provided by default on your device.
Android cihazınızı köklendirmek, cihazınızda varsayılan olarak sağlanmayan birçok özelliğe erişmenizi sağlar.

More Sentences
root v. kök salmak
They put down roots in such communities.
Bu tür topluluklarda kök salıyorlar.

More Sentences
Dentistry
root n. diş kökü
During this treatment, the root canal of your tooth is cleaned and disinfected.
Bu tedavi sırasında dişinizin kök kanalı temizlenir ve dezenfekte edilir.

More Sentences
Linguistics
root n. kelimenin kökü
This is called the root of the word.
Buna kelimenin kökü denir.

More Sentences
General
root n. esas neden
root n. menşe
root n. töz
root n. merkez
root n. cezir
root n. çatı
root n. ağaç kökü
root n. altta yatan neden
root n. öz
root n. çekirdek
root n. kalp
root n. sosyal çevreyle kurulan yakın bağ
root n. bağlantı kısmı
root n. çok sayıda torunu olan kimse
root n. ata
root n. yakın bağlar
root v. deşmek
root v. köklenmek
root v. yerleşmek
root v. araştırmak
root v. eşelemek
root v. tutturmak
root v. kök tutmak
root v. burnu ile eşelemek
root v. kökleşmek
root v. çakmak
root v. kökleştirmek
root v. kökünden sökmek
root v. kökünü kazımak
root v. burnuyla toprağı eşelemek
root v. dürtmek
root v. kazmak
root v. ararken eşelemek
root v. araştırarak bulmak
root v. tezahürat yapmak
root v. (birinin veya bir şeyin) başarısını desteklemek
root v. (bir şeyin) kökeni olmak
root v. (bir şeyin) kaynağı olmak
root v. tüm cihaz kaynaklarına erişim sağlamak
root adj. toptan
root adj. kökten
Colloquial
root v. çok çalışmak
root v. köle gibi çalışmak
root v. ağır iş yapmak
Technical
root n. cam şeridinin eriyikten ayrıldığı nokta
root n. açık dişli dişinin bölüm dairesi ile diş dibi çapı arasındaki kısmı
root n. vidanın diş dibi çapındaki dişler arasındaki yüzey
root n. somunun diş üstü çapı arasındaki yüzey
root n. türbin kanatları arasındaki yüzey
root n. erime kaynağı için sağlanan boşluğun alt kısmı
Computer
root n. dizin kökü
root n. kök dizin
Automotive
root n. diş dibi
Anatomy
root n. (diş, tırnak, saç) gömülü kısım
root n. sinirin proksimal ucu
root n. organ gibi yapının vücuda bağlı olduğu kısım
Math
root n. çözüm
root n. denklem kökü
Astronomy
root n. astronomik veya astrolojik hesaplamalar yaparken kullanılması gereken zaman (doğum tarihi, gezegen konumu, zamandaki bir nokta)
Botanic
root n. kök dal
Linguistics
root n. dil kökü
root n. sami dillerinde bir dizi ilişkili kelimede çeşitli ünlü dizileri ve eklerle yinelenen ünsüz dizileri
root n. en küçük anlamlı morfem
Religious
root n. torun
root n. oğul
root n. neslinden gelen kimse
root n. soyundan gelen kimse
Geography
root n. new york eyaletinde yerleşim yeri
Geology
root n. jeolojik oluşumda tabansal uzantı
Music
root n. akorun temelini oluşturan nota
Slang
root n. arkaya atılan tekme
root n. çifte
root v. berbat etmek
British Slang
root v. seks yapmak

Meanings of "root" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
celery root n. kökkerevizi
chicory root n. hindiba kökü
adventitious root n. ek kök
verb root n. eylem kökü
square root of the sum of the squares method n. kareleri toplamının karekökü yöntemi
ipecacuanha root n. altınkökü
madder root n. boya kökü
deep root n. derin kök
root canal operation n. kanal tedavisi
orris root n. süsen kökü
root beer n. kök bira
cube root law n. küp kök kuralı
root idea n. ana fikir
dandelion root extract n. hindiba kökü özütü
tree root n. ağaç kökü
cube root n. köküç
cube root n. küpkök
drink made from sahlep root in hot milk and cinnamon n. salep
root meaning n. kökanlam
horseradish root n. yaban turbu kökü
taro root n. gulgas kökü
latent root n. karakteristik kök
grass root n. bir şeyin temeli veya kaynağı
celery root n. kereviz
hair root n. kılkök
madder root n. boyakökü
square root n. kökiki
adventitious root n. adventif kök
adventitious root n. dağınık kök
plant root n. bitki kökü
root cause n. temeldeki neden
root cause n. ana neden
root cause n. olayın temelindeki sebep
root-stock n. asıl
root-stock n. kaynak
fourth root n. dördüncü kök
square root sign n. karekök işareti
root dye/touch-up n. dip boya
root region n. kök bölgesi
chicory root n. radika kökü
root cause n. kök neden
root cellar n. toprak altı mahzeni
root chakra n. kök çakra
ginger root n. zencefil kökü
fibrous root n. saçak kök
diffuse root n. saçak kök
turmeric root n. zerdeçal kökü
root beer n. meyankökü şerbeti/birası
root beer n. kök birası
galanga root n. galanga kökü
take root v. tutunmak
take root v. kök bağlamak
root something out v. kökünü kazımak
root for v. desteklemek
root out v. kökünden sökmek
extract the square root v. karekökünü almak
pluck up by the root v. kökünden sökmek
root in v. dayanmak
take root v. köklenmek
root about v. altını üstüne getirmek
root up v. kökünü kazımak
root away v. kökünü kazımak
take root v. ağaç olmak
root around v. altını üstüne getirmek
root something out v. yok etmek
take root v. kökleşmek
root up v. kökünden sökmek
take root v. kök salmak
take root v. kök salmak (bitki)
root for v. coşturmak
root in v. kaynaklanmak
root out v. kökünü kazımak
strike root v. kök salmak
root away v. kökünden sökmek
get the root (of something) v. ıcığını cıcığını çıkarmak
take root v. iyice yerleşmek
get to the root of the problem v. problemin temeline inmek
get to the root of the problem v. sorunun temeline inmek
get to the root of the problem v. problemin köküne inmek
get to the root of the problem v. problemin özüne inmek
get to the root of the problem v. sorunun özüne inmek
get to the root of the problem v. sorunun köküne inmek
root the plants in sand v. bitkileri kuma gömmek/ekmek
root away v. araştırıp bulmak
root up v. araştırıp bulmak
pig-root [australia/new zealand] v. dört ayağıyla zıplamak
root (out) v. bilinmesine neden olmak
root (out) v. ortaya çıkarmak
root (out) v. görünmesine neden olmak
root-and-branch adj. kusursuz
root-and-branch adj. köklü
root-and-branch adj. radikal
root-bound adj. kökleri düğümlenmiş
root-bound adj. kök-salmış
root and branch adv. toptan
root and branch adv. hepsi
root and branch adv. tamamiyle
root and branch adv. kökten
root and branch adv. tamamıyla
root-and-branch adv. kökten
root-and-branch adv. tümüyle
root-and-branch adv. toptan
root-and-branch adv. tamamen
rms ( root-mean-square) abrev. ortalama karekök
Phrasals
root for v. tezahürat yaparak desteklemek
root on v. tezahürat yaparak desteklemek
root something up v. burnuyla deşerek bulmak
root someone or something out of something v. bir şeyi kökünden söküp çıkarmak/atmak
root something out v. birinden tümüyle kurtulmak
root something out v. bir şeyi kökünden söküp çıkarmak/atmak
root someone or something out of something v. birinden tümüyle kurtulmak
root out v. araştırarak bulmak
root against v. tarafını tutmamak
root against v. birinin bir şeyi başarmasını/kazanmasını istememek
root for (someone or something) v. (biri/bir şey) için en iyisini dilemek
root out of v. -den kökünü kazımak
root out of v. -den tümüyle söküp çıkarmak/atmak
root for (someone or something) v. (birini/bir şeyi) tezahürat yaparak desteklemek
root for (someone or something) v. (birine/bir şeye) destek olmak/vermek
root (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) tamamıyla çıkarmak/atmak
root (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) yok etmek
root (someone or something) out of (something or some place) v. (birinin/bir şeyin bir şeyden/bir yerden) kökünü kazımak
root through (something) (for something) v. (bir şeyi) bulmak için (bir şeyin) altını sütüne getirmek
root around in (something) v. (bir şeyin) içini didik didik aramak
root for (someone or something) v. (birini/bir şeyi) cesaretlendirmek/yüreklendirmek
root around in (something) for (something) v. (bir şeyi) bulmak için (bir şeyin) içini didik didik aramak
root for (someone or something) v. (birini/bir şeyi) desteklemek
root through (something) (for something) v. (bir şeyi) bulmak için (bir şeyin) içini didik didik aramak
root around for (something) v. (bir şeyi) bulmak için ortalığın altını üstüne getirmek
root around for (something) v. (bir şeyi) bulmak için didik didik aramak
root (something) in (something) v. (bir şeyi bir şeyde) köklendirmek
root around for (something) v. (bir şeyi) bulmak için etrafı altüst etmek
root around in (something) v. (bir şeyin) altını üstüne getirmek
root around in (something) for (something) v. (bir şeyi) bulmak için (bir şeyin) altını üstüne getirmek
root (something) in (something) v. (bir şeyin bir şey) içerisinde kök salmasını sağlamak
root out of v. -den yok etmek
root about v. (domuz) burnuyla eşeleyerek yiyecek aramak
root in v. eşelemek
root in v. burnunu sokmak
Proverb
money is the root of all evil para tüm kötülüklerin anasıdır
money is the root of all evil para her kötülüğün anasıdır
the love of money is the root of all evil para her kötülüğün anasıdır
idleness is the root of all evil tembellik tüm kötülüklerin anasıdır
Colloquial
get a root canal v. kanal tedavisi olmak
Idioms
root of the problem n. problemin kökü
root of the problem n. problemin özü
alcohol is the root of all evil n. içki tüm kötülüklerin anasıdır
the root of the matter n. konunun özü
the root of the matter n. konunun can alıcı noktası
the root of the issue n. sorunun/meselenin asıl nedeni