suffer - Turkish English Dictionary
History

suffer

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "suffer" in Turkish English Dictionary : 36 result(s)

English Turkish
Common Usage
suffer v. acı çekmek
suffer v. (acı) çekmek
suffer v. ıstırap çekmek
suffer v. (dert/sıkıntı) çekmek
General
suffer v. zayiat vermek
suffer v. bağrı yanmak
suffer v. kötüye gitmek
suffer v. acısını çekmek
suffer v. dert çekmek
suffer v. cefa çekmek
suffer v. ceremesini çekmek
suffer v. cezasını çekmek
suffer v. katlanmak
suffer v. uğramak
suffer v. ıstırap çekmek
suffer v. çile çekmek
suffer v. kıvranmak
suffer v. tahammül etmek
suffer v. (kötü bir şeye )uğramak
suffer v. sıkıntı çekmek
suffer v. izin vermek
suffer v. zarar görmek
suffer v. göz yummak
suffer v. eski seviyesinden aşağı düşmek
suffer v. mihnet çekmek
suffer v. cefa görmek
suffer v. -e uğramak
suffer v. değer kaybetmek
suffer v. mağdur etmek
suffer v. muzdarip olmak
suffer v. göğüs germek
suffer v. ızdırap çekmek
suffer v. mağdur olmak
Trade/Economic
suffer v. zarar görmek
Law
suffer v. katlanmak
suffer v. zarara uğramak

Meanings of "suffer" with other terms in English Turkish Dictionary : 136 result(s)

English Turkish
General
suffer in n. satın alma güdüsü
suffer hardship v. meşakkat çekmek
suffer a twinge of conscience v. vicdan azabı çekmek
suffer great hardship v. ciğeri yanmak
suffer an accident v. kurban gitmek
suffer from constipation v. kabızlık çekmek
suffer losses v. zayiat vermek
make suffer v. kıvrandırmak
suffer a lot v. anası ağlamak
suffer the death of someone v. acısını görmek
suffer from inexperience v. acemilik çekmek
suffer loss v. ziyan etmek
suffer a miscarriage v. düşük yapmak
suffer privation v. sefalet çekmek
suffer the consequences v. acısını çekmek
suffer from heart trouble v. kalbi olmak
suffer torment v. azap çekmek
suffer a lot v. çile çekmek
suffer anguish v. azap çekmek
suffer torment v. eza çekmek
suffer from constipation v. peklik çekmek
suffer so much after having something good v. burnundan gelmek
suffer a lot v. imanı gevremek
suffer for one's sin v. günahını çekmek
suffer the difficulties of being a stranger v. yabancılık çekmek
suffer a pang of conscience v. vicdan azabı çekmek
suffer damage v. hasara uğramak
suffer for v. cezasını çekmek
suffer an affront v. hakarete uğramak
suffer greatly v. kabir azabı çekmek
suffer a lot v. çok çile çekmek
suffer pain v. eziyet çekmek
suffer the consequences v. cezasını çekmek
suffer (physically or mentally) v. acı yaşamak
suffer a miscarriage v. çocuk düşürmek
suffer from a swollen head v. küçük dağları ben yarattım demek
suffer attrition v. zayiat vermek
suffer from v. sıkıntısını çekmek
suffer for v. acısını yaşamak
suffer from melancholia v. karasevdaya düşmek
suffer casualties v. zayiat vermek
make somebody suffer for v. acısı çıkmak
suffer from v. muzdarip olmak
suffer trouble v. zahmet çekmek
suffer agony v. acı çekmek
suffer a loss v. zarara uğramak
suffer a seizure v. nöbet geçirmek
suffer the blows of misfortune v. feleğin sillesini yemek
(for someone) suffer at the hands of v. zarar gelmek
suffer one's whims v. kaprisini çekmek
suffer one's whims v. kapris çekmek
suffer damage v. hasar görmek
suffer oppression v. baskı yaşamak
suffer extensive damage v. aşırı hasar görmek
suffer from intense pain v. acılar içinde kıvranmak
suffer heavy losses v. ağır kayıplara uğramak
suffer heavy losses v. ağır kayıplar vermek
suffer a heart attack v. kalp krizi geçirmek
suffer a severe trauma v. ağır bir travma geçirmek
suffer loneliness v. yalnızlık çekmek
suffer torture v. işkence çekmek
suffer depression v. depresyon geçirmek
suffer (from) erosion v. erozyona uğramak
suffer for v. derdini çekmek
suffer with v. derdini çekmek
suffer a change v. değişime uğramak
suffer a change v. değişmek
suffer from an incurable disease v. tedavisi olmayan bir hastalığın pençesine düşmek
suffer from an incurable disease v. tedavi edilemeyen bir hastalığın pençesine düşmek
suffer damage v. zarara uğramak
suffer damage v. hasara maruz kalmak
suffer from a disease v. bir hastalığın pençesinde kıvranmak
suffer average v. avaryaya maruz kalmak
suffer from v. mağdur olmak
suffer from sleeplessness v. uykusuzluk çekmek
suffer from a disease v. hastalık yaşamak
suffer from an illness v. hastalık yaşamak
suffer from an illness v. hastalık çekmek
suffer from a disease v. hastalık çekmek
suffer from hunger v. açlık çekmek
suffer from the crisis v. krizden yara almak
suffer from low back pain v. bel ağrısı çekmek
suffer from a disease v. hastalıktan müzdarip olmak
suffer from insomnia v. uykusuzluk çekmek
suffer from heart trouble v. kalp rahatsızlığı olmak
suffer the consequences v. sonuçlarına katlanmak
suffer from competition v. rekabetten zarar görmek
suffer a seizure v. havale geçirmek
suffer from sexual abuse v. cinsel istismara uğramak
suffer evil v. kötülük görmek
suffer oppression v. baskı görmek
suffer the rage of v. gazabına uğramak
suffer from stress v. stresden muzdarip olmak
suffer from combat fatigue v. savaş yorgunluğu çekmek
suffer famine v. kıtlık çekmek
suffer extreme hardship v. büyük zorluk çekmek
suffer from heart trouble v. kalp sorunu yaşamak
suffer from heart trouble v. kalp sorunu yaşamak
suffer a defeat v. yenilgiye uğramak
suffer a stroke v. felç geçirmek
Phrasals
suffer under someone v. (bir yönetim) altında ezilmek
suffer from v. mustarip olmak
suffer from (something) v. (bir şeyden) muzdarip olmak
suffer from (something) v. (bir şey) sıkıntısı çekmek
suffer from (something) v. (bir şeyden) mağdur olmak
suffer from (something) v. (bir şey) çekmek
suffer under v. altında ezilmek
Colloquial
make people suffer v. insanlara acı çektirmek
suffer defeat at the hands of v. tarafından hezimete uğramak
suffer defeat at the hands of v. tarafından yenilgiye uğramak
Idioms
not suffer fools gladly v. aptal insanlarla uğraşamamak
not suffer fools v. aptal insanlarla uğraşamamak
not suffer fools gladly v. aptallara/aptallığa katlanamamak
not suffer fools v. aptallara/aptallığa katlanamamak
suffer the pangs of love v. aşk acısı çekmek
suffer the same fate v. aynı kaderi paylaşmak
suffer an attack v. nöbet geçirmek
suffer from a swollen head v. küçük dağları ben yarattım demek
suffer a setback v. ufak bir aksaklık yaşamak
suffer a setback v. ufak bir aksaklıkla karşılaşmak
suffer an attack of (some illness) v. (bir hastalık) atağı/nöbeti geçirmek
Speaking
will he suffer? expr. acı çekecek mi?
it's we who suffer expr. acı çeken bizleriz
suffer with me expr. benimle acı çek
Trade/Economic
suffer average v. avaryaya maruz kalmak
suffer damage v. hasara maruz kalmak
suffer, incur or sustain v. uğramak, karşılaşmak veya maruz kalmak
suffer loss v. zarar çekmek
suffer a loss v. zarara uğramak
Law
suffer by v. zarara uğramak
Insurance
suffer average v. avaryaya maruz kalmak
Medical
suffer child-birth pains v. doğum sancısı çekmek
have/suffer from palpitations v. kalp çarpıntısı geçirmek
suffer a haemorrhage v. kan kaybetmek
have/suffer from palpitations v. yürek çarpıntısı geçirmek
suffer from a swollen head v. kafa şişliğinden muzdarip olmak