uzun süre - Turkish English Dictionary
History

uzun süre



Meanings of "uzun süre" in English Turkish Dictionary : 13 result(s)

Turkish English
General
uzun süre long time n.
uzun süre aeon n.
uzun süre ages n.
uzun süre a long time n.
uzun süre heaps of time n.
uzun süre long period of time n.
uzun süre long duration n.
uzun süre extended period of time n.
uzun süre long adv.
Colloquial
uzun süre donkey's years
Idioms
uzun süre for the long haul
Construction
uzun süre long term
Food Engineering
uzun süre low temperature long time

Meanings of "uzun süre" with other terms in English Turkish Dictionary : 70 result(s)

Turkish English
General
bir işte uzun süre başarılı olmak have a good run for one's money v.
daha uzun süre dayanmak outlast v.
uzun süre çalışmak work for a long time v.
uzun süre konuşmak gas v.
çok uzun süre aeon n.
uzun bir süre a good while n.
uzun süre hizmet etmiş asker veteran soldier n.
çok uzun bir süre blue moon n.
güneş ışığını yansıtan karlı yüzeye uzun süre güneş gözlüksüz bakma neticesi oluşan görüş şartı snow-blindness n.
yarışçının boğa üzerinde 8 saniye veya daha uzun süre kalmayı amaçladığı rodeo türü bull riding n.
uzun süre belalara ve acıya dayanma/sabretme longanimity n.
uzun süre boyunca ısısını koruyan malzemeden üretilmiş, ısıyı saklamakta kullanılan alet thermophore n.
nefesini uzun süre tutan long winded adj.
uzun süre birinin kahrını çeken long-suffering adj.
uzun süre önce long ago adv.
uzun bir süre önce a long time ago adv.
uzun bir süre quite a while adv.
uzun süre sonra after a long time adv.
daha uzun bir süre for a longer time adv.
kaba çimde uzun süre vakit geçiren acemi, yeteneksiz golfçü cabbage pounder
Phrases
bir dalgadan daha büyük hiçbir duygu yoktur ki kendi formunu uzun süre sürdürebilsin no emotion, any more than a wave, can long retain its own individual form
uzun süre önce aeons before
Colloquial
çok uzun süre a month of sunday
uzun süre gömülü kalmak stay buried for long
uzun bir süre at some length
kripto para piyasalarında alınan coin'in/token'in zararına satmamak için olabildiğince uzun süre elde tutulması hodl
Idioms
uzun bir süre donkey's years
uzun bir süre a month of sundays
uzun süre sonra at length
birinin evinde istenilenden daha uzun süre kalmak outstay one's welcome
uzun süre kalmak outstay one's welcome
birisinde uzun süre misafir olarak kalmak outstay one's welcome
uzun süre çalıştıktan sonra mola vermek rest on one's oars
çok uzun bir süre until kingdom come
çok uzun bir süre till kingdom come
çok uzun bir süre till the cows come home
çok uzun bir süre until the cows come home
çok uzun bir süre uyumak sleep around the clock
uzun bir süre from here till next tuesday
çok uzun süre/seneler sonra olacak olmak be light years away
Speaking
uzun süre geçti it's been a long time
uzun süre oldu it's been a long time
otur ve dinlen (özellikle uzun süre ayakta duran ve dolaşanlar için söylenir) take the weight off your feet
otur ve dinlen (özellikle uzun süre ayakta duran ve dolaşanlar için söylenir) take the weight off your legs
Slang
koltukta uzun süre oturup aylaklık eden kimse chairwarmer n.
Trade/Economic
küçük birimlere bölünebilen ve uzun bir süre içinde satılabilen büyük bir sipariş split order
uzun süre kullanılacak varlıklar capital assets
üretim faaliyetinde kendisinden uzun bir süre yararlanılan varlıklar fixed asset
sermaye işlemlerinde genellikle bir yıldan daha uzun bir süre long term
madeni paranın uzun süre tedavülde kalması sonucu aşınıp ağırlığından kaybetmesi abrasion
uzun süre kullanılmayan banka hesabı dormant account
ekonomik faaliyetlerin uzun süre durgunluk arz etmesi secular stagnation
Technical
amonyak buharında çeliğin uzun süre ısıtıldığı, yüzeydeki ayrışma sonucu üretilen azotun çeliğe girdiği sertleştirme metodu nitriding n.
denizaltının uzun süre su altında kalmasını sağlayan boru tertibatı snorkel
uzun süre poz verilmiş fotoğraf time exposure
uzun süre ısıya maruz bırakılma prolonged exposure to heat
uzun süre yüksek sıcaklığa maruz bırakılarak suni yaşlandırma artificial ageing by long term exposure to elevated temperature
uzun süre yüksek sıcaklığa maruz bırakarak ısıl yaşlandırma uygulamak suretiyle suni yaşlandırma ageing by the use of thermal ageing by long term exposure in a ventilated oven at elevated temperature
Textile
tüm kumaşlarda hızla kuruyan ve uzun süre parlak kalabilen kalem fabric marking pen
Automotive
uzun süre araç kullanmak run hard
Medical
sonuçları uzun süre sonrasında elde edilen bilimsel çalışma outcome study
uzun süre hastanede tedavi görülmesi sonrası ortaya çıkan psikolojik rahatsızlık (genellikle çocuklarda görülür) hospitalism
uzun süre tedavi edilmemiş hipotiroidizm long-standing untreated hypothyroidism
uzun süre tedavi edilmemiş hipotiroidizm long-term untreated hypothyroidism
Psychology
bir mekanda uzun süre kalmaktan ötürü duyulan sıkıntı cabin fever
History
fransız tarihinde en uzun süre görev yapan ihtilal meclisi national convention n.
Sport
sayı kazanana kadar uzun süre topa vurmak (tenis, duvar tenisi, badminton vb.) rally v.
Photography
uzun süre poz verme time exposure
uzun süre poz verilmiş fotoğraf time exposure
Latin
bronzdan daha uzun süre dayanacak bir anıt diktim exegi monumentum aere perennius