will - Inglés Turco Frases
The sample sentences have been compiled from various sources and although they have been proofread, there may be some omissions. The sentences do not necessarily reflect the ideology and opinions of Tureng.com. Please let us know about sentences with political, social and sensitive content that offend you.

InglésTurco
willecek/acakv.
  • I will be at the office tomorrow.
  • Yarın ofiste olacağım.
Show More (-2)
will(rica amaçlı) er/arv.
  • Will you turn around so I can see the back of the dress?
  • Elbisenin arkasını görebilmem için arkanı döner misin?
Show More (-2)
willistekn.
  • They forced me to sign a waiver against my will.
  • Beni isteğim dışında bir feragatname imzalamaya zorladılar.
  • I hope that many will feel prompted to respond and present their views before part two appears.
  • İkinci bölüm yayınlanmadan önce pek çok kişinin yanıt verme ve görüşlerini sunma isteği duyacağını umuyorum.
  • It has, however, happened that women have been sterilised against their will.
  • Bununla birlikte kadınların kendi istekleri dışında kısırlaştırıldığı da olmuştur.
Show More (16)
willmeli/malıv.
  • That will be my mother calling.
  • Annem arıyor olmalı.
Show More (-2)
will(şikayet amaçlı) -yorv.
  • He will keep complaining about having no money.
  • Parasız olduğundan şikayet edip duruyor.
Show More (-2)
will(talep-rica bildiren) ar/erv.
  • Will you take that phone call outside!
  • Şu telefon konuşmasını dışarıda yapar mısın!
Show More (-2)
willecektir/acaktırv.
  • The truth will come out eventually.
  • Gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır.
Show More (-2)
will(nazikçe teklif amaçlı) er/arv.
  • Will you have wine or whiskey?
  • Şarap ya da viski alır mısınız?
Show More (-2)
will(vasiyetle) miras bırakmakv.
  • My father willed his house to my sister.
  • Babam evini kız kardeşime miras bıraktı.
Show More (-2)
williraden.
  • They have the will to succeed.
  • Başarılı olmak için gereken iradeye sahipler.
  • Such a refusal may have contradictory motives behind it and does not express Parliament's unambiguous will.
  • Böyle bir reddin arkasında çelişkili nedenler olabilir ve Parlamento'nun açık iradesini ifade etmez.
  • There must, therefore, be the will to bring about equality in sport.
  • Dolayısıyla sporda eşitliği sağlamak için irade bulunmalıdır.
Show More (63)
willvasiyetn.
  • The family gathered to discuss their father's will.
  • Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi.
  • She left everything to me in her will.
  • Vasiyetinde her şeyi bana bıraktı.
Show More (-1)
willebilir/abilirv.
  • The cabin will accommodate ten people.
  • Kulübede on kişi konaklayabilir.
Show More (-2)
willvasiyetnamen.
  • The will is signed by the testator.
  • Vasiyetname vasiyetçi tarafından imzalanır.
Show More (-2)
willdilemekv.
  • Becker willed it not to be true.
  • Becker bunun doğru olmamasını diledi.
  • Your Lord creates whatever He wills, and He chooses.
  • Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.
  • The Holy Spirit distributes these gifts as He wills.
  • Kutsal Ruh bu armağanları dilediği gibi dağıtır.
Show More (0)