-meal - Turco Inglés Diccionario

-meal

Significados de "-meal" en diccionario turco inglés : 2 resultado(s)

Inglés Turco
Gastronomy
-meal adv. (belirtilen) porsiyonda
-meal adv. (belirtilen) ölçüde

Significados de "-meal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
meal n. öğün
enjoy your meal interj. afiyet olsun
General
set meal n. fiks menü
with a meal n. yemekli
meal n. yemek
meal n. elenmemiş kaba un
meal n. una benzer şey
indian meal n. mıısır unu
the evening meal during ramadan n. iftar
meal n. sofra
oil meal n. köftün
social food or meal n. sosyal yiyecekler
meal for guests n. ziyafet
set meal n. yemek seçme durumu olmayan öğün
calf fattening meal n. buzağı besi yemi
bone meal n. kemik tozu
iftar meal n. iftar yemeği
meal before dawn during ramadan n. sahur
meal n. öğün
oil meal n. küspe
meal n. öğün yemeği
main meal n. ana öğün
fast-breaking meal n. iftar yemeği
full meal n. tam öğün
three-course meal n. üç kap yemek (başlangıç, ana yemek, tatlı vb)
meal ticket n. yemek bileti
pea meal n. nohut yemeği
meal consumed early in the morning n. sahur
pre-dawn meal of suhur n. sahur
meal card n. yemek kartı
morning meal n. sabah öğünü
morning meal n. sabah yemeği
hot meal n. sıcak yemek
soybean meal n. soya küspesi
meal break n. yemek molası
thanksgiving meal n. şükran günü yemeği
school meal n. okul yemeği
meal times n. yemek saatleri̇
meal plan n. yemek planı
square meal n. tam öğün
square meal n. dört başı mamur yemek
meal box n. yemek paketi
blood meal n. kan emici böceğin emdiği kan
meal n. pay
meal n. çeşitli kuru yemişlerin ve diğer yağlı tohumların yağını çıkardıktan sonra geriye kalanların öğütülmesi ile elde edilen ürün
meal n. parça
meal n. tane boyutu, doku gibi özellikleri sebebiyle tohum küspesine benzeyen ürün
meal [uk] n. süt sağma zamanı
meal [obsolete] n. bazen ölçü olarak kullanılan varil veya kova
meal [uk] n. süt sağma
meal n. yemeğin yenilme zamanı
meal [uk] n. kumla
meal [uk] n. nokta
meal n. aniden kristallendirme ile elde edilen ürün
meal [uk] n. sağılan süt
meal n. et veya balık gibi kurutulmuş çeşitli besinlerin öğütülmesi ile elde edilen ürün
meal [uk] n. benek
meal n. kısım
meal [uk] n. kumul
meal [uk] n. deniz veya akarsu içinde sığlık oluşturan kum yığını
meal n. bölüm
meal n. özellikle orkney adaları'nda kullanılmış, değeri bölgeden bölgeye değişen eski bir ağırlık birimi
meal n. yemek yeme
meal [uk] n. leke
meal n. una benzeyen bakliyat
attack a meal like a ravenous wolf v. aç kurt gibi saldırmak
sit down to a meal v. sofraya oturmak
make a meal of v. kantarın topunu kaçırmak
host a fast-breaking meal v. iftar vermek
spill the meal over oneself v. yemeği üstüne dökmek
spill the meal over oneself v. yemeği üzerine dökmek
feel sluggish after a meal v. yemekten sonra ağırlık çökmek
feel sleepy after a meal v. yemekten sonra ağırlık çökmek
feel sluggish after a meal v. yemek sonrası ağırlık çökmek
feel sleepy after a meal v. yemek sonrası ağırlık çökmek
skip a meal v. öğün geçirmek
skip a meal v. öğün atlamak
miss a meal v. öğün kaçırmak
turn a meal into a special occasion v. bir yemeği özel bir olaya dönüştürmek
sample a meal v. bir yemeği/yiyeceği tatmak/denemek
say grace (prayer said before meal) v. yemek için şükür duası etmek
pray before a meal v. yemek için şükür duası etmek
get up from a meal v. yemekten kalkmak
cook a healthy meal v. sağlıklı bir yemek pişirmek
cook the meal v. yemeği yapmak
cook the meal v. yemeği pişirmek
meal [obsolete] v. lekelemek
meal v. ufalamak
meal v. unla veya unumsu bir madde ile kaplamak
meal v. un haline gelmek
meal v. beslenmek
meal v. yemek
meal v. toz haline getirmek
meal [obsolete] v. renklendirmek
without meal adj. yemeksiz
meal-mouthed adj. yapmacık bir kimseye yakışan (telaffuz)
meal-mouthed adj. yapmacık kibarlık gösteren
meal-mouthed adj. fikir ve niyetlerini gizlemeye meyilli
meal-mouthed adj. gerçekleri açıkça söylemeyen
after meal adv. yemekten sonra
at each meal adv. her öğünde
at each meal adv. her yemekte
have a nice meal! interj. afiyet olsun!
Phrasals
eat a meal out v. dışarıda yemek
Phrases
a meal in itself n. kendi başına doyurucu olan yemek
enjoy your meal! interj. afiyet olsun!
Colloquial
square meal n. mükellef yemek
square meal n. besleyici/adamakıllı/doğru dürüst yemek
square meal n. doyurucu öğün
square meal v. doyurucu yemek
out to (a meal) adv. yemeğe gitmiş
out to (some meal) adv. yemeğe gitmiş
out to (a meal) adv. yemek için dışarıya çıkmış
out to (some meal) adv. yemek için dışarıya çıkmış
out to (a meal) expr. yemeğe çıkmış
Idioms
a meal ticket n. ekmek teknesi
a meal ticket n. geçim kaynağı
meal ticket n. geçim kaynağı
cat in the meal-tub [obsolete] [us/south africa] n. arkasından iş çevirme
cat in the meal-tub [obsolete] [us/south africa] n. gizli tehlike
cat in the meal-tub [obsolete] [us/south africa] n. olası tehlike
cat in the meal-tub [obsolete] [us/south africa] n. pusuya yatma
cat in the meal-tub [obsolete] [us/south africa] n. pusuda bekleme
a meal ticket n. ekmek kapısı
a meal ticket n. kazanç kaynağı
a meal ticket n. para kapısı
a square meal n. adamakıllı bir yemek/öğün
a square meal n. besleyici bir yemek/öğün
a square meal n. mükellef bir yemek/öğün
a square meal n. doğru dürüst bir yemek/öğün
a square meal n. tam bir yemek/öğün
a square meal n. doyurucu bir yemek/öğün
a couple (of) fries short of a happy meal n. bir tahtası eksik
a couple (of) fries short of a happy meal n. mankafa
a couple (of) fries short of a happy meal n. aptal
a couple (of) fries short of a happy meal n. mal
make a meal of v. kantarın topunu kaçırmak
make a meal of v. gına getirmek
make a meal of v. bir işi aşırı çabayla yapmak
make a meal out of something v. üzerine gerektiğinden fazla düşmek
make a meal out of something v. pireyi deve yapmak
make a meal of something v. üzerine gerektiğinden fazla düşmek
make a meal of something v. gerektiğinden fazla önemsemek
make a meal out of something v. üzerinde gerekenden fazla durmak
make a meal of something v. üzerinde gerekenden fazla durmak
make a meal of something v. gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
make a meal of something v. pireyi deve yapmak
make a meal out of something v. gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
make a meal of v. gereğinden çok çaba harcamak
make a meal out of something v. gerektiğinden fazla önemsemek