Enemy - Turco Inglés Diccionario

Enemy

Significados de "Enemy" en diccionario turco inglés : 25 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
enemy n. hasım
enemy n. düşman
General
enemy n. yağı
enemy n. düşman
enemy n. mualif
enemy n. yıkıcı etkileri olan şey
enemy n. tehlikeli şey
enemy n. tehdit oluşturan şey
enemy n. tehlikeli olan şey
enemy adj. düşman
enemy adj. düşman kuvvetine ait
enemy adj. düşman ulusun vatandaşlarına ait
enemy adj. düşman kuvveti ile ilgili
enemy adj. düşman kuvvetine ait
enemy adj. düşman kuvveti olan
enemy N. karşı taraf
Law
enemy n. düşman
enemy n. hasım
Military
enemy n. düşman
enemy n. muhalif askeri kuvvet
enemy n. düşman uçağı
enemy n. düşman gemisi
enemy n. muhalif askeri kuvvete ait gemi, uçak, araç
enemy adj. düşmana ait
enemy adj. düşman ulusa ait

Significados de "Enemy" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
the old enemy n. şeytan
public enemy n. halk düşmanı
sworn enemy n. baş düşmanı
sworn enemy n. can düşmanı
mortal enemy n. can düşmanı
deadly enemy n. can düşmanı
enemy at the gate n. kapıdaki düşman
permanent enemy n. daimi düşman
enemy occupation n. düşman işgali
enemy invasion n. düşman işgali
enemy army n. düşman ordusu
the most-hated enemy n. can düşmanı
the arch-enemy n. şeytan
enemy's ploys n. düşmanın manevraları
enemy territory n. düşman toprağı
enemy-held territory n. düşman işgalindeki/kontrolündeki bölge
powerful enemy n. güçlü düşman
enemy image n. düşman imajı
secret enemy n. gizli düşman
enemy capabilities n. düşman kabiliyetleri
enemy combatant n. düşman savaşçı
sworn enemy n. ezeli düşman
public enemy n. düşman ülke
public enemy n. düşman ülke hükumeti
treat somebody as an enemy v. düşmanlık etmek
make an enemy of somebody v. düşman etmek
behave like an enemy v. düşman kesilmek
keep on enemy guessing v. düşmanı şaşırtmak
wear the enemy down v. düşmanı yormak
wear the enemy down v. düşmanı bitap düşürmek
regard as an enemy v. düşman görmek
regard as an enemy v. düşman gözüyle görmek
see someone as an enemy v. rakip görmek
consider someone an enemy v. düşman saymak
see someone as an enemy v. düşman görmek
see someone as an enemy v. düşman olarak görmek
see someone as an enemy v. rakip olarak görmek
celebrate the ...th anniversary of ...'s liberation from enemy occupation v. (bir yerin) düşman işgalinden kurtuluşunun ...'nci yıl dönümünü kutlamak
make an enemy of someone v. birini düşman etmek
liberate the town from the enemy v. şehri düşmanlardan kurtarmak
liberate the town from the enemy v. şehri düşman elinden kurtarmak
liberate the town from the enemy v. şehri düşman işgalinden kurtarmak
open fire on the enemy v. düşmana ateş açmak
throw the enemy into the sea v. düşmanı denize dökmek
drive the enemy forces into the sea v. düşmanı denize dökmek
drive the enemy into the sea v. düşmanı denize dökmek
unleash an attack upon the enemy v. düşmana karşı kaçınılmaz olan saldırıyı başlatmak
unleash an attack against the enemy v. düşmana karşı kaçınılmaz olan saldırıyı başlatmak
unleash an attack on the enemy v. düşmana karşı kaçınılmaz olan saldırıyı başlatmak
enemy [obsolete] adj. düşman
enemy [obsolete] adj. muhalif
enemy [obsolete] adj. kötü niyetli
enemy [obsolete] adj. kötü huylu
enemy [obsolete] adj. zıt
Phrases
let (the) perfect be the enemy of (the) good v. mükemmel iyinin düşmanıdır
let (the) perfect be the enemy of (the) good v. çok incelme koparsın
let (the) perfect be the enemy of (the) good v. mükemmeli arama olduğu kadarıyla sonlandır
let (the) perfect be the enemy of (the) good v. dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma
like an enemy expr. düşmanca
the greatest enemy of knowledge is not ignorance, it is the illusion of knowledge. expr. bilginin en büyük düşmanı cehalet değil, bilgi yanılsamadır
art has an enemy called ignorance expr. sanatın cehalet adında bir düşmanı vardır
don't let perfect be the enemy of good expr. çok incelme koparsın
don't let perfect be the enemy of good expr. dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma
don't let perfect be the enemy of good expr. mükemmeli arama olduğu kadarıyla sonlandır
don't let perfect be the enemy of good expr. mükemmel iyinin düşmanıdır
Proverb
best is the enemy of the good daha iyisini yapmaya çalıştıkça berbat etme riski vardır
my enemy's enemy is my friend düşmanımın düşmanı dostumdur
water sleeps, but enemy never rests su uyur düşman uyumaz
water sleeps, and the enemy is sleepless su uyur düşman uyumaz
water sleeps but the enemy never sleeps su uyur düşman uyumaz
the enemy of my enemy is my friend düşmanımın düşmanı dostumdur
keep your enemy at bay su uyur düşman uyumaz
the good is the enemy of the best vasata razı gelen mükemmele ulaşamaz
the good is the enemy of the best vasatı seven lider olamaz
the good is the enemy of the best ideale ulaşmanın düşmanı vasatlığa boyun eğmektir
no plan survives contact with the enemy düşmanla yüz yüze gelince bütün planlar suya düşer
no plan survives contact with the enemy bir kez düşmanla karşılaşmayasın tüm planlar ters teper
no plan survives contact with the enemy düşmanla karşılaşılınca savaş planları değiştirilebilir
let (the) perfect be the enemy of (the) good daha iyisini yapmaya çalıştıkça berbat etme riski vardır
If the enemy is in range, so are you düşman menzildeyse sen de öylesin
a false friend is worse than an open enemy iki yüzlü bir dost açıkça düşman olan birinden daha kötüdür
a false friend is worse than an open enemy iki yüzlü bir arkadaştansa açık bir düşman yeğdir
a false friend is worse than an open enemy kötü dost açıkça düşman olan birinden daha kötüdür
a false friend is worse than an open enemy dost görünen düşmandansa açıkça düşman olan kişi yeğdir
a false friend is worse than an open enemy iki yüzlü birine dost diye güvenmek, birinin düşman olduğunu açıkça bilmekten daha kötüdür
a false friend is worse than an open enemy dost gibi görünen arkadaştansa açıkça düşman olan biri yeğdir
best is the enemy of (the) good mükemmeli bulma çabası iyiyi elde etme şansını düşürür
best is the enemy of (the) good ısrarla mükemmeli ararken iyiyi ıskalama şansı artar
every man is his own worst enemy kişinin kendinden büyük düşmanı yoktur
every man is his own worst enemy kişinin en kötü düşmanı kendisidir
the enemy of your enemy is your friend birinin düşmanının düşmanı o kişinin dostudur
the enemy of your enemy is your friend düşmanının düşmanı dostundur
best is the enemy of the good mükemmel iyinin düşmanıdır
Colloquial
bitter enemy n. can düşmanı
in every war there is an enemy expr. her savaşta bir düşman vardır
Idioms
public enemy number one n. bir numaralı halk düşmanı
(one's) own worst enemy n. kendi kendinin en büyük düşmanı
(one's) own worst enemy n. kendine en büyük zararı kendi veren
(one's) own worst enemy n. kendi kendine en büyük zararı veren
(one's) own worst enemy n. kendi ayağına sıkan
(one's) own worst enemy n. kendi kendine engel olan
your own worst enemy n. kendi kendinin en büyük/kötü düşmanı
be one's own worst enemy v. kendinin en büyük/kötü düşmanı olmak
become one's own worst enemy v. kendinin en büyük/kötü düşmanı olmak
be one's own worst enemy v. kendi kendine düşman olmak
become one's own worst enemy v. kendi kendine düşman olmak
make an enemy of somebody v. düşmanlığını kazanmak
be one's own worst enemy v. kendini baltalamak
be your own worst enemy v. kendi kendini baltalamak
be your own worst enemy v. kendi kendine düşman olmak
be your own worst enemy v. kendi kendinin en büyük/kötü düşmanı olmak
be your own worst enemy v. kendi kendine zarar veren biri olmak
be your own worst enemy v. kendi kendine zorluk yaratmak/çıkartmak
be your own worst enemy v. kendi kendine sorun yaratmak/çıkartmak
be your own worst enemy v. kendi kendini zora sokmak
I wouldn't wish that on my worst enemy expr. allah düşmanımın başına vermesin
(the) good is the enemy of (the) great expr. elindekiyle/vasatla yetinen en iyiye ulaşamaz
(the) good is the enemy of (the) great expr. vasatı seven lider olamaz
(the) good is the enemy of (the) great expr. elindekiyle/vasatla yetinen mükemmeli elde edemez
(the) good is the enemy of (the) best expr. elindekiyle/vasatla yetinen en iyiye ulaşamaz
(the) good is the enemy of (the) great expr. ideale ulaşmanın düşmanı vasatlığa boyun eğmektir
(the) good is the enemy of (the) great expr. vasata razı gelen mükemmele ulaşamaz
(the) good is the enemy of (the) best expr. elindekiyle/vasatla yetinen mükemmeli elde edemez
I wouldn't wish (something) on my worst enemy expr. allah (bir şeyi) düşmanımın başına vermesin
I wouldn't wish (something) on my worst enemy expr. (bir şey) en büyük düşmanımın bile başına gelmesin
I wouldn't wish (something) on my worst enemy expr. allah (bir şeyi) düşmanıma göstermesin
I wouldn't wish (something) on my worst enemy expr. (bir şey) düşmanımın başına gelmesin
Speaking
I wouldn't wish it on my worst enemy expr. düşman başına
my enemy's enemy expr. düşmanımın düşmanı
I wouldn't wish that on my worst enemy expr. düşmanımın başına gelmesin
I wouldn't wish it on my worst enemy expr. düşmanımın başına gelmesin
your' r my enemy expr. düşmanımsın
Law
enemy of mankind n. insanlığın düşmanı
enemy of mankind n. insanlık düşmanı
Politics
enemy state n. düşman ülke
public enemy n. cemiyet düşmanı
public enemy n. halk düşmanı
class enemy n. devrim düşmanı kesim
class enemy n. proleteryanın iktidara gelmesini engelleyen ya da iktidarı elinde tutan sınıf
pinpoint the enemy v. düşmanın yerini saptamak
Aeronautic
enemy aircraft n. düşman uçağı
Zoology
natural enemy n. doğal düşman
Apiculture
enemy of bees n. arı düşmanı
bee enemy n. arı düşmanı
Literature
arch-enemy n. baş düşman
Military
mission enemy terrain troops and time available n. vazife düşman arazi ve mevcut kuvvetler ve zaman
enemy hors de combat n. muharebe dışı kalmış düşman personeli
imminent enemy approach n. muhtemel düşman yaklaşma istikameti
major enemy concentration n. önemli düşman toplanması
major enemy concentration n. önemli düşman yığınağı