Gray - Turco Inglés Diccionario

Gray

Significados de "Gray" en diccionario turco inglés : 65 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
gray n. gri
gray v. ağarmak
gray v. ağartmak
gray adj. boz
gray adj. gri
General
gray n. kır
gray n. külrengi
gray n. kır rengi
gray n. kül rengi
gray n. gri renkli hayvan
gray n. gri renkli nesne
gray n. grimsi cildi, bombeli siyah gözleri ve kocaman kafası olan dünya dışı varlık
gray n. gri şey
gray n. grilik
gray v. aklar düşmek
gray v. kırlaşmak
gray v. silikleştirmek
gray v. kırlaştırmak
gray v. beyazlamak
gray v. grileştirmek
gray v. grimsi hale getirmek
gray v. grileşmek
gray v. yaşlanmak
gray v. yaşlı nüfus oranı artmak
gray adj. kapalı
gray adj. kırlaşmış
gray adj. sıkıntılı
gray adj. kurşuni
gray adj. silik
gray adj. eski
gray adj. yaşlı
gray adj. kır
gray adj. (saç) ağarmış
gray adj. saçları ağarmış
gray adj. kır saçlı
gray adj. grimsi
gray adj. griye çalan
gray adj. mat
gray adj. donuk
gray adj. gri giyimli
gray adj. gri kostümlü
gray adj. konum, durum ve yapı açısından ortada yer alan
gray adj. gri elbiseye giyen
gray adj. gri üniforma giyen
gray adj. iki olgunun arasında kalan
gray adj. belirsiz
gray adj. yaşlılarla ilişkili
Trade/Economic
gray adj. göze batmadan yasal kontrollerden kaçınan (pazarlama yöntemi)
Technical
gray n. külrengi
gray adj. kurşuni
Computer
gray n. gri
Textile
gray adj. ağartılmamış ve boyanmamış durumda olan (dokuma)
gray adj. işlenmemiş (dokuma)
Medical
gray n. absorbe edilen radyasyon doz birimi
Zoology
gray adj. postu siyah ve beyaz kılların karışımından oluşan (hayvan)
History
gray n. amerikan iç savaşı'nda konfederasyon ordusu'nda yer alan asker
Geography
gray n. georgia eyaletinde şehir
gray n. maine eyaletinde yerleşim yeri
gray n. iowa eyaletinde şehir
Painting
gray n. çal
Photography
gray n. renkleri siyah ve beyaz arasındaki tonlardan oluşan ve skalada benzer derecelere sahip nötr veya akromatik renk dizilerine verilen ad
gray n. düşük doygunluklu nesne rengi
gray n. konfederasyon ordusu
Archaic
gray n. porsuk
Slang
gray n. hilebazların kullandığı, iki yüzü de aynı olan yarım peni

Significados de "Gray" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
turn gray v. ağarmak
go gray v. ağarmak
General
gray wolf n. gri kurt
gray flounder n. gri dil balığı
tattletale gray n. kirli beyaz
iron gray n. demirkırı
gray jay n. alakarga
gray mullet n. paçuz
turning gray n. ağarma
gray matter n. beyin
gray partridge n. gri keklik
gray whale n. gri balina
gray sole n. gri dilbalığı
gray mullet n. kefal
gray dust n. gri toz
gray birch n. amerikan kayın ağacı
gray matter n. zeka
gray fox n. gri tilki
gray sea eagle n. gri deniz kartalı
back gray n. astar
gray hen n. dişi keklik
great gray owl n. büyük gri baykuş
gray matter n. akıl
silver gray n. gümüş rengi
gray alder n. gri çam
gray substance n. gri cevher
great gray kangaroo n. büyük gri kanguru
african gray n. afrika grisi
dapple-gray n. alaca kır (at)
dapple-gray n. bakla kırı
gray level n. gri düzeyi
gray tone image n. gri tonlamalı imge
pearl-gray n. soluk mavimsi gri renk
gray water n. çamaşır makineleri ve lavabolar tarafından oluşturulan atık su
gray water n. gri su
greenish gray n. yeşilimsi gri
greenish gray n. yeşile çalan gri
pearl gray n. inci rengi
iron gray n. demir grisi
brownish-gray n. kahverengimsi gri
whitish gray n. beyazımsı gri
gray rabbit n. gri tavşan
dapple-gray n. alaca kır
gray wool jacket n. gri yün ceket
tattletale gray n. gri beyaz
tattletale gray n. griye çalan beyaz
tattletale gray n. gri beyaz
tattletale gray n. griye çalan beyaz
tattletale gray n. griye çalan beyaz
tattletale gray n. gri beyaz
reddish-gray n. kırmızımsı gri
gray [obsolete] n. gri porsuk kürkü
gray literature n. gri yayınlar
gray literature n. erişime açılmamış yazılı materyal
gray literature n. ticari kaygılarla basılmamış yazılı materyal
gray nomad [australia] n. portatif evle ülkeyi dolaşan yaşlı gezgin
gray sedge [uk] n. grimsi şayak sineği
gray nomad [australia] n. yaşlı göçebe
gray matter n. gri madde
turn gray v. kırlaşmak
turn gray v. aklar düşmek
take on a gray colour v. bozarmak
pluck out one's gray hairs v. beyaz saç tellerini koparmak
(one's hair) turn gray v. saçları ağarmak
grow gray v. saçları ağarmak
dappled gray adj. baklakırı
dapple gray adj. alaca kır (at)
dark gray and dark red adj. koyu gri ve koyu kırmızı
dark gray adj. koyu gri
gray-headed adj. yaşlı adam
slate-gray adj. barut rengi
pearl-gray adj. gümüşi
bluish-gray adj. mavimsi gri
gray-haired adj. saçları ağarmış
gray-headed adj. kır saçlı
gray-haired adj. kır saçlı
gray-headed adj. saçları ağarmış
red-gray adj. kırmızımsı gri
black-gray adj. koyu gri
dappled–gray adj. (at) kırçıllı
silver-gray adj. gümüşi gri olan
silvery-gray adj. gümüş grisi olan
silver-gray adj. gümüş grisi olan
silvery-gray adj. gümüşi gri olan
slaty-gray adj. arduvaz veya granit renginde
stone-gray adj. arduvaz veya granit renginde
slaty-gray adj. taş girisi
stone-gray adj. taş girisi
slaty-gray adj. taş rengi
stone-gray adj. taş rengi
slaty-gray adj. granit rengi
stone-gray adj. granit rengi
slaty-gray adj. arduvaz rengi
stone-gray adj. arduvaz rengi
slaty-gray adj. kayrak rengi
stone-gray adj. kayrak rengi
Phrasals
gray out v. (bir şey) gözünü karartmak
gray out v. grileştirmek
gray out v. bir kullanıcı arayüzünü aktif olmadığını belirtmek için gri yapmak
gray out v. silikleştirmek
gray out v. gözü kararmak
gray out v. görüşünü düşürmek
Proverb
all cats are gray in the dark karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray after dark/at night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray after dark/at night köre elvandan bahsolunmaz
all cats are gray after dark/at night zifiri karanlıkta her şey siyahtır/aynıdır
all cats are gray by night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray by night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray by night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray at night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray by night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray by night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray by night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray at night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
Colloquial
dorian gray n. genç gösteren kişi
dorian gray n. yaşlanmıyormuş gibi görünen kişi
dorian gray n. hiç yaşlanmayan kişi (oscar wilde'ın dorian gray'in portresi isimli romanında yaşlanmayan dorian gray karakterinden yola çıkarak türetilmiş bir lakap)
dorian gray n. yaşını göstermeyen kişi
gray amber n. amber
gray amber n. akamber
gray-wave adj. kar potansiyeli olan ancak yatırımcı yaşlanmadan önce beklentileri karşılaması mümkün olmayan (şirket, yatırım)
Idioms
a gray area n. belirsiz alan/saha
gray matter n. kafa/beyin
gray area n. ikilemde kalınan konu
gray area n. hakkında emin olunamayan şey
gray eminence n. gizli/görünmeyen kuvvet
gray eminence n. torpil
gray eminence n. perdenin arkasındaki kişi
gray eminence n. asıl yöneten kişi
old gray mare [old-fashioned] n. modası geçmiş kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] n. yaşlı kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] n. eski şey
the old gray mare n. ihtiyarlamış kimse
the old gray mare n. ihtiyar kimse
the old gray mare n. yaşlanmış kimse
the old gray mare n. yaşı geçmiş kimse
the old gray mare n. yaşlı kimse
old gray mare [old-fashioned] n. çağ dışı kalmış kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] n. emektar kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] n. ihtiyar kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] n. miadını doldurmuş kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] n. demode şey