Sole - Turco Inglés Diccionario

Sole

Significados de "Sole" en diccionario turco inglés : 80 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
sole n. ayak tabanı
sole n. taban
sole adj. yegane
sole adj. tek
General
sole n. pençe
sole n. ayak tabanı
sole n. kaide
sole n. dilbalığı
sole n. taban
sole n. taban (ayakkabıya ait)
sole n. ayakkabıya ait taban
sole n. pençe (ayakkabı)
sole n. ayakkabı tabanı
sole n. ayak
sole n. pencere pervazı
sole n. kapı pervazı
sole n. pencere eşiği
sole n. kapı eşiği
sole n. topuk betonu
sole n. kertik tabanı
sole n. karık tabanı
sole v. ayakkabıyı pençelemek
sole v. ayakkabıya taban koymak
sole v. pençe vurmak (ayakkabıya)
sole v. pençe vurmak
sole v. ayakkabıya pençe vurmak
sole v. pençelemek (ayakkabıyı)
sole v. taban koymak
sole v. temeli olmak
sole v. dayanağı olmak
sole v. taban görevi üstlenmek
sole v. sertçe çekmek
sole v. tabanlı olmak
sole adj. özel
sole adj. yalnız
sole adj. bekar
sole adj. sadece
sole adj. biricik
sole adj. bağımsız çalışan
sole adj. bağımsız faaliyet gösteren
sole adj. ayrı işleyen
sole adj. destek almayan
sole adj. yardım almayan
sole adj. ayrı
sole adj. müdahale edilmeyen
sole adj. kişiye ait olan
sole adj. bir kişiye tahsis edilen
sole adj. bir gruba ayrılan
sole adj. gruba ait olan
sole adj. gruba atfedilen
sole adj. bütün
sole adj. paylaşımsız
sole adj. bölüştürülmeyen
sole adj. yegâne
sole adv. ancak
sole adv. yalnızca
sole adv. sadece
sole adv. salt
Technical
sole n. duvar dikmesini destekleyen yatay plaka
sole n. planya tezgahının alt yüzeyi
sole n. pulluk tabanı
sole n. saban tabanı
sole n. araçta alt çerçeve
sole n. gaz imbiğinin iç yüzeyinin tabanı
Marine
sole n. (gemide) topuk
sole n. gemi kaplaması
sole n. (gemide) kabin zemini
Mining
sole n. (madende) tünel zemini
Anatomy
sole n. ayak tabanı
sole n. at toynağına ait taban
sole n. (atlarda) solea ungulae
Gastronomy
sole n. dil balığı
Marine Biology
sole n. yassı gövdeli balık
Environment
sole n. alt toprak
sole n. toprakaltı
sole n. birbirine karışmış bitki köklerinin oluşturduğu tabaka
sole n. tezek tabanı
sole n. vadi tabanı
Sport
sole n. gol sopasının alt yüzeyi
sole v. (golf sopasının tabanını) yere koymak

Significados de "Sole" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
sole plate n. tabanlık
lemon sole n. kızıldil
outer sole n. ayakkabı tabanının en dış bölümü
half sole n. gizli pençe
gray sole n. gri dilbalığı
half sole n. yarım pençe
sole corporation n. tek kişi firması
shoe sole n. ayakkabı pençesi
outer sole n. dış taban
sole agent n. tek yetkili mümessil
sole risk n. tek risk
sole discretion n. sorumluluğu tamamen kendisinde olma
sole discretion n. yegane takdir yetkisi
sole responsibility n. tek sorumluluk
sole responsible n. tek sorumlu
sole responsible n. yegane sorumlu
sole representative n. tek temsilci
sole agent n. tek temsilci
outer-sole n. ayakkabı tabanının en dış bölümü
sole responsibility n. yegane sorumluluk
inner sole n. ayakkabı keçesi
sole perpetrator n. tek fail
sole remedy n. tek çare
sole remedy n. tek çıkar yol
shoe with soft sole n. yumuşak tabanlı ayakkabı
sole benefit n. yegane fayda/yarar
sole factor n. tek faktör
sole source n. tek kaynak
sole source n. yegane kaynak
sole purpose n. tek amaç
sole purpose n. yegane amaç
one's sole wish n. tek arzusu
one's sole wish n. yegane isteği
sole survivor n. tek kazazede
sole survivor n. tek kurtulan
sole survivor n. bir kazadan veya felaketten sağ kurtulan tek kişi
sole participant n. yegane iştirakçi
sole [obsolete] n. şehir temeli
sole [obsolete] n. bina temeli
sole a shoe v. pençe vurmak
half-sole v. yarım pençe vurmak
half-sole v. ayakkabıya yarım pençe vurmak
half-sole v. yarım pençe vurmak (ayakkabıya)
be the sole judge of v. tek yargılayıcısı olmak
at one’s sole discretion adv. tamamen kendi takdirinde
at one’s sole discretion adv. uygun göreceği biçimde
at one’s sole discretion adv. kendi takdirine bağlı olarak
under our sole responsibility adv. sadece bizim sorumluluğumuzda
under our sole responsibility adv. bizim yegane sorumluluğumuzda
under our sole responsibility adv. tek sorumlusu biz olarak
at its sole discretion adv. kendi karar yetkisi dahilinde
at its sole discretion adv. kendi takdirinde
at its sole discretion adv. kendi takdirine göre
at its sole discretion adv. sırf kendi keyfiyetine göre
at its sole discretion adv. kendi takdirine bağlı
at its sole discretion adv. kendi inisiyatifine göre
at its sole discretion adv. sadece kendi keyfiyetine göre
Phrases
at its sole cost and expense expr. masrafı kendisine ait olmak üzere
at its sole discretion expr. tamamen kendi takdirine bağlı olarak
from sole to crown expr. tepeden tırnağa
under our sole responsibility expr. tek sorumluluk sahibi taraf olarak
under our sole responsibility expr. tüm sorumluluğu üstlenerek
Speaking
you are my sole heir expr. sen benim tek mirasçımsın
Trade/Economic
sole heir n. tek mirasçı
sole proprietorship n. şahıs şirketi
sole proprietor n. tek başına işletme kuran kişi
sole stockholder n. yegane hissedar
sole agency n. tek acente
sole proprietorship n. tek kişilik şahıs işletmesi
sole agency n. genel acentelik
sole agent n. genel acente
sole proprietorship n. tek sahiplik
sole proprietor n. tek mal sahibi
sole corporation n. tek kişilik şirket
sole owner n. tek sahip
sole trustee n. tek yediemin
sole trade n. tekel
sole bill n. tek nüsha düzenlenen bono
sole proprietor n. tek malik
sole director n. tek yönetici
sole right n. tek hak
corporation sole n. tek kişili tüzel kişi
sole bargaining agent n. toplu sözleşme yapmaya yetkili tek sendika
corporation sole n. tek kişili tüzelkişi
sole trader n. bağımsız tüccar
sole trader n. kendi hesabına çalışan girişimci
sole distributor n. yegane dağıtıcı
sole agent n. umumi acente
sole distributor n. umumi müvezzi
sole distributor n. genel dağıtıcı
sole agent n. yegane temsilci
sole distributor n. tek dağıtıcı
sole representative n. tek temsilci
sole signing authority n. tek imza yetkisi
sole proprietorship n. şahıs işletmesi
sole stockholder n. tek hissedar
sole shareholder n. tek hissedar
sole and exclusive liability n. tek ve yegane sorumluluk
sole proprietorship n. şahıs işletmesi
sole trader n. şahıs şirketi
sole trader n. şahıs işletmesi
sole proprietorship n. şahıs şirketi
Law
sole proprietorship n. tek mülkiyet
sole proprietorship n. tek sahipli şirket
sole arbitrator n. tek hakem
sole custody n. boşanmalarda çocuğun velayetinin mahkeme kararıyla ebeveynlerinden (annesine veya babasına) birine verilmesi
sole bargaining agent n. işçiler ve işverenler adına toplu sözleşme yapmaya yetkili tek sendika
sole ownership n. tek mülkiyet
sole heir n. yegane mirasçı
sole heir n. umumi mirasçı
sole heir n. tek mirasçı
sole property owner n. yegane malik
sole property right n. yegane mülkiyet hakkı
sole right n. imtiyaz
sole proprietor n. tek malik
sole proprietorship n. tek maliklik
sole proprietorship n. tek sahiplik
sole proprietor n. tek sahip
sole and exclusive owner of n. tek ve yegane sahibi
sole and exclusive remedy n. tek ve yeğane çare/çözüm
feme sole n. boşanmış kadın
feme sole trader n. iş kadını evli kadın
feme sole n. evlenmemiş kadın
feme sole n. dul kadın
feme sole n. evliliği feshedilmiş kadın
feme sole n. bekar kadın
feme sole trader n. kocasından bağımsız ticari faaliyette bulunan kadın
feme sole n. eşinden bağımsız kadın
in its sole discretion expr. tamamen kendi takdirine bağlı olarak
Politics
sole article n. tek madde
Technical
soft molded rubber sole n. yumuşak kalıplanmış lastik taban
neolith sole sheet n. neolit taban levha
moulded rubber sole n. kalıplanmış lastik ayakkabı tabanı
bogie sole bar n. boji kirişi
bogie sole bar n. beşik boy kirişi
full-sole n. yekpare taban
lower sole bar member n. alt bağlantı
top sole bar member n. üst bağlantı
sole plate n. selet
oven sole-brick n. fırın taban tuğlası
test sole n. deney tabanı
sole plate n. taban plakası
lug sole n. (kalın kauçuk) ayakkabı tabanı
half-sole v. (ayakkabı veya botu) yarım pençe ile yenilemek
half sole v. (ayakkabı veya botu) yarım pençe ile yenilemek
Textile
half-sole n. yarı taban
upper sole adhesion n. üst taban yapışması
mousseline de sole n. tüle benzer ipek veya reyon kumaş
plastic sole adj. lastik tabanlı
Construction
sole-piece n. dayak yastığı