Stare - Turco Inglés Diccionario

Stare

Significados de "Stare" en diccionario turco inglés : 33 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
stare v. dik dik bakmak
General
stare n. sabit bakış
stare n. gözünü dikme
stare n. bakış (uzun ve dikkatli)
stare n. gözünü dikip bakma
stare v. boş boş bakmak
stare v. gözlerini dikip bakmak
stare v. boşluğa bakmak
stare v. dikmek (gözlerini)
stare v. gözü dalmak
stare v. bakakalmak
stare v. dik dik bakmak
stare v. belermek
stare v. gözünü dikmek
stare v. gözlerini dikmek
stare v. uzun uzun bakmak
stare v. kendini göstermek
stare v. dikkatleri üzerine toplamak
stare v. dikkat çekici şekilde davranmak
stare v. göze batırmak
stare v. (saç) diken diken olmak
stare v. (saç) havaya kalkmak
stare v. (hayvan kürkü) donuk göstermek
stare v. (hayvan kürkü) cansız göstermek
stare v. (hayvan kürkü) kaba göstermek
stare v. gözünü dikip bakmak
Archaic
stare n. şaşkınlık
stare n. korku hali
stare n. hayret
stare n. köprü ayağı temel altı kazığı
stare v. sinir ile bakmak
stare v. kızgınca bakmak
stare v. delirmiş bir halde bakmak

Significados de "Stare" con otros términos en diccionario inglés turco: 103 resultado(s)

Inglés Turco
General
open-mouthed stare n. şaşkın şaşkın bakma
blank stare n. boş bakış
vacant stare n. boş bakış
stare stupidly v. afal afal bakmak
stare like a stuck pig v. ağzı açık ayran delisi gibi bakmak
stare at v. gözlerini dikip bakmak
stare at v. bakmak (dikkatle)
stare at v. bakakalmak
stare at v. gözlerini dikmek
stare stupidly v. aval aval bakmak
stare stupidly v. mayışmak
stare balefully v. bet bet bakmak
stare at v. dik dik bakmak
stare stupidly v. alık alık bakmak
stare around v. sağa sola bakınmak
stare around v. sağa sola bakmak
stare (in) through the window v. pencereden bakmak
stare out of the window v. pencereden bakmak
stare at one's face v. yüzüne bakmak
stare amorously v. aşıkane bakmak
stare into space v. gözleri dalmak
stare into space v. gözü dalmak
stare down v. alt etmek
stare down v. üstesinden gelmek
stare down v. yenmek
stare absently v. boş bakmak
stare vacantly v. boş bakmak
stare blankly v. boş bakmak
stare at someone's legs v. bacaklarına bakmak
stare at someone’s legs v. birinin bacaklarına bakmak
stare up v. yukarıya bakmak (bakılan şey bakan kişiden büyük veya yüksekte)
stare out v. gözlerini dikmek
stare out v. bakışlarını doğrultmak
stare out v. gözlerini kitlemek
stare out v. dik dik bakmak
Phrasals
stare down v. bakışlarıyla altetmek
stare around v. etrafa bakmak
stare around v. etrafa bakınmak
stare out at v. dışarıdakilere bakmak
stare out at v. gözüne çarpmak
stare up v. yukarıya bakmak
stare at someone v. (gözlerini dikip) birine bakmak
stare at (something) v. (bir şeyle) karşı karşıya olmak/kalmak
stare into (something) v. (bir şeye) dikkatle bakmak
stare out at (someone or something) v. (dışarıdaki birine/bir şeye) gözünü dikmek
stare out at (someone or something) v. (dışarıdaki birine/bir şeye) dik dik bakmak
stare into v. ile yüz yüze olmak
stare at (someone or something) v. (birine/bir şeye) gözlerini dikip bakmak
stare into (something) v. (bir şeyle) karşı karşıya olmak
stare into v. '-e dikkatle bakmak
stare into v. -e bakmak
stare into (something) v. (bir şeyle) yüz yüze olmak
stare at (someone or something) v. (birine/bir şeye) alık alık bakmak
stare at (something) v. (bir şeyle) yüz yüze olmak/kalmak
stare at (something) v. (bir şeyle) karşılaşmak
stare at (someone or something) v. (birine/bir şeye) bön bön bakmak
stare out at (someone or something) v. (dışarıdaki birine/bir şeye) gözünü dikip bakmak
stare into (something) v. (bir şeye) sabit bir şekilde bakmak
stare into v. -e sabit bir şekilde bakmak
stare into (something) v. (bir şeye) uzun uzun bakmak
stare into v. ile karşı karşıya olmak
stare at (someone or something) v. (birine/bir şeye) şaşkınlıkla/hayretle bakmak
stare at (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakakalmak
stare into v. -e uzun uzun bakmak
Colloquial
stare in the face v. yüzyüze olmak (başına gelecek)
stare in the face v. başına gelecek gibi gözükmek
stare in the face v. (bir durum vb) yakında olması kesin olmak
Idioms
stare out of countenance v. (birini) suçlu duruma düşürmek
stare out of countenance v. rahatını bozmak
stare out of countenance v. utandırmak
stare someone in the face v. aşikar olmak
give someone a blank stare v. birisine bön bön bakmak
give someone a blank stare v. birisine boş boş bakmak
stare someone in the face v. dik dik bakmak
stare someone in the face v. gözünü dikip bakmak
give someone a blank stare v. birine boş boş bakmak
stare daggers at v. dik dik bakmak
stare daggers at v. pis pis bakmak
fix (one) with a stare v. (birine) derin derin bakmak
stare into space v. dalgın dalgın bakmak
stare into space v. boşluğa dalıp gitmek
stare into space v. boşluğa bakmak
stare into space v. boş boş bakmak
stare into space v. gözü dalmak
fix somebody with a stare v. birine bakışlarını dikmek
fix somebody with a stare v. birine gözünü dikip bakmak
stare down the barrel of a gun v. namlunun ucunda olmak
stare something in the face v. bir şeyle yüz yüze/karşı karşıya olmak
stare (off) into space v. uzaklara dalıp gitmek
stare (something) in the face v. (bir şeye) karşı koymak
stare (off) into space v. boşluğa dalıp gitmek
stare down the barrel of one's gun v. namlunun ucunda olmak
stare down the barrel of a gun v. üzerine silah doğrultulmuş olmak
stare down the barrel of one's gun v. üzerine silah doğrultulmuş olmak
stare (off) into space v. gözü dalmak
stare (off) into space v. dalgın dalgın bakmak
stare (something) in the face v. (bir şeye) karşı çıkmak
Law
stare decisis n. alt mahkemenin emsale uyma zorunluluğu
stare decisis n. alt mahkemenin emsal karara uyma zorunluluğu
stare decisis n. içtihat birliği
stare decisis n. emsal mahkeme kararlarına göre hüküm verme öğretisi
Psychology
two-thousand-yard stare n. savaş sonrası travma yaşayan askerlerin bakması ama aslında görememesi
thousand-yard stare n. savaş sonrası travma yaşayan askerlerin bakması ama aslında görememesi