Taste - Turco Inglés Diccionario

Taste

Significados de "Taste" en diccionario turco inglés : 53 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
taste n. tat
taste n. lezzet
taste v. tatmak
General
taste n. deneme
taste n. damak lezzeti
taste n. çeşni
taste n. tat alma duyusu
taste n. merak
taste n. damak tadı
taste n. tadımlık
taste n. tecrübe
taste n. gusto
taste n. içim
taste n. uyum
taste n. yudumluk
taste n. üslûp
taste n. tadım
taste n. hazzetme
taste n. düşkünlük
taste n. tat
taste n. tatma
taste n. tadına bakma
taste n. lezzetine bakma
taste n. (tadını) deneme
taste n. tat alma hissi
taste n. lokma/yudum
taste n. zevk
taste n. hoşlanma
taste n. hazzetme
taste n. beğenme
taste n. beğeni
taste n. eğilim
taste n. ahenk
taste n. uyum
taste n. kısa bir deneyim
taste v. denemek
taste v. görmek
taste v. tatmak
taste v. tadını almak
taste v. yaşamak
taste v. tadına bakmak
taste v. tat almak
taste v. tadı olmak
taste v. tat vermek
taste v. lezzetine bakmak
taste v. (tadını) denemek
taste v. tadarak anlamak
Trade/Economic
taste n. beğeni
taste n. zevk
Technical
taste n. tat
Anatomy
taste n. tat alma
Gastronomy
taste n. lezzet
Tobacco
taste n. içim zevki

Significados de "Taste" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
good taste n. beğeni
sense of taste n. tat duyusu
taste maker n. modaya yön veren/etkileyen kişi veya grup
good taste n. sağbeğeni
lack of taste n. tatsızlık
lack of taste n. lezzetsizlik
good taste n. zevk
bad taste n. zevksizlik
taste property n. lezzet özelliği
sense of taste n. zaika
sourish taste n. mayhoşluk
taste bud n. tat alma cisimciği
lapse of taste n. zevksizlik
taste perception n. tad alma
the sense of taste n. tadım
taste test n. lezzet testi
good taste n. tat
taste in music n. müzik zevki
music taste n. müzik zevki
feast of taste n. lezzet şöleni
artistic taste n. sanatsal tat
taste map n. lezzet haritası
acquired taste n. edinilmiş tat
acquired taste n. edinilmiş zevk
the taste of freedom n. özgürlüğün tadı
refined taste n. ince zevk
acquired taste n. zamanla kazanılan zevk
acquired taste n. sonradan beğenilen tat
bad taste n. kötü tat
taste bud n. lezzet tomurcuğu
taste bud n. tat tomurcuğu
the taste of life n. hayatın tadı
taste of cyanide n. siyanürün tadı
taste maker n. trend öncüsü
taste experience n. lezzet deneyimi
traditional taste n. geleneksel lezzet
taste-maker n. trend belirleyici
taste-tester n. tadımcı
taste-tester n. çeşnici
taste-maker n. trend öncüsü
taste-maker n. eğilim belirleyici
acquired taste n. çok beğenilen şey
acquired taste n. çok sevilen şey
joke in poor taste n. tatsız şaka
taste-maker n. moda akımı yaratan kimse
lose its taste v. tadı kaçmak
be in good taste v. yerinde olmak
get a bitter taste v. acılaşmak
get a bitter taste v. acılanmak
change taste v. lezzetini değiştirmek
be in good taste v. yakışık almak
be in good taste v. bir şey uygun düşmek
the flavour (taste) of it still lingers v. tadı damağında kalmak
taste blood v. kokusunu almak
taste blood v. sezmek
get the taste of v. tadını almak
leave a bad taste in one's mouth v. kötü izlenim bırakmak
present something to one’s taste v. beğenisine sunmak
add taste v. lezzetlendirmek
leave a taste on the tongue v. damaklarda tat bırakmak
leave a taste in the mouth v. damaklarda tat bırakmak
take the taste away v. tadını geçirmek
take the taste away v. tadını gidermek
taste delicious v. lezzetli bulunmak
taste delicious v. lezzetli olmak
appeal to taste buds v. damak zevkine hitap etmek
tickle the taste buds v. damak zevkini okşamak
have no taste v. ağzının tadını bilmemek
give somebody a taste of their own medicine v. aynı şekilde karşılık vermek
give somebody a taste of their own medicine v. aynıyla mukabele etmek
give somebody a taste of their own medicine v. kendi silahıyla vurmak
give somebody a taste of their own medicine v. biriyle anladığı dilden konuşmak
appeal to the taste buds v. damak tadına hitap etmek
appeal to the taste buds v. damak zevkine hitap etmek
can’t forget its taste v. tadı damağında kalmak
have a taste of freedom v. özgürlüğü tatmak
give the same taste v. aynı tadı vermek
get a taste of freedom v. özgürlüğü tatmak
taste very good v. çok lezzetli olmak
taste like chicken v. tadı tavuk gibi olmak
get a bitter taste v. itilenmek
in good taste adj. uygun
out of taste adj. zevksiz
with good taste adj. zevkli
a taste adj. bir tadımlık
of poor taste adj. zevksiz
in good taste adj. genel kabul gören sosyal veya estetik standartlara uygun
Phrasals
taste of (something) v. (bir şeyin) tadını vermek
taste of something v. bir şeyden tatmak
taste of something v. bir şey gibi tatmak
taste of something v. bir şeyle aynı tadı vermek
taste of something v. tadı bir şeyle aynı olmak
taste of (something) v. (bir şey) gibi hissettirmek
taste of something v. bir şey tadında olmak
taste of (something) v. (bir şey) çağrışımı yapmak
taste of something v. tadı bir şey gibi olmak
taste of (something) v. (bir şey) hissi vermek
taste of something v. bir şeyin tadına bakmak
taste of something v. tadı bir şeye benzemek
taste of (something) v. aklına (bir şey) getirmek
taste of something v. bir şeyle aynı tatta olmak
taste of something v. tadı bir şeyi hatırlatmak
taste of (something) v. (bir şey) hissettirmek
Proverb
there's no accounting for taste zevkler ve renkler tartışılmaz
every man to his taste zevkler ve renkler tartışılmaz
champagne taste on a beer budget ayranı yok içmeye atla gider sıçmaya
there is no accounting for taste zevkler ve renkler tartışılmaz
Colloquial
a matter of taste n. zevk meselesi
Idioms
a taste of your own medicine n. kendi silahıyla
all (one's) taste is in (one's) mouth n. zevk yoksunu
all (one's) taste is in (one's) mouth n. zevk fakiri
all (one's) taste is in (one's) mouth n. zevksiz
taste of something n. bir deneyim
taste of something n. bir tecrübe
taste of something n. bir örnek
a bitter taste in the mouth n. kötü bir izlenim
a nasty taste in the mouth n. kötü bir izlenim
a bitter taste in someone's mouth n. kötü bir etki
a bad taste in the mouth n. negatif/olumsuz bir izlenim
a bad taste in (one's) mouth n. kötü bir izlenim
a bad taste in (one's) mouth n. negatif/olumsuz bir izlenim
a nasty taste in someone's mouth n. kötü bir izlenim
a nasty taste in the mouth n. kötü bir etki
a bad taste in someone's mouth n. kötü bir izlenim
a bitter taste in the mouth n. kötü bir etki
a bad taste in (one's) mouth n. kötü/olumsuz bir etki
a bad taste in the mouth n. kötü bir izlenim
a bad taste in the mouth n. kötü/olumsuz bir etki
a bitter taste in someone's mouth n. kötü bir izlenim
a nasty taste in someone's mouth n. kötü bir etki
a bad taste in someone's mouth n. kötü bir etki
a taste of your own medicine n. başkalarına karşı gösterdiğin kötü muamelenin aynısı
a taste of your own medicine n. yaptığın şeyin aynısını yaşama
a taste of your own medicine n. kendi silahınla vurulma
a taste for (something) n. (bir şeye) eğilimli olma
a taste for (something) n. (bir şeyi) severek yeme/içme
a taste for (something) n. (bir şeyi) canı isteme/çekme
a taste of own medicine n. yaptığını aynı şekilde ödetme
a taste of (one's) own medicine n. (birine) yaptığını aynı şekilde ödetme
a taste for (something) n. (bir şeye) düşkün olma
a taste of (one's) own medicine n. (birini) kendi silahıyla vurma
a taste of (one's) own medicine n. (birine) aynı şekilde karşılık verme
a taste of own medicine n. kendi silahıyla vurma
a taste for (something) n. (bir şeye) düşkünlük
a taste for (something) n. (bir şeyin) tadına alışma
a taste of (one's) own medicine n. (birinin) yaptığının aynısını ona yaşatma
a taste of own medicine n. aynı şekilde karşılık verme
a taste of own medicine n. yaptığının aynısını ona yaşatma
an acquired taste n. edinilmiş zevk
an acquired taste n. sonradan beğenilen kimse/şey