tat - Turco Inglés Diccionario

tat

Significados de "tat" en diccionario turco inglés : 8 resultado(s)

Inglés Turco
General
tat n. ıvır zıvır
The shop on the corner only sells tats.
Köşedeki dükkan ıvır zıvır satıyor.

More Sentences
Slang
tat n. dövme
The man had a tat on his back.
Adamın sırtında dövme vardı.

More Sentences
General
tat n. örgü
tat v. örmek
Textile
tat v. mekik oyası ile örmek
tat v. mekik oyası ile örmek
tat v. mekik oyası ile örmek
British Slang
tat n. değersiz şey

Significados de "tat" en diccionario inglés turco : 31 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tat taste n.
Working in the private sector left a nasty taste in my mouth.
Özel sektörde çalışmak ağzımda kötü bir tat bıraktı.

More Sentences
tat flavour n.
Do you think a little salt will improve the flavour?
Sence biraz tuz tadı güzelleştirir mi?

More Sentences
tat savour n.
tat savor n.
tat flavor n.
General
tat pleasure n.
Take pleasure in a romantic dinner together.
Birlikte romantik bir akşam yemeğinin tadını çıkarın.

More Sentences
tat flavour n.
Do you think a little salt will improve the flavour?
Sence biraz tuz tadı güzelleştirir mi?

More Sentences
tat taste n.
Working in the private sector left a nasty taste in my mouth.
Özel sektörde çalışmak ağzımda kötü bir tat bıraktı.

More Sentences
tat flavour n.
Do you think a little salt will improve the flavour?
Sence biraz tuz tadı güzelleştirir mi?

More Sentences
Technical
tat flavour n.
Do you think a little salt will improve the flavour?
Sence biraz tuz tadı güzelleştirir mi?

More Sentences
tat taste n.
Working in the private sector left a nasty taste in my mouth.
Özel sektörde çalışmak ağzımda kötü bir tat bıraktı.

More Sentences
General
tat flavor n.
tat sapour n.
tat zest n.
tat sapidity n.
tat relish n.
tat delight n.
tat sweetness n.
tat sweet n.
tat spice n.
tat savouriness n.
tat savoriness n.
tat sauce n.
tat salt n.
tat good taste n.
tat sapor n.
tat tint [dialect] n.
tat gab [scotland] n.
tat gustatory adj.
Technical
tat flavor n.
Medical
tat gustation n.

Significados de "tat" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tat duyusu flavor n.
tat duyusu flavour n.
acı (tat) bitter adj.
General
tat veren şey flavour n.
tat duyusu sense of taste n.
güzel tat relish n.
yemeklere tat vermek için kullanılan bitki herb n.
tat verme flavoring n.
önceden alınan tat foretaste n.
ağızda kalan tat aftertaste n.
tat alma duyusu palate n.
yemeğe tat veren şey condiment n.
sahte tat pseudogeusia n.
keskin bir tat tang n.
tat alma duyusu taste n.
yemeğe tat veren şey flavoring n.
tat veren şey flavoring n.
tat (duyum olarak) flavor n.
tat alma cisimciği taste bud n.
tat veren şey flavouring n.
lezzetli bir tat flavor n.
tat veren şey flavor n.
keskin tat tang n.
acı tat tang n.
sanatsal tat artistic taste n.
edinilmiş tat acquired taste n.
sonradan beğenilen tat acquired taste n.
kötü tat bad taste n.
tat (duyum olarak) flavour n.
lezzetli bir tat flavour n.
yemeğe tat veren şey flavouring n.
tat verme flavouring n.
tat tomurcuğu taste bud n.
hoş tat pleasant flavor n.
güçlü ve keskin tat veya kokuya sahip olma raciness n.
tat alma hissi taste n.
kötü tat rammishness n.
keskin tat nip n.
(tat) keskinlik nip n.
yakıcı tat nip n.
önceden alınan tat tint [dialect] n.
keskin bir tat twang n.
buruk tat astringence n.
kötü tat austerity n.
acı tat zing n.
keskin tat zing n.
keskin tat bite n.
güçlü tat bite n.
ağızda acı tat bırakmayan zengin ve yumuşak koyu bira milk stout [uk] n.
çok güçlü tat veya koku hogo [dialect] [uk] n.
tat alma organları mouth n.
güzel tat delectability n.
tat alma yetisi gustation n.
tat hissi gust [obsolete] n.
tat duyusu gustatory modality n.
tat kaçıran kimse disenchanter n.
tat kaçırma disquietal n.
tat kaçıran kimse disquieter n.
sert tat goo [scotland] n.
keskin tat goo [scotland] n.
hoş tat sapidness n.
mayhoş tat pucker n.
ekşi tat pucker n.
önceden ağza gelen tat pretaste n.
ağızda kalan tat farewell [dialect] n.
meyvemsi tat fruit n.
tat vermek flavor v.
tat almak enjoy v.
tat vermek add zest to v.
sıkmak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde) take v.
yemeğe bir şey katarak tat vermek doctor up with v.
katmak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde) take v.
koymak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde) take v.
tat almak taste v.
bir yiyeceğe tat vermek için (bir şey) katmak flavor v.
tat vermek flavour v.
tat almak luxuriate in v.
hoş tat vermek relish v.
tat vermek zest v.
damaklarda tat bırakmak leave a taste on the tongue v.
damaklarda tat bırakmak leave a taste in the mouth v.
tat vermek taste v.
bir yiyeceğe tat vermek için (bir şey) katmak flavour v.
(kalite, renk, tat) düzeltmek enrich v.
(kalite, renk, tat) geliştirmek enrich v.
tat katmak zip (up) v.
tat vermek mask v.
(aroma, tat) daha fazla ortaya çıkmak bloom v.
(aroma, tat) kendini tam olarak göstermek bloom v.
(tat, dokunuş) katmak give v.
tat vermek smack v.
tat katmak spike v.
(tat, dokunuş) katmak give v.
tat katan saporific adj.
tat verilmiş flavored adj.
tat alma duyusuyla ilgili gustatory adj.
acı tat veren harsh-tasting adj.
acı tat veren sour-tasting adj.
tat verilmiş favoured adj.
tat verilmiş flavoured adj.
karton gibi (tat, doku, dayanıklılık) cardboardy adj.
hoş tat veren relishing adj.
hoş tat verebilir relishable adj.
tat kaçırıcı dejectory adj.
tat vermeyen delightless adj.
tat kaçıran disquietous adj.
tat kaçıran disquietive [obsolete] adj.
tuzlu (tat) salt adj.
(tat, koku) balığımsı fishily adj.
(tat, koku) balık gibi fishily adj.
tat veren flavorsome adj.
tat veren flavoury adj.
(tat) berbat foul-tasting adj.
(tat) vurucu sprightly adj.
(tat) yoğun sprightly adj.
(tat) keskin sprightly adj.
yoğun (tat) full adj.
zengin tat veren fruity adj.
tat alma duyusuyla ilgili olarak gustatorily adv.
tat alarak gustatorially adv.
tat alarak gustatorily adv.
acı tat vererek hotly adv.
tat algısı palate N.
acı tat bitterness N.
Colloquial
hiç tat (almama) no joy n.
Idioms
dilinde tat kalbinde fesat a whited sepulcher n.
dilinde tat kalbinde fesat a whited sepulchre n.
edinilmiş tat an acquired taste n.
edinilmiş tat an acquired taste n.
ağzında kötü bir tat bırakmak leave a bad taste in someone's mouth v.
kötü bir tat bırakmak leave a bad taste in the mouth v.
akşamdan kalmayken ağzında kötü bir tat olmak feel as if a cat has kittened in (one's) mouth v.
(tat) almak acquire a taste v.
tat vermesi için to taste adv.
Technical
koku ve tat bulunmaması deneyi test for absence of odor and taste n.
Medical
anormal tat duyusu hypergeusia n.
tat ve koku alma duyusunda azalma diminished taste and smell perception n.
tat ve koku testleri taste and smell tests n.
tat alamama ageusia n.
tat alma duyusunda keskinlik oxygeusia n.
tat alma duyusunda aşırı hassasiyet oxygeusia n.
Anatomy
tat alma organı taste bud n.
tat alma organı gustatory organ n.
tat alma organı tastebud n.
tat alma cisimciği taste bud n.
tat alma cisimciği tastebud n.
tat tomurcukları taste buds n.
tat alma gustatory sensation n.
tat alma taste n.
tat alma gustatory perception n.