give - Turco Inglés Diccionario

give

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

give — Definition

Significado:
vermek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɡɪv/ – BrE /ɡɪv/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: give (gives – gave/given – giving)
Sinónimo:
give, donate, provide
Antónimos:
take

Significados de "give" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
give v. vermek
Prof. Donaldson will be giving a lecture on architecture next week.
Prof. Donaldson önümüzdeki hafta mimarlık konulu bir konferans verecek.

More Sentences
General
give n. esneklik
These jeans have no give in them.
Bu kot pantolonda hiç esneklik yok.

More Sentences
give v. hibe etmek
I'm giving my car away.
Arabamı hibe ediyorum.

More Sentences
give v. bahşetmek
She gave me a smile and then disappeared into the next room.
Bana bir gülümseme bahşettikten sonra yan odaya girerek gözden kayboldu.

More Sentences
give v. göstermek
The referee gave a red card five minutes into the game.
Hakem maçın beşinci dakikasında kırmızı kart gösterdi.

More Sentences
give v. getirmek
We have the opportunity to give the citizens new, modern rules which provide greater guarantees of civil liberties.
Vatandaşlara, sivil özgürlükleri daha fazla güvence altına alan yeni ve modern kurallar getirme fırsatına sahibiz.

More Sentences
give v. esnek davranmak
I was hoping to reach common ground, but he refused to give.
Ortak bir zeminde buluşmayı umuyordum ama o esnek davranmayı reddetti.

More Sentences
give v. çökmek
The ladder was so old that it gave beneath me.
Merdiven o kadar eskiydi ki, altımdayken çöktü.

More Sentences
give v. tanımak
It is about giving the European Parliament not only the right to be present but also time.
Avrupa Parlamentosu'na sadece hazır bulunma hakkı değil, aynı zamanda zaman da tanımakla ilgilidir.

More Sentences
give v. esnemek
These jeans are a bit tight, but they'll give a bit after a day.
Bu kot biraz dar, ama bir gün sonra biraz esneyecektir.

More Sentences
give v. düzenlemek
King John gave his father a magnificent funeral.
Kral John babasına muhteşem bir cenaze töreni düzenledi.

More Sentences
give v. hediye etmek
I was given a nice watch by my uncle.
Amcam bana güzel bir saat hediye etti.

More Sentences
give v. eğilmek
The bamboo gave but did not break.
Bambu eğildi ama kırılmadı.

More Sentences
give v. vermek
Prof. Donaldson will be giving a lecture on architecture next week.
Prof. Donaldson önümüzdeki hafta mimarlık konulu bir konferans verecek.

More Sentences
give v. armağan etmek
I want to give you a bicycle for your birthday.
Doğum günün için sana bir bisiklet armağan etmek istiyorum.

More Sentences
give v. (hastalık) geçirmek
He gave his cold to me.
Nezlesi bana da geçti.

More Sentences
give v. bulaştırmak
Somebody in class gave him chickenpox.
Sınıftan biri ona suçiçeği bulaştırmış.

More Sentences
give v. miras bırakmak
My Dad has given me a legacy.
Babam bana bir miras bıraktı.

More Sentences
give v. izin vermek
Give users access to this file only.
Kullanıcılara yalnızca bu dosyaya erişim izni verin.

More Sentences
give v. (manevi bir şeyi) sunmak
Others want to give better opportunities to their children.
Bazıları ise çocuklarına daha iyi fırsatlar sunmak istiyor.

More Sentences
give v. tahsis etmek
It is imperative that new priorities are given new financial resources.
Yeni önceliklere yeni mali kaynakların tahsis edilmesi zorunludur.

More Sentences
give v. (hesaplama veya ölçüm) sonucu vermek
The analysis gives the following results.
Analiz aşağıdaki sonuçları veriyor.

More Sentences
give v. (ses) çıkarmak
I don't mean to give you any trouble.
Size sorun çıkarmak istemiyorum.

More Sentences
give v. adamak
She gave her entire life to the study of physics.
Tüm yaşamını fizik çalışmalarına adadı.

More Sentences
give v. kabul etmek
Let's give Tom the benefit of the doubt.
Tom'u suçsuz kabul edelim.

More Sentences
give n. yumuşaklık
give n. uysallık
give n. baskıya boyun eğme
give n. baskıya boyun eğme eğilimi
give v. açılmak
give v. koparmak
give v. çekilmek
give v. devretmek
give v. erimek
give v. yaymak
give v. bitmek
give v. sebep olmak
give v. teslim olmak
give v. ödemek
give v. bel vermek
give v. yapıvermek
give v. gitmek
give v. itiraf etmek
give v. vasiyetle bırakmak
give v. resmi olarak bağışlamak
give v. resmi olarak hibe etmek
give v. uyum sağlamak
give v. başkasının tasarrufuna vermek
give v. yiyecek veya içecek temin etmek
give v. kutsal işlem olarak yapmak
give v. ilaç olarak vermek
give v. belirli amaç için teslim etmek
give v. başkasına devretmek
give v. ebeveyn otoritesini başkasına vermek
give v. hizmetine sunmak
give v. teklif etmek
give v. maruz bırakmak
give v. cinsel olarak bir erkeğe teslim olmak
give v. halk için gerekli bir görevi yerine getirmek
give v. vermek (belirti)
give v. göstermek (belirti)
give v. (arma, amblem) sahip olmak
give v. (arma, amblem) sergilemek
give v. (yemek) düzenlemek
give v. ağırlamak
give v. kadeh kaldırmaya davet etmek
give v. paylaştırmak
give v. (isim) vermek
give v. isimlendirmek
give v. veri olarak belirlemek
give v. farz etmek
give v. (fikri veya konuşmayı) atfetmek
give v. ürün olarak vermek
give v. sonucunu getirmek
give v. etkisini vermek
give v. üretmek
give v. ifade etmek
give v. dünyaya getirmek
give v. satmak
give v. para karşılığı teslim etmek
give v. cezaya uğratmak
give v. ateşe tutmak
give v. tahliye etmek
give v. (ses) vermek
give v. seslendirmek
give v. sözlü olarak ifade etmek
give v. dile getirmek
give v. dilemek
give v. resmi kararla hükmetmek
give v. yasal yetkiyle karar vermek
give v. tasvir etmek
give v. ilan etmek
give v. bilgi aktarmak
give v. kayıp vermek
give v. feda etmek
give v. salık vermek
give v. bağlılık nedeniyle sunmak
give v. serbestçe uygulamak
give v. tümüyle uygulamak
give v. vakfetmek
give v. teminat olarak sunmak
give v. güvence vermek
give v. kaynağı olmak
give v. kökeni olmak
give v. menşei olmak
give v. sahip olmasına izin vermek
give v. almasına müsaade etmek
give v. ödün vermek
give v. umursamak
give v. telefon bağlantısı yapmak
give v. fiziksel güce boyun eğmek
give v. baskıya boyun eğmek
give v. baskıya tepki göstermek
give v. uygulanan kuvvet veya basınçla çökmek
give v. yıkılmak
give v. pes etmek
give v. imtiyazı kabul etmek
give v. taviz vermek
give v. ılımak (hava)
give v. ısınmak (hava)
give v. erimek (donmuş toprak)
give v. çözülmek (donmuş toprak)
give v. (bir yere) manzarası olmak
give v. (bir yere) açılmak
give v. meydana gelmek
give v. vuku bulmak
give v. olmak
give v. gerçekleşmek
give v. kayba katlanmak
give v. fedakarlıkta bulunmak
give v. katkıda bulunmak
give v. iyi niyetle sunmak
give v. taahhüt etmek
give v. eğlence olarak sunmak
give v. geçici olarak başkasının tasarrufuna vermek
give v. babalık etmek
give v. baba olmak
give v. ilişkilerde verici olmak
Irregular Verb
give v. gave - given
Colloquial
give v. uçlanmak
Law
give v. jüri kararı ile hüküm vermek
Sport
give v. (krikette) dış meydanı oyuncusunu oyundan atmak
Archaic
give v. eğilim göstermek
give v. meyletmek
give v. ticarette temin etmek
give v. para etmek
give v. para getirmek
give v. gelir sağlamak
give v. darbe indirmek
give v. saldırmak

Significados de "give" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
give an order v. sipariş vermek
give in v. pes etmek
give a lesson v. ders vermek
give a speech v. konuşma yapmak
give birth v. doğurmak
give shape v. şekil vermek
give up v. bırakmak
give up v. vazgeçmek
General
give and take n. uzlaşma
give-and-take n. karşılıklı özveri
give-and-take n. uzlaşma
give-and-take n. uyuşma
give and take n. canlı fikir alışverişi
give and take n. hazırcevap sözlerle dolu konuşma
give-and-take n. iyi niyetli fikir alışverişi
give and take n. eşit şartlarda yapılan fikir alışverişi
give and take n. eşit şartlarda yapılan laf yarışı
give and take n. hazırcevap
give and take n. canlı sohbet
give and take n. şakalaşma
give and take n. beyin fırtınası
give and take n. hazırcevaplık
give permission v. izin vermek
give weight to v. büyük önem vermek
give close attention to v. itina etmek
give an account of oneself v. kendisi hakkında hesap vermek
give a name v. isim takmak
give the game away v. ihanet etmek
give points v. puanlamak
give a sharp reply v. cevabı yapıştırmak
give a reward v. mükafatlandırmak
give a lecture v. konferans vermek
give warning v. ihtar etmek
give somebody a cold shoulder v. ağırsamak
give thought to v. düşünmek
give someone the pip v. birinin canını sıkmak
give a hand v. yardım etmek
give a deposition v. yeminli ifade vermek
give something a sweep v. temizlemek
not to give a shit v. siklememek
give an undertaking v. söz vermek
give rise to v. yol açmak
give a grilling v. sorguya çekmek
give somebody a bawling out v. alabandayı çekmek
give a good account of oneself v. kendini göstermek
give offense v. sinirlendirmek
give over v. vazgeçmek
give somebody up v. ilişkiyi kesmek
give somebody the cold shoulder v. yüz vermemek
give something a wipe v. silmek
give somebody the cold shoulder v. soğuk davranmak
give a concert v. konser vermek
give the meaning v. anlamlandırmak
give in v. göçmek
give a name v. isim vermek
give an answer v. yanıt vermek
give a fresh impetus to v. canlandırmak
give an eye to v. göz kulak olmak
give a mark v. not vermek
give away v. bağışlamak
give somebody one's word v. söz vermek
give no respite to v. göz açtırmamak
give smth. an airing v. havalandırmak
give back v. iade etmek
give chase v. kovalamaya başlamak
give birth to v. meydana getirmek
give a magic touch v. renk getirmek
give the sack v. ilişiğini kesmek
give the sack v. kovmak
give evidence v. ifade vermek
give somebody a beating v. köteklemek
give something off v. yaymak
give place to v. yerini bırakmak
give in charge v. işi kabul etmek
give solace to v. teselli etmek
give oneself a stretch v. gerinmek
give someone a cold welcome v. birini soğuk karşılamak
give someone a lift v. birini arabasına almak
not to give any food to v. aç bırakmak
give a polish v. cilalamak
give a start v. ürkütmek
give a leg up v. yardım etmek
give someone the glad eye v. birine davetkar bir bakış yöneltmek
give out a sound v. ses vermek
give countenance to v. onaylamak
give a roundup of the news v. önemli haberleri özet halinde vermek
give a kick v. tekme atmak
give a bias to v. peşin hüküm vermek
give each other the glad eye v. paslaşmak
give affront to v. kızdırmak
give shape to v. biçimlendirmek
give weight to v. ehemmiyet vermek
give a grade v. not vermek
give a reason (for something) v. sebep göstermek
give in v. istemeyerek razı olmak
give up v. teslim olmak
give pain v. acı vermek
give instructions v. talimat vermek
give a dinner v. yemek vermek
give form to v. şekil vermek
give somebody written certification v. senet vermek
give in addition v. üste vermek
give somebody the pip v. hasta etmek
give up v. vazgeçmek
give an eye to v. göz atmak
give oneself airs v. kasılmak
give a feast v. ziyafet vermek
give something a tip v. devirmek
give over v. kesmek
give someone a blank check v. açık bono vermek
give someone credit for v. hakkını vermek
give rise to v. sebebiyet vermek
give an injection v. iğne yapmak
give a hug v. kucaklamak
give rise to v. neden olmak
give hope to v. umut vermek
give a good beating to v. pestilini çıkarmak
give somebody the thumbs up v. tam not vermek
give a good beating v. pestilini çıkarmak
give check v. şah demek
give eyeteeth for v. bir şey için sağ kolunu feda etmek
give an order v. ısmarlamak
give someone the creeps v. birinin tüylerini ürpertmek
give thanks to v. şükretmek
give an opportunity v. fırsat vermek
give oneself airs v. çalım satmak
give back v. karşılık vermek
give a thrashing v. dayak atmak
give a blow with a whip v. kamçı vurmak
give somebody short measure v. eksik vermek
give an edge to v. bilemek
give a post v. destek vermek
give one's arm to somebody v. koluna girmek
give a smack v. şaplak atmak
give a kick v. atmak
give testimony v. şahitlik etmek
not to give back v. üstüne yatmak
give judgement v. hükme bağlamak
give offence v. kırmak
give somebody a headache by noise or worrying v. kafa şişirmek
give something publicity v. açıklamak
give someone a start in life v. birinin hayata atılmasını sağlamak
give an answer v. cevap vermek
give up v. feda etmek
give chance v. imkan sağlamak
give up hope of v. ümidini kesmek
give a polish v. parlatmak
give up hope of v. umudunu kesmek
give a name v. adını koymak
give somebody in marriage to somebody v. evermek