dile getirmek - Turco Inglés Diccionario
Historia

dile getirmek



Significados de "dile getirmek" en diccionario inglés turco : 21 resultado(s)

Turco Inglés
General
dile getirmek utter v.
dile getirmek reflect v.
dile getirmek mention v.
dile getirmek voice v.
dile getirmek frame v.
dile getirmek verbalize v.
dile getirmek give voice to v.
dile getirmek put into words v.
dile getirmek depict v.
dile getirmek express v.
dile getirmek make (somebody) talk v.
dile getirmek speak out v.
dile getirmek give utterance to v.
dile getirmek articulate v.
dile getirmek verbalise v.
dile getirmek term [obsolete] v.
dile getirmek egurgitate v.
dile getirmek emit v.
Phrasals
dile getirmek cast out v.
dile getirmek bring out v.
Archaic
dile getirmek tongue v.

Significados de "dile getirmek" con otros términos en diccionario inglés turco: 28 resultado(s)

Turco Inglés
General
insanların bildiklerinin yanlış olduğunu göstermek amacıyla durum ile ilgili gerçekleri dile getirmek put the record straight v.
sevincini dile getirmek gratulate v.
üzüntüsünü dile getirmek express one's regrets v.
görüşlerini tenkitçi bir tarzda dile getirmek (eski kullanım) animadvert v.
yeniden dile getirmek re-articulate v.
rahatsızlığını dile getirmek chide v.
Phrasals
birdenbire/aniden yüksek sesle (bir şeyi) dile getirmek burst out with (something) v.
birdenbire/aniden yüksek sesle (bir şeyi) dile getirmek burst out with something v.
bir şeyi bağırarak dile getirmek/söylemek holler something out v.
(biri/bir şey) hakkında üzüntüsünü dile getirmek/ifade etmek weep for (someone or something) v.
(biri/bir şey) hakkında duyduğu acıyı dile getirmek weep for (someone or something) v.
(biri/bir şey) ile ilgili üzüntüsünü/acısını dile getirmek weep for (someone or something) v.
(bir şeyi bir şekilde) dile getirmek render (something) in (something) v.
Idioms
açıkça dile getirmek call a spade a spade v.
bir şey hakkındaki endişeleri dile getirmek raise concern over v.
bir şey hakkındaki endişeleri dile getirmek raise concern about v.
şikayetini dile getirmek air one's grievances v.
sıkıntıyı dile getirmek air a grievance v.
gerçekleri dile getirmek lift the curtain (on something) v.
gerçekleri dile getirmek raise the curtain (on something) v.
(bir şeyin) kusurlarını/negatif yönlerini dile getirmek pick (something) to bits v.
bir şeyin/birinin kusurlarını/negatif yönlerini dile getirmek/arayıp bulmak pick somebody/something to bits/pieces v.
bir şeyin/birinin kusurlarını/negatif yönlerini dile getirmek/arayıp bulmak pull somebody/something to bits/pieces v.
kırıcı düşüncelerini dile getirmek/ortaya dökmek dish it out v.
eleştirilerini dile getirmek/ortaya dökmek dish it out v.
hakaretlerini dile getirmek/ortaya dökmek dish it out v.
Trade/Economic
hükümet politikasından memnuniyetsizliği dile getirmek için yapılan toplantı indignation meeting n.
Archaic
tekrar dile getirmek redeliver v.