satmak - Turco Inglés Diccionario
Historia

satmak



Significados de "satmak" en diccionario inglés turco : 26 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
satmak sell v.
General
satmak vend v.
satmak sell v.
satmak push off v.
satmak resell v.
satmak handle v.
satmak sell somebody out v.
satmak choke somebody off v.
satmak pretend v.
satmak get rid of somebody v.
satmak unload v.
satmak market v.
satmak sell out v.
satmak offload v.
satmak dispose of v.
satmak move v.
satmak trade v.
satmak deal v.
satmak realize v.
satmak realise v.
Trade/Economic
satmak carry
satmak selling
satmak carry an item
British Slang
satmak do
satmak flog
satmak knock out

Significados de "satmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 312 resultado(s)

Turco Inglés
General
henüz elde olmayan malı ileride teslim etmek üzere satmak sell short v.
azamet satmak put on grand airs v.
hepsini satmak sold up v.
caka satmak put on airs v.
kurum satmak show off v.
fiyaka satmak show off v.
haraç mezat satmak sell by auction v.
reklamla satmak push v.
daha çok satmak outsell v.
alıp satmak deal in something v.
hepsini satmak sold out v.
açık artırma ile satmak sell by auction v.
yasadışı yoldan (uyuşturucu) satmak push v.
ilacı reçetesiz satmak sell a drug over the counter v.
kendini ... diye satmak pass oneself off as v.
yok satmak have nothing for sale v.
çalıntı mal satmak fence v.
tartmak (paketlemek/satmak üzere) weigh out v.
hile ile satmak hustle v.
akıl satmak give useless advice v.
kurum satmak put on airs v.
kapı kapı dolaşarak satmak peddle v.
açık artırma ile satmak auction off v.
açık artırma ile satmak sell at auction v.
çalım satmak swagger v.
bütün malını satmak sell out v.
caka satmak show off v.
kurum satmak swagger v.
fahiş fiyatla satmak overcharge v.
tafra satmak brag v.
tümünü satmak sell off v.
caka satmak swagger v.
açık artırma ile satmak public auction v.
kurum satmak swank v.
alıp satmak (mal) turn over v.
toptan satmak wholesale v.
hepsini satmak close out v.
ucuza satmak oversleep v.
beylik satmak give oneself airs v.
toptan satmak lump v.
daha ucuza satmak undercut v.
yok satmak go like hot cakes v.
açık artırmada satmak bring to the hammer v.
indirimli satmak close out v.
ucuza satmak (başkasının önerdiği fiyattan) undercut v.
tereciye tere satmak teach one's grandmother to suck eggs v.
müzayedeyle satmak auction v.
yurtdışına satmak export v.
caka satmak put on an act v.
açık artırma ile satmak auction v.
uyuşturucu satmak push v.
tafra satmak boast v.
zararına satmak sell at loss v.
toptan satmak sell wholesale v.
çalım satmak give oneself airs v.
çalım satmak put on airs v.
sokak sokak dolaşarak satmak peddle v.
bir şeyi zararına satmak sell something at a loss v.
çalım satmak show off v.
bir şeyi el altından satmak sell something under the counter v.
hile ile satmak fob v.
açık artırma ile satmak auctioneer v.
yok satmak sell like hot cakes v.
tekrar satmak resell v.
dolaşarak satmak peddle v.
satmak için almak have for sale v.
yeniden satmak redeal v.
kara borsada satmak sell on the black market v.
hepsini satmak clear out v.
yeniden satmak resell v.
hile ile satmak fob off something on somebody v.
yok satmak sell out (of merchandise) quickly v.
zararına satmak sell something at a loss v.
caka satmak behave flamboyantly v.
adam satmak get rid of (someone) v.
bir şeyin sahipliğini satmak sell out v.
çalım satmak attitudinize v.
olarak satmak sell as v.
et satmak sell meat v.
ilaç satmak sell medicine v.
ilaç satmak sell drug v.
kendini ağırdan satmak play hard to get v.
ağırdan satmak play hard to get v.
ağırdan satmak feign reluctance v.
kendini ağırdan satmak feign reluctance v.
alıp satmak deal in v.
birini satmak sell out someone v.
birini satmak stand somebody up v.
zararına satmak sell at a sacrifice v.
zararla satmak sell at a sacrifice v.
başkalarından daha ucuza satmak undercut v.
açık artırmayla satmak cry v.
köle olarak satmak sell into slavery v.
yüksek fiyata satmak price out of the market v.
karla satmak sell with the profit v.
parça parça satmak sell by piece v.
fiyatından aşağıya satmak sell under the price v.
ölçüyle satmak sell by measure v.
araba satmak sell car v.
iç piyasaya satmak sell into the domestic market v.
yok pahasına satmak barter something away v.
aldığının/ödediğinin iki katına satmak sell something for twice what he/she paid for it v.
fotokopi makineleri satmak sell copiers v.
hafta sonları yok satmak sell out at weekends v.
bir şeyi açık artırmada satmak sell something at auction v.
hisseleri açığa satmak short the stock v.
internet ortamında satmak sell on the internet v.
internet yoluyla satmak sell on the internet v.
caka satmak flaunt v.
öğrencilere uyuşturucu satmak sell drugs to students v.
ucuz alıp pahalı satmak buy cheap sell high v.
ucuz alıp pahalı satmak buy cheap sell dear v.
anahtarlık satmak sell key chains v.
bir şeyi iki dolara satmak sell something at 2 dollars v.
bir şeyi büyük bir karla ederek satmak sell something for a big profit v.
çalım satmak attitudinise v.
alıp satmak merchandize v.
alıp satmak merchandise v.
daha fazla satmak outsell v.
meyve sebze satmak sell vegetables and fruits v.
ev satmak sell a home v.
ev satmak sell a house v.
kiloyla satmak sell by weight v.
çiçek satmak sell flowers v.
şarap veya erzak satmak cauponize [obsolete] v.
ürün ve hizmet satmak üzere işe alınmış kişiler salespeople n.
turistleri (bir şeyler satmak amacıyla) taciz etme tourist hustling n.
laboratuvarlara satmak için kedi çalan kişi catnapper n.
laboratuvarlara satmak için kedi çalan kişi catnaper n.
Phrasals
yok pahasına satmak give away
birisini satmak stand someone up
açık artırmayla satmak auction off
artırmayla satmak auction off
birisini satmak peach on
birisini satmak inform on
birini satmak/ortada bırakmak sell someone out
birini satmak/ortada bırakmak sell someone down the river
Colloquial
birini satmak dog someone
caka satmak put on airs
ruhunu şeytana satmak sell one's soul to the devil
caka satmak put on the ritz
birisini satışa getirmek/satmak sell out someone
Idioms
çalım satmak put on the dog
caka satmak put on the dog
tereciye tere satmak teach one's grandmother to suck eggs
ayıyı vurmadan postunu satmak count one's chickens before they're hatched
caka satmak cut a wide swath
tereciye tere satmak carry coals to newcastle
çalım satmak give oneself airs
kendini ağırdan satmak play hard to get
çalım satmak put on airs
caka satmak put on airs
birisini satmak stand somebody up
birini satmak stand somebody up
müslüman mahallesinde salyangoz satmak sell refrigerators to the eskimos
körler mahallesinde ayna satmak carry coals to newcastle
körler mahallesinde ayna satmak take owls to athens
körler mahallesinde ayna satmak sell refrigerators to eskimos
caka satmak make a splash
birini satmak make away with
müslüman mahallesinde salyangoz satmak teach one's grandmother to suck eggs
yok satmak go like a bomb
yok satmak go a bomb
tereciye tere satmak sell snow to the eskimos
yok satmak do a roaring business
yok satmak do a roaring trade
kendine ait olan şeyleri (hisse vb) satmak cash in one's chips
bir şeylerini satmak call in one's chips
kendine ait olan şeyleri (hisse vb) satmak call in one's chips
bir şeylerini satmak cash in one's chips
(liradan/dolardan) satmak sell something for a certain price
belli bir fiyata satmak sell something for a certain price
tereciye tere satmak take coals to newcastle
körler mahallesinde ayna satmak take coals to newcastle
yüksek miktardaki ürünü ucuza satmak pile it high and sell it cheap
yüksek miktardaki ürünü ucuza satmak pile them high sell them cheap
caka satmak get on one's high horse
caka satmak climb on one's high horse
satmak (mecaz) throw under the bus
korku ve panik satmak sell fear and panic
çok/peynir ekmek gibi satmak sell like gangbusters
peynir ekmek gibi satmak sell like hot cakes
bir malı/hizmeti satmak amacıyla ticari bir metin hazırlamak put together a pitch
müşteriye bir ürünü satmak amacıyla bir konuşma/sunum hazırlamak put together a pitch
tereciye tere satmak preach to the choir
tereciye tere satmak preach to the converted
kendini paraya satmak sell out
her şeyini satmak sell out to someone
yok pahasına satmak sell something for a song
çok ucuza satmak sell something for a song
kapış kapış satmak go like hot cakes
kapış kapış satmak sell like hot cakes
caka satmak strut your stuff
caka satmak strut one's stuff
caka satmak air of entitlement
Speaking
bunu satmak ister misin? do you want to sell this?
buna satmak istiyor musun? do you want to sell this?
naber/gördün mü? ( hava atmak/caka satmak anlamında) so there
Slang
birisini satmak break an appointment
adam satmak get rid of (someone)
uyuşturucu satmak sell lull
birini satmak trade one's for gold
birisini satmak sell out
satmak (arkadaş vb) sell out
ruhunu satmak sell out
bir şeyler satmak flick it on
birini satmak ditch someone
uyuşturucu satmak sell drugs
birini satmak blow off someone
birisini satmak stand someone up
birini satmak blow somebody off
ot satmak sell weed
tereciye tere satmak bullshit a bullshitter
birini para için satmak sell someone for money
birisini para için satmak sell someone for money
birini para için satmak sell someone out for money
birisini para için satmak sell someone out for money
birini satmak rat out
karı satmak pimp
caka satmak floss
mahkum arkadaşını satmak roll over
uyuşturucu satmak open up shop (rap slang)
uyuşturucu satmak hustle
uyuşturucu satmak veya taşımak move weight
büyük miktarda uyuşturucu satmak ve yakalanmamak push weight
büyük miktarda uyuşturucu almak/satmak push weight
Trade/Economic
borçlunun mallarını satmak sell up
senet ve benzeri değerli kağıtları satmak negotiate
veresiye satmak sell on account
toptan ucuza satmak dump
fiyat kırarak satmak undersell
çok düşük fiyatla satmak undersell
düşük fiyatla satmak undersell
perakende satmak sell retail
kar etmek amacıyla elde bulunmayan malı ilerde teslim etmek üzere satmak sell short
başkalarından daha ucuza satmak undersell
kredili satmak sell on account
fiyatı kırarak satmak undersell
hepsini satmak sell out
perakende satmak retail
bir menkul değeri piyasada teklif edilen en iyi fiyattan satmak veya satın almak için borsa bankerine verilen emir at the market
satmak için elde tutulan menkul kıymetler held for sale securities
açıktan satmak sell short
(bilet) karaborsa satmak scalp
açık artırma ile satmak bring something under the hammer
alıp satmak deal in
alivre satmak sell short
başkalarından daha ucuza satmak sell cut price
götürü satmak sell by the bulk
defolu mal satmak sell seconds
fiyatının altında satmak sell under price
komisyon ile satmak sell on commission
malını satmak make one's market
malın elde kalanını ucuza satmak sell something off
taksitle satmak sell on instalments
ölçüyle satmak sell by measure
vadeli olarak satmak sell for the settlement
ucuz satmak sell cheap
açığa satmak (borsa) go short
hisse satmak float share
hisse senedi satmak float share
ucuza satmak knock down
vadeli satmak settle for account
ucuza satmak undersell
kredili satmak settle on credit
halka hisse senedi satmak go public
taksitle satmak sell on easy terms
zararla satmak sell with a loss
krediyle satmak sell on credit
vadeli satmak sell on trust
vadeli satmak sell for account
toptan satmak sell wholesale
perakende satmak sell by retail
vadeli satmak sell on credit
kefaletsiz satmak sell short
krediyle satmak sell upon credit
tek imzalı satmak sell short
parça parça satmak sell by the piece
özel sözleşme ile satmak sell by private contract
zararına satmak sell with a loss
toptan satmak sell in gross
parça olarak satmak sell by the piece
ölçü ile satmak sell by measure
komisyonla satmak sell on commission
toplu olarak satmak sell by bulk
indirimli satmak sell with discount
yok pahasına satmak undersell
alenen satmak sell publicly
aleni müzayede ile satmak to sell by auction
tekelden satmak monopolise
tekelden satmak monopolize
aldığını satmak resell
bir daha satmak resell
tekrar satmak resell
alıp satmak negotiate
alıp satmak trade
hemen satmak sell on the spot
derhal satmak sell on the spot
Law
çalıntı mal alıp satmak receive [brit] v.
teslim şartıyla satmak sell for future delivery
veresiye satmak sell on account
başka birisine ait bir eseri basıp satmak comprint
bir başkasına ait bir eserin telif hakkını basıp satmak suretiyle çiğnemek comprint
düşmana satmak betray
satmak amacıyla bulundurma possession with intent to sell
satmak amacıyla süpermarketlerden et çalan kimse cattle-rustler
Tourism
halka satmak üzere kapsamlı tur oluşturan organizasyon tour operator
Technical
mal satmak için kullanılan makine vending machine
Automotive
parça parça satmak part out
Agriculture
sebzeler (satmak için yetiştirilen) truck
Boxing
maçı satmak throw a fight
British Slang
birini satmak blow out