Zero - Turco Inglés Diccionario

Zero

Significados de "Zero" en diccionario turco inglés : 21 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
zero n. sıfır
General
zero n. hiç
zero n. yazının sıfır derecesi
zero n. sıfır noktası
zero n. hiçlik
zero n. 0
zero n. en düşük nokta
zero n. (göstergede) sıfır
zero n. sıfır (derece)
zero v. sıfırlamak
zero adj. sıfır
Technical
zero n. mutlak sıfır noktası
zero n. sıfır
Linguistics
zero n. sıfır
zero adj. boş
zero adj. sıfır (biçimbirim)
zero adj. dilde işlev üstlendiği halde yüzey yapıda görünmeyen (morfem)
Meteorology
zero adj. azami irtifası en fazla 16 metre (52 feet) olarak belirlenmiş
zero adj. azami yatay görüşü 55 metre (180 feet) olarak sınırlandırılmış
Hunting
zero n. ateşli silahın hedefi vurmasını sağlayan görüş düzeneği
Wagering
zero n. rulet tekerleğinde 0 sayısına ayrılmış bölüm

Significados de "Zero" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
generation zero n. z kuşağı
General
zero sum game n. sıfır toplamlı oyun
aleph zero n. alef sıfır
left zero punching n. solda sıfırlı delgi
zero hour n. operasyon başlama saati
left divisor of zero n. soldan sıfır böleni
zero sum game n. toplamı sıfır olan oyun
electrical zero n. elektriksel sıfır
zero point n. ölü nokta
zero point n. nötr nokta
zero point n. sıfır noktası
zero value n. sıfır değer
zero population growth n. sıfır nüfus artışı
zero error n. sıfır hata
zero-point emergence n. sıfır noktasından doğuş
zero-sum n. sıfır sonuç
zero-base budgeting n. sıfır tabanlı bütçeleme
zero-sum n. sıfır toplam
leading zero n. öndeki sıfır
size zero n. sıfır beden
zero tolerance principle n. sıfır tolerans ilkesi
zero-gravity environment n. yerçekimsiz ortam
zero-g environment n. yerçekimsiz ortam
zero car n. öncü araç
zero-sum game n. iki tarafın da aynı oranda kazanması veya kaybetmesi
zero beginner n. yeni başlayan
zero hour n. belirleyici an
zero hour n. saatin 00:00'ı gösterdiği zaman
zero hour n. önemli an
zero hour n. gece yarısı
zero hour n. zamanda belirleyici bir nokta
ground zero n. yoğun faaliyetin merkezi
ground zero n. ilk başlangıç
ground zero n. roket hedefi
ground zero n. şiddetli değişimin kökeni
zero-sum game n. bir tarafın kazanırken diğer tarafın kaybetmesi
zero in on v. yoğunlaşmak
be set to zero v. sıfırlanmak
set to zero v. sıfırlamak
zero in v. sıfırlamak
zero in on v. bütün gayretini tek noktaya toplamak
receive zero on the exam v. sıfır çekmek
score zero on the exam v. sıfır almak
score zero on the exam v. sıfır çekmek
receive zero on the exam v. sıfır almak
receive zero on the exam v. sınavda sıfır çekmek
drop to below zero v. sıfırın altına düşmek
plunge to below zero v. sıfırın altına düşmek
equal to zero v. sıfıra eşitlemek
non zero adj. sıfırdan farklı
below zero adv. sıfırın altında
Phrasals
zero in on something v. dikkat kesilmek
zero in on something v. bütün dikkatini bir şey üzerinde toplamak
zero in v. ateşgücünü belli bir hedef mevkiine odaklamak
zero in v. dikkatle bir noktaya yönelmek
zero in v. tekrar eden atışlarla hedefi ya da görüşü tutturmak
zero out v. sıfıra indirmek
zero out v. fonlamayı keserek( bütçeyi ya da bütçedeki bir kalemi) çıkarmak
zero out v. tamamen kaldırmak (bir şeyi)
zero out v. tümüyle çıkarmak (bir şeyi)
zero in v. iyice yaklaşmak
zero in v. bakışını bir şeye kilitlemek
zero in on (something) v. görüş hattını (bir şeye) yöneltmek
zero in v. doğruca bir şeyi hedef almak
zero in v. bakış açısını bir şeye odaklamak
zero in on (something) v. (bir şeye) çok yaklaşmak
zero in on (something) v. (bir şeye) iyice yaklaşmak
zero in (on someone or something) v. direkt (birini/bir şeyi) hedeflemek
zero in v. -e yakınlaşmak
zero in (on someone or something) v. (birini/bir şeyi) odağına almak
zero in v. görüş hattını bir şeye yöneltmek
zero in (on someone or something) v. (birini/bir şeyi) hedefine almak
4. zero in on v. -e kilitlenmek
zero in on (something) v. bütün dikkatini (bir şeye) vermek
zero in v. -e odaklamak
zero in v. -e doğrultmak
zero in on (something) v. bakışını (bir şeye) kilitlemek
zero in v. bütün dikkatini bir şeye vermek
zero in v. -e odaklanmak
zero in on (something) v. bakış açısını (bir şeye) odaklamak
zero in (on someone or something) v. (birine/bir şeye) odaklanmak
zero in v. -e kilitlenmek
zero in on (something) v. (bir şeye) adım adım yaklaşmak
zero in v. -e yöneltmek
zero in on (something) v. görüşünü (bir şeye) odaklamak
zero in v. -i hedef almak
zero in v. -e yaklaşmak
zero in on (something) v. (bir şeye) odaklanmak
zero in v. görüşünü bir şeye odaklamak
zero in (on someone or something) v. direkt olarak (birine/bir şeye) dönük olmak
zero out v. sıfırlamak
zero out v. sıfıra getirmek
zero out v. fonlamayı kesmek
Phrases
zero-touch adj. el değmeden
from zero to hero expr. sıfırdan zirveye
starting from zero expr. sıfırdan başlayarak
zero-touch expr. dokunmadan
Colloquial
zero in v. (bir sorunun, durumun) üstesinden gelmek için dikkatini toplamak
Idioms
zero tolerance n. sıfır tolerans
zero-sum game n. biri kazanırken diğerinin kaybettiği durum/oyun
batting zero n. elde var sıfır
a zero-sum game n. bir tarafın kazancının rakibin kaybına eşit olduğu durum
a zero-sum game n. sıfır toplamlı oyun
patient zero n. bir sorunu/problemi ilk kez yaşayan
patient zero n. bir sorunla ilk karşılaşan
go from zero to hero v. şansı dönmek
go from zero to hero v. sıfırdan zirveye çıkmak
go from zero to hero v. en dipten zirveye yükselmek
zero dark thirty expr. sabah olmadan
zero dark thirty expr. gecenin bir körü
zero dark thirty expr. gün doğmadan
Trade/Economic
zero funds gap n. sıfır fon açığı
zero rate mortgage n. bedelsiz ipotek
zero based budget n. sıfır bazlı bütçe
zero rate of import duty n. sıfır oranlı ithalat vergisi
zero economic profits n. ekonomik kazançların sıfır olması
zero tariff n. sıfır
zero balance account n. sıfır bakiyeli hesap
zero rate mortgage n. yalnız faiz ödemesi yapılan ipotek
zero economic growth n. ülkenin kişi başına düşen gelirinin kayda değer bir artış göstermemesi durumu
zero rate of duty n. sıfır vergi oranı
deep discount and zero coupon bonds n. ıskontolu kuponsuz tahviller
zero bond n. kuponsuz tahviller
zero base budgetting n. sıfır tabanlı bütçeleme
zero balance n. sıfır bakiye
zero bond n. sıfır kuponlu tahvil
zero transport cost n. sıfır taşımacılık maliyeti
zero tariff n. sıfır gümrük tarifesi
zero elasticity n. sıfır esneklik
zero-rating n. katma değer vergisi uygulanmayan mallar
zero-coupon bond n. sıfır kuponlu tahvil
zero-sum game n. sıfır toplamlı oyun
zero-sum game n. bir tarafın kazancının diğerinin kaybı olması
zero-base budgeting n. sıfır temelli bütçeleme
zero-balance account n. anlaşmaya bağlı olarak karşılığı olmayan hesaba çek keşide etme
zero-coupon bonds n. kuponsuz tahviller
zero growth n. sıfır büyüme
zero based production n. sıfır tabanlı üretim
zero-based budgets n. sıfır tabanlı bütçeler
zero coupon bonds n. sıfır kuponlu tahviller
zero-defect policy n. sıfır hata politikası
zero-inflated poisson model n. sıfır değer ağırlıklı poisson modeli
zero-based budget n. sıfır bazlı bütçe
zero-based budget n. sıfır esaslı bütçe
zero generation n. z kuşağı
zero interest policy n. sıfır faiz politikası
zero-sum competition n. sıfır toplamlı rekabet
zero-sum game n. sıfır toplamlı oyun
zero-sum game n. bir tarafın kazanmasının diğer tarafın kaybetmesine bağlı olduğu oyun
zero coupon security n. faiz ödemesi gerektirmek yerine yazılı değerinin çok altından satış gören tahvil