a hole - Turco Inglés Diccionario

a hole

Significados de "a hole" en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)

Inglés Turco
Modern Slang
a hole n. hergele
a hole n. hıyar
a hole n. salak
a hole n. lavuk
a hole n. göt

Significados de "a hole" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
oven made in a hole in the earth n. tandır
hole in a toilet fixture n. kubur
a round peg in a square hole n. bulunduğu yere hiç uygun olmayan kimse
bore a hole in v. azıcık çürütmek (bir fikri)
make a hole in v. delmek
dig a hole v. çukur kazmak
make a hole in v. delik açmak
make a hole v. delik açmak
bore a hole in v. delik açmak
drill a hole v. delik delmek
pierce a hole in something with a nail v. çivi ile delmek
fall into a hole v. çukura düşmek
make a hole in something with a nail v. çivi ile delmek
go down into a hole v. çukura inmek
bore a hole in something with a nail v. çivi ile delmek
cover a hole v. delik kapatmak
pierce a hole v. delik delmek
make a hole v. delik delmek
bore a hole v. delik delmek
drill a hole on the surface v. yüzeye delik açmak
be half dead with a bullet hole in one's shoulder v. omzunda bir kurşun deliğiyle yarı ölü bir halde olmak
have a hole in one's budget of v. bütçesinde ...'lık açık olmak
dig a hole v. delik açmak
dig a hole v. çukur açmak
without a hole adj. deliksiz
Proverb
if you're in a hole, stop digging eğer kötü bir duruma düştüysen durumu daha da kötüleştirecek hamlelerden kaçın
if you're in a hole, stop digging çukura düştüysen kazmayı bırakacaksın
Colloquial
make a hole in v. başarıya atılan ilk adımı atmak
be in a hole v. zor durumda olmak
be in a hole v. çıkmazda olmak
be in a hole v. açmazda olmak
hole-and-corner(a) expr. gizli kapaklı
make a hole expr. (polis anonsu vs. için) yolu açın!
doesn't know his ass from a hole in the ground expr. bir bok bilmez
doesn't know his ass from a hole in the ground expr. hiçbir şey bilmez
Idioms
square peg in a round hole n. mevkiine uygun olmayan kimse
square peg in a round hole n. kalıbının adamı olmayan kişi
square peg in a round hole n. bulunduğu yere ait olmayan kimse
a square peg in a round hole n. dam üstünde saksağan
a square peg in a round hole n. kel başa şimşir tarak
a square peg in a round hole n. duruma uygunsuz şey
a hole card n. gizli koz/avantaj
a hole in the wall n. küçük/karanlı dükkan veya lokanta
a round peg in a square hole n. bulunduğu ortama/yaptığı işe uygun olmayan kimse
a round peg in a square hole n. bulunduğu yere ait olmayan kimse
a round peg in a square hole n. dam üstünde saksağan
burn a hole in the pocket v. para suyunu çekmek
make a hole in v. gedik açmak
make a hole in v. havasını söndürmek
have something burning a hole in your pocket v. cebi delik olmak
need like a hole in the head v. hiçbir şekilde ihtiyaç duymamak
blow a hole in something v. (fikirlerini/iddialarını) çürütmek
blow a hole in something v. (bütçede) delik açmak
make a hole in something v. (bütçede) delik açmak
money burns a hole in someone's pocket v. cebi delik olmak
money burns a hole in someone's pocket v. eline geçen parayı hemen harcayan birisi olmak
punch a hole in something v. bir yerde bir delik açmak
put somebody in a hole v. birini zor/güç bir duruma sokmak
put somebody in a hole v. birini sıkıntıya sokmak
poke a hole in something v. bir yerde bir delik açmak
poke a hole through something v. bir yerde bir delik açmak
try to fit a square peg into a round hole v. olmayacak bir işi yapmaya çalışmak
be in a hole v. zor durumda olmak
be in a hole v. kapana kısılmak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. hiç ihtiyacı/gereği olmamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. hiçbir şekilde ihtiyaç/gerek/lüzum duymamak
have money burning a hole in (one's) pocket v. har vurup harman savurmak
have money burning a hole in (one's) pocket v. cebindeki/elindeki parayı illa harcamak
have money burning a hole in (one's) pocket v. cebindeki/elindeki parayı tutamamak
have money burning a hole in (one's) pocket v. cebinde para durmamak
have money burning a hole in (one's) pocket v. cebi delik olmak
have money burning a hole in (one's) pocket v. para harcama isteği duymak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye kesinlikle lüzum duymamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye hiçbir şekilde gereksinim duymamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye zerre kadar ihtiyacı olmamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeyin en ufak eksikliğini çekmemek
dig yourself a hole v. kendini kötü bir duruma sokmak
dig a hole for yourself v. kendi kendini dara sokmak
dig (someone) out of a hole v. (birini) kötü bir durumun içinden çıkarmak
dig (someone) out of a hole v. (birinin) zor bir durumdan çıkmasına yardım etmek
dig (oneself) into a hole v. kendi kuyusunu kendi kazmak
dig yourself into a hole v. kendi başına çorap örmek
dig yourself into a hole v. kendini kötü bir duruma sokmak
dig (oneself) out of a hole v. (kendini) sıkıntılı bir durumdan kurtarmak
dig (oneself) into a hole v. kendini zor duruma düşürmek
dig yourself a hole v. kendini içinden çıkılması zor bir duruma sokmak
dig (oneself) in a hole v. kendi kuyusunu kendi kazmak
dig (oneself) out of a hole v. (kendini) zor bir durumdan kurtarmak
dig yourself into a hole v. kendi kendini dara sokmak
dig yourself into a hole v. kendini içinden çıkılması zor bir duruma sokmak
dig yourself into a hole v. kendi kendini sıkıntıya sokmak
dig (someone) out of a hole v. (birinin) sıkıntılı bir durumdan kurtulmasına yardım etmek
dig a hole for yourself v. kendi başına iş açmak
dig (oneself) out of a hole v. (kendini) içinden çıkılması güç bir durumdan kurtarmak
dig a hole for yourself v. kendi başına çorap örmek
dig (oneself) in a hole v. kendini zarara sokmak
dig yourself into a hole v. kendi başına iş açmak
dig (oneself) in a hole v. kendini zora sokmak
dig (someone) out of a hole v. (birini) içinden çıkılması güç bir durumdan kurtarmak
dig (oneself) out of a hole v. (kendini) kötü bir durumun içinden çıkarmak
dig (oneself) into a hole v. kendini istenmeyen bir duruma sokmak
dig (oneself) in a hole v. kendini zor duruma düşürmek
dig yourself into a hole v. kendini utanç verici bir duruma düşürmek
dig (oneself) into a hole v. kendini zarara sokmak
dig a hole for yourself v. kendi kendini sıkıntıya sokmak
dig (oneself) in a hole v. kendini istenmeyen bir duruma sokmak
dig (oneself) into a hole v. kendini zora sokmak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) kesinlikle lüzum/istek duymamak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şey) istediği/ihtiyaç duyduğu en son şey olmak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) karşı hiç istek duymamak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeyin) en ufak eksikliğini çekmemek
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeyi) hiç ama hiç istememek
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeyi) zerre kadar istememek
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) hiç ihtiyacı olmamak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) hiçbir şekilde ihtiyaç/istek/lüzum duymamak
want (something) like (one wants) a hole in the head v. (bir şeye) hiçbir şekilde gereksinim duymamak
poke a hole in (something) v. (bir şeyin) çürük noktasını bulmak
poke a hole in (something) v. (bir şeyde) bir çatlak tespit etmek
make a hole in the water v. kendini suda boğarak öldürmek
poke a hole in (something) v. (bir şeyde) bir hata tespit etmek
poke a hole in (something) v. (bir şeyde) bir kusur tespit etmek
make a hole in the water v. kendini suda boğmak
poke a hole in (something) v. (bir şeyi) delmek
poke a hole in (something) v. (bir şeyin) zayıf noktasını bulmak
poke a hole in (something) v. (bir şeyde) bir eksiklik tespit etmek
poke a hole in (something) v. (bir şeyde) bir aksaklık tespit etmek
poke a hole in (something) v. (bir yere/şeye) delik açmak
make a hole in the water v. suda intihar etmek
be a square peg (in a round hole) v. bulunduğu ortama/yaptığı işe uygun olmamak
be a square peg (in a round hole) v. bulunduğu yerle/çevreyle alakası olmamak
be a square peg (in a round hole) v. bulunduğu yere ait olmamak
be a square peg (in a round hole) v. duruma uygunsuz hareket etmek
be a square peg (in a round hole) v. bulunduğu yere hiç uygun olmamak
be a square peg (in a round hole) v. farklı olduğu için bulunduğu ortama kolay uyum sağlayamamak
be burning a hole in (one's) pocket v. cebi delik olmak
be burning a hole in (one's) pocket v. çarçur olmak
be burning a hole in your pocket v. elinden/cebinden uçup gitmek
be burning a hole in (one's) pocket v. cebinde durmamak
be burning a hole in (one's) pocket v. harcamak için yanıp tutuşmak
be burning a hole in your pocket v. elinden/cebinden akıp gitmek
be burning a hole in (one's) pocket v. elinden/cebinden uçup gitmek
be burning a hole in (one's) pocket v. suyunu çekmek
be burning a hole in (one's) pocket v. nereye harcayacağını şaşırmak
be burning a hole in your pocket v. cebi delik olmak
be burning a hole in your pocket v. çarçur olmak
be burning a hole in (one's) pocket v. elinden/cebinden akıp gitmek
be burning a hole in your pocket v. suyunu çekmek
be burning a hole in your pocket v. nereye harcayacağını şaşırmak
be burning a hole in your pocket v. harcamak için yanıp tutuşmak
be burning a hole in your pocket v. cebinde durmamak