alike - Turco Inglés Diccionario

alike

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

alike — Definition

Significado:
benzer, aynı şekilde
Pronunciación (IPA):
(AmE /əˈlaɪk/ – BrE /əˈlaɪk/)
Categoría gramatical:
Sıfat / Zarf
Sinónimo:
similar, comparable, equally
Antónimos:
different, dissimilar, unlike

Significados de "alike" en diccionario turco inglés : 13 resultado(s)

Inglés Turco
General
alike adj. benzeyen
Birth and death are a lot alike.
Doğum ve ölüm birbirine çok benzer.

More Sentences
alike adj. birbirine benzer
Our cars are alike in many ways.
Arabalarımız birçok yönden birbirine benzerdir.

More Sentences
alike adj. hem
Reinforcing and democratising local institutions is a key challenge for governments and donors alike.
Yerel kurumların güçlendirilmesi ve demokratikleştirilmesi hem hükümetler hem de bağışçılar için önemli bir zorluktur.

More Sentences
alike adj. benzer
The future and the past are alike.
Gelecek ve geçmiş benzerdir.

More Sentences
alike adj. aynı
But not all carpet cleaning services are alike.
Ancak tüm halı temizleme hizmetleri aynı değildir.

More Sentences
alike adv. aynı şekilde
Her new article criticizes companies and customers alike.
Yeni makalesi şirketleri ve aynı şekilde müşterileri de eleştiriyor.

More Sentences
alike adv. benzer şekilde
The teachers should treat their students alike.
Öğretmenler öğrencilerine benzer şekilde davranmalı.

More Sentences
Technical
alike adj. aynı
But not all carpet cleaning services are alike.
Ancak tüm halı temizleme hizmetleri aynı değildir.

More Sentences
alike adj. benzer
The future and the past are alike.
Gelecek ve geçmiş benzerdir.

More Sentences
General
alike adj. farksız
alike adv. benzer olarak
alike adv. eşit bir şekilde
Colloquial
alike adv. gibi

Significados de "alike" con otros términos en diccionario inglés turco: 53 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
great minds think alike expr. aklın yolu birdir
General
look-alike n. uyumlu parça
look-alike [us] n. başka eşyaya çok benzeyen eşya
look-alike n. başkasının çok benzeri olan şey
look-alike n. başkasına çok benzeyen kimse
look-alike n. (bir şeyin) çifti
look-alike [us] n. orijinalinin aynısı eşya
look alike v. benzemek
share and share alike v. eşit bir şekilde paylaşmak
look alike somebody a lot v. çok benzemek
look alike adj. benzer
look-alike adj. aynı
look-alike adj. benzer
look-alike adj. kopya/benzer/ikiz
smell-alike adj. benzer kokulu/kokusu benzeşen
alike-minded adj. hemfikir
alike-minded adj. aynı görüşte
lick-alike [ireland] adj. tıpatıp
lick-alike [ireland] adj. hık demiş burnundan düşmüş
lick-alike [ireland] adj. birbirine çok benzeyen
young and old alike adv. yedisinden yetmişine kadar
young and old alike adv. yediden yetmişe
Proverb
men are not all alike beş parmak bir olmaz
great minds think alike aklın yolu bir
great minds think alike kalp kalbe karşıymış
great minds think alike kalp kalbe karşıdır
Colloquial
young and old alike expr. genç yaşlı herkes
young and old alike expr. genci yaşlısı herkes
Idioms
share and share alike v. paylaşmak
share and share alike v. herşeyi ortak kullanmak
share and share alike v. eşit haklara sahip olmak
as alike as chalk and cheese adj. tamamen birbirinden farklı olan
as alike as chalk and cheese adj. aralarında dağlar kadar fark olan
share and share alike expr. kardeş payı
all great minds think alike expr. aklın yolu birdir
as alike as two peas in a pod expr. birbirine tıpatıp benzeyen
as alike as two peas in a pod expr. birbirinin tıpatıp aynısı
alike as two peas in a pod expr. birbirinin aynısı
alike as peas in a pod expr. tıpatıp aynı
alike as peas in a pod expr. birbirinin aynısı
as alike as peas in a pod expr. birbirinin aynısı
as alike as two peas in a pod expr. tıpatıp aynı
alike as two peas in a pod expr. tıpatıp aynı
as alike as peas in a pod expr. tıpatıp aynı
as alike as two peas in a pod expr. birbirinin aynısı
alike as two peas in a pod expr. bir elmanın iki yarısı gibi
alike as peas in a pod expr. bir elmanın iki yarısı gibi
as alike as peas in a pod expr. bir elmanın iki yarısı gibi
against friends and foes alike expr. dosta düşmana karşı
Speaking
I can see we are very much alike expr. birbirimize çok benzediğimizi görebiliyorum
Chat Usage
gmta (great minds think alike) abrev. aklın yolu birdir
Law
share and share alike v. eşit hisselere sahip olmak
Pharmaceutics
look-alike n. reçetesiz uyarıcıları içerdiği halde illegal veya reçeteli maddeleri içeriyor gibi görünen ilaç