different - Turco Inglés Diccionario

different

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

different — Definition

Significado:
farklı, ayrı, değişik
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈdɪfərənt/ – BrE /ˈdɪfrənt/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
distinct, dissimilar
Antónimos:
same, similar

Significados de "different" en diccionario turco inglés : 18 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
different adj. farklı
Water and milk have different consistencies.
Su ve sütün kıvamları farklıdır.

More Sentences
different adj. başka
She lives in a different city now.
Artık başka bir şehirde yaşıyor.

More Sentences
different adj. değişik
Did you like the pumpkin soup? It was certainly different.
Balkabağı çorbasını sen beğendin mi? Cidden değişikti.

More Sentences
General
different adj. başka
She lives in a different city now.
Artık başka bir şehirde yaşıyor.

More Sentences
different adj. muhtelif
On different occasions standardisation issues have led to barriers in trade.
Muhtelif durumlarda, standardizasyon konuları ticarette engellere yol açmıştır.

More Sentences
different adj. çeşitli
There are a number of different techniques for this procedure.
Bu prosedür için çeşitli teknikler vardır.

More Sentences
different adj. ayrı
Among these, ears have a different place.
Bunlar arasında kulakların ayrı bir yeri vardır.

More Sentences
different adj. değişik
Did you like the pumpkin soup? It was certainly different.
Balkabağı çorbasını sen beğendin mi? Cidden değişikti.

More Sentences
different adj. farklı
Water and milk have different consistencies.
Su ve sütün kıvamları farklıdır.

More Sentences
different adv. farklı bir şekilde
Excuse me, but could you put the question in a different way?
Affedersiniz ama soruyu farklı bir şekilde sorabilir misiniz?

More Sentences
different n. özge
different adj. başka türlü
different adj. diğer
different adj. ayrışık
different adj. ayrımlı
different adj. başka başka
different adj. türlü türlü
different adv. farklı olarak

Significados de "different" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
shooting from different angles n. açılama
different methods n. farklı yöntemler
different name n. farklı isim
a different standpoint n. farklı bir
a different standpoint n. farklı bir açı
a different standpoint n. başka bir açı
different cultures n. farklı kültürler
a different country n. başka bir ülke
different resources n. farklı kaynaklar
different sources n. farklı kaynaklar
different cultures n. değişik kültürler
different paths n. farklı yollar (metodlar)
different tariff n. farklı tarife
different jobs n. değişik işler
different jobs n. farkı işler
different magnitude n. farklı büyüklük
different hours n. farklı saatler
different periods of time n. farklı süreler
different way of saying n. başka bir şekilde söyleniş
be different v. farklı olmak
make different v. farklılaştırmak
see something from a different perspective v. farklı gözle bakmak
think different v. farklı düşünmek
have a different opinion v. aynı görüşte olmamak
brought into a different state v. farklı bir duruma getirmek
bring into a different state v. farklı bir duruma getirmek
be different from v. farklılık göstermek
see something from a different perspective v. farklı gözle görmek
have a different opinion v. ayrı fikirde olmamak
grow different v. başkalaşmak
run away in different directions v. kaçışmak
become different v. farklılamak
become different v. farklılaşmak
be perceived as different v. ayrımsanmak
be different v. başka olmak
consider (a matter) from a different angle v. farklı açıdan ele almak
become different v. değişiklik geçirmek
be irresolute (between different opinions) v. karar kılamamak
be irresolute (between different opinions) v. kararsız kalmak
be undecided (between different opinions) v. kararsız kalmak
be undecided (between different opinions) v. karar kılamamak
look from different point of view v. başka yönden bakmak
see from different point of view v. başka yönden bakmak
be called by different names v. farklı isimlerle anılmak
be known by different names v. farklı isimlerle anılmak
approach something from a different standpoint v. olaya başka bir açıdan yaklaşmak
view something from a different standpoint v. olaya başka bir açıdan bakmak
look something from a different standpoint v. olaya başka bir açıdan bakmak
discover different things v. farklı şeyler keşfetmek
take a different approach to something v. farklı açıdan bakmak
look at something from a different aspect v. farklı açıdan bakmak
gain a different point of view v. farklı bir bakış açısı kazanmak
gain a different viewpoint v. farklı bir bakış açısı kazanmak
make different v. fark getirmek
look from different perspectives v. farklı açılardan bakmak
make different v. farklı kılmak
assign a different meaning to v. farklı anlam yüklemek
assign a different meaning to v. farklı mana yüklemek
bring a different approach v. farklı bir yaklaşım getirmek
consider (a matter) from a different angle v. farklı bir açıdan ele almak
be on a different date from year to year v. her sene değişik/farklı tarihlere rastlamak
want a different life v. farklı bir hayat istemek
modulate to a different key v. farklı bir gama/perdeye geçmek
see with different eyes v. farklı gözle görmek
look at it with different eyes v. farklı gözle bakmak
apply a different method v. farklı bir yöntem uygulamak
follow a different method v. farklı bir yöntem izlemek
put someone in a different place v. birini farklı bir yere koymak
be as different as night and day v. birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak
look for someone different v. farklı birini aramak
take a different tack v. farklı bir yol izlemek
take a different tack v. rotayı değiştirmek
come each way in different directions v. aynı yola farklı yönlerden gelmek
be different from the others v. diğerlerinden farklı olmak
utterly different adj. bambaşka
quite different adj. bambaşka
of a different kind adj. başka tür
quite different adj. apayrı
of a different kind adj. başka çeşitten
a different set of adj. farklı bir … grubu
a different set of adj. farklı bir…grubu
very different adj. taban tabana zıt
different from adj. -den farklı
different in all aspects adj. her yönüyle farklı
different from each other adj. birbirinden farklı
no different from (its) counterparts adj. emsallerinden farksız
completely different adj. apayrı
in different styles adv. değişik şekillerde
in different ways adv. değişik şekillerde
as different as chalk and cheese adv. dağlar kadar farklı
from different points of view adv. çeşitli açılardan
at different times adv. muhtelif zamanlarda
in a different location adv. başka bir yerde
in a different place adv. başka bir yerde
from a different viewpoint adv. başka bir açıdan
with different names adv. farklı isimlerle
at different times adv. değişik zamanlarda
different from those adv. bunlardan farklı olarak
from different point of view adv. farklı yönden
from a different viewpoint adv. farklı bir açıdan
from different viewpoint adv. farklı yönden
from different viewpoint adv. farklı açıdan
from a different point of view adv. farklı bir açıdan
from different point of view adv. farklı açıdan
in a different way adv. değişik bir yolla
in a different way adv. farklı bir yolla
in significantly different ways adv. önemli ölçüde farklı şekillerde
in many different ways adv. birçok farklı şekilde
from a different viewpoint adv. farklı bir bakış açısı ile
on different days adv. değişik günlerde
in a different context adv. farklı bir bağlamda
Phrases
we are from different worlds expr. ayrı dünyaların insanıyız
in a different way expr. öbür türlü
somewhere different expr. değişik bir yer
somewhere different expr. farklı bir yer
different times, different manners expr. her dönemin kendine has özelliği var
different times, different manners expr. zaman değiştikçe tavırlar/tutumlar da değişir
different times, different manners expr. her dönemin tutumu/tarzı farklı
different times, different manners expr. her dönemin davranış biçimi farklı
Proverb
different strokes for different folks zevkler ve renkler tartışılmaz
it's different strokes for different folks zevkler ve renkler tartışılmaz
different persons have different attitudes herkesin bakış açısı farklıdır
it's different strokes for different folks her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır
Colloquial
horse of a different colour n. başka bir konu
horse of a different color n. bambaşka bir konu
horse of a different colour n. bambaşka bir konu
horse of a different color n. başka bir konu
horse of a different color n. tamamıyla farklı bir konu
horse of a different colour n. tamamıyla farklı bir konu
different point of view n. farklı açı
different viewpoint n. farklı açı
different angle n. farklı açı
a different matter n. bambaşka bir konu
two different people n. iki ayrı insan
different things n. farklı şeyler
be of different opinions v. tartışmaya girmek
be of different opinions v. anlaşmazlığa düşmek
be of different opinions v. aynı fikirde olmamak
know different v. işin aslının öteki türlü olduğunu bilmek
know different v. öyle olmadığını bilmek/anlamak
know different v. söylenenin aksinin doğru olduğunu bilmek
hit different v. farklı gelmek
hit different v. daha değişik gelmek
hit different v. duygusal gelmek
different as night and day expr. tamamen farklı
different as night and day expr. gece gündüz kadar farklı
at different points on the island expr. adanın farklı noktalarında
haven't you ever felt like you were different? expr. hiç kendini farklı hissettiğin olmadı mı?
same same, but different [thailand] expr. aynısı sayılır
same same, but different [thailand] expr. aynısı ama çok ufak bir farklılığı var