anxious - Turco Inglés Diccionario

anxious

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

anxious — Definition

Significado:
endişeli, kaygılı, istekli
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈæŋkʃəs/ – BrE /ˈæŋkʃəs/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
worried, uneasy, eager
Antónimos:
calm, relaxed, indifferent

Significados de "anxious" en diccionario turco inglés : 26 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
anxious adj. endişeli
He seems anxious about his big speech.
Yapacağı önemli konuşma nedeniyle endişeli görünüyor.

More Sentences
anxious adj. kaygılı
Our shame makes us furtive, brittle, anxious and cold.
Utancımız bizi sinsi, kırılgan, kaygılı ve soğuk insanlar yapıyor.

More Sentences
anxious adj. huzursuz
General
anxious adj. tedirgin
For one anxious moment, he thought he'd fall down.
Bir an için tedirgin olarak yere düşeceğini sandı.

More Sentences
anxious adj. meraklı
He is anxious to go with you.
Sizinle gelmeye meraklı.

More Sentences
anxious adj. endişeli
He seems anxious about his big speech.
Yapacağı önemli konuşma nedeniyle endişeli görünüyor.

More Sentences
anxious adj. can atan
Tom is anxious to go abroad.
Tom yurt dışına gitmeye can atıyor.

More Sentences
anxious adj. merak içinde
She's anxious to know the results.
Sonuçları öğrenmek için merak içinde.

More Sentences
anxious adj. hevesli
She was the only one who seemed anxious to learn.
Öğrenmeye hevesli görünen tek kişi oydu.

More Sentences
anxious adj. istekli
It is very clear that we are anxious to find a solution.
Bir çözüm bulma konusunda istekli olduğumuz çok açıktır.

More Sentences
anxious adj. kaygılı
Our shame makes us furtive, brittle, anxious and cold.
Utancımız bizi sinsi, kırılgan, kaygılı ve soğuk insanlar yapıyor.

More Sentences
anxious adj. çok istekli
The presidency is very anxious to reach final agreement on this proposal.
Başkanlık bu teklif üzerinde nihai anlaşmaya varmak için çok isteklidir.

More Sentences
anxious adj. mustarip
anxious adj. huzursuz
anxious adj. telaşlı
anxious adj. tasalı
anxious adj. sıkıntılı
anxious adj. kasavetli
anxious adj. vesveseli
anxious adj. gamlı
anxious adj. düşünceli
anxious adj. rahatsız
anxious adj. üzüntülü
anxious adj. korkulu
anxious adj. çok arzulu
Medical
anxious n. anksiyöz

Significados de "anxious" con otros términos en diccionario inglés turco: 54 resultado(s)

Inglés Turco
General
anxious suspense n. merakta kalma
anxious wait n. gergin bekleyiş
become anxious v. endişelenmek
be anxious about v. merak etmek
be anxious v. endişelenmek
be anxious v. meraklanmak
feel anxious v. kaygılanmak
be anxious v. endişe etmek
be anxious v. merak etmek
get anxious v. merak etmek
make anxious v. meraklandırmak
become anxious v. merak etmek
get anxious v. endişelenmek
get anxious v. kasvet çökmek
be anxious for someone to do something v. birinin bir şeyi yapmasını çok istemek
be anxious v. korkmak
make anxious v. endişelendirmek
be anxious about v. endişe etmek
become anxious v. meraklanmak
be anxious v. kaygılanmak
be anxious v. endişe etmek
get anxious v. korkmak
make anxious v. kaygılandırmak
be anxious v. kasvet çökmek
be anxious v. kaygılanmak
be anxious about v. korkmak
get anxious v. meraklanmak
be anxious about v. -den endişe duymak
be anxious about v. (birini vb) merak etmek
be anxious about v. ile ilgili olarak endişelenmek
be anxious about v. -den kaygı duymak
be anxious about v. -den dolayı kaygılanmak
be anxious about v. -den kaygılanmak
feel anxious v. içi huzursuz olmak
anxious about adj. -den endişeli
anxious for adj. -den endişeli
Colloquial
anxious wait n. endişeli bekleyiş
Idioms
on the anxious seat expr. yerinde duramayan
on the anxious seat expr. hop oturup hop kalkan
on the anxious seat expr. tedirgin olan
on the anxious seat expr. huzursuz hisseden
on the anxious seat expr. gergin/kaygılı bir bekleyiş içinde olan
on the anxious seat expr. gönül alma esnasında hatalarını dile getiren konumda
on the anxious seat expr. barışma esnasında günah çıkaran konumda
Speaking
you look anxious expr. endişeli görünüyorsun
there is nothing to be anxious about expr. endişelenecek bir şey yok
there is nothing to be anxious about expr. kaygılanacak bir şey yok
Politics
anxious to expr. arzu ederek
Psychology
anxious attachment style n. kaygılı bağlanma tarzı
anxious personality disorder n. kaçıngan kişilik bozukluğu
anxious attachment n. kaygılı bağlanma
anxious seat n. belirsizlikten kaynaklı endişe
Religious
anxious bench n. kilisenin ön tarafında günahkarların tövbe etmesi için bulunan bank
anxious seat n. kilisenin ön tarafında günahkarların tövbe etmesi için bulunan bank