arada bir - Turco Inglés Diccionario

arada bir

Significados de "arada bir" en diccionario inglés turco : 18 resultado(s)

Turco Inglés
General
arada bir now and then adv.
Every now and then he drops in at this bookstore on his way home from the office.
Arada bir, ofisten eve dönerken bu kitapçıya uğrar.

More Sentences
arada bir at times adv.
He gets tough at times.
O arada bir saldırganlaşır.

More Sentences
arada bir every so often adv.
I play golf every so often.
Arada bir golf oynuyorum.

More Sentences
arada bir once in a while adv.
arada bir occasionally adv.
arada bir every now and again adv.
arada bir every once in a while adv.
arada bir from time to time adv.
arada bir every now and then adv.
arada bir semioccasionally adv.
arada bir still an end [obsolete] adv.
arada bir still and anon [obsolete] adv.
arada bir otherwhile [dialect] adv.
arada bir otherwhiles [dialect] adv.
Colloquial
arada bir ever and again adv.
arada bir every now and then/again adv.
Idioms
arada bir few and far between expr.
Archaic
arada bir somewhile adv.

Significados de "arada bir" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bir arada kalmak stick together v.
General
bir arada yaşama coexistence n.
bir arada var olma coexistence n.
bir arada yaşama yanlısı communalist n.
beşi bir arada five in a row n.
bir arada toplanma glomeration n.
birçok değişken arasındaki ilgileri bir arada göstermek için kullanılan grafik nomogram n.
bir arada akma confluence n.
bir metinde iki biçimin bir arada bulunması conflation n.
bir arada varoluş coexistence n.
iki film bir arada double feature n.
barış içinde bir arada yaşama peaceful coexistence n.
faaliyeti bir arada özellikle de güçlükle sürdürmeye çalışma juggling n.
oturma, çalışma, yemek, misafir odalarının ve mutfağın bir arada olduğu, yüksek tavanlı, büyük salon great room n.
ritmik jimnastik, artistik jimnastik, amigo, dövüş sporları, break dans gibi enerjik ve ritmik tarz tekniklerinin bir arada olduğu sözsüz tiyatro oyunu flying n.
Şık kıyafetler ile spor parçaları bir arada kullanma ile başlayan bir moda akımı athleisure n.
kumarhane ve otelin bir arada olduğu işletme casino-hotel n.
sanatsal, felsefi vb. amaçlarla bir arada olan seçkin topluluk cénacle n.
kağıtları bir arada tutmakta kullanılan metal uçlu kısa kablo treasury tag n.
iyiyle kötünün bir arada bulunması alloy n.
çit kazıklarını bir arada tutmak için kazıkların tepesine geçirilen esnek tahta edder [obsolete] n.
(sektörde ilişkili unsurların bir arada olduğu) grup basket n.
bir yığındaki malzemeleri bir arada tutmak için kullanılan malzeme matrix n.
iki arada bir derede olma horn of a dilemma n.
birçok işi bir arada yapma hyphenism n.
paspasın bezini bir arada tutan kelepçe mophead n.
varil çıtalarını bir arada tutan çelik çember gird [scotland] n.
bir arada tutan şey glue n.
nesneleri bir arada tutmak için kullanılan, esnek yapılı doğal veya sentetik kauçuk halka gum band [pennsylvania] n.
bir arada giden araç grubu pack n.
evrak klasöründeki kağıtları bir arada tutan dosya file folder n.
kooperatif ilişkideki insanların bir arada yaşadığı mesken phalanstery n.
kağıtları ortadan delerek bir arada tutan sivri çelik gereç spike n.
(at arabasında) iki falakayı bir arada tutan çubuk spreader n.
işi ve aile yaşantısını bir arada yürüten kadın superwoman n.
bir arada olma society n.
bir arada bulunma symbiosis n.
ile bir arada olmak rub elbows with v.
iki arada bir derede kalmak seesaw between two opinions v.
bir arada olmak coexist v.
bir arada var olmak coexist v.
bir arada bulunmak rub shoulders with v.
iki arada bir derede kalmak straddle v.
bir arada tutmak hold together v.
bir arada barış içinde bulunmak coexist peacefully v.
iki arada bir derede kalmak be in a tight situation v.
iki arada bir derede kalmak be between a rock and a hard place v.
iki arada bir derede kalmak be torn between v.
bir arada bulunmak exist together v.
bir arada bulunmak be together v.
bir arada bulunmak be all together v.
bir arada toplamak add up v.
bir arada bulundurmak keep something together v.
bir arada yürütmek carry out in cooperation v.
bir arada yürütmek carry out collectively v.
bir arada bağlamak bind together v.
ikisini bir arada yürütmek manage both v.
(sadakat) bir arada tutmak bind v.
(bir şeyleri) bir arada tutmak hold v.
düzensizce bir arada tutmak lumber v.
bir arada yaşamak hive v.
bir arada akmasını sağlamak corrivate v.
bir arada durmak cohere v.
hep bir arada collected adj.
başka bireylerle bir arada olmaktan hoşlanan gregarious adj.
bir arada olabilir compatible adj.
arada ciddi bir bağlılık sözünün olmadığı (seks, ilişki) casual adj.
bir arada (bozulmamış) intact adj.
başka bireylerle bir arada olmaktan hoşlanmayan ungregarious adj.
çeşitli ürünün veya hizmetin bir arada bulunduğu mekanda yapılan one-stop adj.
iki arada bir derede distraught adj.
ile bir arada tutulan bound by adj.
bir arada in company adv.
bir arada all together adv.
ikisi bir arada two in a row adv.
iki arada bir derede somehow or other adv.
bir arada together adv.
ikisi bir arada two in one adv.
bir arada reunitedly adv.
bir arada ifere adv.
bir arada infere adv.
bir arada publically adv.
bir arada in conjunction with prep.
ile bir arada in conjunction with prep.
bir arada co pref.
Phrasals
bir arada kalmak keep together v.
bir arada kalmak stay together v.
bir arada kalmak hold together v.
bir arada tutmak whip in v.
bir arada tutmak circle in v.
iki arada bir derede bırakmak tear between v.
uyumlu bir şekilde bir arada yaşamak coexist with (someone or something) v.
biriyle ya da bir şeyle bir arada yaşamak coexist with someone or something v.
(biriyle ya da bir şeyle) bir arada yaşamak coexist with (someone or something) v.
uyumlu bir şekilde bir arada yaşamak coexist with someone or something v.
iki işi bir arada yapmak double up v.
(biriyle/bir şeyle) sorunsuz bir arada olabilmek fall in with (someone or something) v.
bir arada düşünmek put together v.
bir şeyi arada sektirmek bounce something back and forth v.
bir arada bağlamak bind (someone or something) together v.
(birilerini/bir şeyleri) bir arada bağlamak bind someone or something together v.
ile bir arada yaşamak coexist with v.
bir şeyi bir arada tutmak hold something together v.
birilerini/bir şeyleri bir arada tutmak hold someone or something together v.
bir arada sığışmak squeeze together v.
Phrases
ile bir arada olmak be allied to v.
üçü bir arada three in one expr.
iki arada bir derede caught between the devil and the deep blue sea expr.
(biriyle/bir şeyle) bir arada in conjunction with (someone or something) expr.
Colloquial
bir şeylerin bir araya toplandığı/bir arada olduğu yer hotbed of something n.
aile toplantılarında çocukların ayrı olarak bir arada oturduğu masa kiddie table n.
kendini bir arada tutmak keep it together v.
birini iki arada bir derede bırakmak have someone coming and going v.
hepsi bir arada all rolled in one expr.
hepsi bir arada all in one expr.
tümü bir arada all in one expr.
iki arada bir derede somehow or other expr.
iki arada bir derede somehow or another expr.
Idioms
iki arada bir derede kalma double bind n.
iki arada bir derede kalma a second thought n.
zeka ve kas gücü/fiziksel güç bir arada brains and brawn n.
bir arada değerlendirildiğinde görünür bir avantaj/etki yaratan istatistiksel unsurlar weight of numbers n.
arada kalınan bir durum a catch 22 n.
arada kalmış/net olmayan bir alan a grey area n.
farklı insanların, kültürlerin, fikirlerin bir arada var olduğu ortam a melting pot n.
iki arada bir derede kalmak be in a cleft stick v.
bir arada olmak go hand in hand v.
bir arada olmak be hand in hand v.
iki iyi şeyi bir arada yaşamak butter both sides of one's bread v.
iki iyi şeyi bir arada yaşamak the best of both worlds v.
iki arada bir derede kalmak be torn (between a and b) v.
iki arada bir derede kalmak be on the horns of a dilemma v.
iki arada bir derede kalmak be between a rock and a hard place v.
iki arada bir derede kalmak straddle the fence v.
kendisini iki arada bir derede bulmak find oneself in a double bind v.
iyi ve kötüyü bir arada kabul etmek take the bad with the good v.
iki arada bir derede bırakmak keep someone hanging in midair v.
iki arada bir derede bırakmak leave someone hanging in midair v.
bir arada olmak keep company with v.
iki arada bir derede kalmak run hot and cold v.
iki arada bir derede bırakmak have (someone) coming and going v.
kötü insanlarla bir arada bulunmak keep bad company v.
kötü insanlarla bir arada bulunmak get into bad company v.
kötü insanlarla bir arada bulunmak get into bad company v.
kötü insanlarla bir arada bulunmak keep bad company v.
bir arada çalışmak work hand in hand v.
iş yeriyle evi bir arada olmak live over the shop [uk] v.
iki arada bir derede kalmak be torn both ways v.
bir arada güçlü olmak be greater/more than the sum of its parts v.
bir işin bir çok farklı yönünü bir arada yapmak/yürütmek be the chief cook and bottle washer v.