be right - Turco Inglés Diccionario
Historia

be right

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "be right" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
General
be right v. haklı olmak

Significados de "be right" con otros términos en diccionario inglés turco: 187 resultado(s)

Inglés Turco
General
right to be educated n. eğitim hakkı
be in one's right mind v. aklı başında olmak
be given to the right man v. adamına düşmek
be all right v. uygun olmak
be on the right road v. doğru yolda olmak
be all right v. zarara uğramamış olmak
be the right person for a job v. adamı olmak
prove to be right v. doğru çıkmak
be all right v. fena olmamak
be in one's right mind v. kendini bilmek
be all right v. iyi olmak
be proved right v. haklı çıkmak
turn out to be right v. haklı çıkmak
be in the right v. haklı olmak
be right to fear v. korkularında haklı olmak
be absolutely right v. yerden göğe kadar haklı olmak
be in the right ballpark v. beklenenle aynı oranda olmak
be on the right track v. rayına oturmak
be in the right position v. doğru pozisyonda olmak
Phrases
it may be right, but expr. doğru olabilir fakat
it might be right, but expr. doğru olabilir fakat
Colloquial
be in one's right mind v. akılcı olmak
be in one's right mind v. aklı başında olmak
be in one's right mind v. aklını kullanabilmek
be in one's right mind v. kafası yerinde olmak
be in one's right mind v. mantıklı olmak
be in one's right mind v. mantığını kullanabilmek
be all right (by/with somebody) v. (birine) uymak
be all right (by/with somebody) v. (biri için) uygun olmak
be all right (by/with somebody) v. (birinin) izni olmak
she'll be right, mate [australia] expr. merak etme
she'll be right, mate [australia] expr. hiç endişelenme
she'll be right, mate [australia] expr. her şey çok güzel olacak
she'll be right, mate [australia] expr. her şey düzelecek
she'll be right, mate [australia] expr. her şey yoluna girecek
she'll be right, mate [australia] expr. iyi geçecek/gidecek
she'll be right, mate [australia] expr. endişelenmene hiç gerek yok
she’ll be right [australia] expr. merak etme
she’ll be right [australia] expr. hiç endişelenme
she’ll be right [australia] expr. her şey çok güzel olacak
she’ll be right [australia] expr. her şey düzelecek
she’ll be right [australia] expr. her şey yoluna girecek
she’ll be right [australia] expr. iyi geçecek/gidecek
she’ll be right [australia] expr. endişelenmene hiç gerek yok
she'll be right [australia] expr. her şey yoluna girecek
she'll be right [australia] expr. her şey yolunda gidecek
she'll be right [australia] expr. her şey düzelecek
she'll be right [australia] expr. endişelenme her şey yolunda
it'll be all right on the night expr. son kertede her şey güzel olacak
it'll be all right on the night expr. gün doğmadan neler doğar
it'll be all right on the night expr. günün sonunda her şey iyi olacak
it'll be all right on the night expr. gecenin sonu aydınlık
be right there expr. birazdan orada/oradayım
be right there expr. az sonra orada/oradayım
be right there expr. geldi/geldim sayılır
be right there expr. hemen geliyor/geliyorum
Idioms
not be right in the head v. aklı başında olmamak
acknowledge someone to be right v. birini haklı bulmak
acknowledge somebody to be right v. birine hak vermek
be right down someone's alley v. bildiği bir iş olmak
be right up someone's alley v. bildiği bir iş olmak
acknowledge someone to be right v. birine hak vermek
be on the right track v. doğru yolda olmak
be in the right place at the right time v. doğru zamanda doğru yerde olmak
be in the right frame of mind v. halet-i ruhiyesi iyi olmak
be as right as rain v. kendini turp gibi hissetmek
not be right in the head v. kafası yerinde olmamak
be on the right side of v. merdiven dayamak
be in the right frame of mind v. ruhi dengesi yerinde olmak
be as right as rain v. turp gibi olmak
be right down someone's alley v. tam dişine göre olmak
be right up someone's alley v. tam dişine göre olmak
be in the right frame of mind v. (bir şeyi yapma) modunda olmak
be right beside v. yanıbaşında olmak
be on the right lines v. (bir yöntemi izlerken) doğru yolda olmak
be on the right track v. yolunda gitmek
be on (one's) right side v. (biriyle) arayı iyi tutmak
be on (one's) right side v. (birinin) gözüne girmek
be on (one's) right side v. (biriyle) iyi olmak
be on someone's right side v. birinin suyuna gitmek
be on someone's right side v. birinin huyuna suyuna gitmek
be on someone's right side v. birini alttan almak
be on someone's right side v. biriyle arayı iyi tutmak
be (right) up there with (someone or something) v. (biriyle veya bir şeyle) aynı derecede olmak
be (right) up there with (someone or something) v. (biriyle veya bir şeyle) eşit olmak
be (right) up there with (someone or something) v. (birine veya bir şeye) denk olmak
be (right) up there with (someone or something) v. (biriyle veya bir şeyle) aynı şey demek
be (right) up there with (someone or something) v. (birinden veya bir şeyden) aşağı kalır yanı olmamak
be in the right place at the right moment v. doğru anda doğru yerde olmak
be in the right place at the right moment v. doğru zamanda doğru yerde olmak
be in the right spot at the right time v. doğru anda doğru yerde olmak
be in the right spot at the right time v. doğru zamanda doğru yerde olmak
be (on) the right side of (an age) v. (belli bir yaştan) daha küçük olmak
be (on) the right side of (an age) v. yaşı …'dan az olmak
be on the right side of 50 v. 50'sine merdiven dayamak
be on the right side of 50 v. 50 yaşından küçük olmak
be on the right side of 50 v. 50 yaşından küçük olmak
acknowledge (one) to be right v. (birini) herkesin önünde tanımak
acknowledge (one) to be right v. (birinin) hakkını herkesin önünde teslim etmek
acknowledge (one) to be right v. alenen hakkını teslim etmek
acknowledge (one) to be right v. alenen kabul etmek
acknowledge (one) to be right v. (birinin) doğru olduğunu herkesin önünde kabul etmek/herkese ilan etmek
acknowledge (one) to be right v. (birinin) doğru söylediğini
acknowledge (one) to be right v. yaptığını vb kabul etmek
acknowledge to be right v. haklı bulmak
acknowledge to be right v. hak vermek
be right up (one's) alley v. tam (birine) göre olmak
be right up (one's) alley v. tam (birinin) zevkine göre/uygun olmak
be right up (one's) alley v. tam (birine) hitap etmek
be right up (one's) alley v. tam (birinin) ilgi alanı olmak
be right up (one's) alley v. tam (birine) göre olmak
be right up (one's) alley v. tam (birinin) zevkine göre/uygun olmak
be right up (one's) alley v. tam (birine) hitap etmek
be right up (one's) alley v. tam (birinin) ilgi alanı olmak
be (right) up (one's) street v. (tam birine) göre olmak
be (right) up (one's) street v. (biri) için (tam) biçilmiş kaftan olmak
be (right) up (one's) street v. (tam birine) uygun olmak
be (right) up your street v. (tam) sana göre olmak
be (right) up your street v. senin için (tam) biçilmiş kaftan olmak
be (right) up your street v. (tam) sana uygun olmak
be (right) down (one's) alley v. (birinin) ilgileneceği bir şey olmak
be (right) down (one's) alley v. (birinin) bildiği bir iş olmak
be (right) down (one's) alley v. (birinin) tam dişine göre olmak
be (right) down (one's) alley v. tam (birine) göre olmak
be (right) down (one's) alley v. tam (birinin) ilgi alanı olmak
be (right) on the money v. tamamen doğru olmak
be (right) on the money v. tam üstüne basmak
be in the right ballpark [us] v. aşağı yukarı aynı olmak
be in the right ballpark [us] v. yakın olmak
be in the right ballpark [us] v. benzer olmak
be not right in the head v. aklı başında olmamak
be not right in the head v. kafası yerinde olmamak
be not right in the head v. akli dengesi yerinde olmamak
be on the right side of 40, 50 v. 40, 50 yaşına gelmemiş olmak
be on the right side of 40, 50 v. 40, 50 yaşından genç olmak
be on the right/wrong track v. doğru/yanlış yolda olmak
be on the right/wrong track v. doğru/yanlış iz sürmek
it'll be all right on the night expr. su yolunu bulur
it'll be all right on the night expr. kervan yolda düzülür
it'll be all right on the night expr. merak etme başlayınca arkası/gerisi gelir
it'll be all right on the night expr. dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar
Speaking
I'll be right back expr. birazdan dönerim
I'll be right with you expr. birazdan/hemen size döneceğim
I have no right to be here expr. burada olmaya hakkım yok
I'll be right here right beside you expr. burada senin yanında olacağım
I'll be waiting right here for you expr. ben seni burada bekliyor olacağım
she has every right to be angry at me expr. bana kızgın olmakta çok haklı
it would not be right expr. doğru olmaz
I'll be right there expr. hemen geliyorum
I´ll be right back expr. hemen gelirim
I will be right back expr. hemen döneceğim
don't worry everything's gonna be all right expr. endişelenme her şey yoluna girecek
I'll be right back expr. hemen dönerim
I'll be right back expr. hemen dönerim
i did not think that i would be right expr. haklı çıkacağım hiç aklıma gelmezdi
I'll be right back expr. hemen döneceğim
I'll be right back expr. hemen döneceğim
everything's going to be all right expr. her şey düzelecek
everything's going to be all right expr. her şey yoluna girecek
everything will be all right expr. her şey yoluna girecek
I'll be right there expr. hemen/az sonra oradayım
I'll be right down expr. hemen iniyorum
everything will be all right expr. her şey düzelecek
I'm gonna be right over there expr. hemen şurada olacağım
everything will be all right expr. her şey yoluna girecek
don't worry everything's gonna be all right expr. endişelenme her şey düzelecek
you'll be all right expr. iyi olacaksın
you are going to be all right expr. iyi olacaksın
we have everything we need right now to be completely happy expr. mutlu olmak için ihtiyacımız olan her şey şu an burada
I think you might be right expr. sanırım haklı olabilirsiniz
you have the right to remain silent, anything you say can and will be used against you in a court of law expr. sessiz kalma hakkına sahipsiniz, söyleyeceğiniz her şey mahkemede aleyhinizde delil olarak kullanılabilir
you have the right to remain silent, anything you say can and will be used against you in a court of law expr. sessiz kalma hakkına sahipsin, söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhinde delil olarak kullanılabilir
Chat Usage
brb (be right back) expr. hemen dönüyorum
Law
the right to be heard n. duyulma hakkı veya sesini duyurma hakkı
right to be forgotten n. unutulma hakkı
right to be forgotten n. internette unutulma hakkı
Politics
the right to vote and be represented n. oy kullanma ve temsil edilme hakkı
right to elect and be elected n. seçme ve seçilme hakkı
Computer
be right back expr. hemen dönecek
be right back expr. şimdi döneceğim
Telecom
brt (be right there) abrev. hemen geliyorum
Slang
be right up somebody's arse v. hemen arkasında olmak
be right up somebody's arse v. kıçının dibinde olmak
be (right) up (one's) arse v. (öndeki arabanın) kıçına girmek
be (right) up (one's) arse v. (öndeki arabanın) dibine girmek
be (right) up (one's) arse v. (öndeki arabanın) kıçının dibine girmek
be (right) up (one's) arse v. diğer arabaya değdirecek kadar yakın sürmek