bigger - Turco Inglés Diccionario

bigger

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "bigger" en diccionario turco inglés : 3 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bigger adj. daha büyük
We were simply being realistic about what has to be done in and for a bigger Union.
Biz sadece daha büyük bir Birlik için yapılması gerekenler konusunda gerçekçi davranıyorduk.

More Sentences
General
bigger adj. büyük
The bigger a union is, the greater the need for transparency.
Bir birlik ne kadar büyükse, şeffaflık ihtiyacı da o kadar büyüktür.

More Sentences
bigger adj. daha büyük
We were simply being realistic about what has to be done in and for a bigger Union.
Biz sadece daha büyük bir Birlik için yapılması gerekenler konusunda gerçekçi davranıyorduk.

More Sentences

Significados de "bigger" con otros términos en diccionario inglés turco: 94 resultado(s)

Inglés Turco
General
(the difference between...) getting bigger n. makasın gittikçe açılması
bigger size n. daha büyük beden
move to a bigger house v. daha büyük bir eve taşınmak
keep getting bigger v. büyüdükçe büyümek
have bigger problems to solve v. çözülmesi gereken daha büyük sorunları olmak
be getting bigger and bigger v. giderek irileşmek
be getting bigger and bigger v. giderek büyümek
get bigger v. büyümek
rather bigger adj. kabaca
bigger than life adj. gerçeküstü
bigger than life adj. gerçek hayatta rastlanamayacak
bigger than life adj. destansı
bigger than life adj. epik ve efsanevi özellikleri olan
bigger than life adj. abartılmış
bigger part of adj. -nin büyük kısmı
bigger part of adj. -in çoğunluğu
bigger part of adj. -in çoğu
Proverb
bigger they are, the harder they fall yüksekten düşenin canı daha çok yanar
the bigger they come, the harder they fall yüksekten uçanın düşüşü sert olur
the bigger they come, the harder they fall çoktan çok azdan az gider
bigger they are, the harder they fall çoktan çok, azdan az gider
the bigger they come, the harder they fall yüksekten uçanın düşüşü sert olur
the bigger they come, the harder they fall çoktan çok, azdan az gider
bigger they are, the harder they fall yüksekten uçanın düşüşü sert olur
the bigger they are the harder they fall azdan az çoktan çok gider
Colloquial
bigger than life and twice as ugly expr. birdenbire/bir anda (belirme)
Idioms
a bigger bang for (one's) buck n. (birinin) harcadığı/verdiği paranın fazlasıyla karşılığı
bigger fish to fry n. yapacak daha önemli bir iş
bigger fish to fry n. yapacak daha önemli işler
a bigger bang for the buck n. verilen/harcanan paranın karşılığının fazlası
a bigger bang for the buck n. verilen/harcanan paranın fazlasıyla karşılığı
a bigger bang for the buck n. verilen/harcanan para için çok iyi
bigger fish to fry n. ilgilenmesi gereken daha önemli meseleler/bir mesele
a bigger bang for the buck n. bu fiyata/bu fiyat için çok iyi
bigger fish to fry n. yapacak daha ilginç şeyler
a bigger bang for your buck v. parasının karşılığını fazlasıyla vermek
somebody's eyes are bigger than their belly v. (özellikle bir yemek siparişi verirken) açgözlülük yapmak/etmek
somebody's eyes are bigger than their stomach v. (özellikle bir yemek siparişi verirken) açgözlülük yapmak/etmek
have bigger fish to fry v. yapacak başka işleri olmak
have bigger fish to fry v. yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have bigger fish to fry v. yapacak daha önemli işleri olmak
have bigger fish to fry v. yapacak daha önemli bir işi olmak
be bigger than the sum of its parts v. parçalarının toplamından büyük olmak
be bigger than the sum of its parts v. bütün parçalarının toplamından büyük olmak
have eyes bigger than your stomach v. yiyebileceğinden fazla yemek almak/istemek
have eyes bigger than your stomach v. açgözlü olmak
have eyes bigger than (one's) stomach v. açgözlü olmak
have eyes bigger than (one's) stomach v. yiyebileceğinden fazla yemek almak/istemek
have eyes bigger than (one's) stomach v. gözü doymamak
have eyes bigger than your stomach v. gözü doymamak
bigger bang for the buck adj. bu fiyata/bu fiyat için çok iyi
bigger than ben-hur adj. abartı düzeyde
bigger than ben-hur adj. inanılmaz ölçüde
bigger bang for the buck adj. verilen/harcanan para için çok iyi
bigger than ben-hur adj. aşırı derecede
bigger bang for the buck adj. verilen/harcanan paranın karşılığının fazlası
bigger bang for the buck adj. verilen/harcanan paranın fazlasıyla karşılığı
a bigger bang for your buck expr. verdiği paranın karşılığını fazlasıyla almak
somebody's eyes are bigger than their belly expr. karnı doysa da gözü doymayan
somebody's eyes are bigger than their stomach expr. karnı doysa da gözü doymayan
(one's) eyes are bigger than (one's) belly expr. (birinin) gözü doymuyor
(one's) eyes are bigger than (one's) stomach expr. (birinin) gözü doymuyor
eyes are bigger than one's stomach, one's expr. yapabileceğinden/altından kalkabileceğinden fazlasını istiyor
(one's) eyes are bigger than (one's) stomach expr. (biri) aç gözlü
(one's) eyes are bigger than (one's) belly expr. (biri) aç gözlü
(one's) eyes are bigger than (one's) stomach expr. (biri) kapasitesini aşan bir işe girişmiş
(one's) eyes are bigger than (one's) belly expr. (biri) yiyebileceğinden fazla yiyecek alıyor/almış
(one's) eyes are bigger than (one's) stomach expr. (biri) boyundan büyük bir işe kalkışmış
(one's) eyes are bigger than (one's) stomach expr. (biri) yapabileceğinden/halledebileceğinden fazlasını üstlenmiş
(one's) eyes are bigger than (one's) stomach expr. (biri) yiyebileceğinden fazla yiyecek almış/alıyor
bigger than life and twice as ugly expr. kanlı canlı
bigger than life and twice as ugly expr. birden önüne çıkma
one's eyes are bigger than stomach expr. kapasitesini aşan bir işe girişmiş
one's eyes are bigger than stomach expr. aç gözlü
one's eyes are bigger than stomach expr. yiyebileceğinden fazla yiyecek almış/alıyor
one's eyes are bigger than stomach expr. gözü doymuyor
one's eyes are bigger than stomach expr. boyundan büyük bir işe kalkışmış
one's eyes are bigger than stomach expr. yapabileceğinden/halledebileceğinden fazlasını üstlenmiş
the eye is bigger than the belly expr. yiyebileceğinden fazlasını alır/almış
the eye is bigger than the belly expr. gözü doymaz
the eye is bigger than the belly expr. gözü doymamış
the eye is bigger than the belly expr. açgözlülük etmiş
Speaking
I will be the bigger person expr. büyüklük bende kalsın
your eyes are bigger than your stomach expr. boşan da semerini ye
you have bigger eyes than your belly expr. boşan da semerini ye
your eyes are bigger than your belly expr. boşan da semerini ye
have eyes bigger than one's belly expr. boşan da semerini ye
the problem is getting bigger expr. problem büyüyor
they didn't have a bigger one? expr. daha büyüğü yok muydu?
Trade/Economic
bigger market share n. daha büyük pazar payı
Modern Slang
ain't bigger than a minute expr. ufak tefek
ain't bigger than a minute expr. çelimsiz
ain't bigger than a minute expr. bir sıkımlık canı olan
ain't bigger than a minute expr. çelimsiz ve kimsesiz