biked - Turco Inglés Diccionario

biked

biked — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /baɪk/ – BrE /baɪk/)
Categoría gramatical:
İsim: bike (bikes); Fiil: bike (bikes – biked – biking)

Significados de "biked" en diccionario turco inglés : 16 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bike n. bisiklet
I will change the rims of my bike.
Bisikletimin jantlarını değiştireceğim.

More Sentences
bike v. bisiklete binmek
Biking is the cheapest way to go somewhere.
Bisiklete binmek bir yere gitmenin en ucuz yoludur.

More Sentences
General
bike n. motosiklet
She came with a naked bike.
Rüzgar koruması olmayan bir motosikletle geldi.

More Sentences
bike n. bisiklet
I will change the rims of my bike.
Bisikletimin jantlarını değiştireceğim.

More Sentences
bike v. bisiklet sürmek
She rides a fixed gear bike.
O sabit vitesli bir bisiklet sürüyor.

More Sentences
bike n. motorsiklet
bike n. at şovlarında kullanılan hafif, iki tekerlekli bir tür at arabası
bike v. motosiklete binmek
bike v. bisikletle gezmek
bike v. toplanmak
bike v. üşüşmek
bike v. bisikletle götürmek
bike v. bisikletle bırakmak
bike N. motosiklet (bağlama göre)
Sport
bike n. egzersiz bisikleti
British Slang
bike n. motor/önüne gelenle yatan kadın

Significados de "biked" con otros términos en diccionario inglés turco: 134 resultado(s)

Inglés Turco
General
bike lock n. bisiklet kiliti
exercise bike n. egzersiz bisikleti
mountain bike n. dağ bisikleti
push-bike n. bisiklet
snow bike n. kar bisikleti
snow bike n. kar motoru
bike racer n. bisiklet yarışcısı
racing bike n. yarış bisikleti
riding a bike n. bisiklet sürme
bike lock n. bisiklet kilidi
fold-up bike n. katlanır bisiklet
trail bike n. arazi motosikleti
dirt bike n. arazi motosikleti
bike stable n. bisiklet park yeri
bike rack n. bisiklet park yeri
bike stand n. bisiklet park yeri
bike ramp n. bisiklet rampası
bike shorts n. bisiklet şortu
bike tour n. bisiklet turu
bike lane n. bisiklet yolu
bike lane n. bisiklet şeridi
bike way n. bisiklet yolu
bike helmet n. bisiklet kaskı
fast bike n. yarış motoru
bike registration n. bisiklet kaydı
pocket bike race n. mini motosiklet yarışı
pocket bike racing n. mini motorsiklet yarışı
folding bike n. katlanabilen bisiklet
folding bike n. katlanır bisiklet
folding bike n. katlanan bisiklet
folding bike n. katlanabilir bisiklet
bike shed n. ufak depo şeklindeki bisiklet saklama yeri
bike shed n. bisiklet kulübesi
bike mudguard n. bisiklet çamurluğu
bike fender n. bisiklet çamurluğu
solar bike n. güneş enerjisi ile çalışan bisiklet
tandem bike n. iki kişilik bisiklet
safety bike n. çapı eşit tekerleklerden oluşan, çoğaltıcı vitesle arkaya bağlanan pedallarla sürülen bir bisiklet
electric bike n. elektrikli bisiklet
e-bike n. elektrikli bisiklet
bike [scotland] n. insan kalabalığı
bike [scotland] n. arı kovanı
ride a bike v. bisiklet sürmek
ride the bike on the sidewalk v. bisikleti kaldırımda sürmek
go by bike v. bisikletle gitmek
go for a bike ride v. bisiklet sürmeye gitmek
go bike riding v. bisiklet sürmeye gitmek
fall of the bike v. bisikletten düşmek
get on a bike v. bisiklete binmek
mount a bike v. bisiklete binmek
get off a bike v. bisikletten inmek
fix the bike v. bisikleti tamir etmek
mountain bike v. dağ bisikleti sürmek
mountain bike v. dağ bisikletine binmek
push bike v. pedallı bisiklet sürmek
Colloquial
bike boys n. polisler
bike boys n. polis
bike boys n. aynasızlar
christ on a bike! expr. yok daha neler!
on your bike [uk] expr. bas git
on your bike [uk] expr. defol
on your bike [uk] expr. çek arabanı
on your bike [uk] expr. kaybol
on your bike [uk] expr. ikile
on your bike [uk] expr. yok ol
on your bike [uk] expr. yaylan
Idioms
get on one's bike v. (dışarıya çıkıp) iş aramak
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. irrite olmak
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. sinirlenmek
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. vitesten atmak
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. kontrolünü kaybetmek
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. rahatsız olmak
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. sinirlenmek
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. (sinirden) patlamak
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. (sinirle) parlamak
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. kızmak
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. kontrolünü kaybetmek
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. delirmek
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. irrite olmak
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. kızmak
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. (sinirden) patlamak
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. delirmek
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. rahatsız olmak
get off your bike [australia/ireland/new zealand] v. (sinirle) parlamak
get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] v. vitesten atmak
get on your bike [uk] v. artık bir işi olmamak
get on your bike [uk] v. kendine yeni bir iş bakmak/aramak
(just) like riding a bike expr. (tıpkı) bisiklete binmek gibi (uzun zaman geçse de kolayca hatırlanan beceri)
(just) like riding a bike expr. (tıpkı) bisiklet sürmek gibi (uzun zaman geçse de kolayca hatırlanan beceri)
Speaking
are you leaving your bike here? expr. bisikletini burada mı bırakıyorsun?
I can't ride a bike expr. ben bisiklet süremiyorum
is this your new bike? expr. bu senin yeni bisikletin mi?
I need a bike expr. bana bir bisiklet lazım
I need a bike expr. benim bir bisiklete ihtiyacım var
can you ride a bike? expr. bisiklet sürebiliyor musun?
can you ride a bike? expr. bisiklet sürebilir misin?
Trade/Economic
bike courier n. bisikletli kurye
bike messenger n. bisikletli kurye
Technical
four-wheel bike n. insan gücüyle çalışan dört tekerlekli taşıt
four-wheel bike n. dört tekerlekli bisiklet
4-wheel bike n. insan gücüyle çalışan dört tekerlekli taşıt
Textile
bike short n. dar bisiklet şortu
Automotive
quad bike n. atv olarak bilinen dört tekerlekli arazi aracı
hitch mount bike rack n. özel uzatmalı tip arka bisiklet taşıma aparatı
roof mounted bike rack n. araç üstü bisiklet taşıma aparatı
roof mounted bike rack n. tavan bisiklet taşıma aparatı
boot/trunk mounted bike rack n. bagaj bisiklet taşıma aparatı
bike rack n. bisiklet taşıma aparatı
farm-bike [new zealand] n. arazi motosikleti
Traffic
bike path n. bisiklet yolu
Sport
world bike tour n. dünya bisiklet turu
touring bike n. tur bisikleti
trail bike n. arazi bisikleti
all-terrain bike n. dağ bisikleti
stationary bike n. egzersiz bisikleti
Slang
bike boys n. motosikletli aynasız/polis
bike boys n. yunuslar (polis)
on your bike! expr. kaybol!
on yer bike! expr. git işine!
on your bike! expr. yok ol!
on yer bike! expr. defol git!
on your bike! expr. bas git!
on your bike! expr. yaylan!
on your bike! expr. çek arabanı!
British Slang
town bike n. motor/önüne gelenle yatan kadın
town bike n. mahallede önüne gelenle yatan kadın
on your bike! expr. defol!
Star Wars
614-ava speeder bike n. 614-ava süratçisiklet
c-ph patrol speeder bike n. c-ph devriye süratçisikleti
grav-bike n. yerçeksiklet
joben t-85 speeder bike n. joben t-85 süratçisiklet
speeder bike n. süratçisiklet
treadspeeder bike n. pedallı süratçisiklet
tsmeu-6 personal wheel bike n. tsmeu-6 kişisel tekerlekli bisiklet