bozan - Turco Inglés Diccionario

bozan

Significados de "bozan" en diccionario inglés turco : 19 resultado(s)

Turco Inglés
General
bozan witherer n.
bozan expunger n.
bozan perverter n.
bozan spoiler n.
bozan mar n.
bozan rotter n.
bozan endamaging adj.
bozan disrupting adj.
bozan invasive adj.
bozan bungling adj.
bozan infirmative adj.
bozan distortive adj.
bozan infectious adj.
bozan corrupting adj.
bozan deadly adj.
bozan poisonous adj.
bozan poisonsome [obsolete] adj.
bozan subversionary adj.
Law
bozan rescissory adj.

Significados de "bozan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
görünüşü bozan defacer n.
güzelliği bozan kişi disfigurer n.
düzeni bozan kişi disorganizer n.
saflığı bozan şey impurity n.
huzur bozan kimse stormy petrel n.
moral bozan şey ya da kişi demoralizer n.
düzeni bozan kişi disorganiser n.
göz zevkini bozan (bina vb) an eyesore n.
göz zevkini bozan şey eyesore n.
moral bozan enervator n.
moral bozan şey ya da kişi demoraliser n.
girişimi bozan kimse marplot n.
yayını bozan radyo istasyonu jammer n.
bozan kişi skirter n.
neşe bozan kimse kill-joy n.
beraberliği bozan oy tie-breaking vote n.
eşitliği bozan oy tie-breaking vote n.
yeminini bozan oath-breaker n.
(görünüşünü) bozan defacer n.
anlam bütünlüğünü bozan cümleler irrelevant sentences n.
alaycı sorular sorarak, sataşarak ve kusur bularak sinir bozan kimse badgerer n.
huzur bozan kimse noier [obsolete] n.
huzur bozan şey noiance [obsolete] n.
ara bozan kimse embroiler n.
kadını baştan çıkarıp bekaretini bozan kimse undoer n.
bozan kimse undoer n.
bozan kimse uprooter n.
dikkatsizce ve hatalı kullanarak (bir şeyi) bozan kimse marrer n.
gözetim ve hukuk sistemlerinin eksikliği nedeniyle genel düzeni bozan davranışların sergilendiği yer veya durum wild west n.
bozan şey wind n.
bozan şey monkey wrench n.
moral bozan kimse dejecter n.
düzen bozan kimse deranger n.
göz zevkini bozan şey desight n.
istikrarı bozan kimse destabilizer [us] n.
istikrarı bozan kimse destabiliser [uk] n.
(kase) cismin düzlüğünü bozan çıkıntı offset n.
dengeyi bozan şey overbalance n.
güzelliği bozan şey disfigurement n.
teşkilatı bozan kimse disorganiser n.
teşkilatı bozan kimse disorganizer n.
düzeni bozan kimse disorganizer n.
düzeni bozan kimse disorganiser n.
(ses, resim) aslını bozan şey distorter n.
huzur bozan kimse disturbant n.
bütünlüğü bozan disuniter n.
beraberliği bozan disuniter n.
bozan kimse falsifier n.
düzgünlüğü bozan çıkıntı irregularity n.
saflığı bozan şey contamination n.
barışı bozan kimse peacebreaker n.
bitmiş kağıdın şeklini bozan gözle görünür yabancı madde dirt n.
grevi bozan kimse fink n.
sinir bozan kimse puler n.
işi bozan kimse sophisticator n.
(ortamda) iletişimi bozan şey static n.
sürprizi bozan kimse spoliator n.
birliği bozan disruptive adj.
ayarını bozan detuning adj.
etkisini bozan counteractive adj.
göz zevkini bozan unsightly adj.
huzuru bozan riotous adj.
dil rabıtasını bozan disjunctive adj.
işi bozan frustrating adj.
ahlakı bozan noxious adj.
durumu bozan unsettling adj.
biçimini bozan distortive adj.
ezber bozan frame breaking adj.
huzur bozan ragmatical [old-fashioned] adj.
ezber bozan disruptive adj.
ezber bozan disruptive adj.
anlamı bozan violent adj.
yüz hatlarını bozan misfeaturing adj.
sinir bozan imse offending adj.
moral bozan infectious adj.
huzur bozan disturbative adj.
huzur bozan disturbant adj.
sağlığı bozan contagious [obsolete] adj.
göz zevkini bozan sightless [obsolete] adj.
ahlakı bozan putrefactive adj.
sürpriz bozan spoliatory adj.
sürpriz bozan spoliatory adj.
yön duygusunu bozan disorienting adj.
içten içe bozan şey canker N.
bozan unsur spoiler N.
neşe bozan killjoy N.
Colloquial
eğlence bozan kimse spoilsport n.
eğlence bozan kimse party pooper n.
eğlence bozan kimse killjoy n.
insanın bağırsaklarını/midesini bozan gut-busting adj.
Idioms
eğlence bozan kimse a wet blanket n.
manzarayı bozan şey a blot on the landscape n.
manzarayı bozan kötü görüntü a blot on the landscape n.
ezber bozan groundbreaking n.
ezber bozan game changer n.
floş bozan a busted flush n.
karamsarlığıyla ortamı bozan skeleton at the feast n.
oyun bozan addle-plot [obsolete] n.
planları/eğlenceyi bozan kimse addle-plot [obsolete] n.
(birinin) sinirini bozan kimse a thorn in (one's) flesh n.
birinin sinirini bozan kimse thorn in someone's side n.
birinin sinirini bozan kimse a thorn in someone's side (or flesh) n.
birinin sinirini bozan kimse thorn in someone's flesh n.
bilgisayarın güvenlik sistemini kırmak üzere tasarlanmış, verileri bozan veya silen virüs a trojan horse n.
genel görünümü bozan görüntü blot on the landscape n.
görüntüyü bozan şey blot on the landscape n.
manzarayı bozan şey blot on the landscape n.
(birinin) sinirini bozan kimse olmak be a thorn in (one's) side v.
sinirini bozan kimse olmak be a thorn in your flesh/side v.
(birinin) sinirini bozan kimse olmak be a thorn in (one's) flesh v.
ezber bozan out-of-the-box adj.
birinin sinirini bozan in someone's hair expr.
Speaking
moraliniz bozan ne? what's troubling you? expr.
Trade/Economic
grevi bozan strikebreaker n.
grevi bozan blackleg n.
ezber bozan yenilik paradigm-shifting innovation n.
Law
mevcut hukuksal ilişkiyi bozan şart condition subsequent n.
mevcut hukuksal ilişkiyi bozan şart dissolving condition n.
asayişi bozan kimse barrator n.
asayişi bozan kimse barrater n.
düzeni bozan perturbator n.
düzeni bozan perturber n.
asayişi bozan perturber n.
asayişi bozan perturbator n.
genel düzeni bozan fiiller disorderly conduct n.
genel düzeni bozan fiiller disorderly behavior n.
huzuru bozan davranış disorderly conduct n.
kamu düzenini bozan davranış disorderly conduct n.
huzuru bozan davranış disorderly behavior n.
kamu düzenin bozan davranış disorderly behavior n.
antisosyal davranışlar göstererek toplum düzenini bozan kimselere verilen ceza anti-social behaviour order (asbo) n.
çift bozan farm breaker's tax n.
evli eşlerin arasını bozan üçüncü şahsa karşı açılan dava alienation of affection n.
kavga ederek mahallenin huzurunu bozan kimse common brawler n.
Technical
iyonosferik bozan etken ionospheric disturbance n.
Computer
gizliliği bozan elektromanyetik yayılım compromising emanations n.
Architecture
yapısal çizginin sürekliliğini bozan özellik break n.
Medical
uykuyu bozan solunum problemi sleep-disordered breathing problem n.
saflığını bozan adulterant adj.
Psychology
ruh sağlığını bozan psychotoxic adj.
Pathology
tek göz kullanıldığında bir sorun olmayıp iki göz kullanıldığında görüşü bozan bir göz hastalığı monoblepsis n.
hücre yapısını bozan cytopathogenic adj.
Chemistry
doğal östrojenleri taklit ederek normal endokrin sistemini bozan kimyasal bileşikler xenoestrogen n.
gıda bozan ptomainic adj.
yiyeceği bozan ptomainic adj.
Biology
genellikle mikroorganizmalardan kaynaklanan, ürünün niteliğini bozan değişim disease n.
Biochemistry
maya bozan antienzyme n.
maya bozan antiferment adj.
Agriculture
rüzgarın bitkilerin köklerini gevşeterek dengelerini bozan çarpma etkisi windrock n.
Social Sciences
cinsiyet bozan gender non-conforming adj.