breakfasted - Turco Inglés Diccionario

breakfasted

breakfasted — Definition

Significado:
kahvaltı
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈbrɛkfəst/ – BrE /ˈbrɛkfəst/)
Categoría gramatical:
İsim: breakfast (breakfasts)
Sinónimo:
morning meal
Antónimos:
supper (contextual)

Significados de "breakfasted" en diccionario turco inglés : 7 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
breakfast n. kahvaltı
What did you eat for breakfast?
Kahvaltıda ne yedin?

More Sentences
General
breakfast v. kahvaltı etmek
Tom breakfasted alone.
Tom yalnız kahvaltı etti.

More Sentences
Gastronomy
breakfast n. kahvaltı
What did you eat for breakfast?
Kahvaltıda ne yedin?

More Sentences
breakfast n. sabah kahvaltısı
The morning breakfast could have been better.
Sabah kahvaltısı daha iyi olabilirdi.

More Sentences
General
breakfast n. tören vesilesiyle erken saatte yenen yemek
breakfast v. kahvaltı vermek
Colloquial
breakfast n. kahvaltılık yiyecekler

Significados de "breakfasted" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
breakfast table n. kahvaltı masası
working breakfast n. iş görüşmesi yapılan kahvaltı
continental breakfast n. kontinental kahvaltı
late breakfast n. geç kahvaltı
breakfast food n. kahvaltılık
food for breakfast n. kahvaltılık
bed and breakfast n. yatak ve kahvaltı
breakfast nook n. kahvaltı köşesi
breakfast room n. kahvaltı odası
breakfast saloon n. kahvaltı salonu
breakfast hall n. kahvaltı salonu
breakfast in bed n. yatakta kahvaltı
continental breakfast n. kıtaya özgü kahvaltı
continental breakfast n. kıtasal kahvaltı
breakfast service n. kahvaltı servisi
open buffet breakfast n. açık büfe kahvaltı
mixed breakfast n. serpme kahvaltı
turkish village breakfast n. köy kahvaltısı
healthy breakfast n. sağlıklı kahvaltı
traditional turkish breakfast n. geleneksel türk kahvaltısı
breakfast pleasure n. kahvaltı keyfi
breakfast menu n. kahvaltı menüsü
big breakfast n. büyük kahvaltı
traditional breakfast n. geleneksel kahvaltı
breakfast tray n. kahvaltı tepsisi
breakfast garden n. kahvaltı bahçesi
english breakfast n. ingiliz kahvaltısı
breakfast [dialect] n. (karayipler'de) öğle yemeği
breakfast area n. (evde) kahvaltı yeri
breakfast cereal n. kahvaltılık gevrek
breakfast time n. kahvaltı saati
dog's breakfast n. allak bullak olma
dog's breakfast n. kargaşa
dog's breakfast n. kötü iş
dog's breakfast n. dağınıklık
dog's breakfast n. karmaşıklık
have breakfast v. kahvaltı etmek
have breakfast v. kahvaltı yapmak
eat breakfast v. kahvaltı etmek
prepare breakfast v. kahvaltı hazırlamak
make breakfast v. kahvaltı hazırlamak
skip breakfast v. kahvaltıyı atlamak/es geçmek
skip breakfast v. kahvaltı yapmamak
Phrases
after breakfast expr. kahvaltıdan sonra
at the breakfast expr. kahvaltıda
Proverb
hope is a good breakfast but a bad supper ümit iyi bir kahvaltıdır ama iyi bir akşam yemeği değildir
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before night sabah gülen akşam olmadan ağlar
sing before breakfast, you'll cry before night sabah gülen akşam olmadan ağlar
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before supper acele işe şeytan karışır
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before night sabah gülersen akşam olmadan ağlarsın
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before supper sabah gülersen akşam olmadan ağlarsın
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before supper dereyi görmeden paçayı sıvama
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before supper kahvaltıdan önce şarkı söyleyen akşam olmadan ağlar
sing before breakfast, you'll cry before night sabah gülersen akşam olmadan ağlarsın
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before supper sabah gülen (gülüp eğlenen) akşam olmadan ağlar
sing before breakfast, you'll cry before night kahvaltıdan önce şarkı söyleyen akşam olmadan ağlar
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before supper acele yürüyen yolda kalır
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before night acele yürüyen yolda kalır
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before night dereyi görmeden paçayı sıvama
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before night kahvaltıdan önce şarkı söyleyen akşam olmadan ağlar
(if you) sing before breakfast, (you'll) cry before night acele işe şeytan karışır
hope is a good breakfast but a bad supper güne umutla başlamak iyi yatağa hala umut ederek gitmek kötüdür
hope is a good breakfast but a bad supper çabasız umut meyvesiz ağaca benzer
hope is a good breakfast but a bad supper (bacon'a atfedilen hikayeye göre) aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz
hope is a good breakfast but a bad supper bir işe umutla başlamak iyidir ama çalışmayıp/çaba göstermeyip umut ettiklerini gerçekleştirmezsen bir işe yaramaz
hope is a good breakfast but a bad supper umut güzel bir şeydir
Colloquial
nutritious breakfast n. besleyici kahvaltı
come on I'll buy you breakfast expr. gel sana kahvaltı ısmarlayayım
Idioms
dog's breakfast n. karman çorman
a dog's breakfast n. çok kötü
pig's breakfast n. karman çorman
power breakfast n. iş kahvaltısı
donkey’s breakfast n. saman doldurulmuş şey
donkey’s breakfast n. hasır (döşek, şapka)
donkey's breakfast n. içine saman doldurulmuş yatak/döşek
mexican breakfast n. güne bir sigara ve bir bardak çay veya suyla başlama
mexican breakfast n. meksika kahvaltısı
mexican breakfast n. kahvaltı olarak bir sigara ve bir bardak çay veya su içme
breakfast of champions n. erken saatte alınan/içilen (alkollü) içki
power breakfast n. kahvaltı eklinde yapılan iş toplantısı
donkey's breakfast n. saman/hasır döşek
donkey's breakfast n. hasır şapka
donkey’s breakfast n. saman (döşek)
a dog's breakfast n. rezil şey
a dog's breakfast n. alt üst olmuş şey
a dog's breakfast n. karmakarışık şey
a dog's breakfast n. dağınıklık
a dog's breakfast n. çıfıt çarşısı
will eat someone for breakfast v. zorlanmadan alt etmek
have someone for breakfast v. kolayca üstesinden gelmek
will eat someone for breakfast v. hezimete uğratmak
have someone for breakfast v. zorlanmadan alt etmek
will have someone for breakfast v. zorlanmadan alt etmek
will have someone for breakfast v. birisini kolayca yenmek
have someone for breakfast v. birisini kolayca yenmek
have someone for breakfast v. hezimete uğratmak
will eat someone for breakfast v. birisini kolayca yenmek
will have someone for breakfast v. hezimete uğratmak
will eat someone for breakfast v. kolayca üstesinden gelmek
will have someone for breakfast v. kolayca üstesinden gelmek
make a dog's breakfast of something v. bir şeyi berbat etmek/çok kötü yapmak
fix (something) for breakfast, lunch, dinner v. kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği için (bir şeyler) yapıvermek
fix (something) for breakfast, lunch, dinner v. kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği için (bir şeyler) hazırlamak
fix (something) for breakfast, lunch, dinner v. kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği için (bir şeyler) yapmak/ayarlamak
eat (something or someone) for breakfast v. (birini/bir şeyi) kolayca yenmek
eat (something or someone) for breakfast v. (birinin/bir şeyin) kolayca üstesinden gelmek
have someone for breakfast v. birinin kolayca üstesinden gelmek
have someone for breakfast v. birini hezimete uğratmak
eat someone for breakfast v. birini hezimete uğratmak
have (someone or something) for breakfast v. (birini/bir şeyi) kolayca yenmek
have someone for breakfast v. birini zorlanmadan alt etmek
have (someone or something) for breakfast v. (birini/bir şeyi) zorlanmadan alt etmek
eat someone for breakfast v. birinin kolayca üstesinden gelmek
have (someone or something) for breakfast v. (birini/bir şeyi) hezimete uğratmak
eat someone for breakfast v. birini zorlanmadan alt etmek
have (someone or something) for breakfast v. (birinin/bir şeyin) kolayca üstesinden gelmek
have for breakfast v. kolayca yenmek
have for breakfast v. zorlanmadan alt etmek
have for breakfast v. hezimete uğratmak
have for breakfast v. kolayca üstesinden gelmek
scattered from here to breakfast adj. her yere dağılmış
scattered from here to breakfast adj. here yere yayılmış
scattered from here to breakfast adj. dört bir yanına dağılmış
scattered from here to breakfast adj. bir daha toplanması zor olacak/uzun süre alacak şekilde dağılmış
scattered from here to breakfast adj. dört bir tarafına dağılmış/yayılmış
scattered from here to breakfast adj. dört yana dağılmış
a dog's breakfast expr. berbat
from hell to breakfast expr. her yer
from hell to breakfast expr. her yeri
from hell to breakfast expr. bir uçtan bir uca
breakfast of champions expr. şampiyonların kahvaltısı
breakfast of champions expr. şampiyonlara yakışır kahvaltı
breakfast of champions expr. kahvaltıda alışık olmadığımız, sağlıklı olmayan şeyler yeme veya içme anlamında alay yollu bir ifade
(one) will have (something) for breakfast expr. (bir şey biri) için çocuk oyuncağı
(one) will have (something) for breakfast expr. (biri bir şeyin) kolayca üstesinden gelecek
(one) will have (someone) for breakfast expr. (biri birini) hezimete uğratacak
(one) will have (someone) for breakfast expr. (biri birini) zorlanmadan alt edecek
(one) will eat (someone) for breakfast expr. (biri birini) zorlanmadan alt edecek
(one) will eat (something) for breakfast expr. (bir şey biri) için çocuk oyuncağı
(one) will have (something) for breakfast expr. (biri bir şeyi) kolayca başaracak
(one) will eat (something) for breakfast expr. (biri bir şeyi) kolayca başaracak
(one) will eat (someone) for breakfast expr. (biri birini) kolayca yenecek
(one) will have (someone) for breakfast expr. (biri birini) kolayca yenecek
(one) will eat (something) for breakfast expr. (biri bir şeyin) kolayca üstesinden gelecek
(one) will eat (someone) for breakfast expr. (biri birini) hezimete uğratacak
like a dog's breakfast [uk/australia] expr. çarşamba pazarına dönmüş
like a dog's breakfast [uk/australia] expr. çıfıt çarşısı gibi
like a dog's breakfast [uk/australia] expr. karmakarışık
like a dog's breakfast [uk/australia] expr. berbat
like a dog's breakfast [uk/australia] expr. rezil