buckle - Turco Inglés Diccionario

buckle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

buckle — Definition

Significado:
tokalamak, çökermek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈbʌkəl/ – BrE /ˈbʌkəl/)
Categoría gramatical:
İsim: buckle (buckles); Fiil: buckle (buckles – buckled – buckling)
Sinónimo:
fasten
Antónimos:
unfasten

Significados de "buckle" en diccionario turco inglés : 60 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
buckle n. toka
People who have a simple buckle fracture will not usually be kept in the hospital.
Basit bir toka kırığı olan kişiler genellikle hastanede tutulmayacaktır.

More Sentences
General
buckle v. boyun eğmek
Mr. Walker refused to buckle under the lawyer's pressure.
Bay Walker avukatın baskısına boyun eğmeyi reddetti.

More Sentences
buckle v. bükülmek
The steel column buckled under compression.
Çelik kolon basınç altında büküldü.

More Sentences
buckle v. kıvırmak
You don't need to buckle your legs for this yoga position.
Bu yoga pozisyonu için bacaklarınızı kıvırmanıza gerek yok.

More Sentences
buckle v. bağlamak
Celeste, please buckle up your seat belt!
Celeste, lütfen emniyet kemerini bağla!

More Sentences
Technical
buckle n. toka
People who have a simple buckle fracture will not usually be kept in the hospital.
Basit bir toka kırığı olan kişiler genellikle hastanede tutulmayacaktır.

More Sentences
buckle v. bükülmek
The steel column buckled under compression.
Çelik kolon basınç altında büküldü.

More Sentences
Automotive
buckle n. toka
People who have a simple buckle fracture will not usually be kept in the hospital.
Basit bir toka kırığı olan kişiler genellikle hastanede tutulmayacaktır.

More Sentences
buckle v. bükülmek
The steel column buckled under compression.
Çelik kolon basınç altında büküldü.

More Sentences
Sport
buckle v. bükülmek
The steel column buckled under compression.
Çelik kolon basınç altında büküldü.

More Sentences
General
buckle n. eğilme
buckle n. saç buklesi
buckle n. bukleli olma
buckle n. yüz buruşturma
buckle v. toka ile tutturmak
buckle v. bükmek
buckle v. eğilmek
buckle v. yer yer kabarmak
buckle v. tokalı bir şeyi bağlamak
buckle v. toka ile bağlamak
buckle v. çökmeye başlamak
buckle v. iliştirmek
buckle v. eğmek
buckle v. ısı veya basınçla büzüştürmek
buckle v. harekete hazırlamak
buckle v. yoğun ve kuvvetle uygulamak
buckle v. (saç) bukle yapmak
buckle v. kavgaya tutuşmak
buckle v. mücadeleye girmek
buckle v. dört elle sarılmak
buckle v. çökermek
Technical
buckle n. buruş
buckle n. flambaj
buckle n. karın verme
buckle n. kemer tokası
buckle n. kopça
buckle n. ondüle
buckle n. beyaz kurşun üretiminde karbon diokside maruz bırakılan ince kurşun levha
buckle n. kalıp arızası nedeniyle döküm yüzeyinde oluşan çöküntü veya kusur
buckle v. bel vermek
buckle v. basınç ile eğilmek
buckle v. burkulmak
buckle v. çarpılmak
buckle v. eğilmek
buckle v. kopçalamak
buckle v. şeklini değiştirmek
buckle v. tokalamak
buckle v. (toka/kopça ile) tutturmak
buckle expr. birleştirmek (toka ile)
Textile
buckle n. kemer tokası
Construction
buckle n. çatı elemanının yukarı doğru yer değiştirmesi
Automotive
buckle n. katlama
buckle v. tokayla bağlamak
Gastronomy
buckle n. kahve yanında servis edilen bir tür kek
Biology
buckle n. bazidyomiset mantarlarda görülen çıkıntı şeklinde hif fazlalığı
Geography
buckle n. karadaki küçük kıvrım
Bookbindery
buckle n. katlama sırasında kitapların üst kenarında oluşan kıvrım
Printery
buckle n. basılı kağıt yapraklarını katlamak için kullanılan makine
Archaic
buckle n. saç kıvırcıklığı
buckle n. kıvırcık olma

Significados de "buckle" con otros términos en diccionario inglés turco: 115 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
belt buckle n. kemer tokası
General
buckle sandal n. tokalı sandalet
belt buckle n. toka
gold buckle n. altın toka
shoe-buckle n. atkı
shoe buckle n. ayakkabı tokası
buckle [canada] n. bir hanedanlık arması işareti
buckle on v. iliştirmek
buckle under v. teslim olmak
buckle down to something v. koyulmak
buckle on v. toka ile tutturmak
buckle up v. iliştirmek
buckle under v. boyun eğmek
buckle down v. sıkı çalışmak
buckle up v. bağlamak
buckle up v. emniyet kemeri bağlamak
buckle the leg v. ayak burkmak
fasten buckle v. toka takmak
undo the buckle v. toka çıkarmak
do up the buckle v. toka takmak
undo the buckle v. tokayı çıkarmak
unfasten the buckle v. toka çıkarmak
unfasten the buckle v. tokayı çıkarmak
(one's) knees buckle v. dizleri çözülmek
buckle the seat belt v. emniyet kemerini takmak
buckle (with) [obsolete] v. savaşa katılmak
buckle [scotland] v. evlendirmek
buckle [dialect] [uk] v. hizmetkar hale gelmek
buckle [dialect] [uk] v. sinmek
buckle (with) [obsolete] v. boğuşmak
buckle (with) [obsolete] v. çarpışmak
buckle [dialect] [uk] v. hizmetkar olmak
Phrasals
buckle down to v. dört elle sarılmak
buckle down to v. ciddiyetle bir işe girişmek
buckle down to v. işe canla başla sarılmak
buckle down to v. dört elle girişmek
buckle down to v. hevesle girişmek
buckle up v. tehlikeye/belaya karşı hazırlıklı olmak
buckle up v. beli bükülmek
buckle up v. kilitlemek
buckle up v. emniyet kemerini takmak/bağlamak
buckle up v. emniyet altına almak
buckle up v. emniyet kemerini takmak/bağlamak
buckle up v. belden eğilmek
buckle up v. öne doğru eğilmek
buckle up v. iki büklüm olmak
buckle up v. tehlikeye/belaya karşı önlemini almak
buckle up v. emniyet kemerini bağlanmak
buckle up v. bacaklarını kırmadan eğilmek
buckle up v. bağlamak
buckle under v. ağırlığına dayanamayarak yıkılmak/çökmek
buckle down v. sıkı çalışmak
buckle under v. ağır/zor gelmek
buckle someone or something down v. emniyet altına almak
buckle down v. bağlamak
buckle someone in v. emniyet kemerini takmak/bağlamak
buckle someone or something down v. bağlamak
buckle someone or something down v. kilitlemek
buckle in v. emniyet kemerini takmak/bağlamak
buckle down v. tüm gücüyle/canla başla koyulmak/başlamak
buckle under v. ağırlığına dayanamayarak göçmek
buckle under v. iki büklüm olmak
buckle down v. var gücüyle girişmek/koyulmak
buckle down v. kilitlemek
buckle down v. emniyet altına almak
buckle down v. dört elle sarılmak/yapışmak
buckle down v. emniyet kemerini takmak/bağlamak
buckle under v. baskıya/strese dayanamamak
buckle someone or something down v. emniyet kemerini takmak/bağlamak
buckle under something v. bir şeyin altında yıkılmak
buckle under something v. bir şeyin altında çökmek/göçmek
buckle under something v. bir şeyin altında paramparça olmak
buckle under something v. bir şeyin altında dağılmak
buckle someone or something up v. birini/bir şeyi sıkıca bağlamak
buckle under v. altında yıkılmak
buckle someone or something up v. birinin/bir şeyin emniyet kemerini takmak/bağlamak
buckle under v. altında paramparça olmak
buckle (up) v. parçalanmak
buckle (up) v. ufalanmak
buckle up v. bir araçta ya da uçakta emniyet kemerini bağlamak
Phrases
rear passengers buckle up! expr. arka koltukdaki yolcular kemerlerinizi bağlayın!
Colloquial
buckle up! expr. sıkı tutun!
Idioms
buckle down to something v. bir işe dört elle sarılmak
buckle to v. güç birliği etmek
buckle to v. canla başla çalışmak
make buckle and tongue meet v. kıt kanaat geçinmek
make buckle and tongue meet v. iki yakası bir araya gelmek
make buckle and tongue meet v. ucu ucuna geçinmek
make buckle and tongue meet v. geçinecek kadar parası olmak
Technical
recess for spring buckle n. susta kasası meme yuvası
safety belt buckle n. emniyet kemer tokası
turn buckle n. kurbağacık
turn buckle n. liftin uskuru
turn buckle n. gerdirme
turn buckle n. germe donanımı
turn buckle n. fırdöndü çektirme
buckle formation n. buruş oluşumu
sand buckle n. kumlu çıkıntı
adjuster buckle n. ayarlayıcı toka
attached buckle n. takılıp çıkartılabilir toka
conway buckle n. deri kayışın ucunda ilmek yapmak için koşum takımına takılan özel tasarımlı metal toka
Textile
trouser buckle n. pantolon tokası
buckle tacking n. toka dikimi
Automotive
twin buckle n. çift toka
twin buckle n. çift halka
brake pull rod turn buckle n. boş çubuğu germe kovanı
buckle of seat belt n. emniyet kemeri tokası (dil yuvası)
seat belt buckle n. emniyet kemeri tokası
Marine
turn buckle n. liftin uskuru
turn buckle n. germe donanımı
Optics
scleral buckle n. skleral eğilme
Biology
buckle joint n. bazidyomiset mantarlarda görülen çıkıntı şeklinde bir hif fazlalığı
Geography
bell buckle n. tennessee eyaletinde yerleşim yeri
Geology
buckle folding n. bukle kıvrımlanma
buckle folding n. flambaj kıvrımlanma