| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | buckle i. | toka | ||
|
People who have a simple buckle fracture will not usually be kept in the hospital. Basit bir toka kırığı olan kişiler genellikle hastanede tutulmayacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | buckle f. | boyun eğmek | ||
|
Mr. Walker refused to buckle under the lawyer's pressure. Bay Walker avukatın baskısına boyun eğmeyi reddetti. More Sentences |
||||
| Genel | buckle f. | bükülmek | ||
|
The steel column buckled under compression. Çelik kolon basınç altında büküldü. More Sentences |
||||
| Genel | buckle f. | kıvırmak | ||
|
You don't need to buckle your legs for this yoga position. Bu yoga pozisyonu için bacaklarınızı kıvırmanıza gerek yok. More Sentences |
||||
| Genel | buckle f. | bağlamak | ||
|
Celeste, please buckle up your seat belt! Celeste, lütfen emniyet kemerini bağla! More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | buckle i. | toka | ||
|
People who have a simple buckle fracture will not usually be kept in the hospital. Basit bir toka kırığı olan kişiler genellikle hastanede tutulmayacaktır. More Sentences |
||||
| Teknik | buckle f. | bükülmek | ||
|
The steel column buckled under compression. Çelik kolon basınç altında büküldü. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | buckle i. | toka | ||
|
People who have a simple buckle fracture will not usually be kept in the hospital. Basit bir toka kırığı olan kişiler genellikle hastanede tutulmayacaktır. More Sentences |
||||
| Otomotiv | buckle f. | bükülmek | ||
|
The steel column buckled under compression. Çelik kolon basınç altında büküldü. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | buckle f. | bükülmek | ||
|
The steel column buckled under compression. Çelik kolon basınç altında büküldü. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | buckle i. | eğilme | ||
| Genel | buckle i. | saç buklesi | ||
| Genel | buckle i. | bukleli olma | ||
| Genel | buckle i. | yüz buruşturma | ||
| Genel | buckle f. | toka ile tutturmak | ||
| Genel | buckle f. | bükmek | ||
| Genel | buckle f. | eğilmek | ||
| Genel | buckle f. | yer yer kabarmak | ||
| Genel | buckle f. | tokalı bir şeyi bağlamak | ||
| Genel | buckle f. | toka ile bağlamak | ||
| Genel | buckle f. | çökmeye başlamak | ||
| Genel | buckle f. | iliştirmek | ||
| Genel | buckle f. | eğmek | ||
| Genel | buckle f. | ısı veya basınçla büzüştürmek | ||
| Genel | buckle f. | harekete hazırlamak | ||
| Genel | buckle f. | yoğun ve kuvvetle uygulamak | ||
| Genel | buckle f. | (saç) bukle yapmak | ||
| Genel | buckle f. | kavgaya tutuşmak | ||
| Genel | buckle f. | mücadeleye girmek | ||
| Genel | buckle f. | dört elle sarılmak | ||
| Genel | buckle f. | çökermek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | buckle i. | buruş | ||
| Teknik | buckle i. | flambaj | ||
| Teknik | buckle i. | karın verme | ||
| Teknik | buckle i. | kemer tokası | ||
| Teknik | buckle i. | kopça | ||
| Teknik | buckle i. | ondüle | ||
| Teknik | buckle i. | beyaz kurşun üretiminde karbon diokside maruz bırakılan ince kurşun levha | ||
| Teknik | buckle i. | kalıp arızası nedeniyle döküm yüzeyinde oluşan çöküntü veya kusur | ||
| Teknik | buckle f. | bel vermek | ||
| Teknik | buckle f. | basınç ile eğilmek | ||
| Teknik | buckle f. | burkulmak | ||
| Teknik | buckle f. | çarpılmak | ||
| Teknik | buckle f. | eğilmek | ||
| Teknik | buckle f. | kopçalamak | ||
| Teknik | buckle f. | şeklini değiştirmek | ||
| Teknik | buckle f. | tokalamak | ||
| Teknik | buckle f. | (toka/kopça ile) tutturmak | ||
| Teknik | buckle expr. | birleştirmek (toka ile) | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | buckle i. | kemer tokası | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | buckle i. | çatı elemanının yukarı doğru yer değiştirmesi | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | buckle i. | katlama | ||
| Otomotiv | buckle f. | tokayla bağlamak | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | buckle i. | kahve yanında servis edilen bir tür kek | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | buckle i. | bazidyomiset mantarlarda görülen çıkıntı şeklinde hif fazlalığı | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | buckle i. | karadaki küçük kıvrım | ||
| Ciltçilik | ||||
| Ciltçilik | buckle i. | katlama sırasında kitapların üst kenarında oluşan kıvrım | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | buckle i. | basılı kağıt yapraklarını katlamak için kullanılan makine | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | buckle i. | saç kıvırcıklığı | ||
| Eski Kullanım | buckle i. | kıvırcık olma | ||