carried - Turco Inglés Diccionario

carried

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "carried" en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)

Inglés Turco
General
carried adj. taşınmış
Many of these things are usually carried forward by the Commission.
Bunların çoğu genellikle Komisyon tarafından ileriye taşınır.

More Sentences
carried adj. taşınan
Ribosomes are the sites at which information carried in the genetic code is converted into protein molecules.
Ribozomlar, genetik kodda taşınan bilgilerin protein moleküllerine dönüştürüldüğü yerlerdir.

More Sentences
carried interj. (yapılan bir oylama sonucunda) kabul edildi/edilmiştir!
The motion was carried by a show of hands.
Önerge el kaldırılarak kabul edildi.

More Sentences
Trade/Economic
carried adj. taşınmış
Many of these things are usually carried forward by the Commission.
Bunların çoğu genellikle Komisyon tarafından ileriye taşınır.

More Sentences
carried adj. nakledilmiş

Significados de "carried" con otros términos en diccionario inglés turco: 89 resultado(s)

Inglés Turco
General
be carried away by one's feelings v. hislerine kapılmak
get carried away v. heyecanlanmak
get carried away v. coşmak
get carried away v. kendini kaptırmak
be carried away v. kapılmak
get carried away v. aşka gelmek
get carried away v. kendinden geçmek
be carried over to v. geçirilmek
be carried out v. gerçekleştirilmek
be carried out feet foremost v. toprağa verilmek
get something carried v. taşıtmak
be carried out v. yürütülmek
have something carried v. taşıtmak
carried out adj. uygulanmış
carried out adj. yapılmış
carried out adj. yerine getirilmiş
carried out adj. gerçekleştirilmiş
carried out adj. başarılmış
carried over to the next year adj. gelecek yıla devreden
Colloquial
a disease carried by rats n. farelerin taşıdığı bir hastalık
get carried away with (someone or something) v. (birine/bir şeye) kendini kaptırmak
get carried away with (someone or something) v. (birine/bir şeye) kapılmak
get carried away with (someone) v. (bir şeyi) abartmak
carried away adj. suyunu çıkarmış
carried away adj. coşmuş
carried away adj. aşırıya kaçmış
carried away adj. kendinden geçmiş
carried away adj. heyecana kapılmış
carried away adj. aşka gelmiş
carried away adj. kendini kaptırmış
carried away adj. gaza gelmiş
carried away adj. hislerine kapılmış
Idioms
be carried away with one's temper v. ağzından çıkanı kulağı işitmemek
be carried away v. kendini kaptırmak
get carried away v. gaza gelmek
get carried away v. kendini kaptırmak
get carried away v. kendini kaybetmek
be carried out feet first v. önce/ancak ölüsü/cenazesi çıkmak
be carried out feet first v. bir yerden ölene kadar ayrılmamak
get carried away v. heyecanlanmak
be carried away v. heyecanlanmak
get carried away v. kontrolünü kaybetmek
get carried away v. gaza gelmek
be carried away v. kontrolünü kaybetmek
get carried away v. duygularını kontrol edememek
get carried away v. coşmak
be carried away v. kendini kaybetmek
be carried away v. coşmak
be carried away v. kendini kaptırmak
get carried away v. kendini kaptırmak
be carried away v. duygularını kontrol edememek
get carried away v. kendini kaybetmek
be carried away v. gaza gelmek
Speaking
don't get carried away expr. kendini kaptırma
don't get carried away expr. kendini fazla kaptırma
don't get carried away expr. gaza gelmeyin
don't get carried away? expr. gaza gelme?
Trade/Economic
amount carried forward n. nakli yekun
carried interest n. başarı primi
carried at cost n. maliyet bedeliyle gösterme
vat carried forward n. devreden kdv
vat carried forward for future years n. gelecek yıllarda indirilecek kdv
income carried forward n. geçen dönemden devredilen kar
amount carried forward n. toplam aktarma
carried interest n. başarı komisyonu
carried at cost n. maliyet bedeli
carried interest n. alınan faiz
amount carried forward n. taşınan tutar
carried forward n. nakli yekun
income carried forward n. devredilen kar
amount carried forward n. nakliyekün
profit to be carried forward n. sonraki yıla aktarılacak kar
loss to be carried forward n. cari yıla aktarılacak zarar
carried forward adj. nakliyekün
c/d (carried down) adj. bir sonraki hesabın başına nakledilen
c/f (carried forward) abrev. nakli yekün
Politics
inspecting goods carried by or on persons n. kişilerin yanlarında ya da üstlerinde taşıdıkları eşyanın kontrolü
motion carried expr. öönerge kabul edilmiştir
motion carried expr. karar verilmiştir
Insurance
profit carried forward n. önceki yıllardan devreden kar
carried forward n. nakil
Technical
traffic carried n. taşınan trafik
peg-tray cycles be carried out n. gerçekleştirilecek peg-tray ritimleri
Informatics
traffic carried n. taşınan trafik
Traffic
traffic carried n. taşman trafik
Aeronautic
carried passenger-km n. taşınan yolcu-km
carried ton-km n. taşınan ton-km
Medical
last observation carried forward (locf) n. son gözlem ileri taşıma (sgit)
Agriculture
low pressure sprayers carried on shoulder n. omuzda taşınan düşük basınçlı pülverizatör