conscience - Turco Inglés Diccionario

conscience

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

conscience — Definition

Significado:
vicdan, ahlaki bilinç
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈkɑːnʃəns/ – BrE /ˈkɒnʃəns/)
Categoría gramatical:
İsim: conscience (consciences)
Sinónimo:
moral sense, scruples

Significados de "conscience" en diccionario turco inglés : 18 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
conscience n. vicdan
I did everything that I could, so my conscience is clear.
Elimden geleni yaptım, bu yüzden vicdanım rahat.

More Sentences
General
conscience n. vicdan
I did everything that I could, so my conscience is clear.
Elimden geleni yaptım, bu yüzden vicdanım rahat.

More Sentences
conscience n. vicdan yapma
I felt a pang of conscience at blaming him when he was actually innocent.
Aslında masum olduğu halde onu suçladığım için vicdan azabı çektim.

More Sentences
Law
conscience n. vicdan
I did everything that I could, so my conscience is clear.
Elimden geleni yaptım, bu yüzden vicdanım rahat.

More Sentences
Technical
conscience n. vicdan
I did everything that I could, so my conscience is clear.
Elimden geleni yaptım, bu yüzden vicdanım rahat.

More Sentences
Psychology
conscience n. vicdan
I did everything that I could, so my conscience is clear.
Elimden geleni yaptım, bu yüzden vicdanım rahat.

More Sentences
General
conscience n. inanç
conscience n. vicdanlılık
conscience n. bulunç
conscience n. duyunç
conscience n. bilinç
conscience n. suçluluk hissi
conscience N. ahlaki bilinç
Law
conscience n. adalet hissi
conscience n. ahlaki duygu
conscience n. insaf
Linguistics
conscience n. bilinç
Philosophy
conscience n. törel bilinç

Significados de "conscience" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
pricks of conscience n. vicdan azabı
bad conscience n. vicdan azabı
sting of conscience n. vicdan azabı
a clear conscience n. gönül rahatlığı
guilty conscience n. vicdan rahatsızlığı
national conscience n. milli şuur
pressure of conscience n. vicdan azabı
liberty of conscience n. vicdan özgürlüğü
bad conscience n. kötü vicdan
clear conscience n. vicdan rahatlığı
qualms of conscience n. vicdan azabı
guilty conscience n. vicdan azabı
prick of conscience n. vicdan azabı
liberty of conscience n. vicdan hürriyeti
pangs of conscience n. vicdan azabı
prisoners of conscience n. siyasi suçlular
prisoner of conscience n. siyasi suçlu
prisoner of conscience n. görüşlerinden ötürü hapis cezasına çarptırılmış kimse
pangs of conscience n. vicdan sancıları
environmental conscience n. çevre duyarlılığı
freedom of conscience n. vicdan hürriyeti
the voice of conscience n. vicdanının sesi
guilty conscience n. suçluluk psikolojisi
inner conscience n. vicdan
inner conscience n. iç vicdan
conscience [obsolete] n. saygı
conscience [obsolete] n. hürmet
conscience [obsolete] n. uyma
conscience [obsolete] n. riayet etme
suffer a twinge of conscience v. vicdan azabı çekmek
have a guilty conscience v. vicdan azabı çekmek
salve one's conscience v. vicdanını rahatlatmak
suffer a pang of conscience v. vicdan azabı çekmek
sleep with a clear conscience v. başını yastığa rahat koymak
wrestle with one's conscience v. vicdanıyla mücadele etmek
listen to the voice of conscience v. vicdanının sesini dinlemek
sleep with a clear conscience v. vicdanen rahat olmak
wrestle with one's conscience v. vicdanıyla boğuşmak
sleep with a clear conscience v. yatağa girince huzurlu uyumak
have a guilty conscience v. vicdanı rahat etmemek
appease one's conscience v. vicdanını rahatlamak
soothe one's conscience v. vicdanını rahatlamak
salve one's conscience v. vicdanını rahatlamak
have a conscience v. vicdanlı olmak
weigh on one's conscience v. vicdanına yük olmak
ease one’s conscience v. vicdanını rahatlatmak
clear one's conscience v. vicdanını rahatlatmak
make conscience of v. vicdanının sesini dinlemek
conscience-proof adj. yüzsüz
conscience-proof adj. duygusuz
conscience-stricken adj. vicdan azabı çeken
conscience-smitten adj. vicdandan etkilenmiş
in all conscience adv. pek haklı olarak
in all conscience adv. vicdanen
on one's conscience adv. vicdanını rahatsız eden
in all conscience adv. mutlaka
with clear conscience adv. vicdanı müsterih olarak
with clear conscience adv. açık alınlı
with clear conscience adv. huzurlu kalple
in all conscience adv. doğrusu
in conscience adv. şüphenin ötesinde
Phrases
with a clear conscience adv. vicdanı rahat olarak
with a clear conscience adv. açık alınla
for conscience's sake expr. allah aşkına
without a twinge of conscience expr. vicdanı sızlamadan
in good conscience expr. vicdanı rahat biçimde
in conscience expr. doğrusu
in conscience expr. vicdanen
in conscience expr. vicdanı rahat biçimde
Proverb
a guilty conscience needs no accuser suçluluk duygusu içindeki bir zihnin kendisini suçlayan birisine ihtiyacı yoktur
a clean conscience is a good pillow vicdanı temiz olan rahat uyur
conscience does make cowards of us all vicdan hepimizi korkak yapar
a clean conscience is a good pillow iyi bir vicdan en rahat yastıktır
a clean conscience is a good pillow vicdanı rahat olanın uykusu da rahat olur
a clean conscience makes a soft pillow vicdanı rahat olanın uykusu da rahat olur
a clean conscience makes a soft pillow vicdanı temiz olan rahat uyur
a clean conscience makes a soft pillow vicdanı temiz olan başını yastığa rahat koyar
a clean conscience makes a soft pillow vicdanı rahat olan rahat uyur
a guilty conscience needs no accuser vicdan azabı kişiyi itirafa teşvik eder
a guilty conscience needs no accuser vicdan azabı çeken biri dışarıdan birinin suçlaması olmadan da sonunda suçunu itiraf eder
a guilty conscience needs no accuser vicdan azabından kurtulmanın yolu suçunu itiraf etmektir
Colloquial
a prick of conscience n. vicdan azabı
a pang of conscience n. vicdan azabı
matter of conscience n. vicdan meselesi
a twinge of conscience n. vicdan azabı
the slightest conscience n. zerre kadar vicdan
let someone walk by with a clean conscience v. vicdanı rahat bir şekilde gezmesini sağlamak
every thief has some excuse to ease their conscience expr. her hırsızın vicdanını rahatlatmak için bir mazereti vardır
Idioms
voice of conscience n. vicdanın sesi
voice of conscience n. iç ses
voice of conscience n. içses
clear conscience n. vicdanın temiz olması
clear conscience n. vicdan rahatlığı
dictates of conscience n. kişinin doğru bildiği ilkeler bütünü
dictates of conscience n. vicdanın direktifleri
dictates of conscience n. vicdana yön veren ilkeler
dictates of conscience n. vicdanın dedikleri
dictates of conscience n. vicdani değerler
dictates of conscience n. vicdanen doğru olduğuna inanılan/doğru bulunan şeyler
dictates of conscience n. vicdanın sesi
dictates of conscience n. vicdanın emri
the dictates of conscience [cliché] n. vicdanın sesi
the dictates of conscience [cliché] n. vicdana yön veren ilkeler
the dictates of conscience [cliché] n. vicdanın dedikleri
the dictates of conscience [cliché] n. vicdani değerler
the dictates of conscience [cliché] n. vicdanen doğru olduğuna inanılan/doğru bulunan şeyler
the dictates of conscience [cliché] n. vicdanın emri
the dictates of conscience [cliché] n. kişinin doğru bildiği ilkeler bütünü
the dictates of conscience [cliché] n. vicdanın direktifleri
have on one's conscience v. kendini suçlu hissetmek
have on one's conscience v. vicdanı sızlamak
have on one's conscience v. vicdanı rahatsız olmak
have a clear conscience about something v. vicdanı rahat olmak
have a clean conscience about something v. vicdanı rahat olmak
prick somebody's conscience v. vicdanını rahatsız etmek/sızlatmak
prick somebody's conscience v. kendini suçlu hissettirmek
cause pangs of conscience v. vicdanını rahatsız etmek/sızlatmak
eat (away) at (someone's) conscience v. içi içine yemek
prick your conscience v. birini suçlu hissettirmek
prick (one's) conscience v. birini suçlu hissettirmek
your conscience pricks you v. birini suçlu hissettirmek
prick your conscience v. (birinin() vicdanını sızlatmak
search (one's) conscience v. enine boyuna düşünmek
your conscience pricks you v. içine dert olmak
search (one's) conscience v. vicdan muhasebesi yapmak
search (one's) conscience v. kendine gerçekten ne istediğini sormak
prick (one's) conscience v. (birinin() vicdanını sızlatmak
your conscience pricks you v. vicdanını sızlatmak
search (one's) conscience v. kendine bir sormak
search (one's) conscience v. vicdanını yoklamak
prick your conscience v. içine dert olmak
eat (away) at (someone's) conscience v. (birinin) vicdanını sızlatmak
prick your conscience v. vicdan azabı çektirmek
prick (one's) conscience v. kendini suçlu hissetmek
search (one's) conscience v. yapıp ettiklerini tartmak
your conscience pricks you v. vicdan azabı çektirmek
eat (away) at (someone's) conscience v. içine dert olmak
prick your conscience v. kendini suçlu hissetmek
prick (one's) conscience v. vicdan azabı çektirmek
search (one's) conscience v. iyice bir düşünmek
prick (one's) conscience v. içine dert olmak
your conscience pricks you v. kendini suçlu hissetmek
be on (one's) conscience v. (birinin) vicdanı sızlamak
be on (one's) conscience v. kendini suçlu hissetmek
be on (one's) conscience v. (birinin) vicdanını rahatsız etmek
have a clear conscience v. vicdanı rahat olmak
have a clear conscience v. alnı açık olmak
have a clear conscience v. içi rahat olmak
have a clean conscience about (someone or something) v. (biri/bir şey) hakkında alnı açık olmak
have a clean conscience v. vicdanı rahat olmak