difficult - Turco Inglés Diccionario

difficult

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

difficult — Definition

Significado:
zor, güç, çetin
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈdɪfɪkəlt/ – BrE /ˈdɪfɪkəlt/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
hard, challenging
Antónimos:
easy, straightforward

Significados de "difficult" en diccionario turco inglés : 28 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
difficult adj. çetin
Negotiations on a common European asylum policy are proving to be tough and difficult.
Ortak bir Avrupa sığınma politikasına ilişkin müzakerelerin zorlu ve çetin geçtiği kanıtlanıyor.

More Sentences
difficult adj. zor
Learning French can be a very difficult task.
Fransızca öğrenmek çok zor bir iş olabilir.

More Sentences
difficult adj. zorlu
Only in this way can we get the difficult process of the past 10 years back on track.
Ancak bu şekilde son 10 yılda yaşanan zorlu süreci tekrar rayına oturtabiliriz.

More Sentences
General
difficult adj. geçimsiz
Who marries such a difficult person?
Böyle geçimsiz biriyle kim evlenir ki?

More Sentences
difficult adj. güç
Mr President, the Directive on port services, in its current form, is difficult to assess.
Sayın Başkan, liman hizmetlerine ilişkin Direktifin mevcut haliyle değerlendirilmesi oldukça güçtür.

More Sentences
difficult adj. kazık
Teacher, this question is too difficult!
Hocam bu soru çok kazık!

More Sentences
difficult adj. ağır
This is the most difficult book I have ever read.
Bu, şimdiye kadar okuduğum en ağır kitap.

More Sentences
difficult adj. huysuz
He obeys in school, but at home he is difficult.
O, okulda itaat eder, ama evde huysuzdur.

More Sentences
difficult adj. zor
Learning French can be a very difficult task.
Fransızca öğrenmek çok zor bir iş olabilir.

More Sentences
difficult adj. anlaması zor
His ideas are difficult to understand.
Onun fikirlerini anlamak zordur.

More Sentences
difficult adj. pürüzlü
difficult adj. müşkülpesent
difficult adj. zor beğenen
difficult adj. meşakkatli
difficult adj. çatal
difficult adj. müşkül
difficult adj. zahmetli
difficult adj. inatçı
difficult adj. titiz
difficult adj. belalı
difficult adj. güçbeğenir
difficult adj. kafa karıştırıcı
difficult adj. belirsiz
difficult adj. elde etmesi zor
difficult adj. üretmesi zor
difficult adj. acıtan
difficult adj. utandıran
difficult adj. zorluklarla dolu

Significados de "difficult" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
making difficult n. güçleştirme
General
difficult position n. açmaz
making more difficult n. ağırlaştırma
difficult times n. zor zamanlar
difficult period n. zor günler
difficult childhood n. zor çocukluk
difficult situation n. zor durum
difficult conditions n. ağır şartlar
difficult person n. zor insan
difficult decision n. zor karar
difficult question n. zor soru
a very difficult decision n. çok zor bir karar
a difficult period n. zorlu bir süreç
a difficult period n. zorlu bir dönem
a difficult mission n. zor görev
a difficult task n. zor görev
a difficult situation n. zor bir durum
difficult time n. zor zaman
difficult job n. zor iş
difficult condition n. zor koşul
difficult condition n. zor şart
difficult job n. zor meslek
difficult profession n. zor meslek
a difficult job n. zor bir meslek
making difficult n. güçleştirme
endure the difficult situation v. zorluklara göğüs germek
become difficult v. daralmak
find something difficult v. ağır gelmek
make more difficult v. ağırlaştırmak
get into a difficult situation v. müşkül olmak
put into a difficult situation v. müşkül etmek
achieve an extremely difficult objective v. zoru başarmak
be in a difficult situation v. müşkül olmak
find difficult v. gücümsemek
become more difficult v. ağırlaşmak
make concentration difficult v. dikkat dağıtmak
get difficult v. zorlaşmak
be stuck in a difficult situation v. zor durumda kalmak
get to be difficult v. darlaşmak
make difficult v. zorlaştırmak
leave someone in a difficult situation v. zor durumda bırakmak
go through a difficult patch v. çok çile çekmek
be difficult for v. zor gelmek
find difficult v. güç gelmek
make difficult v. güçleştirmek
grow difficult v. güçleşmek
achieve an extremely difficult goal v. zoru başarmak
endure the difficult situation v. badireyi atlatmak
endure the difficult situation v. badire atlatmak
make things difficult v. işleri zorlaştırmak
not be afraid of difficult situations v. gözünü budaktan esirgememek
be difficult for (someone) v. zor gelmek
make things difficult (for somebody) v. zora koşmak
become difficult v. güce sarmak
become difficult v. çetinleşmek
make things difficult v. yokuş yapmak
make things difficult v. işi yokuşa sürmek
make things difficult v. yolu yokuşa sürmek
pass the most difficult part of something v. birşeyin en zor kısmını atlatmak
pass the most difficult part of something v. birşeyin en sıkıntılı kısmını atlatmak
put in a difficult position v. zor duruma sokmak
go through a difficult period v. zor bir evreden geçmek
go through a difficult time v. zor bir evreden geçmek
go through a difficult phase v. zor bir evreden geçmek
work under difficult conditions v. zor şartlar altında çalışmak
work under difficult conditions v. zor şartlar altında görev yapmak
seem difficult v. zor görünmek
look difficult v. zor görünmek
become difficult v. zorlaşmak
become difficult v. zora girmek
get difficult v. zora girmek
make things difficult for someone v. işini zorlaştırmak
be in a difficult situation v. zor durumda olmak
be in a difficult situation v. güç durumda olmak
have difficult days ahead v. zor günler beklemek
ask a difficult question v. zor bir soru sormak
ask a difficult question v. zor bir sual sormak
have difficult days v. kötü günler geçirmek
have difficult times v. kötü günler geçirmek
have difficult days v. zor günler geçirmek
have difficult times v. zor günler geçirmek
ask an extremely/immensely difficult question v. ahiret suali sormak
ask an extremely/immensely difficult question v. ahiret sorusu sormak
sound difficult v. kulağa zor gelmek
sound difficult v. zor görünmek
difficult [scotland] v. aklını karıştırmak
difficult [obsolete] v. engel olmak
difficult [obsolete] v. ket vurmak
difficult [obsolete] v. zorlaştırmak
pretty difficult adj. epey zor
difficult to get on with adj. geçimsiz
difficult to get on with adj. dirliksiz
very difficult adj. çok zor
pretty difficult adj. hayli güç
difficult to attain adj. elde edilmesi zor
difficult to attain adj. bulunması zor
difficult-to-access adj. erişilmesi güç
more difficult adj. daha zorlu
more difficult adj. daha zor
difficult to value adj. değerlemesi zor
under difficult conditions adv. müşkül vaziyette
no matter how difficult adv. ne kadar güç olursa olsun
one's difficult period adv. zor günlerinde
diff (difficult) abrev. zor
Phrases
easy to spell, difficult to define adj. yazması kolay, ama tanımlaması zor
neither too easy nor too difficult expr. ne çok kolay ne çok zor
from easy to difficult expr. kolaydan zora doğru
Proverb
difficult is done at once; the impossible takes a little longer zoru hemen yaparız; imkansız, biraz zaman alır
all things are difficult before they are easy her şey zamanla kolaylaşır
all things are difficult before they are easy her şey başlangıçta zordur
all things are difficult before they are easy her şey alıştıkça kolay gelmeye başlar
all things are difficult before they are easy başta zor olan her şey alıştıkça/zamanla kolay gelmeye başlar
all things are difficult before they are easy her şey alıştıkça kolay gelmeye başlar
all things are difficult before they are easy başta zor olan her şey alıştıkça/zamanla kolay gelmeye başlar
all things are difficult before they are easy her şey zamanla kolaylaşır
all things are difficult before they are easy her şey başlangıçta zordur
Colloquial
difficult decisions n. zor kararlar
difficult period n. zor dönem
a difficult period n. zor bir dönem
find it difficult v. zor gelmek
find it difficult v. zor bulmak
make life difficult (for somebody) v. (biri için) hayatı zorlaştırmak
make life difficult (for somebody) v. (birinin) hayatını zorlaştırmak
make life difficult (for somebody) v. (birinin) hayatında problem, baskı, stres yaratmak
quite difficult adj. oldukça zor
today was a difficult day expr. bugün zor bir gündü
Idioms
tell somebody to do something very difficult v. ot yoldurmak
make things difficult v. yolu yokuşa sürmek
make things difficult v. işi yokuşa sürmek
help someone through a difficult period v. zor bir dönemden geçmesinde birine yardımcı olmak
help someone through a difficult period v. zor bir dönemden geçerken birine yardımcı olmak
make life difficult (for one) v. (birinin) hayatında problem, baskı, stres yaratmak
make life difficult (for one) v. (birinin) hayatını zorlaştırmak
make life difficult (for one) v. (biri için) hayatı zorlaştırmak
make life difficult v. hayatında problem, baskı, stres yaratmak
make life difficult v. hayatı zorlaştırmak
make life difficult v. hayatını zorlaştırmak
tread a difficult path v. zor bir yola girmek
tread a difficult path v. zor bil yol seçmek
tread a difficult path v. zor bir yoldan gitmek
tread a difficult path v. zor bir yol çizmek
tread a difficult path v. zor bir yaşam tarzı/biçimi seçmek
go through a difficult patch v. zor dönemden geçmek
Speaking
don't be difficult! expr. kıllık yapma!
the last part's the most difficult expr. son kısmı en zor olanıdır
it is a difficult game expr. zor bir oyun
life is very difficult expr. hayat çok zor
life is so difficult expr. yaşam çok zor
life is too difficult expr. hayat çok zor
life is too difficult expr. yaşam çok zor