difficult - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

difficult

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"difficult" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
difficult s. çetin
difficult s. zor
difficult s. zorlu
General
difficult s. çatal
difficult s. inatçı
difficult s. geçimsiz
difficult s. titiz
difficult s. pürüzlü
difficult s. meşakkatli
difficult s. huysuz
difficult s. müşkül
difficult s. kazık
difficult s. ağır
difficult s. müşkülpesent
difficult s. zahmetli
difficult s. güç
difficult s. zor beğenen
difficult s. belalı
difficult s. zor
difficult s. güçbeğenir

"difficult" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 148 sonuç

İngilizce Türkçe
General
achieve an extremely difficult goal f. zoru başarmak
make difficult f. zorlaştırmak
make concentration difficult f. dikkat dağıtmak
put into a difficult situation f. müşkül etmek
get into a difficult situation f. müşkül olmak
be in a difficult situation f. müşkül olmak
leave someone in a difficult situation f. zor durumda bırakmak
make difficult f. güçleştirmek
be stuck in a difficult situation f. zor durumda kalmak
go through a difficult patch f. çok çile çekmek
find something difficult f. ağır gelmek
make more difficult f. ağırlaştırmak
get difficult f. zorlaşmak
find difficult f. gücümsemek
achieve an extremely difficult objective f. zoru başarmak
be difficult for f. zor gelmek
endure the difficult situation f. zorluklara göğüs germek
get to be difficult f. darlaşmak
find difficult f. güç gelmek
become more difficult f. ağırlaşmak
become difficult f. daralmak
grow difficult f. güçleşmek
endure the difficult situation f. badire atlatmak
endure the difficult situation f. badireyi atlatmak
make things difficult f. işleri zorlaştırmak
not be afraid of difficult situations f. gözünü budaktan esirgememek
be difficult for (someone) f. zor gelmek
make things difficult (for somebody) f. zora koşmak
become difficult f. güce sarmak
become difficult f. çetinleşmek
make things difficult f. işi yokuşa sürmek
make things difficult f. yolu yokuşa sürmek
make things difficult f. yokuş yapmak
pass the most difficult part of something f. birşeyin en sıkıntılı kısmını atlatmak
pass the most difficult part of something f. birşeyin en zor kısmını atlatmak
put in a difficult position f. zor duruma sokmak
go through a difficult phase f. zor bir evreden geçmek
go through a difficult period f. zor bir evreden geçmek
go through a difficult time f. zor bir evreden geçmek
work under difficult conditions f. zor şartlar altında çalışmak
work under difficult conditions f. zor şartlar altında görev yapmak
seem difficult f. zor görünmek
look difficult f. zor görünmek
become difficult f. zorlaşmak
get difficult f. zora girmek
become difficult f. zora girmek
make things difficult for someone f. işini zorlaştırmak
be in a difficult situation f. zor durumda olmak
be in a difficult situation f. güç durumda olmak
have difficult days ahead f. zor günler beklemek
ask a difficult question f. zor bir sual sormak
ask a difficult question f. zor bir soru sormak
have difficult days f. kötü günler geçirmek
have difficult times f. zor günler geçirmek
have difficult days f. zor günler geçirmek
have difficult times f. kötü günler geçirmek
ask an extremely/immensely difficult question f. ahiret suali sormak
ask an extremely/immensely difficult question f. ahiret sorusu sormak
sound difficult f. kulağa zor gelmek
sound difficult f. zor görünmek
difficult times i. zor zamanlar
difficult position i. açmaz
making more difficult i. ağırlaştırma
difficult period i. zor günler
difficult childhood i. zor çocukluk
difficult situation i. zor durum
difficult conditions i. ağır şartlar
difficult person i. zor insan
difficult decision i. zor karar
difficult question i. zor soru
a very difficult decision i. çok zor bir karar
a difficult period i. zorlu bir süreç
a difficult period i. zorlu bir dönem
a difficult mission i. zor görev
a difficult task i. zor görev
a difficult situation i. zor bir durum
difficult time i. zor zaman
difficult job i. zor iş
difficult condition i. zor koşul
difficult condition i. zor şart
a difficult job i. zor bir meslek
very difficult s. çok zor
pretty difficult s. epey zor
pretty difficult s. hayli güç
difficult to get on with s. dirliksiz
difficult to get on with s. geçimsiz
difficult to attain s. bulunması zor
difficult to attain s. elde edilmesi zor
difficult-to-access s. erişilmesi güç
more difficult s. daha zor
more difficult s. daha zorlu
difficult to value s. değerlemesi zor
hard/difficult to comprehend/understand s. akıl almaz
no matter how difficult zf. ne kadar güç olursa olsun
under difficult conditions zf. müşkül vaziyette
one's difficult period zf. zor günlerinde
difficult profession zor meslek
difficult job zor meslek
Phrases
neither too easy nor too difficult ne çok kolay ne çok zor
from easy to difficult kolaydan zora doğru
Proverb
difficult is done at once; the impossible takes a little longer zoru hemen yaparız; imkansız, biraz zaman alır
Colloquial
find it difficult zor gelmek
find it difficult zor bulmak
difficult decisions zor kararlar
quite difficult oldukça zor
today was a difficult day bugün zor bir gündü
a difficult period zor bir dönem
difficult period zor dönem
Idioms
tell somebody to do something very difficult ot yoldurmak
make things difficult işi yokuşa sürmek
make things difficult yolu yokuşa sürmek
help someone through a difficult period zor bir dönemden geçerken birine yardımcı olmak
help someone through a difficult period zor bir dönemden geçmesinde birine yardımcı olmak
Speaking
don't be difficult! kıllık yapma!
the last part's the most difficult son kısmı en zor olanıdır
it is a difficult game zor bir oyun
life is very difficult yaşam çok zor
life is very difficult hayat çok zor
life is too difficult hayat çok zor
life is too difficult yaşam çok zor
life is so difficult hayat çok zor
life is so difficult yaşam çok zor
why do you have to make everything so difficult? niye her şeyi bu kadar zorlaştırıyorsun ki?
why do you have to make everything so difficult? neden her şeyi bu kadar zorlaştırıyorsun ki?
why do you have to make everything so difficult? neden her şeyi bu kadar zorlaştırıyorsunuz ki?
why do you have to make everything so difficult? niye her şeyi bu kadar zorlaştırıyorsunuz ki?
it's been difficult for me to adapt here buraya alışmam zor oldu
it's been difficult for me to adapt here buraya zor alıştım
It's hard/difficult (for me) to get used to this place buraya alışmak zor
it shouldn't be that difficult bu kadar zor olmamalı
Trade/Economic
difficult client zor müşteri
difficult client zorlu müşteri
Law
no matter how difficult ne kadar güç olursa olsun
Technical
difficult-to-machine materials işlenmesi güç gereçler
difficult-to-form metals biçimlenmesi güç metaller
Medical
difficult urination idrar yapmada zorluk
difficult tracheal extubation zor trakeal ekstübasyon
difficult intubation zor entübasyon
micrognathia and difficult intubation mikrognati ve zor entübasyon
difficult intubation entübasyon güçlüğü
difficult access to subarachnoid space subaraknoid alana ulaşmada güçlük
difficult endotracheal intubation zor endotrakeal entübasyon
difficult intubation güç/zor entübasyon
unpredictable difficult intubation öngörülemeyen zor entübasyon
difficult intubation entübasyon zorluğu
Pathology
fail or difficult intubation başarısız veya zor entübasyon
failed or difficult intubation başarısız veya zor entübasyon
Environment
biologically-difficult-to-degrade biyolojik olarak çok zor ayrışan