dikenli - Turco Inglés Diccionario

dikenli

Significados de "dikenli" en diccionario inglés turco : 46 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
dikenli thorny adj.
The natural vegetation of the region consists of thorny plants.
Bölgenin doğal bitki örtüsü dikenli bitkilerden oluşuyor.

More Sentences
General
dikenli prickly adj.
The object has a prickly surface.
Nesnenin dikenli bir yüzeyi var.

More Sentences
dikenli spiky adj.
The tree has spiky leaves.
Ağacın dikenli yaprakları var.

More Sentences
dikenli barbed adj.
The land is fenced with barbed wire.
Arazi dikenli tellerle çevrilidir.

More Sentences
dikenli spiny adj.
Filiform warts grow very quickly and have a spiny appearance.
Filiform siğiller çok hızlı büyür ve dikenli bir görünüme sahiptir.

More Sentences
Technical
dikenli barbed adj.
The land is fenced with barbed wire.
Arazi dikenli tellerle çevrilidir.

More Sentences
General
dikenli spinous adj.
dikenli spinose adj.
dikenli thistly adj.
dikenli spined adj.
dikenli hispid adj.
dikenli echinated adj.
dikenli covered with thorny plants adj.
dikenli echinate adj.
dikenli brambly adj.
dikenli acanthophorous adj.
dikenli barbated adj.
dikenli jaggy adj.
dikenli quilled adj.
dikenli dumal adj.
dikenli piked adj.
dikenli prickling adj.
dikenli pricky adj.
dikenli bearded adj.
dikenli beardy adj.
dikenli spiculate adj.
dikenli spiculated adj.
dikenli spinate adj.
Biology
dikenli acanthous adj.
dikenli aciculate adj.
dikenli aciculated adj.
dikenli squarrous adj.
dikenli spinulate adj.
dikenli spinulated adj.
dikenli spinuliferous adj.
Zoology
dikenli aciculate adj.
dikenli aciculated adj.
dikenli spiculigenous adj.
Botanic
dikenli acerated n.
dikenli acanthous adj.
dikenli acanaceous adj.
dikenli aculeated adj.
dikenli aculeous adj.
dikenli aculeolate adj.
dikenli armed adj.
dikenli echinulate adj.

Significados de "dikenli" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
dikenli küçük çalı buckthorn n.
bir cins dikenli koçan teazel n.
dikenli bitki (böğürtlen gibi) bramble n.
dikenli yabani çalı brier n.
dikenli kabuk hedgehog n.
dikenli paten thorny skate n.
dikenli çalı briar n.
dikenli çalı thornbush n.
dikenli çalı brier n.
avrupa dikenli katır tırnağı gorse n.
çok dikenli (çalı) thorn n.
dikenli balık stickleback n.
dikenli tohum kabuğu bur n.
dikenli kuyruğu olan iki ayaklı ejderha wivern n.
dikenli çalı thorny plant n.
dikenli üvez zanthoxylum n.
tohumun dikenli kabuğu bur n.
dikenli bitki wait-a-bit n.
dikenli bitki thorn n.
dikenli tel barbed tape n.
dikenli tel razor wire n.
dikenli bileklik spiked bracers n.
dikenli taç crown of thorns n.
dikenli tel engeli abattis n.
dikenli at zırhı barb [obsolete] n.
(sudan ve komşusu bölgelerde) dikenli çalılarla korunan alan zareeba n.
afrika'nın bazı bölgelerinde savunma için kullanılan, dikenli çalılardan inşa edilmiş yapı zeriba n.
(sudan ve komşusu bölgelerde) dikenli çalılarla korunan alan zareba n.
çalı çırpı ve dikenli otlar brambles and thorns n.
dikenli ve geniş uçlu ok broad arrow n.
dikenli çalılarla veya küçük ağaçlarla kaplı ekilmeyen arazi monte [southwest] n.
dikenli tel örgü barbwire n.
bariyer olarak kullanılan sarılı dikenli tel concertina n.
(arma simgesi olarak) dikenli parmaklık portcullis n.
dikenli parmaklık portcluse n.
süngerin dikenli bölümü spiculation n.
dikenli olma spinescence n.
dikenli tel engeli abatis v.
dikenli katırtırnağı ile kaplı whinny adj.
sert ve dikenli burred adj.
(özellikle dikenli olması nedeniyle) pıtrak gibi burrlike adj.
yer yer dikenli subspinous adj.
sırtı dikenli spiny-backed adj.
dikenli kenarları olan spiny-edged adj.
kenarı dikenli spiny-edged adj.
dikenli bir biçimde thornily adv.
dikenli çalı bramble N.
Proverb
herkes kendi yolunun dikenli olduğunu düşünür every horse thinks its own pack heaviest
Colloquial
dikenli tel bobbed wire n.
Idioms
dikenli taç crown of thorns n.
Law
evleri koruyan dikenli ferforje kapı alley gate n.
Technical
dikenli tel barb wire n.
dikenli tel barbed wire n.
iki taraflı dikenli tel çiti double apron fence n.
çinko alaşımı kaplanmış dikenli çelik tel zinc alloy coated steel barbed wire n.
akordeon biçimli dikenli tel concertina wire n.
akordeon biçimli dikenli tel dannert wire n.
dikenli tel barbwire n.
dikenli telin sivri ucu barb n.
dikenli telin sivri ucu witter [scotland] n.
dikenli hale getirmek barb v.
Computer
dikenli çizgiler awning stripes n.
Woodworking
dikenli bakkam ağacının kızıl odunu brazil n.
dikenli bakkam ağacının kızıl odunu brazil wood n.
dikenli bakkam ağacının kızıl odunu brasil n.
dikenli akasyanın sert ve dayanıklı ahşabı gonake n.
dikenli akasyanın sepileme ve boyamada kullanılan tohum zarfları ve kabuğu gonakie n.
dikenli akasyanın sert ve dayanıklı ahşabı gonakie n.
dikenli akasyanın sert ve dayanıklı ahşabı babul n.
hindistan'a özgü, dikenli, küçük bir ağacın odunu citron wood n.
hindistan'a özgü, dikenli, küçük bir ağacın odunu citronwood n.
Parasitology
başı dikenli solucan thorny-headed worm n.
başı dikenli solucanlar şubesinden olan solucan thorn-headed n.
başı dikenli solucan spiny-headed worm n.
başı dikenli solucanlar şubesinden olan solucan thornhead n.
dikenli kuyruklu olan (karaciğer kelebeği larvası) trichocercous adj.
Gastronomy
dikenli öksüz balığı armed gurnard n.
Biology
desmidiaceae familyasından bir dikenli cinsi xanthidium n.
canlı üzerindeki kıvrımlı veya dikenli çıkıntı hook n.
kitonun kabuğunun kaslı ve dikenli kısmı girdle n.
dikenli omurga glochidium n.
dikenli tüy glochidium n.
(knidlilerde) dikenli bir iplikçik salgılayan büyük bir organel türü penetrant n.
(knidlilerde) büyük dikenli organel penetrant n.
derinin germinal tabakasında bulunan bol dikenli bir hücre prickle cell n.
dikenli küçük organ spiculum n.
üç dikenli tristachyous adj.
çok dikenli myriacanthous adj.
uçları dikenli glochidiate adj.
(derisi dikenli ve selentereler) ağızdan uzak olan dorsal adj.
Marine Biology
dikenli vatoz thornback ray n.
dikenli yılanbalığı rufus snake eel n.
dikenli yılanbalığı serpent eel n.
dikenli çütre reticulated leatherjacket n.
dikenli kırlangıç east atlantic red gurnard n.
dikenli uyuşturan balığı common stingray n.
dikenli kese horny capsule n.
dikenli öksüz african armoured searobin n.
dikenli köpek balığı piked dogfish n.
dikenli-yüzgeçliler acanthopterygii n.
adi dikenli balığı three-spined stickleback n.
üç-dikenli balık three-spined stickleback n.
üç iğneli dikenli balığı three-spined stickleback n.
dikenli köpekbalığı squalus acanthias n.
dikenli köpekbalığı spiny dogfish n.
dikenli köpekbalığı piked dogfish n.
dikenli köpekbalığı spurdog n.
dikenli köpekbalığı mud shark n.
dikenli ıstakoz sea crayfish n.
dikenli ıstakoz crayfish n.
dikenli ıstakoz rock lobster n.
dikenli ıstakoz spiny lobster n.
dikenli ıstakoz langouste n.
dikenli ıstakoz crawfish n.
dikenli vatoz thorny skate (raja radiata) n.
yeni zelanda'nın antarktika sularında yaşayan dikenli ve kanatlı balık türü rawaru (parapercis colias) n.
yeni zelanda'nın antarktika sularında yaşayan dikenli ve kanatlı balık türü blue cod n.
cennet balığıgiller familyasından, asya ve afrika'ya özgü, akciğer benzeri solunum organı olan dikenli ve kanatlı balıklara verilen ad labyrinth fish n.
abd'nin güneydoğu koylarında yaşayan, izmarit balığına benzeyen küçük dikenli kanatlı bir balık sailor's-choice n.
abd'nin güneydoğu koylarında yaşayan, izmarit balığına benzeyen küçük dikenli kanatlı bir balık pinfish (lagodon rhomboides) n.
abd'nin güneydoğu koylarında yaşayan, izmarit balığına benzeyen küçük dikenli kanatlı bir balık squirrelfish n.
edrioasteroidea sınıfına ait derisi dikenli thecoid n.
edrioasteroidea sınıfına ait derisi dikenli edrioasteroid n.
dikenli ıstakoz thorny lobster n.
spondylus cinsi dikenli deniz kabuklarına verilen ad thorny oyster n.
dikenli ve iri bir vatoz cinsi trygon n.
latrididae familyasından olan avustralya ve yeni zelanda'ya özgü çeşitli dikenli balıklara verilen ad trumpeter n.
iki sırt dikeni olan dikenli balık two-spined stickleback n.
cennet balığıgiller familyasından olan dikenli yüzgeçli balıklar anabantid n.
afrika ve güney asya'da tatlı suda bulunan küçük ve dikenli yüzgeçli bir balık familyası family anabantidae n.
solungaçları ile hava soluyabilen, dikenli göğüs yüzgeçleri ile karada hareket edebilen küçük bir hint levreği anabas testudineus n.
solungaçları ile hava soluyabilen, dikenli göğüs yüzgeçleri ile karada hareket edebilen küçük bir hint levreği climbing perch (anabas testudineus) n.
afrika ve güney asya'da tatlı suda bulunan küçük ve dikenli yüzgeçli bir balık familyası anabantidae n.
neredeyse dik duran ağızları ve dikenli yüzgeçleri olan bir tropikal deniz balığı familyası family antennariidae n.
neredeyse dik duran ağızları ve dikenli yüzgeçleri olan bir tropikal deniz balığı familyası antennariidae n.
çoğunlukla okyanuslardaki kıtasal yamaçlarda bulunan, kemikli vücudu olan dikenli bir deniz balığı armored searobin n.
çoğunlukla okyanuslardaki kıtasal yamaçlarda bulunan, kemikli vücudu olan dikenli bir deniz balığı armored sea robin (peristedion miniatum) n.
çoğunlukla okyanuslardaki kıtasal yamaçlarda bulunan, kemikli vücudu olan dikenli bir deniz balığı boarhead armored searobin n.
asteroidea sınıfından olan derisi dikenli asteroidean n.
gerçek deniz yıldızlarını da içeren bir derisi dikenli sınıfı asterioidea n.
asteroidea sınıfından olan derisi dikenli asteroid n.
bir derisi dikenli türü giant basket star (astrophyton muricatum) n.
bir derisi dikenli cinsi genus astrophyton n.
üç dikenli balık banstickle (gasterosteus aculeatus) n.
yeni zelanda'da görülen dikenli yüzgeçli bir deniz balığı blue cod (parapercis colias) n.
yeni zelanda'nın antarktika sularında yaşayan dikenli ve kanatlı bir balık new zealand blue cod (parapercis colias) n.
parlak renkli ve dikenli tropikal balık leatherfish n.
kuzey atlantik ve kuzey pasifik okyanuslarına görülen dumanlı siyah, dikenli yüzgeçli bir balık pomfret n.
dikenli köpekbalığı hoe [scotland] n.
avrupa'ya özgü büyük, kırmızı ve dikenli kafası olan bir iskorpit balığı hogfish n.