doğa - Turco Inglés Diccionario

doğa

Significados de "doğa" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
doğa nature n.
My grandmother had an abiding interest in nature.
Büyükannemin doğaya karşı derin bir ilgisi vardı.

More Sentences
General
doğa nature n.
My grandmother had an abiding interest in nature.
Büyükannemin doğaya karşı derin bir ilgisi vardı.

More Sentences
Trade/Economic
doğa nature n.
My grandmother had an abiding interest in nature.
Büyükannemin doğaya karşı derin bir ilgisi vardı.

More Sentences
General
doğa internal n.
doğa disposition n.
doğa earth n.
doğa make-up n.
doğa hair [obsolete] n.
doğa clay n.
doğa outdoors n.
Idioms
doğa the great outdoors n.
Religious
doğa heaven n.

Significados de "doğa" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
doğa parkuru nature trail n.
doğa tarihi natural history n.
doğa bilimleri uzmanı naturalist n.
bakir doğa virgin nature n.
doğa koruma alanı nature protection zone n.
doğa teolojisi natural theology n.
doğa bilgisi natural history n.
el değmemiş doğa wilderness n.
doğa kanunu law of nature n.
doğa filmi scenic n.
doğa bilimleri natural science n.
doğa yasalarında makaleler contributions in natural law n.
bakir doğa wilderness n.
doğa koruma nature conservation n.
doğa sevgisi love of nature n.
doğa şartları element n.
doğa rezervatı nature reserve n.
edebiyatta doğa nature in literature n.
doğa tarihi müzeleri natural history museums n.
doğa koşulları natural conditions n.
doğa harikası wonder of nature n.
doğa harikası nature's wonder n.
doğa harikası natural wonder n.
alman doğa bilimci steller n.
doğa tutkunları nature-lovers n.
doğa kanunu natural law n.
doğa bilimi physical science n.
doğa sever nature lover n.
doğa güçleri elements n.
doğa eğitimi nature training n.
doğa eğitimi nature education n.
doğa-üstü güç supernatural power n.
doğa ana mother nature n.
doğa olayı fact of nature n.
doğa ötesi metaphysics n.
doğa ötesi metaphysical n.
doğa insanı outdoorsman n.
doğa sporları outdoor sports n.
doğa yürüyüşü bush walk n.
doğa tarihi müzesi natural history museum n.
doğa olayları natural events n.
doğa olayları nature events n.
doğa bilimci naturalist n.
vahşi doğa wild nature n.
vahşi doğa the wild n.
doğa turu nature trip n.
doğa gezisi nature tour n.
doğa gezisi nature trip n.
doğa turu nature excursion n.
doğa turu nature tour n.
doğa gezisi nature excursion n.
doğa fotoğrafçılığı nature photography n.
doğa belgeseli nature documentary n.
doğa fotoğrafı nature photo n.
doğa fotoğrafı nature photography n.
doğa yürüyüşü hiking n.
günübirlik doğa yürüyüşü hiking n.
doğa dinlerine tapan kimse pagan n.
doğa olayı natural phenomenon n.
doğa şekilleri nature shapes n.
doğa sevgisi naturalism n.
doğa tarafından üretilme naturity [obsolete] n.
doğa bilimcisi natural scientist n.
doğa sevgisi naturalism n.
bakir doğa the wilds n.
doğa yürüyüşü yapan kimse tramper [new zealand] n.
doğa yürüyüşü grubu tramping club [new zealand] n.
doğa yürüyüşü tramp n.
doğa tarihçisi naturalist n.
insan olarak kişileştirilen doğa üstü yaratık man [obsolete] n.
canlı doğa bios n.
bakir doğa wild n.
el değmemiş doğa wild n.
hareket ve tepki gibi doğa olaylarında görülen veya bu olayların oluşmasından sorumlu temel fiziksel veya kimyasal süreçler mechanism n.
doğa yürüyüşü yapma monkery [uk] n.
doğa yürüyüşü bushwalk [australia/new zealand] n.
doğa kanunları god n.
soyut yasalar yerine somut olguları konu edinen doğa bilimi concrete science n.
doğa üstü olma durumu paranormality n.
içsel doğa inside n.
doğa filozofu physician [obsolete] n.
doğa felsefesi physiology [obsolete] n.
doğa konusunda bilgelik physiosophy n.
doğa olaylarının tanımı physiography n.
doğa hakkındaki bilgiler bütünü physiosophy n.
doğa baskısı phytoglyphy n.
doğa fenomenlerine tapma physitheism n.
doğa teorisi physiology [obsolete] n.
doğa görüşü physiology [obsolete] n.
doğa bilimi physiology [obsolete] n.
bilim veya doğa olaylarına ilişkin asılsız bilgi sciosophy n.
(çalışma konusu olarak) doğa bilimleri stinks [uk] n.
vahşi doğa outdoors n.
düzenli doğa faaliyetinden zevk alma outdoorsmanship n.
erkeksi doğa spleen [obsolete] n.
temiz doğa clean nature n.
gülmek (talih, doğa vb) smile on v.
doğa belgeseli seyretmek watch a nature documentary v.
doğa belgeseli izlemek watch a nature documentary v.
doğa yürüyüşüne çıkmak go on a nature walk v.
doğa üstü güçlere sahip olmak charm v.
doğa yürüyüşüne çıkmak tramp v.
doğa kanunları gereğince zorunlu kılınmak must v.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalized adj.
doğa güçleri ile ilgili elementary adj.
doğa güçleri ile ilgili elemental adj.
doğa dostu nature-friendly adj.
doğa ile uyumlu compatible with nature adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalised adj.
doğa dostu eco-friendly adj.
doğa bilimlerine ait naturalistic adj.
doğa bilimlerine ait naturalist adj.
doğa bilimlerinde öğretilen hard adj.
doğa bilimlerinin metodu olan hard adj.
doğa felsefesine ilişkin physic adj.
doğa yasalarıyla ilgili physical adj.
doğa yasalarına uygun physical adj.
doğa bilimlerine ait veya ilişkin physical adj.
doğa felsefesi ile ilgili physic adj.
doğa baskısı ile ilgili phytoglyphic adj.
doğa ile ilgili outdoors adj.
doğa üstü yollar ile paranormally adv.
doğa anlamını veren bir ön ek physi- pref.
doğal anlamını veren bir ön ek: doğa çalışmasına dayalı anlamını veren bir ön ek physico- pref.
doğa anlamını veren bir ön ek physio- pref.
vahşi doğa wilderness N.
Phrases
doğa mı yetiştirme mi nature versus nurture expr.
Proverb
doğa/tabiat boşluktan nefret eder (boşluk istemez) nature abhors a vacuum
doğa boşluktan nefret eder nature abhors a vacuum
Idioms
el değmemiş doğa god's country n.
doğa olayı an act of god n.
doğa olayı an act of god n.
el değmemiş doğa god's (own) country [cliché] n.
doğa ile bütünleşmek commune with nature v.
(birinin) peşini bırakmamak (doğa üstü varlıklar) return to haunt (one) v.
(birini) rahat bırakmamak (doğa üstü varlıklar) come back to haunt (one) v.
(birini) rahat bırakmamak (doğa üstü varlıklar) return to haunt (one) v.
(birinin) peşini bırakmamak (doğa üstü varlıklar) come back to haunt (one) v.
doğa ananın (bir şeyi) (mother) nature's (something) expr.
Trade/Economic
doğa-için-borç takası debt-for-nature swaps n.
doğa-borcu takası debt-for-nature swaps n.
doğa uyumlu etiketleme eco-labelling n.
doğa uyumlu etiketleme eco-labeling n.
Law
doğa kanunu natural law n.
doğa olayı natural event n.
Politics
dünya doğa koruma birliği international union for conservation of nature n.
Institutes
dünya doğa fonu worldwide fund for nature n.
doğa koruma ve milli parklar genel müdürlüğü directorate of nature conservation and national parks n.
ümit burnu doğa koruma bölgesi cape of good hope nature reserve n.
doğa koruma ve milli parklar genel müdürlüğü general directorate of nature conservation and national parks n.