elektrikle - Turco Inglés Diccionario

elektrikle

Significados de "elektrikle" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
elektrikle by electricity adv.
The modern world is powered by electricity.
Modern dünya elektrikle çalışıyor.

More Sentences
Electric
elektrikle electrify expr.

Significados de "elektrikle" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
elektrikle çözümleme electrolyzing n.
elektrikle idam electrocution n.
elektrikle aydınlatma electric lighting n.
elektrikle ısıtma electric heating n.
elektrikle tahrik electric driving n.
elektrikle ışıklandırma electric lighting n.
elektrikle çözümleme electrolysing n.
elektrikle çalışmayan daktilo manual n.
elektrikle idam etmek electrocute v.
elektrikle öldürmek electrocute v.
elektrikle çözümlemek electrolyze v.
elektrikle çözümlemek electrolyse v.
elektrikle çalışan power operated adj.
elektrikle ilgili electric adj.
elektrikle çözümlenmiş electrolysed adj.
elektrikle çözümlenmiş electrolyzed adj.
elektrikle ilgili electrical adj.
elektrikle çalışıtırılmış electrified adj.
elektrikle çalışmayan nonelectric adj.
elektrikle unsurlarına ayrılabilemeyen nonelectrolyte adj.
elektrikle çalışmayan nonelectrical adj.
elektrikle idam edilmiş electrocuted adj.
elektrikle çalışan electric adj.
elektrikle çalışmayan unelectrified adj.
elektrikle çalıştırılmamış unelectrified adj.
Law
elektrikle idam eden infaz memuru electrocutioner n.
Technical
elektrikle biriktirme electrodeposition n.
elektrikle çekme electric traction n.
elektrikle ayrışım electrolysis n.
elektrikle asitli temizleme electrolytic acid cleaning n.
elektrikle ısıtılan battaniye electrically heated blanket n.
elektrikle geçişme electroosmosis n.
statik elektrikle tutuşma electrostatic ignition n.
elektrikle alkali temizleme electrolytic alkaline cleaning n.
elektrikle ısıtılarak eritilen kaynak eleclrothermic electrode n.
elektrikle işletme electric propulsion n.
elektrikle lehimleme electric soldering n.
elektrikle cer electric traction n.
elektrikle ısıtmalı kazan electrically heated boiler n.
elektrikle ısıtılan cihazlar electrically heated apparatus n.
elektrikle yapılmış klişe electrotype n.
elektrikle yürütme electric propulsion n.
elektrikle kaplama electroplating n.
elektrikle ateşleme electric ignition n.
elektrikle çalıştırma electric drive n.
elektrikle çalışan asansör electrical lifts n.
elektrikle ısıtma electroheating n.
elektrikle çalışan su damıtma cihazı electrically-operated water distilling apparatus n.
hız ayarlı elektrikle çalıştırılan sistem adjustable speed electric drive system n.
hızı ayarlanabilen elektrikle tahrikli sistem adjustable speed electric drive system n.
elektrikle ısıtılan yastık electric heating pad n.
elektrikle çalışan ticari amaçlı durulama eviyesi commercial electric rinsing sink n.
elektrikle besleme electrical supply n.
elektrikle çalışan laboratuvar cihazları electrically powered laboratory equipment n.
elektrikle ışık yayan görüntü electroluminescent display n.
elektrikle devinimli bırakıntı electrophoretic deposition n.
elektrikle çalışan tekerlekli sandalye electric wheelchair n.
elektrikle çalışan elektrikli sandalyelerin enerji tüketimi energy consumption of electric wheelchairs n.
elektrikle aydınlatma electric lighting n.
elektrikle ısıtılan tel electrically heated wire n.
elektrikle çalışan sintine pompası electrically operated bilge pump n.
elektrikle endüstriyel ısıtma tesisatı industrial electro-heating installation n.
elektrikle çalışan karayolu taşıtları electrically propelled road vehicles n.
elektrikle çalışan aspiratör electrically powered suction equipment n.
elektrikle çalışmayan devre dışı bırakma cihazı non-electrical disable device n.
elektrikle çalıştırılan hastane karyolası electrically operated hospital bed n.
elektrikle çalışmayan otomatik gecikme cihazı non-electrical automatic delay device n.
elektrikle çalışmayan otomatik kontrol cihazı non-electrical automatic control device n.
elektrikle beslenen raylı sistemler electrical supply track systems n.
elektrikle güç verilmiş açık tutma düzeneği/cihazı electrically powered hold-open device n.
elektrikle çalışan ticari mutfak makinesi electrically operated commercial kitchen machine n.
elektrikle çalıştırılan yağ valfi electrically operated oil valve n.
elektrikle çalışan su vanası electrically operated water valve n.
elektrikle çalışan küçük döner eğe burr n.
statik elektrikle düz yüzeye yapıştırılabilen, üzerinde resim veya mesaj olan tabaka cling n.
pres makinesinin elektrikle ısıtılan çukur metal levhası shoe n.
elektrikle doldurmak veya şarj etmek electrify v.
elektrikle irtibat sağlamak bond v.
elektrikle ısıtılan electrically heated adj.
elektrikle ısıtılan electrothermic adj.
elektrikle kutup haline gelmiş electropolar adj.
elektrikle hareket eden electrically driven adj.
elektrikle kutuplanmış electropolar adj.
elektrikle çalıştırılan electrically operated adj.
elektrikle çalıştırılan power-operated adj.
elektrikle hareketlendirilen electric-actuated adj.
elektrikle çalışmayan unpowered adj.
elektrikle çalışan power adj.
Computer
elektrikle silinebilir programlanabilir salt okunur bellek electrically erasable programmable read only memory n.
Electric
elektrikle yazılmış yazı electrograph n.
elektrikle geçişme electrical osmosis n.
elektrikle tahrik electric driving n.
elektrikle ışıklandırma electric lighting n.
elektrikle ateşleme electric ignition n.
elektrikle lehimleme electric soldering n.
elektrikle ısıtma electric heating n.
elektrikle işleme electric propulsion n.
elektrikle aydınlatma electric lighting n.
elektrikle asitli temizleme electrolytic acid cleaning n.
elektrikle hareket ettirme electric drive n.
elektrikle çekme electric traction n.
elektrikle alkalili temizleme electrolytic alkaline cleaning n.
elektrikle ayrışım electrolysis n.
elektrikle ısıtılır kalıp electrically heated form n.
elektrikle ısıtmalı kazan electrically heated boiler n.
elektrikle cer electric traction n.
elektrikle ayırma electrolysis n.
elektrikle kaplama electrodeposition n.
elektrikle beslenen raylı sistem electrical supply track system n.
elektrikle çalışmayan aygıt nonelectric n.
elektrikle çalışmayan aygıt nonelectrical n.
elektrikle çalışan araç için havai kablolardan güç alan, metalden imal edilmiş akım toplama cihazı trolley shoe n.
elektrikle meydana gelen mekanik hareket electro-motion n.
elektrikle ısı üretme çalışmaları electrothermics n.
elektrikle üretilen ısının tedavi amacıyla kullanılması electrothermy n.
uzak noktalara elektrikle doğru zamanı ileten bir cihaz chronopher n.
elektrikle ayrıştırmak electrolyse v.
elektrikle ayrıştırmak electrolyze v.
statik elektrikle yakarak tahrip etmek zap v.
elektrikle mıknatıslanır electromagnetic adj.
elektrikle çalışan electrically driven adj.
elektrikle hareket eden electrically driven adj.
elektrikle yüklü electrically charged adj.
elektrikle işleyen electrically driven adj.
elektrikle ayrıştırılabilir electrolyzable adj.
elektrikle mekanik hareket üreten electro-motive adj.
elektrikle ısı elde etmeye ait electrothermal adj.
camın ipeğe sürtünmesinden elde edilen elektrikle yüklü vitre-o-electic adj.
Mechanic
elektrikle kalaylama electrotinning n.
elektrikle şekillendirme electroforming n.
Automotive
elektrikle çalışan parça electrical consumer n.
elektrikle çalışan electrically operated n.
elektrikle çalışan taşıtlar electrically propelled vehicles n.
elektrikle çalışan karayolu taşıtları electrically-propelled road vehicles n.
elektrikle kumanda devresi electric control line n.
elektrikle çalışan karayolu taşıtı electrically propelled road vehicle n.
elektrikle çalışan karayolu taşıtları electrically propelled road vehicles n.
elektrikle ısıtmalı jikle düzeni electric assist choke n.
elektrikle katedilen menzil all-electric range n.
sadece elektrikle giden otomobil pure-electric car n.
elektrikle arkadan tahrikli düzen electric rear axle drive n.
elektrikle hareket ve iletişim teknolojileri e-mobility n.
elektrikle tahrik edilen electrically activated adj.
Railway
elektrikle çalışan lokomotif trolley locomotive n.
Medical
elektrikle deriden sinir uyarımı transcutaneous electrical nerve stimulation (tens) n.
elektrikle uyarma tedavisi electric stimulation therapy n.
galvanik elektrikle ısıtılan bir tel vasıtasıyla tedavi etme galvanocautery n.
elektrikle uyarma electric stimulation n.
elektrikle deriden sinir uyarımı tens (transcutaneous electrical nerve stimulation) n.
dokuyu elektrikle yakma yöntemi electrocoagulation n.