elinde - Turco Inglés Diccionario

elinde

Significados de "elinde" en diccionario inglés turco : 11 resultado(s)

Turco Inglés
General
elinde in one's hands adv.
He carries fire in one hand and water in the other.
Bir elinde ateş, diğer elinde su taşıyor.

More Sentences
Idioms
elinde on your hands expr.
I wanna see what's on your hand.
Elinde ne olduğunu görmek istiyorum.

More Sentences
General
elinde in possession adv.
elinde on one's hands adv.
elinde in adv.
elinde at the mercy of adv.
elinde in adv.
elinde in the hands of prep.
Phrases
elinde to hand expr.
Idioms
elinde in clutches expr.
elinde under the yolk expr.

Significados de "elinde" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
(elinde) (bir şey) tutmak hold v.
General
elinde bulunduran kimse bearer n.
bilet parçası (tiyatro/sinema vb'ne girdikten sonra müşterinin elinde kalan) stub n.
erkin bir hükümdarın elinde değil de halkın elinde bulunduğu yönetim biçimi republic n.
ipleri elinde tutan kimse wirepuller n.
bütün siyasi gücü elinde tutan grup oligarchy n.
bütün siyasi gücü elinde tutan kişiler oligarchy n.
kendi elinde tutma retention n.
ipleri elinde tutma wirepulling n.
elinde tutan withholder n.
ünvanı elinde bulunduran titleholder n.
ipleri elinde tutan (kadın) ballbreaker n.
dizginleri elinde tutan (kadın) ballbreaker n.
işçi elinde varlık teşkili labor capital formation-accumulation n.
elinde pala olan adam machete-wielding man n.
briçte ve vistte elinde yüksek kartlar bulundurma strong suit n.
(bir şeyi) başkasına tabi olarak elinde tutan kimse underpossessor n.
jokey kıyafeti giymiş tek elinde metal bir halka bulunan ve aslen ön bahçede bağlama kazığı olarak kullanılan küçük (siyahi) adam heykeli lawn jockey n.
elinde para tutamayan kimse bleeder n.
ipleri elinde tutan kimse wire-puller n.
ipleri elinde tutma wire-pulling n.
yetkiyi elinde bulunduran kimse deity n.
(taşı elinde) havaya atma chuckie [scotland] n.
şansını elinde alma infausting [obsolete] n.
(abd'de) yerel kiliseye bağlı olup ona ait binaları elinde bulunduran ve papazın maaşını veren kongregasyonalist kurum parish n.
gücü elinde bulunduran kişiler people at the levers n.
(avustralya'da) gücü elinde bulunduran koyun çiftliği sahipleri sınıfı squattocracy n.
başkasının elinde maşa olan tip pawn n.
siyasi atamaları elinde bulundurma patronage n.
para birinin elinde olmak hold the purse strings of v.
elinde olmamak can't help v.
elinde olmamak be beyond one's power v.
elinde olmak be in one's power v.
birinin elinde olmak be in someone's power v.
birinin yuları elinde olmak lead someone by the nose v.
elinde tutmak have v.
elinde evirip çevirmek toy with v.
elinde kalmak remain unsold v.
elinde ne yaptığını gösterecek hiçbir şey olmamak have nothing to show for it v.
kapanın elinde kalmak sell like hot cakes v.
elinde kozu olmak have an ace up one's sleeve v.
elinde bulunmak have v.
elinde oyuncak olmak be putty in somebody's hands v.
elinde olmak help v.
elinde bulunmak possess v.
elinde ayağında dermak olmamak have no strength in one's muscles v.
elinde bulundurmak possess v.
elinde tutmak monopolize v.
kapanın elinde kalmak be in great demand v.
elinde kozu olmak have an ace in the hole v.
elinde olmak rest with v.
elinde suçlayıcı delil bulunmak have something on someone v.
elinde tutmak hold v.
elinde tutmak not to sell v.
elinde kalmak be under the control of (somebody) v.
elinde tutmak hold in reserve v.
elinde kalmak (for something) remain unsold v.
ipleri elinde tutmak pull the strings v.
ipleri elinde bulundurmak pull the strings v.
elinde olmamak be unable to help v.
elinde suclayıcı delil bulunmak have (got) something on someone v.
elinde bulundurmak keep v.
gücünü elinde tutmak take on the might of something v.
liderliği elinde tutmak keep the leading position v.
dünya rekorunu elinde bulundurmak hold the world record v.
dünya rekorunu elinde tutmak hold the world record v.
gücü elinde tutmak have the power v.
gücü elinde tutmak hold the power v.
gücü elinde tutmak hold the reins of power v.
elinde bulundurmak be vested with v.
elinde kalmak go unsold v.
elinde patlamak go unsold v.
elinde tutmak monopolise v.
elinde sigarayla görüntülenmek be spotted with cigarette in hand v.
elinde sigarayla kameralara yansımak be spotted with cigarette in hand v.
parlementoda çoğunluğu elinde bulundurmak hold majority in parliament v.
(bir şeyi) elinde tutmak handhold v.
elinde tutmak haud [scotland] v.
elinde bulundurmak obtain [obsolete] v.
elinde tutmak hod [dialect] v.
elinde tutmak impalm v.
kurumsal haklarını elinde almak disincorporate v.
elinde tutmak inclose v.
elinde patlamak founder v.
elinde ne varsa geçirmek smite v.
hakimiyeti elinde bulundurmak sovereignise v.
hakimiyeti elinde bulundurmak sovereignize v.
elinde bolca bulundurmak stink v.
elinde bulundurmak command v.
elinde tutmak retain v.
elinde sallamak flourish v.
(elinde) kalmak have v.
elinde eldiven olan mittened adj.
(mal sahibi) elinde tutan domanial adj.
(mal sahibi) elinde bulunduran domanial adj.
elinde tutmayan outgiving adj.
nispeten az sayıda mal sahibinin elinde bulunan ve açık piyasada işlem görmeyen (hisseler) private adj.
başkanlık etme yetkisini elinde bulunduran presiding adj.
parasını elinde tutan strait [obsolete] adj.
elinde olmayan sebeplerle unavoidably adv.
elinde mızrakla atilt adv.
elinde olmadan unavoidably adv.
elinde olmadan reflexly adv.
elinde olmadan helplessly adv.
elinde olmadan of force adv.
üstünlüğü elinde bulundurarak overhanded adv.
üstünlüğü elinde bulundurarak overhand adv.
elinde tutmaksızın out adv.
elinde tutmaksızın out adv.
kendi elinde in one's hand expr.
Phrasals
elinde tutmak keep hold of v.
bozulup elinde kalmak quit on someone v.
(iskambil oyununda) kartı hile amacıyla elinde tutmak hold out v.
elinde birine karşı suçlayıcı kanıt olmak get (something) on (someone) v.
elinde bulundurmak reside in v.
birini/bir şeyi biri için elinde tutmak keep someone or something for someone v.
(biri/bir şey için bir şeyi) elinde tutmak keep (something) for (someone or something) v.
(birinin) elinde olmak lie with (one) v.
birinin elinde patlamak backfire on someone v.
'-in elinde patlamak backfire on v.
bir şeyi (elinde yazarak) kopya etmek copy something out (by hand) v.
(elinde yazarak) kopyalamak copy out (by hand) v.
(elinde yazarak) kopyasını çıkarmak copy out (by hand) v.
bir şeyin (elinde yazarak) kopyasını çıkarmak copy something out (by hand) v.
bir şeyi (elinde yazarak) kopyalamak copy something out (by hand) v.
(elinde yazarak) kopya etmek copy out (by hand) v.
bozulup (birinin) elinde kalmak quit on (one) v.
bozulup elinde kalmak quit on v.
(bir şeyden/bir yerden/bir aktiviteden) elinde (bir şeyle) dönmek return (from something) with (something) v.
(birinin/bir şeyin) elinde olmak rest with (someone or something) v.
'-i elinde evirip çevirmek twiddle with v.
(bir şeyi) elinde evirip çevirmek twiddle with (something) v.
sonunda elinde (bir şeyle) kalmak wind up with (something) v.
Phrases
karşılandıktan sonra elinde kalan left after satisfying expr.
elinde olmadan in spite of oneself expr.
elinde olmadan despite (oneself) expr.
elinde olmayarak despite (oneself) expr.
elinde olmadan despite yourself expr.
elinde olmayarak despite yourself expr.
ve elinde buna benzer neyin varsa and what have you expr.
ve elinde (başka) neyin varsa and what have you expr.
Proverb
elinde çekiç olan herşeyi çivi görür to a man with a hammer, everything looks like a nail
bir şeyin hakkı onu elinde bulundurandadır possession is nine points/tenths of the law
biri bir şeyin kontrolünü/mülkiyetini elinde bulunduruyorsa başka birinin yasal hakkı olsa da bunu o kişinin elinden alması çok zordur possession is nine points/tenths of the law
elinde fırsat varken bir şeyden yararlan, sonra ihtiyaç duyduğunda fırsat kaçabilir he that will not when he may, when he will he may have nay
elinde sadece çekiç varsa her şey çivi olur if all you have is a hammer, everything looks like a nail
gençlik gençlerin elinde heba oluyor youth is wasted on the young
Colloquial
elinde bulundurana sorundan başka bir şey sağlamayan şey a white elephant n.
elinde patlamak explode in someone's face v.
elinde patlamak blow up in someone's face v.