faith - Turco Inglés Diccionario

faith

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

faith — Definition

Significado:
inanç, iman, güven
Pronunciación (IPA):
(AmE /feɪθ/ – BrE /feɪθ/)
Categoría gramatical:
İsim: faith (uncountable)
Sinónimo:
belief, trust, confidence
Antónimos:
doubt, skepticism, distrust

Significados de "faith" en diccionario turco inglés : 26 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
faith n. güven
What's the difference between faith and trust?
İnanç ve güven arasındaki fark nedir?

More Sentences
faith n. inanç
The recent developments restored faith in public services.
Son gelişmeler kamu hizmetlerine olan inancı yeniden tesis etmiştir.

More Sentences
faith n. iman
There is no greater power than faith.
İmandan daha büyük bir güç yoktur.

More Sentences
General
faith n. din
We welcome people of all races, faiths, and nationalities.
Tüm ırklardan, dinlerden ve milletlerden insanları memnuniyetle karşılıyoruz.

More Sentences
faith n. itikat
My grandmother is a woman of deep religious faith.
Büyükannem koyu dini itikatları olan bir kadındır.

More Sentences
faith n. iman
There is no greater power than faith.
İmandan daha büyük bir güç yoktur.

More Sentences
faith n. itimat
faith n. söz
faith n. niyet
faith n. tevekkül
faith n. sadakat
faith n. vaat
faith n. inan
faith n. emniyet
faith n. inanış
faith n. bağlılık
faith n. güçlü inanç
faith n. inanç sistemi
Politics
faith n. inanma
Geography
faith n. güney dakota eyaletinde şehir
faith n. north carolina eyaletinde yerleşim yeri
Archaic
faith v. inanmak
faith v. güvenmek
faith interj. doğrusu
faith interj. aslında
faith interj. sahiden

Significados de "faith" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
warrior for the faith n. gazi
good faith n. niyetin ciddiliği
good faith n. iyiniyet
religious faith n. akide
breach of faith n. güveni kötüye kullanma
good faith n. güven (birine karşı beslenen)
bahai faith n. bahai inancı
pillars of faith n. imanın şartları
good faith n. itimat
breach of faith n. sadakatin bozulması
good faith n. hüsnüniyet
good faith n. iyi niyet
punic faith n. hainlik
blind faith n. kör inanç
faith-base n. inanç temeli
book outlining the doctrines of a religious faith n. akait kitabı
articles of faith n. din akideleri
articles of faith n. din şartları
articles of faith n. din veya imanın şarları
leap of faith n. inanç sıçraması
pillar of faith n. imanın şartı
leap of faith n. inanılan bir şeyden vazgeçip ona zıt başka bir şeye inanabilme
multi-faith world n. çok inançlı dünya
multi-faith world n. çok dinli dünya
weakness of faith n. inanç zayıflığı
misuse of faith n. inancı kötüye kullanma
misuse of faith n. inancın kötüye kullanılması
abuse of faith n. inancı kötüye kullanma
abuse of faith n. inancın kötüye kullanılması
bad faith n. kötü niyet
faith healing n. inançla iyileştirme
faith healer n. inançla iyileştiren kimse
faith healer n. inanç şifacısı
islamic confession of faith n. kelime-i şahadet
strong faith n. güçlü iman
living faith n. güçlü iman
blind faith n. körü körüne inanç
freedom of thought and faith n. düşünce ve inanç özgürlüğü
article of faith n. kuvvetli kanaat
attic faith n. sarsılmaz inanç
faith community n. aynı dini inancı paylaşan insan topluluğu
faith leader n. inanç önderi
fbo (faith-based organization) n. inanç temelli kuruluş
take something on faith v. kanıt olmadan bir şeye inanmak
put faith in v. güvenmek
have faith in god v. iman etmek
put faith in v. inanmak
break one's faith v. sözünde durmamak
put faith in v. inancı olmak
act contrary to the faith and practice of the community v. akideyi bozmak
give faith something v. bel bağlamak
have faith in v. inanç duymak
lose one's faith in someone/something v. sıtkı sıyrılmak
have faith in v. inanmak
have faith in v. güveni olmak
have faith in v. güvenmek
have faith in v. inancı olmak
not to lose faith v. inancını kaybetmemek
not lose faith v. inancını yitirmemek
have faith v. güveni olmak
act in good faith v. iyi niyetli davranmak
break one's faith v. sözünü tutmamak
keep the faith v. umudu kesmemek
lose one's faith v. inancını yitirmek
lose one's faith v. inancını kaybetmek
lose one’s faith v. inancını kaybetmek
lose one’s faith v. inancını yitirmek
have little faith in drugs v. ilaçlara pek güvenmemek
put faith in v. güven duymak
have a good faith belief v. samimi olarak inanmak
lose faith in humanity v. insanlığa dair inancını kaybetmek
faith-based adj. bir dini grupla ilişkili
faith-based adj. inanç temelli
faith-based adj. dinle ilişkili
good faith adj. iyi niyetli
good faith adj. iyi niyetle yapılmış
in faith adv. itimatla gerçekten
in good faith adv. samimiyetle
in good faith adv. sadece birinin sözüne güvenerek
in faith adv. hakikaten
in bad faith adv. kötü niyetle
in faith adv. gerçekten
in good faith adv. iyi niyetle
in faith whereof adv. işbu belgeye şahadeten
in faith whereof adv. işbu belgenin kanıtı olarak
in faith adv. itimatla
on faith adv. güvenle
Proverb
faith will move mountains azmin önünde dağlar duramaz
faith will move mountains azimli insan duvarı deler
put your faith in god, and keep your powder dry eşeğini önce sağlam kazığa bağla sonra tanrı'ya emanet et
put your faith in god, but keep your powder dry eşeğini önce sağlam kazığa bağla sonra tanrı'ya emanet et
Colloquial
breach of faith n. güveni sarsma
breach of faith n. sözünden dönme
breach of faith n. sözünü tutmama
breach of faith n. güveni kötüye kullanma
breach of faith n. dürüst olmayan davranış
oh ye of little faith expr. siz inanmayanlar/güvenmeyenler!
keep the faith (baby)! exclam. inancını kaybetme (bebeğim)!
keep the faith (baby)! exclam. umudunu kesme (bebeğim)!
keep the faith (baby)! exclam. umudunu kaybetme/yitirme (bebeğim)!
Idioms
bad faith n. kötü niyet
an act of faith n. kişinin inancını/güvenini gösteren bir davranış
act of faith n. kişinin ahlakını veya inançlarını sınayan bir eylem
act of faith n. iman gücünü gösteren eylem
act of faith n. birinin ilgisini veya itimadını gösteren eylem
bad faith n. itimatsızlık
bad faith n. güvensizlik
bad faith n. şerefsizlik
bad faith n. sahtekarlık
bad faith n. ikiyüzlü davranış
pin one's faith on v. bel bağlamak
pin one's faith on v. ümit bağlamak
pin one's faith on v. körü körüne inanmak
shake someone's faith v. güvenini sarsmak
shatter one's faith v. ilkelerinden vazgeçmek
shatter one's faith v. inancını tamamen değiştirmek
shatter one's faith v. düşüncesini değiştirmek
pin one's faith on v. tamamen inanmak
pin one's faith on v. tümüyle güvenmek
keep faith with v. sadık olmak
pin one's faith upon someone v. umut bağlamak
pin one's faith upon someone v. birine bel bağlamak
restore someone's faith in something v. (birinin bir şeye olan) güvenini yeniden sağlamak
break faith with someone v. desteğini çekmek
show good faith v. iyi niyet göstermek
have faith in someone v. birine inancı olmak
keep faith with promises made v. sözlerine/vaatlerine sadık kalmak
pin one's faith on someone v. birine umutlarını bağlamak
take something on faith v. bir şeye gözü kapalı inanmak
take something on faith v. bir şeye sorgusuz sualsiz inanmak
take a leap of faith v. (bir düşünceyi benimsemek için) gözünü karartmak
pin one's faith upon v. güvenmek
break faith with (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) güvenini kırmak
break faith with (someone or something) v. (birini/bir şeyi) yarı yolda bırakmak
break faith with (someone or something) v. (birine/bir şeye) verdiği sözü yerine getirememek
break faith with (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı sözünü tutmamak
keep faith with somebody v. sözünü tutmak
keep faith with somebody v. sözünde durmak
keep faith with somebody v. güvenini boşa çıkarmak
keep faith with somebody v. sözüne sadık kalmak
break faith with somebody v. sözüne sadık kalmamak
break faith with somebody v. güvenini boşa çıkarmak
have faith in (someone or something) v. (birine/bir şeye) inanç duymak
have faith in (someone or something) v. (birine/bir şeye) güveni olmak
have faith in (someone or something) v. (birine/bir şeye) inancı olmak
have faith in (someone or something) v. (birine/bir şeye) inanmak
have faith in (someone or something) v. (birine/bir şeye) güvenmek
keep faith with (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı sadakatini korumak/sözünü tutmak
keep faith with (someone or something) v. (birine/bir şeye) sadık kalmak
keep faith with (someone or something) v. (birine/bir şeye) sadık olmak