forced - Turco Inglés Diccionario

forced

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

forced — Definition

Significado:
zorlanmış, yapay
Pronunciación (IPA):
(AmE /fɔːrst/ – BrE /fɔːst/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
compelled, artificial
Antónimos:
voluntary

Significados de "forced" en diccionario turco inglés : 11 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
forced adj. mecbur
Tom was forced to do that.
Tom bunu yapmaya mecbur tutuldu.

More Sentences
forced adj. zoraki
His forced smile showed that he was hiding something.
Zoraki gülümsemesi bir şeyler sakladığını gösteriyordu.

More Sentences
General
forced adj. zorunlu
In fact, the Member States now want forced repatriation to be paid for from the Refugee Fund.
Aslında Üye Devletler artık zorunlu geri dönüşlerin Mülteci Fonundan karşılanmasını istiyor.

More Sentences
forced adj. mecburi
The forced landing scared the passengers.
Mecburi iniş yolcuları korkuttu.

More Sentences
Computer
forced adj. zorlanmış
There has been no explanation of why Poland is forced to build a new Iron Curtain towards the east.
Polonya'nın neden doğuya doğru yeni bir Demir Perde inşa etmeye zorlandığına dair hiçbir açıklama yapılmamıştır.

More Sentences
General
forced adj. termal
forced adj. cebri
forced adj. zorlama
forced adj. basınçlı
forced adj. yapay
Law
forced adj. rıza dışı

Significados de "forced" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
forced sale n. mecburi satış
forced entry n. zorla içeri girme
forced labor n. zorla çalıştırma
forced convection n. zorlanmış taşınma
forced landing n. mecburi iniş
forced labour n. angarya
forced landing n. zorunlu iniş
forced pump n. basma tulumba
forced crop n. turfanda ürün
forced labor n. angarya
one who uses forced labor n. angaryacı
forced marriage n. mecburi evlilik
forced marriage n. zorunlu evlilik
forced marriage n. zorla evlilik
forced choice n. zorunlu tercih
forced choice n. zorunlu seçim
forced choice n. zorunlu seçme
forced competition n. zorunlu rekabet
forced marriage n. zoraki evlilik
forced wedding n. zorunlu evlilik
forced wedding n. hamilelik vb. gibi nedenlerle yapılan mecburi evlilik
forced perspective n. zorlama perspektif
forced perspective n. zorlanmış perspektif
forced diversity n. zorlama çeşitlilik
forced dialog n. doğal gelmeyen diyalog
forced dialogue n. zorlama diyalog
forced dialog n. zorlama diyalog
forced dialogue n. doğal gelmeyen diyalog
be forced v. mecbur olmak
be forced to v. mecbur kalmak
(be forced) pass time idly v. sinek avlamak
be forced to resign v. istifaya zorlanmak
be forced to compete v. rekabete zorlanmak
be forced to disembark at the port v. limanda zorla gemiden indirilmek
be forced to v. mecbur bırakılmak
be forced v. mecbur edilmek
be forced into doing something v. bir şey yapmaya zorlanmak
be forced into doing something v. bir şey yapmak zorunda kalmak
be forced to v. zorunda bırakılmak
forced to adj. mahkum
Speaking
there's no sign of a forced entry expr. zorla girildiğine dair bir işaret yok
nobody forced me expr. kimse beni zorlamadı
Trade/Economic
forced billing n. malın tesliminde ödemeyi sağlamak için kullanılan bir belge
forced sale value n. zorunlu satış değeri
forced loan n. zorunlu borçlanma
forced loan n. zorunlu borç
forced loan n. cebri istikraz
forced saving n. zorunlu tasarruf
forced causes n. zorlayıcı nedenler
forced sale n. zorunlu veya acele satış
forced labor n. angarya
forced sale value n. cebri satış değeri
forced sale value n. tasfiye değeri
forced loan n. mecburi istikraz
forced labor n. cebri çalıştırma
forced conversion n. zorunlu değişim
forced sale by auction n. icra yoluyla cebri satış
forced sale n. cebri satış
forced sale n. zorunlu satış
forced labour n. cebri çalıştırma
forced labour n. zorla çalıştırma
forced choice rating n. zorunlu cevaplama yöntemi
forced loan n. mecburi borçlanma
forced savings n. cebri tasarruf
forced savings n. zorunlu tasarruf
forced choice appraisal n. zorlanmış tercih değerlendirmesi
forced and compulsory labour n. zorla ve zorunlu çalışma
forced and compulsory labor n. cebri ve zorunlu çalışma
forced and compulsory labour n. cebri ve zorunlu çalışma
forced and compulsory labor n. zorla ve zorunlu çalışma
forced saving n. zorunlu tasarruf
Law
forced prostitution n. zorla fuhuş
forced displacement n. zorla yerinden edilme
forced execution office n. icra dairesi
forced prostitution n. zorla alıkoyarak fuhuş ya da cinsel istismar
forced pregnancy n. zorla hamile bırakma
forced loan n. zorunlu tasarruf
forced saving n. zorunlu tasarruf
forced sale n. cebri satış
forced sexual exploitation n. zorla alıkoyarak cinsel istismar
forced prostitution n. zorla alıkoyarak fuhuş
forced sexual exploitation n. zorla alıkoyarak fuhuş
forced prostitution n. zorla alıkoyarak cinsel istismar
forced heir n. mahfuz hisseli mirasçı
forced eviction n. zorla tahliye
forced entry victim n. haneye tecavüz kurbanı
attempted forced entry n. haneye tecavüz girişimi
forced entry n. haneye tecavüz
forced disappearance n. cebri kaybolma
forced disappearance n. zorla kaybolma
forced migration n. zorunlu göç
forced labour n. zorla çalıştırma
forced labour v. zorla çalıştırmak
do a forced military service v. zorla askerlik yapmak
forced labor v. zorla çalıştırmak
no sign of forced entry expr. zorla girme belirtisi yok
Politics
forced migration n. zorla göç ettirme
forced disappearances n. zorla kaybedilenler
forced emigration n. zoraki göç
forced resettlement n. zorla yerleştirme
forced migration n. zorunlu göç
forced exchange n. zorunlu mübadele
forced labour v. zorla çalıştırmak
Technical
forced circulation n. basınçla dolaşım
forced oscillation n. cebri osilasyon
forced programming n. en az erişim süreli programlama
forced feed lubricator n. yağ otomatiği
forced lubrication n. kuvvetlendirilmiş yağlama
forced feed n. basınçlı yağ ile besleme yöntemi
forced lubrication n. basınçla yağlama
forced response n. zorlanmış tepki
forced exhaust n. cebri egzoz
forced vibration n. zorlanmış titreşim
forced air n. basınçlı hava
forced draught cooling n. cebri çekişli soğutma
forced feed lubricator n. mekanik yağdanlık
forced circulation n. cebri sirkülasyon
forced draught condenser n. cebri çekişli kondenser
forced vibration n. cebri titreşim
forced draught n. cebri çekiş
forced lubrication n. basınçlı yağlama
forced warm air furnace n. cebri sıcak havalı fırın
forced draft fan n. cebri draft fanı
forced lubrication n. zorunlu yağlama
forced feed lubricator n. lubrikatör
forced convection n. cebri konveksiyon
forced draft n. kuvvetlendirilmiş baca çekmesi
forced circulation n. cebri dolaşım
forced draught burner n. cebri çekişli brülör
forced lubrication n. cebri yağlama
forced circulation n. cebi dolaşım
forced air quenching n. basınçlı havayla su verme
forced air n. cebri hava
forced production n. hızlandırılmış üretim
forced draft n. zorlamalı çekiş
forced air cooling n. basınçlı havayla soğutma
forced ventilation n. zorlamalı havalandırma
forced convection n. zorlamalı ısıyayınımı
forced feed n. zorla verme
forced draft cooling tower n. zorlamalı çekişli soğutma kulesi
forced pump n. basma tulumba
forced draught n. zorlu çekiş
forced air supply n. vantilasyon havası sağlanması
forced feed n. zorla besleme
forced ventilation n. fanlı havalandırma
forced circulation n. basınçlı dolaşım
forced circulation system n. basınçlı dolaşım sistemi
forced draught furnace n. cebri çekişli ocak
forced circulation n. zorlamalı dolaşma
forced feed n. zorlamalı besleme