fresh- - Turco Inglés Diccionario

fresh-

Significados de "fresh-" en diccionario turco inglés : 3 resultado(s)

Inglés Turco
General
fresh- pref. yeni anlamını veren bir ön ek
fresh- pref. son anlamını veren bir ön ek
fresh- pref. yakında olmuş anlamını veren bir ön ek

Significados de "fresh-" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
fresh adj. taze
General
fresh breeze n. şiddetli rüzgar
fresh food n. taze besin
fresh n. dirilik
fresh n. körpelik
fresh n. acemilik
fresh breeze n. frişka
fresh water trout n. çapak balığı
quite fresh n. taze taze
fresh n. serinlik
fresh fruit n. yaş meyve
fresh water n. tatlı su
fresh air n. açık hava
a breath of fresh air n. yeni bir soluk
fresh water biology n. tatlı su biyolojisi
fresh blood n. taze kan
fresh bean n. taze fasulye
fresh n. taravet
fresh money n. yeni para
fresh bread n. taze ekmek
fresh coriander n. taze kişniş
fresh bait n. canlı yem
fresh start n. yeni bir başlangıç
fresh start n. temiz bir sayfa
fresh fruit n. taze meyva
fresh air n. taze hava
fresh water n. tatlısu
fresh air n. temiz hava
fresh water n. yumuşak su
fresh-squeezed orange juice n. taze sıkılmış portakal suyu
fresh-water fishing n. tatlı su balıkçılığı
fresh-squeezed fruit juice n. taze sıkılmış meyve suyu
day-fresh egg n. günlük yumurta
fresh fish n. top ateşiyle ölmesi kuvvetle muhtemel birlik
fresh fish n. savaşa giden askerler (ölme ihtimali ile)
fresh products n. taze ürünler
fresh news n. yeni haberler
fresh air need n. taze hava ihtiyacı
strong fresh brewed tea n. demli çay
fresh state n. taze haldeki/hali
fresh state n. taze hal
fresh state n. yeni/ilk günkü durumu
fresh walnut n. taze ceviz
fresh soldier n. acemi asker
fresh strawberry n. taze çilek
fresh tea n. yaş çay
fresh tea n. taze çay
fresh coffee n. taze kahve
fresh corn n. taze mısır
fresh mint n. taze nane
fresh cake n. taze pasta
fresh date n. taze hurma
fresh thyme n. taze kekik
fresh graduate n. yeni mezun
a breath of fresh air n. temiz hava
a cake topped off with fresh fruit n. üzeri taze meyve kaplı bir pasta
fresh blood n. bir grubun veya organizasyonun yeni fikirleri, becerileri ile onu daha verimli kılan üyeleri
fresh and dry weight n. yaş ve kuru ağırlık
fresh water n. bol miktarda tuz içermeyen su
fresh n. ilk kısım
fresh n. yeni kısım
fresh n. erken dönem
fresh water resources n. tatlı su kaynakları
be supplied to the consumer as fresh v. tüketiciye taze olarak sunulmak
break fresh ground v. çığır açmak
remain fresh v. tazeliğini korumak
get fresh with v. sulanmak
go for a walk in the fresh air v. hava almak
get fresh with v. yeşillenmek
remain fresh v. taze kalmak
let some fresh air into v. havalandırmak
make fresh v. tazeleştirmek
give a fresh impetus to v. canlandırmak
breathe fresh air v. hava almak
keep fresh v. taze tutmak
get some fresh air v. biraz temiz hava almak
go out for fresh air v. temiz havaya çıkmak
go out for fresh air v. temiz hava almaya çıkmak
take a fresh look v. yeniden bakmak
give a fresh refill v. (biten bir içeceği) tazelemek
see things from a fresh angle v. olayları farklı açıdan görmek
fresh v. kendi kendine tazelenmek
fresh [obsolete] v. tazelenmek
fresh [obsolete] v. tazelemek
stay fresh v. taze kalmak
stay fresh v. tazeliğini korumak
fresh adj. çiçeği burnunda
as fresh as a daisy adj. dinç
fresh adj. körpe
as fresh as a daisy adj. uyanık
fresh adj. serin (hava)
fresh adj. yeni
fresh adj. diri
as fresh as a daisy adj. canlı
fresh adj. arsız
fresh adj. yeni yapılmış
as fresh as daisy adj. hayat dolu
as fresh as paint adj. cin gibi
as fresh as paint adj. zeki
fresh adj. zinde
fresh adj. acemi
fresh adj. taptaze
as fresh as paint adj. pırıl pırıl
as fresh as adj. kadar taze
fresh adj. yeni olarak yapılmış
fresh and crisp adj. badem gibi
fresh adj. tuzlu olmayan (su)
fresh adj. yüzsüz
fresh adj. tatlı (su)
fresh adj. canlı
fresh adj. kütür kütür
fresh adj. hayat dolu
fresh adj. dinç
fresh adj. taravetli
not fresh adj. bayat
fresh adj. taze (hava)
as fresh as a daisy adj. taze
fresh adj. serin
fresh adj. küstah
fresh adj. dumanı üstünde
fresh adj. günlük
fresh adj. yeniden yapılan
fresh adj. yeni olmuş
not fresh adj. kart
fresh adj. yaş
fresh adj. giyilmemiş
fresh adj. ışıl ışıl
fresh adj. taze
as fresh as a daisy adj. turp gibi
fresh adj. tuzsuz (tereyağı)
fresh adj. temiz
fresh-water adj. yeteneksiz
fresh-water adj. deneyimsiz
fresh-water adj. tecrübesiz
fresh from something adj. henüz bitirmiş
fresh from something adj. yeni bitirmiş
young and fresh adj. terütaze
fresh-eyed adj. heyecanla/merakla bakan
fresh-eyed adj. meraklı gözlerle bakan
fresh-faced adj. genç
fresh-faced adj. zinde ve genç görünen
fresh adj. iç açıcı
box-fresh adj. hiç kullanılmamış
box-fresh adj. bozulmamış
box-fresh adj. yepyeni
box-fresh adj. kutudan yeni çıkmış
fresh-new adj. deneyimsiz
fresh adj. pak
fresh adj. sağlıklı görünen
fresh adj. başına buyruk yaşayan