giving - Turco Inglés Diccionario

giving

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

giving — Definition

Significado:
verici, cömert
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈɡɪvɪŋ/ – BrE /ˈɡɪvɪŋ/)
Categoría gramatical:
Sıfat; İsim: giving (uncountable)
Sinónimo:
generous
Antónimos:
selfish

Significados de "giving" en diccionario turco inglés : 10 resultado(s)

Inglés Turco
General
giving n. hediye
He couldn't think what he should give her for her birthday.
Ona doğum gününde ne hediye alacağını bilemiyordu.

More Sentences
giving adj. verici
It is regrettable that we do not have any instrument with which to give assistance in situations like this.
Bu gibi durumlarda yardım sağlayabileceğimiz herhangi bir enstrümana sahip olmamamız üzüntü vericidir.

More Sentences
giving n. bağışlama
giving n. verme
giving n. hibe
giving n. bağış
giving n. verilen şey
giving n. allah vergisi
giving adj. cömert
giving adj. gönlü bol

Significados de "giving" con otros términos en diccionario inglés turco: 125 resultado(s)

Inglés Turco
General
giving up n. vazgeçme
string giving the lowest sound n. bamteli
giving in marriage n. evlendirme
giving evidence n. şahitlik
giving out smoke n. tütme
giving away n. ele verme
giving back n. iade
quarrel over not giving pass n. yol vermedin kavgası
giving glory to god n. hamd
places for giving alms n. ihtiyaçgah
giving off n. neşir
quarrel over giving or not giving pass n. yol verdin yol vermedin kavgası
aid giving nation n. yardım eden ülke
(battery) giving out n. pil bitmesi
giving instruction n. talimat verme
giving a decision n. karar verme
giving a security n. teminat verme
prize-giving ceremony n. ödül töreni
milk-giving animal n. sağım
giving forth n. yayma
giving forth n. yayın
alms-giving n. sadaka
alms-giving n. sadaka verme
giving gift n. hediye verme
giving gift n. ihda
unselfish giving n. kendini düşünmeden verme/bağışlama
charitable giving n. hayırsever bağışı
name giving n. ad verme
name giving n. isim verme
giving off n. dağıtma
giving off n. saçma
giving off n. yayma
giving in n. yığılma
giving in n. içe çökme
giving up n. yenilgiyi kabul etme
giving out n. ilan edilen şey
giving out n. iddia edilen şey
giving out n. dile getirilen şey
giving birth n. doğum yapma
giving in n. çöküş
giving birth n. doğurma
giving out n. bildiri
giving up n. koyverme
sit giving oneself airs v. beşlik simit gibi kurulmak
be self-giving v. özverili olmak
break the tradition of gift giving v. hediye verme geleneğini bozmak
know what she's giving the children to read v. çocuklara okumaları için verdiği şeyleri bilmek
make someone feel like giving up v. cesaretini kırmak
giving no sound adj. sağır
life-giving adj. canlandıran
health-giving adj. şifalı
giving birth to adj. doğum yapan
light giving adj. ışık saçan
self-giving adj. fedakar
energy-giving adj. enerji veren
energy-giving adj. enerji verici
life-giving adj. hayat veren
like giving a charity adv. sadaka verir gibi
without giving information adv. bilgi vermeksizin
not giving rise to prep. mahal bırakmaksızın
Phrases
without giving any reason expr. herhangi bir neden göstermeden
without giving any chance expr. fırsat tanımadan
without giving any chance expr. şans tanımadan
without giving any chance expr. fırsat vermeden
without giving any excuse expr. mazeret bildirmeksizin
Colloquial
always taking never giving n. hep alıp hiç vermeme
make someone feel like giving up v. bırakma/pes etme noktası getirmek
make someone feel like giving up v. canından bezdirmek
without giving any chance expr. şans vermeden
it's giving expr. şu havası var
it's giving expr. şöyle bir havası var
it's giving expr. şunu çağrıştırıyor
Idioms
stop giving me hard time n. bana sıkıntı verme
giving tuesday n. kara cuma ve siber pazartesi gibi insanları tüketime teşvik eden günlere tepki olarak ortaya çıkmış bir yardım günü
giving tuesday n. hayırsever salı
giving tuesday n. yardım salısı/günü
giving tuesday n. abd'de insanların yardım bağışları yapmaya teşvik edildiği şükran günü'nden sonraki salı günü
stop giving me hard time expr. beni rahat bırak
stop giving me hard time expr. bana huzur ver
stop giving me hard time expr. benim üzerime gelme
like giving strawberries to a donkey expr. eşek hoşaftan ne anlar durumu
like giving a donkey strawberries expr. eşek hoşaftan ne anlar durumu
Speaking
I'm giving you the ball expr. gerisi sana kalmış
we're not giving up expr. pes etmiyoruz
I'm not giving it up expr. ondan vazgeçmiyorum
be grateful for what i'm giving you expr. verdiklerime şükredin
the teacher is giving the lecture expr. öğretmen ders anlatıyor
the teacher is giving the lecture expr. öğretmen dersi anlatıyor
stop giving yourself stress expr. sıkma artık canını
stop giving yourself stress expr. sıkma canını
why are you giving me a hard time about my tattoos and earring? expr. niye uğraşıyorsun benim dövmemle küpemle?
why are you giving him a hard time? expr. sen niye onu uğraştırıyorsun?
Trade/Economic
giving effect statement n. proforma tablo
giving effect statement n. proforma hesap durumu
giving out n. dağıtım
giving out n. tevzi
time allowed for giving notice n. müsaade edilen bildirme süresi
third parties giving guarantees on behalf of the enterprise n. şirket adına garanti verilen üçüncü şahıslar
warm-glow giving n. bağış yapmanın verdiği hoş duygu
Law
decision of giving back to duty n. göreve iade kararı
giving order n. emir verme
giving testimony n. şahitlik etme
giving of evidence n. delil ikamesi
giving instruction n. talimat verme
giving death penalty n. ölüme mahkum etme
giving death penalty n. ölüm cezası verme
pleasure-giving substance n. keyif verici madde
Politics
giving electricity n. elektrik verme
Technical
weight giving finish n. dolgu apresi
weight giving finish n. dolgunluk apresi
weight giving finish n. ağırlaştırma apresi
Computer
before giving up retry expr. vazgeçmeden önce
Telecom
prefix giving access to the long-distance telex network n. uzun mesafeli teleks şebekesine erişim sağlayan ön numara
Textile
weight giving finish n. dolgunluk apresi
weight giving finish n. ağırlaştırma apresi
weight giving finish n. dolgu apresi
Medical
giving sets n. verme setleri
giving bad news to patients' family n. hasta ailesine kötü haberi verme
giving bad news to patient n. hastaya kötü haberi verme
giving oxygen via tracheotomy canula n. trakeotomi kanülünden oksijen verme
experience of giving birth n. doğum deneyimi
giving-up/given-up complex n. vazgeçme/vazgeçilme kompleksi
giving medication n. ilaç verme
giving medication n. ilaç tedavisi uygulama
Physiology
giving suck n. süt verme