glanced - Turco Inglés Diccionario

glanced

glanced — Definition

Significado:
kısa bakış, göz atmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɡlæns/ – BrE /ɡlɑːns/)
Categoría gramatical:
İsim: glance (glances); Fiil: glance (glances – glanced – glancing)
Sinónimo:
glimpse
Antónimos:
stare

Significados de "glanced" en diccionario turco inglés : 54 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
glance n. bakış
Please allow me to end with a glance into the future.
Lütfen geleceğe bir bakışla bitirmeme izin verin.

More Sentences
glance v. göz atmak
Glancing through a scientific report on the status of fish stocks makes for very depressing reading these days.
Balık stoklarının durumuna ilişkin bilimsel bir rapora göz atmak bugünlerde çok iç karartıcı bir okuma haline geliyor.

More Sentences
glance n. kısa bakış
glance n. kısaca bakış
General
glance v. göz gezdirmek
He was nodding as he glanced through the agreement.
Anlaşmaya göz gezdirirken başını sallıyordu.

More Sentences
glance v. bakmak
He glanced at his watch for the third time.
Üçüncü kez saatine baktı.

More Sentences
glance v. göz atmak
Glancing through a scientific report on the status of fish stocks makes for very depressing reading these days.
Balık stoklarının durumuna ilişkin bilimsel bir rapora göz atmak bugünlerde çok iç karartıcı bir okuma haline geliyor.

More Sentences
glance v. şöyle bir bakmak
The professor glanced at her watch and said, "Your time is up."
Hoca saatine şöyle bir baktı ve "Süreniz doldu" dedi.

More Sentences
Technical
glance v. bakmak
He glanced at his watch for the third time.
Üçüncü kez saatine baktı.

More Sentences
glance v. göz atmak
Glancing through a scientific report on the status of fish stocks makes for very depressing reading these days.
Balık stoklarının durumuna ilişkin bilimsel bir rapora göz atmak bugünlerde çok iç karartıcı bir okuma haline geliyor.

More Sentences
General
glance n. parıltı
glance n. ima
glance n. göz
glance n. nazar
glance n. sıyırma
glance n. göz atma
glance n. (krikette) topun yönünü bacak tarafına doğru değiştirmek için eğik sopa ile yapılan vuruş
glance v. bakıvermek
glance v. parıldamak
glance v. sekmek
glance v. (ışık huzmesinin) yansıtıcı bir yüzeye eğik şekilde çarpıp açı yaparak yansımak
glance v. ışığın aralıklı olarak hızla parlamasına sebep olacak ani hareketler yapmak
glance v. sürekli parlak ışınımlar yaparak parlamak
glance v. ışık saçmak
glance v. tesadüfen bahsetmek
glance v. yüzeysel olarak bahsetmek
glance v. kinayeli konuşmak
glance v. ima etmek
glance v. bir şeye eleştirel üslupla değinmek
glance v. bir şeyi lafı uzatmadan hicvetmek
glance v. bir şeyi detayına girmeden eleştirmek
glance v. verev gitmesini sağlamak
glance v. (mızrak, taş, kurşun) yüzeyden sekecek şekilde fırlatmak veya atmak
glance v. (krikette) eğik sopa ile vurarak topun yönünü bacak tarafına doğru değiştirerek oynamak
glance v. bolca parıltı vermek
glance v. çok parlak hale getirmek
glance v. oblik sekecek şekilde fırlatmak
glance v. oblik sekecek şekilde vurmak
Technical
glance n. metalik parlaklığı maden cevheri
glance n. pırıltılı mineral
Informatics
glance n. ekranda yer alan ve bir bakışta anlaşılabilen bilgi
Optics
glance n. yansıtıcı bir yüzeye eğik şekilde çarpıp açı yaparak yansıyan ışık huzmesi
glance n. ışın
Sport
glance v. (krikette) eğik sopa ile vurarak topun yönünü bacak tarafına doğru değiştirmek
Football
glance v. topa kafayla hafifçe vurmak
glance v. ustalıkla kafa vuruşu yapmak
Archaic
glance n. hızlı şekilde yapılan çapraz hareket
glance n. yönünden sapmış etki
glance n. yönünden sapmış darbe
glance n. kısa ve hicivci atıf
glance n. laf dokundurma
glance v. (konuşurken veya yazarken) bir konudan diğerine atlamak
glance v. dolaylı olarak hedef almak
glance v. çıtlatmak

Significados de "glanced" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
a sidelong glance n. yan yan bakma
a cursory glance n. göz gezdirme
glance at n. ima
first glance n. ilk bakış
farewell glance n. veda bakışı
contents at a glance n. bir bakışta içindekiler
life at a glance n. bir bakışta hayat
furtive glance n. gizlice göz gezdiriş
furtive glance n. kaçamak bakış
incisive glance n. keskin bakış
incisive glance n. delici bakış
lightning glance n. anlık delici bakış
side-glance n. yan bakış
side-glance n. üstünkörü inceleme
side-glance n. dokundurma
side-glance n. dolaylı atıf
side-glance n. yana bakış
glance each other v. bakışmak
glance over v. göz atmak
glance off v. sıyırmak
glance at v. göz gezdirmek
take a glance at v. göz gezdirmek
cast a glance v. bir göz atmak
glance off v. sıyırıp geçmek
glance at v. göz atmak
throw a glance at v. bakış atmak
glance over v. göz gezdirmek
shoot a glance v. göz atmak
flash a glance v. göz atmak
take a glance at v. göz atmak
throw a glance at v. şöyle bir bakmak
shoot a glance v. göz gezdirmek
cast a glance v. şöyle bir bakmak
take a glance v. şöyle bir bakmak
take in the scene at a glance v. durumu hemen kavramak
capture a glance v. ilgisini çekmek
capture a glance v. dikkatini çekmek
glance at the watch v. saate bakmak
glance through v. göz gezdirmek
glance over v. üstünden şöylesine geçmek
see at a glance v. ilk bakışta görmek
glance (at) v. (yazı veya konuşmada) bir konuya kısaca veya dolaylı olarak değinmek
glance [obsolete] v. ucundan dokunmak
glance [obsolete] v. verevine hızla hareket etmek
glance [obsolete] v. üstü kapalı bir şekilde bahsetmek
glance [obsolete] v. sıyırıp geçmek
glance [obsolete] v. kısaca zikretmek
side-glance v. yandan bakmak
at a single glance adv. tek bakışta
at first glance adv. ilk bakışta
at a single glance adv. bir bakışta
Phrasals
glance over v. hızla göz atmak
glance over v. hızla göz gezdirmek
glance through v. hızla okumak
glance at v. göz atmak
glance at v. göz ucuyla bakmak
glance down v. hızla okumak
glance down v. göz gezdirerek okumak
glance off v. sıyırıp geçmek
glance through v. hızla göz gezdirmek
glance round v. çevresine göz atmak
glance round v. çabucak çevresine bakmak
glance back v. arkasına bir göz atmak
glance over v. hızla okumak
glance through v. hızla göz atmak
glance round v. etrafına bakmak
glance at v. gözünün ucuyla bakmak
glance up from (newspaper etc.) v. kafasını okuduğu gazeteden vb. kaldırıp kısa bir süre bakmak
glance around v. (etrafa) bakınmak
glance down v. aşağıdaki bir şeye bakmak
glance down v. aşağıya bakmak
steal a glance at someone v. birine gözünün ucuyla bakmak
glance down v. utanmak
glance down v. utanarak başını eğmek
glance down v. utanarak başını yere/önüne eğmek
glance back v. arkaya dönüp bir göz atmak
glance back v. arkasını hızlıca kolaçan etmek
glance back v. kendine bakan birine dönüp hızlıca/bir anlığına bakmak
glance back v. bakışlarını birine çevirmek
glance back v. hızlıca dönüp arkasındakine bakmak
glance back v. kendine bakan birine bakışlarını çevirmek
glance back v. dönüp birine bakmak
glance down v. utanarak/utancından yere bakmak
glance down v. utancından başını/bakışlarını yerden kaldırmamak
glance around (some thing or place) v. (bir şeye/yere) hızlıca göz gezdirmek
glance back at (someone or something) v. arkasındaki (birine/bir şeye) bir göz atmak
glance over (someone or something) v. (birine/bir şeye) hızla göz atmak
glance over (someone or something) v. (birine/bir şeye) hızla göz gezdirmek
glance off (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) sekerek gitmek
glance off (of) (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) sekerek gitmek
glance over (someone or something) v. (birine/bir şeye) göz gezdirmek
glance off (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) sekerek sıçramak
glance around (some thing or place) v. (bir şeye/yere) hızlıca göz atmak
glance away v. falso yapmak
glance back at (someone or something) v. hızlıca dönüp arkasındaki (birine/bir şeye) bakmak
glance around (some thing or place) v. (bir şeye/yere) şöyle bir bakmak
glance down (at something) v. aşağıdaki (bir şeye) bakmak
glance at (someone or something) v. (birine/bir şeye) hızlıca göz atmak/bakmak
glance down (at something) v. başını eğip (bir şeye) bakmak
glance around (some place) v. (bir yere) şöyle bir bakmak
glance off (of) (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) sekmek
glance over (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstünden şöylesine geçmek
glance over at (someone or something) v. (birine/bir şeye) göz ucuyla bakmak
glance back at (someone or something) v. arkasındaki (birini/bir şeyi) hızlıca kolaçan etmek
glance over (someone or something) v. (birine/bir şeye) göz atmak
glance back at (someone or something) v. bakışlarını (birine/bir şeye) yöneltmek
glance at (someone or something) v. (birine/bir şeye) şöyle bir bakmak
glance around (some place) v. (bir yere) hızlıca göz atmak
glance back at (someone or something) v. bakışlarını (birine/bir şeye) çevirmek
glance off (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) sekmek
glance around (some place) v. (bir yere) hızlıca göz gezdirmek
glance at (someone or something) v. (birine/bir şeye) hızlıca bir bakış atmak/göz gezdirmek
glance away v. yön değiştirmek
glance back at (someone or something) v. dönüp (birine/bir şeye) bakmak
glance down at (someone or something) v. başını eğip (birine/bir şeye) bakmak
glance down at (someone or something) v. aşağıdaki (birine/bir şeye) bakmak
glance off (of) (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) sekerek sıçramak
glance over at (someone or something) v. (birine/bir şeye) hızlıca göz atmak
glance through (something) v. (bir şeye) hızlıca göz atmak
glance over at (someone or something) v. (birine/bir şeye) hızla göz atmak
glance through (something) v. (bir şeye) şöyle bir göz gezdirmek/atmak
glance through (something) v. (bir şeye) göz gezdirmek
glance over at (someone or something) v. (birine/bir şeye) şöylesine bir bakmak
glance through (something) v. (bir şeyi) şöyle bir okumak
glance over at (someone or something) v. (birine/bir şeye) göz atmak
Phrases
glance away v. gözlerini kaçırmak
health at a glance expr. sağlığa kısa bir bakış
at a glance expr. genel bir bakışla
at a glance expr. özet olarak
at a glance expr. kısa bir bakışla
Colloquial
a quick glance n. şöyle bir bakma
a fleeting glance n. hızlıca bakma
a fleeting glance n. şöyle bir bakma
a quick glance n. hızlıca bakma
Idioms
fleeting glance n. hızlıca bakma
fleeting glance n. göz ucuyla bakma/görme
fleeting glance n. şöyle bir bakma
steal a glance v. göz ucuyla bakmak
glance off v. sıyırmak
glance off v. sıyırıp geçmek
dart a glance at v. bir an için hızla bakmak
dart a glance at v. göz atmak
dart a glance at v. şöyle bir göz atmak
dart a glance at v. şöyle bir göz gezdirmek
know at a glance that v. görür görmez bilmek/tanımak
know at a glance that v. bir bakışta bilmek/anlamak
steal a glance (at somebody/something) v. (birine/bir şeye) çaktırmadan bir bakış atmak
steal a glance (at somebody/something) v. (birine/bir şeye) göz ucuyla bakmak
steal a glance (at somebody/something) v. (birine/bir şeye) hızlıca bir bakış atmak
steal a glance (at somebody/something) v. (birine/bir şeye) çaktırmadan göz ucuyla bakıvermek