| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | glance n. | bakış | ||
|
Please allow me to end with a glance into the future. Lütfen geleceğe bir bakışla bitirmeme izin verin. More Sentences |
||||
| Common Usage | glance v. | göz atmak | ||
|
Glancing through a scientific report on the status of fish stocks makes for very depressing reading these days. Balık stoklarının durumuna ilişkin bilimsel bir rapora göz atmak bugünlerde çok iç karartıcı bir okuma haline geliyor. More Sentences |
||||
| Common Usage | glance n. | kısa bakış | ||
| Common Usage | glance n. | kısaca bakış | ||
| General | ||||
| General | glance v. | göz gezdirmek | ||
|
He was nodding as he glanced through the agreement. Anlaşmaya göz gezdirirken başını sallıyordu. More Sentences |
||||
| General | glance v. | bakmak | ||
|
He glanced at his watch for the third time. Üçüncü kez saatine baktı. More Sentences |
||||
| General | glance v. | göz atmak | ||
|
Glancing through a scientific report on the status of fish stocks makes for very depressing reading these days. Balık stoklarının durumuna ilişkin bilimsel bir rapora göz atmak bugünlerde çok iç karartıcı bir okuma haline geliyor. More Sentences |
||||
| General | glance v. | şöyle bir bakmak | ||
|
The professor glanced at her watch and said, "Your time is up." Hoca saatine şöyle bir baktı ve "Süreniz doldu" dedi. More Sentences |
||||
| Technical | ||||
| Technical | glance v. | bakmak | ||
|
He glanced at his watch for the third time. Üçüncü kez saatine baktı. More Sentences |
||||
| Technical | glance v. | göz atmak | ||
|
Glancing through a scientific report on the status of fish stocks makes for very depressing reading these days. Balık stoklarının durumuna ilişkin bilimsel bir rapora göz atmak bugünlerde çok iç karartıcı bir okuma haline geliyor. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | glance n. | parıltı | ||
| General | glance n. | ima | ||
| General | glance n. | göz | ||
| General | glance n. | nazar | ||
| General | glance n. | sıyırma | ||
| General | glance n. | göz atma | ||
| General | glance n. | (krikette) topun yönünü bacak tarafına doğru değiştirmek için eğik sopa ile yapılan vuruş | ||
| General | glance v. | bakıvermek | ||
| General | glance v. | parıldamak | ||
| General | glance v. | sekmek | ||
| General | glance v. | (ışık huzmesinin) yansıtıcı bir yüzeye eğik şekilde çarpıp açı yaparak yansımak | ||
| General | glance v. | ışığın aralıklı olarak hızla parlamasına sebep olacak ani hareketler yapmak | ||
| General | glance v. | sürekli parlak ışınımlar yaparak parlamak | ||
| General | glance v. | ışık saçmak | ||
| General | glance v. | tesadüfen bahsetmek | ||
| General | glance v. | yüzeysel olarak bahsetmek | ||
| General | glance v. | kinayeli konuşmak | ||
| General | glance v. | ima etmek | ||
| General | glance v. | bir şeye eleştirel üslupla değinmek | ||
| General | glance v. | bir şeyi lafı uzatmadan hicvetmek | ||
| General | glance v. | bir şeyi detayına girmeden eleştirmek | ||
| General | glance v. | verev gitmesini sağlamak | ||
| General | glance v. | (mızrak, taş, kurşun) yüzeyden sekecek şekilde fırlatmak veya atmak | ||
| General | glance v. | (krikette) eğik sopa ile vurarak topun yönünü bacak tarafına doğru değiştirerek oynamak | ||
| General | glance v. | bolca parıltı vermek | ||
| General | glance v. | çok parlak hale getirmek | ||
| General | glance v. | oblik sekecek şekilde fırlatmak | ||
| General | glance v. | oblik sekecek şekilde vurmak | ||
| Technical | ||||
| Technical | glance n. | metalik parlaklığı maden cevheri | ||
| Technical | glance n. | pırıltılı mineral | ||
| Informatics | ||||
| Informatics | glance n. | ekranda yer alan ve bir bakışta anlaşılabilen bilgi | ||
| Optics | ||||
| Optics | glance n. | yansıtıcı bir yüzeye eğik şekilde çarpıp açı yaparak yansıyan ışık huzmesi | ||
| Optics | glance n. | ışın | ||
| Sport | ||||
| Sport | glance v. | (krikette) eğik sopa ile vurarak topun yönünü bacak tarafına doğru değiştirmek | ||
| Football | ||||
| Football | glance v. | topa kafayla hafifçe vurmak | ||
| Football | glance v. | ustalıkla kafa vuruşu yapmak | ||
| Archaic | ||||
| Archaic | glance n. | hızlı şekilde yapılan çapraz hareket | ||
| Archaic | glance n. | yönünden sapmış etki | ||
| Archaic | glance n. | yönünden sapmış darbe | ||
| Archaic | glance n. | kısa ve hicivci atıf | ||
| Archaic | glance n. | laf dokundurma | ||
| Archaic | glance v. | (konuşurken veya yazarken) bir konudan diğerine atlamak | ||
| Archaic | glance v. | dolaylı olarak hedef almak | ||
| Archaic | glance v. | çıtlatmak | ||