gruplar - Turco Inglés Diccionario

gruplar

Significados de "gruplar" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Computer
gruplar groups n.
This line of reasoning, which appears to be common to the different groups, is extremely interesting.
Farklı gruplar için ortak gibi görünen bu akıl yürütme biçimi son derece ilginçtir.

More Sentences

Significados de "gruplar" con otros términos en diccionario inglés turco: 128 resultado(s)

Turco Inglés
General
etnik gruplar ethnic groups n.
kompakt gruplar compact groups n.
yerel kompakt gruplar locally compact groups n.
ezilen gruplar disadvantaged groups n.
marjinal gruplar marginal groups n.
sonlu gruplar finite groups n.
sosyal gruplar social groups n.
gruplar arası çatışma group identity conflict n.
simetri gruplar symmetry groups n.
edebiyatta etnik gruplar ethnic groups in literature n.
sanal gruplar virtual communities n.
toplumdışı gruplar marginal groups n.
matris gruplar matrix groups n.
sonlu basit gruplar finite simple groups n.
sonsuz gruplar infinite groups n.
topolojik gruplar topological groups n.
ilişkisel gruplar relational groups n.
yerleşimci gruplar groups of settlers n.
özel çıkar elde ettikleri mevcut bir sistemi sürdürmeyi veya kontrol etmeyi amaçlayan gruplar vested interest n.
insanlar, gruplar veya işletmeler arası ortaklıklar kuran veya kurmaya çalışan kimse matchmaker n.
ziyafetlerde konukların ayrıldığı küçük gruplar mess n.
gruplar halinde çalışan yankesici mobsman [obsolete] n.
kişiler veya gruplar arasındaki ilişkilerin bozulması rent n.
gruplar arası ilişkiler correspondency [obsolete] n.
akran veya dostlarla ilişki kurma veya sosyal gruplar oluşturma eğilimi sociality n.
(gruplar ve bireyler arasında) karşılıklı işbirliği symbiosis n.
farklı gruplar arası üreme outbreeding n.
gruplar halinde düzenlemek arrange into groups v.
ikili gruplar oluşturmak pairwise v.
(gruplar halinde) bir yere yavaş yavaş hareket etmek migrate v.
gruplar halinde olmayan nongregarious adj.
gruplar halinde olmayan nonsocial adj.
gruplar arası intergroup adj.
gruplar arası interfactional adj.
gruplar halinde olmayan non-social adj.
sekizli gruplar şekilde ilerleyen octaval adj.
sekizli gruplar halinde octuple adj.
beşli gruplar halinde düzenlenmiş pentomic adj.
gruplar halinde in groups adv.
gruplar halinde flockly adv.
büyük gruplar halinde shoalwise adv.
Phrasals
ikili gruplar haline getirilmek double up v.
bir yere küçük gruplar halinde girmek filter in v.
Phrases
ayrı gruplar halinde at a time expr.
Colloquial
tecrübesiz tiyatro oyuncularının gruplar halinde kabaca değerlendirilerek seçildiği giriş sınavı cattle call n.
karşıt/ayrı gruplar us and them expr.
Idioms
insanları/hayvanları büyük gruplar halinde bir yere çekmek bring someone or something out in droves v.
gruplar halinde bir yere çekmek bring out in droves v.
Trade/Economic
biçimsel olmayan gruplar informal groups n.
birkaç kişilik farklı gruplar üzerinde bölümler halinde yapılan tahminlerin birleştirilmesinden elde edilen toplam veya birleşik tahmin composite estimate n.
rekabetçi olmayan gruplar noncompeting groups n.
biçimsel gruplar formal groups n.
kişisel gruplar network n.
kendi kendini yöneten gruplar self-managing teams n.
Law
belirli kişiler veya gruplar için çıkarılan özel kanun private statute n.
aynı yasaların farklı etnik gruplar için farklı uygulanması racial profiling n.
Politics
toplum içindeki değişik gruplar arasında meydana gelen ayrılık communal subversions n.
kamu çıkarlarını koruyan gruplar public-interest groups n.
hassas gruplar vulnerable groups n.
ılımlı muhalif gruplar moderate rebel groups n.
siyahi gruplar arasındaki kavga faction fight [south africa] n.
(özellikle dezavantajlı gruplar olmak üzere) tüm birey ve grupların her türlü faaliyete dahil edilmesi inclusion n.
Insurance
teşhis ilişkili gruplar drg (diagnostic related grouping) abrev.
Technical
alt gruplar subassemblies n.
dörtlü gruplar halinde parçaları olan tetrameral adj.
Computer
kullanıcı ya da gruplar users or groups n.
bildirilecek gruplar groups to notify n.
tüm gruplar all groups n.
kullanılabilir gruplar available groups n.
kullanılabilen gruplar available groups n.
varolan gruplar existing groups n.
ana gruplar master sets n.
tüm gruplar more groups n.
gruplar arasında sayfa sonu page break between groups n.
yalnızca gruplar only groups expr.
Textile
ipliklerin paralel olarak çekildiği ve açıkta kalan ipliklerin gruplar halinde bir araya getirildiği bir dikiş türü hemstitching n.
Construction
soğutucu gruplar cooling groups n.
Medical
teşhis ilişkili gruplar diagnosis-related groups n.
kalp atışlarının dörtlü gruplar halinde olduğu (aritmi) quadrigeminal adj.
Psychology
minimal gruplar minimal groups n.
gruplar arası varyans between-group variance n.
çeşitli etkenlere göre gruplar arasında nispeten istikrarlı bir düzen kurma eğilimi homeostasis n.
Math
seyrek gruplar sporadic groups n.
benzeryapılı gruplar homomorphic groups n.
büyüme fonksiyonu ara büyüklüğe sahip olan gruplar groups of intermediate growth n.
sonlu çoklukta üreteci olan gruplar finitely-generated groups n.
büyüme fonksiyonu üstel fonksiyon derecesinde olan gruplar groups of exponential growth n.
büyüme fonksiyonu polinom derecesinde olan gruplar groups of polynomial growth n.
Statistics
gruplar arası varyans between-groups variance n.
eşleştirilmiş gruplar t-testi paired samples t-test n.
Physics
gruplar teorisi group theory n.
(süpersimetride) gruplar üzerinden yapılan genelleme supergroup n.
Biology
dörtlü gruplar halinde oluşan nokta biçimli bakteri tetracoccus n.
Botanic
abd'nin batısında yetişen, üçlü gruplar halinde çıkan uzun iğneleri ve uzun konileri olan iri bir çam jeffrey's pine n.
abd'nin batısında yetişen, üçlü gruplar halinde çıkan uzun iğneleri ve uzun konileri olan iri bir çam jeffrey pine n.
abd'nin batısında yetişen, üçlü gruplar halinde çıkan uzun iğneleri ve uzun konileri olan iri bir çam truckee pine (pinus jeffreyi) n.
üçlü gruplar halinde üç yaprağı olan triplicate-ternate adj.
üçlü gruplar halinde üç yaprağı olan triternate adj.
birbirine uzak gruplar halinde büyüyen ungregarious adj.
yedili gruplar halinde olan (çiçek yaprağı) heptamerous adj.
sekizli gruplar halinde parçalardan oluşan (bitki) octamerous adj.
(bitki) stamenleri beşli gruplar halinde olan pentadelphous adj.
(stamen) beşli gruplar halinde pentadelphous adj.
yedili gruplar halinde olan (çiçek yaprağı) septenate adj.
gruplar veya kitleler halinde büyümeye meyilli olup neredeyse saf bir meşcere oluşturan (orman ağacı) social adj.
Social Sciences
etnik gruplar arası iletişim interethnic communication n.
eşit sosyal gruplar arasında yapılan evlilik hypergamy n.
(sosyal gruplar, sınıflar veya tabakalar arasında) insan hareketliliği mobility n.
farklı kültürden gruplar arasında yapılan uzun görüşme baraza n.
kooperatif toplulukların küçük gruplar halinde bir arada yaşadığı bir toplum modeli phalansterianism n.
kooperatif toplulukların küçük gruplar halinde bir arada yaşadığı bir toplum modeli phalansterism n.
Education
küçük gruplar sosyolojisi sociology of small groups n.
History
(kanada'da) yerli gruplar ile federal hükümet arasındaki anlaşmalar treaty n.
1917'den 1922'ye kadar rus iç savaşı'nda hükümetlere karşı savaşan silahlı köylü gruplar greens n.
1917'den 1922'ye kadar rus iç savaşı'nda hükümetlere karşı savaşan silahlı köylü gruplar the green army n.
1917'den 1922'ye kadar rus iç savaşı'nda hükümetlere karşı savaşan silahlı köylü gruplar the green armies n.
Religious
ortodoks bir sinagogda kadın ve erkeklerin ayrı gruplar halinde oturmasını sağlayan bölme mechitza n.
(din adamı veya dini gruplar) mal sahibi olan possessionate adj.
(din adamı veya dini gruplar) malik olan possessionate adj.
Environment
türe ait bireylerin gruplar halinde yaşama veya diğer türlerin bireyleri arasına dağılma eğilimi sociability n.
Military
uzun süreli misafir gruplar long-term visitor groups n.
algı yönetimi ya da benzer yaklaşımlar bağlamında, birbirine muhalif bireyler, gruplar, istihbarat sistemleri veya yetkililer tarafından elde edilen veri categories of data n.
Music
(nefesli çalgıyı) ikili gruplar halinde hızlı veya tekrarlanan notalar çalmak için dili hızla hareket ettirerek çalmak double-tongue v.
sekizli gruplar şekilde ilerleyen octaval adj.
Archaic
gruplar arası ilişkiler correspondence n.
(yapılan eylemi ahlak dışı veya uygunsuz kılacak şekilde) birbirine çok yakın insanlar veya gruplar arasında meydana gelen incesttuous adj.
Entomology
abd'nin orta batı eyaletlerinde büyük gruplar halinde hareket ederek tahıllara ve yoncalara zarar veren larvalar army cutworm (chorizagrotis auxiliaris) n.
Modern Slang
alternatif gruplar alternafolk n.