have at - Turco Inglés Diccionario

have at

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "have at" en diccionario turco inglés : 9 resultado(s)

Inglés Turco
Colloquial
have at v. vurmak
have at v. dövmek
have at v. dövüşmek
have at v. kavgaya tutuşmak
have at v. girişmek/kalkışmak
have at v. kolları sıvamak
have at v. saldırmak
have at v. kapışmak
have at v. istekle/şevkle yapmak

Significados de "have at" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
have a bash at something v. teşebbüs etmek
have a gander at v. bakmak
have a stab at v. denemek
have something at one's fingertips v. girdisini çıktısını bilmek
have something at one's fingertips v. bir şeyi çok iyi bilmek
have a stab at v. kalkışmak
have a look at v. gözden geçirmek
have a fling at v. bir şey yapmayı denemek
have a dig at somebody v. taş atmak
have a bash at something v. bir denemek
have something at one's fingertips v. bir şey elinin altında bulunmak
have many projects going at once v. bin tarakta bezi olmak
have a bash at something v. el atmak
have a go at v. denemek
have a shy at v. tecrübe etmek
have a shy at v. denemek
have a bash at v. el atmak
have (someone) at one's mercy v. gagasından yakalamak
have two spouses at the same time v. aynı anda iki eşe birden sahip olmak
have a good look at v. iyice/dikkatlice bakmak
have a short day at work v. erken paydos etmek
have at one's retinue v. tutmak
have at vantage v. avantajlı olmak
have at one's retinue v. saklamak
have at one's retinue v. sabitleyici olarak kullanmak
have a go at it v. cinsel ilişkiye girmek
Phrasals
have at someone v. birine vurmak
have at someone v. birine girişmek
have at someone v. biriyle kavgaya tutuşmak
have at someone v. biriyle dövüşmek
have at someone v. birine saldırmak
have at someone v. biriyle kapışmak
Phrases
the person you have called can not be reached at the moment please try again later expr. aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor lütfen daha sonra tekrar deneyiniz
Proverb
tis better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de yitirmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan daha iyidir
it is better to have loved and lost than never to have lost at all sevip de kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir
it is better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de kaybetmek sevmemiş olmaktan iyidir
it is better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de kaybetmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan iyidir
Colloquial
have at (something) v. (yemek gibi bir şeyi) kapışmak
have at (something) v. (bir şeyi) denemek
have at (someone or something) v. (biriyle) dövüşmek
have at (someone or something) v. (birine veya bir şeye) saldırmak
have at (something) v. (bir şeyi yapmaya) kolları sıvamak
have at (something) v. (bir şeyi) istekle/şevkle yapmak
have at (someone or something) v. (biriyle) kavgaya tutuşmak
have at (someone or something) v. (birini) dövmek
have at (something) v. (yemek gibi bir şeye) saldırmak
have at (someone or something) v. (birine veya bir şeye) vurmak
have at (something) v. (bir şeyi yapmaya) girişmek/kalkışmak/koyulmak
have at (something) v. (bir şeye) girişmek
at least I have a job expr. en azından bir işim var
I have too much at stake expr. kaybedecek çok şeyim var
have at it expr. kolları sıva
have at it expr. hadi başla
have at it expr. başla
have at it expr. (yemeğe) yumul
have at it expr. git başla
have at it expr. işe koyul marş
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. kötü söz söyleyeceğine sus/hiç konuşma daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer söyleyecek güzel bir şeyin yoksa ağzını hiç açma daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer kötü konuşacaksan sus daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer ağzından kötü sözler çıkacaksa ağzını hiç açma/sus daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. kötü sözler/şeyler söyleyeceksen sus
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer iyi bir şey söylemeyeceksen hiçbir şey söyleme daha iyi
Idioms
have something at one's fingertips v. avucunun içi gibi bilmek
have something at one's hand v. elinin altında olmak
have something at one's fingertips v. elinin altında olmak
have a friend at court v. çok yüksek yerlerde adamı olmak
have at one's fingertips v. çok iyi bilmek
have at one's fingertips v. işin ustası olmak
have at one's fingertips v. en ince ayrıntısına kadar bilmek
have at one's fingertips v. ıcığını cıcığını bilmek
have at one's fingertips v. içini dışını bilmek
have a crack at v. riske girmek
have a whack at v. sırası gelmek
have a crack at v. son bir deneme yapmak
have a whack at v. son bir girişimde bulunmak
have a whack at v. son bir deneme yapmak
have a crack at v. son bir girişimde bulunmak
have a whack at v. riske girmek
have a crack at v. sırası gelmek
have something at one's fingertips v. çok bilgili olmak
have something at one's fingertips v. bir şeyi çok iyi yapabilmek
have something at one's fingertips v. çok iyi becerebilmek
have something at one's fingertips v. çok iyi bilmek
have a stab at something v. girişimde bulunmak
have a stab at something v. denemek
have a stab at something v. yeni veya farklı bir şey denemek
have a go at someone v. birisine saldırmak
have a go at someone v. birisini azarlamak
have a go at someone v. birisini eleştirmek
have a shot at someone v. birisini eleştirmek
have a shot at something v. bir şeyi denemek
have a stab at v. ilk kez denemek
have the world at one’s feet v. popülerlik kazanmak
have the world at one’s feet v. çok başarılı olmak
have someone's best interest at heart v. (bir karar verirken) birinin iyiliğini/çıkarını düşünmek
have a crack at something v. şansını denemek
have something at the back of someone's mind v. aklının bir köşesinde bulundurmak
have something at the back of someone's mind v. aklının köşesinde bulundurmak
have someone's best interests at heart v. (bir karar verirken) birinin iyiliğini/çıkarını düşünmek
have a go at doing something v. hele bir denemek/başlamak
have something at one's fingertips v. ne olduğunu bilmek
have at heart v. yürekten arzulamak
have at one's fingers' ends v. içini dışını bilmek
have (the) first crack at (something) v. (bir şeyde) ilk fırsatı yakalamak
have (the) first crack at (something) v. (bir şeyde) ilk sırada yer almak
have (the) first crack at (something) v. (bir şeyde) önceliği olmak
have a pop at (something) [uk] v. (bir şeyi) denemek
have the ball at (one's) feet v. top (birinde) olmak
have a jab at (someone or something) v. (biriyle veya bir şeyle) dalga geçmek
have a lash at (something) v. (bir şeyi yapmaya) ilk kez teşebbüs etmek
have a pop at (someone or something) [uk] v. (birine veya bir şeye) patlatmak
have (the) first crack at (something) v. (bir şeyi yapmada) ilk fırsatı elde etmek
have a jab at (someone or something) v. (birine) laf sokmak
have the ball at (one's) feet v. bir işi yapmak için en uygun konumda olmak
have a pop at (someone or something) [uk] v. (birine veya bir şeye) yumruk atmak/indirmek/sallamak
have a pop at (someone) [uk] v. kararını onaylamamak
have the ball at (one's) feet v. top ayağına gelmek
have a jab at (someone or something) v. (biriyle) kinayeli konuşmak
have (something) at heart v. (bir şeye) canı kadar değer vermek
have a pop at (something) [uk] v. (bir şeyi yapmaya) girişmek/kalkışmak
have a pop at (someone or something) [uk] v. (birine veya bir şeye) vurmak
have (something) at heart v. (bir şeyle) içten/candan/gönülden ilgilenmek
have a lash at (something) v. (bir şeyi yapmaya) ilk kez girişmek/kalkışmak
have (the) first crack at (something) v. (bir şeyi yapmak için) ilk şansı elde etmek
have a pop at (something) [uk] v. (bir şeyi yapmaya) kolları sıvamak
have a jab at (someone or something) v. (birine) kırıcı sözler söylemek
have (something) at heart v. (bir şeyi) yürekten istemek/arzulamak
have the ball at (one's) feet v. (birinin) başarı şansı yüksek olmak
have a jab at (someone or something) v. (biriyle veya bir şeyle) alay etmek
have a smack at (something) [uk] v. (bir şeyi yapmaya) girişmek/kalkışmak
have a jab at (someone or something) v. (birini) eleştirmek
have a pop at (someone or something) [uk] v. (birine veya bir şeye) geçirmek
have the ball at (one's) feet v. kontrol (birinde) olmak
have (the) first crack at (something) v. (bir şeyi yapmada) önceliği olmak
have a smack at (something) [uk] v. (bir şeyi) denemek
have a smack at (something) [uk] v. (bir şeyi yapmaya) teşebbüs etmek
have a pop at (someone) [uk] v. (birini) eleştirmek
have a lash at (something) v. (bir şeyi) ilk kez denemek
have a jab at (someone or something) v. (birine) iğneli sözler söylemek
have a punt at [australia/new zealand] v. (bir şeye) çabalamak
have a punt at [australia/new zealand] v. (bir şeyi) yapmaya çaba göstermek
have a punt at [australia/new zealand] v. (bir şeyi) denemek
have the ball at (one's) feet v. kontrol (birinde) olmak
have the ball at (one's) feet v. (birinin) başarı şansı yüksek olmak
have the ball at (one's) feet v. top (birinde) olmak
have the ball at (one's) feet v. bir işi yapmak için en uygun konumda olmak
have the ball at (one's) feet v. top ayağına gelmek
have the wind at your back v. rüzgarı arkasına almak
have the ball at one's feet v. bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak